Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gökçe Gökçen: Kadın özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bayraklı Belediyesi’nin düzenlediği “Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm” panelinde; “8 Mart bir mücadele günüdür. Bize emeğin sömürüsüne, eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı kadının yaktığı mücadele ateşi hala yanıyor. Bugün halen kadınlar düşük ücretle çalışıyor, şiddete uğruyor ve kamusal alanlarda var olma mücadelesi veriyor. Bu tablo, eşitsizliği yeniden üreten toplumsal düzenin sonucudur. Ama biz eşitliği sınıfsal ve toplumsal bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadın özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz, kadın eşit yurttaş olmadan Cumhuriyet eksik kalır” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bayraklı Belediyesi’nin düzenlediği “Kadın Emeği ve

(İZMİR) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Bayraklı Belediyesi’nin düzenlediği “Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm” panelinde; “8 Mart bir mücadele günüdür. Bize emeğin sömürüsüne, eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı kadının yaktığı mücadele ateşi hala yanıyor. Bugün halen kadınlar düşük ücretle çalışıyor, şiddete uğruyor ve kamusal alanlarda var olma mücadelesi veriyor. Bu tablo, eşitsizliği yeniden üreten toplumsal düzenin sonucudur. Ama biz eşitliği sınıfsal ve toplumsal bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadın özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz, kadın eşit yurttaş olmadan Cumhuriyet eksik kalır” dedi.

Bayraklı Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında “Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm” paneli düzenledi. Moderatörlüğünü ÇYDD İzmir Şubesi Başkanı Aslı Balcı Tamtürk’ün üstlendiği panele, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ile KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya konuşmacı olarak katıldı.

“Kadın güçlenirse toplum dönüşür”

Programın açılış konuşmasını yapan Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “8 Mart bir mücadele günüdür. Bize emeğin sömürüsüne, eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı kadının yaktığı mücadele ateşi hala yanıyor. Kadının emeği bugüne kadar yok sayıldı. Bugün halen kadınlar düşük ücretle çalışıyor, şiddete uğruyor ve kamusal alanlarda var olma mücadelesi veriyor. Bu tablo, eşitsizliği yeniden üreten toplumsal düzenin sonucudur. Ama biz eşitliği sınıfsal ve toplumsal bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadın özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz, kadın eşit yurttaş olmadan Cumhuriyet eksik kalır. Bu yüzyıl kadınların ve gençlerin yüzyılı olacaktır. Biz biliyoruz ki kadın güçlenirse aile, aile güçlenirse toplum güçlenir. Kadın güçlenirse toplum dönüşür” dedi.

”Kağıt üzerinde olan birçok hak yaşamda karşılığını bulamıyor”

Mevcut sistemde kadının yerini değerlendiren Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Derya, şunları söyledi:

“Dünya şu anda korkunç bir şekilde otokratik liderler tarafından yönetiliyor. Bunların ortak özellikleri dini referanslara yaslanan, kadın düşmanı politikalarını ortaya koyan bakıcı rejimler olduğunu görüyoruz. Sabah Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerini gördüm. Anne olan kadınların yüzde 39,6’sının doğum yaptıktan 6 ay sonra iş bırakmak zorunda kaldığı, bu oranın süre geçtikçe daha da arttığı görülüyor. Bunun sebebi kadın emeğinin çok ucuz olması ve çocuk bakımını masraflı ve meşakatli olması. Ücret karşılığı çalışan bir kadının aile bütçesine katkısı 80 bin liraları buluyor ama bu görülmüyor. Sanki biz ev işleri yapmak için dünyaya gelmişiz gibi görünüyor. Şu anda yılda 2.7 trilyon dolar askeri harcamalara gidiyor. Bunların 10’da biri bile eşitlik politikalarına ayrılmıyor. Bu da ne kadar militarist ve ataerkil düzende olduğumuzu gösteriyor. Aslında kağıt üzerinde olan birçok hak yaşamda karşılığını bulamıyor.”

“Ev içi emeğin bir şekilde sosyal sigortaya dahil edilmesi gerekiyor”

Kadınların ev içindeki görülmeyen emeğinin de güvenceye alınması gerektiğini kaydeden Derya, “Ev içi emeğin bir şekilde sosyal sigortaya dahil edilmesi gerekiyor. Ama bu, kadını iş hayatından koparacak şekilde olması gerekiyor. Kadının bakım yükünü azaltacak kurumların kurulması gerekiyor. Kadınların ihtiyaç duyduğu danışmanlık hizmeti verilmesi, kadın istihdamının kadınları esnek ve güvencesiz çalışma koşullarından kurtarması gerekiyor. Bütün bunların feminist perspektiften bütçelere yansıması gerekir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe politikalarının olması gerekiyor. Büyük para babalarına transfer edilen kaynakların durdurulup bize yönlendirilmesi gerekir” şeklinde konuştu.

