Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kabinede değişiklik… Erkan Baş: “Bu, iktidarın korku üzerine yönetilen bir ülke hayalinin bir parçasıdır”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Bu basit bir kabine değişikliği değil. Bu nasıl bir ülke olacağız sorusuna iktidarın verdiği yanıtlardan birisidir. Bu, iktidarın korku üzerine yönetilen bir ülke hayalinin bir parçasıdır. Bunlar bu ülkeyi korkutarak yönetmeye karar vermişler. İktidar açısından bir sorun var; biz korkmuyoruz, korkmayacağız” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, "Bu basit

(TBMM) – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Bu, basit bir kabine değişikliği değil. Bu nasıl bir ülke olacağız sorusuna iktidarın verdiği yanıtlardan birisidir. Bu, iktidarın korku üzerine yönetilen bir ülke hayalinin bir parçasıdır. Bunlar bu ülkeyi korkutarak yönetmeye karar vermişler. İktidar açısından bir sorun var; biz korkmuyoruz, korkmayacağız” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Yılmaz Tunç’un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na, Ali Yerlikaya’nın yerine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin de İçişleri Bakanlığı’na atanmasına tepki gösterdi.

Baş, şu ifadelere yer verdi:

“Vatandaş adına şunu soruyoruz; bu iki arkadaş ne suç işlediler de affedilmek istiyorlar? Bir insan hata yapabilir, eksik yapabilir, yönetim anlayışı uyuşmayabilir ve bu nedenle istifa edebilir, görevden alınabilir. Ama bunların her birisi birer sorumluluğa işaret eder. Türkiye’deki sistem ise şu hale gelmiş durumda; ekonomi batıyor, kimse sorumlu değil, hukuk çöküyor kimse suçlu değil. Gerçekten çok zarif bir rejim vari herkes affını istiyor. Bu zerafete falan kimsenin inanmadığını düşünüyorum. Bu dil sorumluluktan kaçma dilidir. Bu basit bir kabine değişikliği değil. Bu nasıl bir ülke olacağız sorusuna iktidarın verdiği yanıtlardan birisidir. Bu arkadaşlar iktidarın korku üzerine yönetilen bir ülke hayalinin bir parçasıdır. Bunlar bu ülkeyi korkutarak yönetmeye karar vermişler. İktidar açısından bir sorun var; biz korkmuyoruz, korkmayacağız da. Bu ülkeyi korkutarak yönetmeye kalkanlar bilsin biz korkmayacağız.”

Parlamenter sistemde seçim takvimi belli olduktan sonra Adalet, İçişleri Bakanlarının istifa ettiğini hatırlatan Baş, “Bu bir lütuf değil, hukukun gerektirdiği bir şeydi. Bugün ise tam tersi. Belli ki yavaş yavaş seçim hazırlıkları başlamış o yüzden mümkün olan en partizan isimler Adalet ve İçişleri Bakanlığı’na atanıyor. Tayyip Erdoğan’ın daha düşündüğü şeyi hayata geçirecek isimler yerleştirilecek. Bizden de buna saygı duymamız bekleniyorsa kusura bakmayın” diye konuştu.

“Bu bir ödüldür ve devletin içindekilere bir mesajdır”

Baş, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı bu atamayla ‘Akın Gürlek tarafından yürütülen siyasi içerikli davaların hepsi benimdir’ demiş oldu. Tayyip Erdoğan ’emri ben vermiştim’ diyor. Bu açık bir ilandır. Bu bir ödüldür ve devletin içindekilere bir mesajdır. Mesaj şudur; muhalefeti, hukuku ezen yükselir. Önümüzdeki dönemin en kritik işaretlerinden biri budur. Bu Akın Gürlek, HSK’nın da başkanı olacak. Yani Türkiye’nin dört bir yanındaki savcıların, hakimlerin görev yerlerini, atamalarını, yükselmelerini belirleme yetkisi alacak.

AİHM, AYM kararlarını, asgari hukuk normlarını ayaklar altına alan bir isim Adalet Bakanı oluyorsa Zekeriya Öz’ün hayallerini Akın Gürlek hayata geçirdi diyelim. Bu bir ‘durmayacağız, devam edeceğiz’ ilanıdır. Mansur Yavaş’ın hakkındaki iddiaların daha fazla konuşulduğu dönemde tam CHP ile ilgili kayyum iddialarının İstinaf Mahkemesinde yeniden görüşüleceği bir aşamada, Akın Gürlek Adalet Bakanı oluyor. Dolayısıyla herkes hazır olsun, böyle bir savaş ilanı verildi. Bu bir itiraftır. O yüzden bu atamadan bu yönüyle memnuniyetsiz değilim. Parmak izine gerek yok, adamın kendisi direkt burada davanın siyasi olduğunun itirafıdır. Bu aynı zamanda bir hukuki kalkan arayışıdır. Çünkü son yapılan anayasa değişikliği düzenlemesi ile beraber bir bakanın yargılanabilmesi için 301 milletvekilinin önerge vermesi, 360 milletvekilinin soruşturma açması ve 400 milletvekilinin yüce divana göndermesi gerekiyor. Yani Akın Gürlek demiş ki ‘ben daha fazlasını yaparım ama Allah göstermesin siz iktidardan düşerseniz bunların hesabını sorarlarsa ne yapacağım’. İktidarı kaybetseler bile yargılatmayacak bir adım attıklarını düşünüyorum.”