“Ekonomik özgürlüğün olmazsa seni koruyacak şeylere erişemiyorsun”

Kadınların adalete erişiminin önündeki engellerden birinin ekonomik özgürlük olduğunu kaybeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen, şu ifadeleri kullandı:

“Bazı şeylerin çözümü zor gibi görünse de kolay. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği gece içimizde şu vardı: Kanla, mücadeleyle yazılmış bir sözleşme. İnsanca bir yaşamın üzerine kurulmuş bir sözleşme. Kadına yönelik şiddeti ve ev içi şiddeti önlemek için hazırlanmış bir metindi. Bu metin önemliydi. Bütün kadınlar en azından bir kez tacize ya da şiddete maruz kaldık. Hepimiz evde verdiğimiz emeğin, erkeğin emeği kadar değer görmediğini gördük. İş yaşamında da öyle. Bir erkeğin 5 katı çalışmadan kendimizi gösteremedik. Burada konu basit. Ekonomik özgürlüğün olmazsa seni koruyacak şeylere erişemiyorsun. Avukat tutamazsın mesela. Hadi kendin dayandın. Kızına yöneliyor taciz, onu korumak istiyorsun ve kızınla birlikte öldürülüyorsun. İntihar diyorlar. “

“Siyasi tercihin sonucudur”

Eril cinayete kurban giden Nilay isimli bir kadının hikayesine değinen Gökçen, “26 Ekim’de Ekrem İmamoğlu’nun casusluk davası görülecekti. Çağlayan adliyesinde halk toplandı. İki katı kadar da polis vardı. O kadar polis vardı ama iki sokak ötede Nilay’ı bu adam katlediyor. Dört gün önce koruma kararı için başvurmuş Nilay. Bütçe mi yoktu? Bu bir siyasi tercihin sonucudur” diye konuştu.

“Emek mücadelesinde kadınların yer alması çok önemli”

Kadınların hayatın her alanında örgütlenmesi gerektiğinin altını çizen Gökçen, sosyal devlet vurgusu da yaparak şunları söyledi:

“Her alanda farklı fırsatlar var ve farklı dayanışma yöntemleri ortaya koyabiliriz. Şiddete karşı, emekle ilgili ve siyasi örgütlenmeleri hayata geçirmeliyiz. Emek mücadelesinde şu anda Türkiye’de biraz daha zor konuşuyoruz. Çünkü sendikaların gücü azaldı. Ayrıca dünya konjonktüründe sosyal devlet hedef alınıyor. Bu olunca sendikalar da hedef alınıyor. Emek mücadelesinde kadınların yer alması çok önemli. Siyasette… Kadınların kendilerine ait fikir paylaşma ve tartışma alanı olması gerektiğine inanıyorum. Kadınların sadece sayısal olarak temsilde eşitliğinin değil, sözünün de değerinin eşit olması için mücadele etmemiz gerekiyor. Bunların hepsi birbirini etkileyen zincirin halkaları gibi. Bir taraf boş kalırsa diğerini tamamlamak mümkün değili.

“Belediyeler sadece yol yapsın isteniyor”

Belediyeler sadece yol yapsın isteniyor. Çünkü belediye kreş yaparsa kadınlara destek olur ve çalışma hayatına katılımına katkı sağlar. Yaşlı bakım hizmeti verirse, kadının yükünü alıp devlete yükler. Aileye baktığınızda kadına yüklenen bir şey var. Sosyal devlet yokluğundan oraya yöneltme var. Sınıfsal mücadele, emek mücadelesi ve sosyal devlet mücadelesi olmak zorunda.”

“Hepimizin yaşadığı şey aynı”

Kadınların ortak sorunları olduğunu ve dayanışmaya sahip çıkılması gerektiğinin altını çizen Gökçen, “Dikkatli olmamız gereken iki şey var. Birincisi erkeklerin kadın dayanışmasını bölme çabası, ikincis de iktidarın kadınlar arasındaki dayanışmayı bölme çabası. Mesela ramazan ayındayız. Herkesin birbirine saygısı vardır. Ama özellikle çocuklar üzerinden, laikliği kaşıyarak bir şey yapmaya çalışıyorlar. Yıllardır Meclis’te kadın temsili konuşulduğunda AK Partili kadın vekiller ‘Başörtülüleri siyasete Erdoğan soktu’ diyorlar. Ondan önce kadın hakkı yoktu sanki. Biz hepimiz kıyafetler üzerinde yargılanıyoruz. Eteğimizle, şortumuzla yargılanıyoruz. Aslında hepimizin yaşadığı şey aynı. Bunu yapıyorlar işte. Aramızda ayrılık çıkarıyorlar. Ortak dayanışma göstermeliyiz” dedi.

“Birbirimizden öğrendikçe kol kola mücadele edeceğiz”

Birliktelik mesajı veren Gökçen, “Bugünlerde çok acı olaylar yaşıyoruz. Bu ülkenin geldiği durum artık aynı isimde iki kadının aynı gün ölmesi noktası. O yüzden üzerine düşünülmesi gereken çok şey var. Bunu yaparken neyin yanlış gittiğini ve neyin doğru olacağını düşünmeliyiz. Yoksa sadece yaşananlara üzülen bir yığın topluluk oluruz. Ama biz çok daha fazlasıyız. İnanıyorum ki biz birbirimize baktıkça, birbirimizden öğrendikçe kol kola mücadele edeceğiz. Şu ankinden çok daha güzel günler yaşayacağız ve güzel günler inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.