Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İzmir’de “Gerçekleri bilmeye hakkınız var” paneli… CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek’ten iktidara: Günü geldiğinde hepsinin hesabını soracağız

CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, yargılamalarda “hukuksuzluklara” işaret ederek, “Bunların hepsinin birer hukuksuzluk olduğunu dile getirirken onlar farkında değil, biz söyleyince farkına varacaklar diye söylemiyoruz. Biz bunların hepsini not ediyoruz. Günü geldiğinde yazdığımız yerden hepsinin hesabını soracağız” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, yargılamalarda "hukuksuzluklara" işaret ederek, “Bunların

(İZMİR) – CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, yargılamalarda “hukuksuzluklara” işaret ederek, “Bunların hepsinin birer hukuksuzluk olduğunu dile getirirken onlar farkında değil, biz söyleyince farkına varacaklar diye söylemiyoruz. Biz bunların hepsini not ediyoruz. Günü geldiğinde yazdığımız yerden hepsinin hesabını soracağız” dedi.

CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından “Gerçekleri Bilmeye Hakkınız Var” başlıklı hukuk paneli düzenlendi.

Moderatörlüğünü Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz’ın yaptığı panele; CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek ve CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın konuşmacı olarak katıldı.

Güç: “Yapılanlar, siyaseti dizayn etme girişimidir”

Panelin açılış konuşmasını yapan CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, hukukun siyasallaştığını belirterek, şunları söyledi:

“Bugün hukuk devleti mi yoksa talimat devleti mi, tartışır hale geldik. Bugün burada hukukun askıya alınmasına, millet iradesinin gasbedilmesine karşı bir duruş sergilemek için bir araya geldik. CHP’li belediye başkanlarımıza yönelik girişimlere baktığımızda görüyoruz ki yapılanlar bir soruşturma ya da hukuk süreci deği, yapılanlar, siyaseti dizayn etme girişimidir. Biz buna susmayacağız. Hukuk siyasi bir araç değildir. Zayıfı güçlüye, seçilmişi talimata karşı korumak, milletin iradesini sarayın iradesine karşı savunmaktır. Bugün yaşadığımız da budur. Talimat devleti yaratılmak istenmektedir. Mesele, Ekrem Başkan, Mansur Başkan ya da CHP meselesi değildir. Mesele, halkın sandıkta verdiği yetkinin yargı eliyle geri alınmak istenmesidir. İstanbul’da büyük bir irade, İzmir’de güçlü bir mücadele var. Bir korku ikimi oluşturmak istiyorlar. Bu korku, sindirme siyaseti CHP’de işlemez. Biz, halkımızla inatlaşmayız, halkımızı umursamamazlığa mahkum etmeyiz. Bu memleketin neye ihtiyacı varsa onu yaparız. Biliyoruz ki halkıyla inatlaşan iktidar uzun süre ayakta kalamaz.“

“Bu ülke karanlığa teslim olmayacak”

Güç, “Milletin sabrını tükettiler, ekonomiyi tükettiler şimdi de adaleti bitirmek istiyorlar. Ama bu milletin feraseti vardır, o feraset günü geldiğinde sandıkta cevabını verecektir. Bu ülke karanlığa teslim olmayacak, bu millet iradesine sahip çıkacak. Bu ülkeyi yeniden hukuk devleti yapacağız, adaleti yeniden tesis edeceğiz. Çünkü biz iktidar olmak için adaleti yeniden sağlamak için yola çıktık” dedi.

Aydın: “Bir faşist sivil darbe girişimi yaşıyor”

Murat Aydın da “Yaşadığımız sürecin doğru tanımlanması lazım. Türkiye, iki yıla yakın zamandır açık bir şekilde bir faşist sivil darbe girişimi yaşıyor. Bu darbe girişimi, hukuk başta olmak üzere devletin bürokratik mekanizmaları eliyle icra edilmeye çalışılıyor. Toplumun her alanına dokunan ama kişileri hedefleyen bir yöntem uygulanıyor. Biz bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Bir kişinin sırtına yargıç cübbesi giydirmekle yargıç olunmaz, mahkeme salonuna tabela asmakla mahkeme olmaz. Arkamdaki insanlar hakkındaki hiçbir karar mahkeme kararı değildir. Bu kararları verenlerin hiçbiri yargıç değildir. Ne hukukla ne de adaletle bir bağı yoktur. Bir mahkemenin hukuk ve yasayla bağı kopmuşsa onu mahkeme olarak tanımlayamayız artık” ifadelerini kullandı.

“Hukuksuzluğa karşı mücadeleyi de hukukla yapmak zorundayız”

Tunç Soyer’in yargılanma sürecine değinen Aydın, şöyle konuştu:

“Mahkemeye gittik, mahkeme bize ‘Duruşmaya çıkmayacaksınız, duruşmaya çıkmışsınız gibi yapacağız. Mahkeme tutanağı ifadelerinizi yazacağız. Mahkeme hakimi bunları okuyup karar verecek ve sizin yüzünüze okumuş gibi açıklanacak’ dedi. Olmayan hakimi var gibi gösteren bir mahkemeyle karşı karşıyayız. Ben bu mahkemeye mahkeme diyemem. Burada bir dava yok. Bu salondaki herkes tehdit altında ülkemizdeki herkes gibi. Sanıyoruz ki karşımızda hukuk uygulayan bir parça var. Bilelim ki bu yok. Hukuksuzluğa karşı mücadeleyi de hukukla yapmak zorundayız. Mahkemelerde saatlerce direnmek. Hukuk önünde hukuk araçlarıyla mücadele edeceğiz. Ama bu mücadeleyi toplumsal hafızaya yerleştiremezsek, siyasallaştıramazsak başarı şansımız düşük.”

Aydın: “Teknik anlamda içi en boş yargılamalarla karşı karşıyayız”

İstanbul ve İzmir’de devam eden davalardaki hakim değişikliklerine dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:

“Hem İstanbul hem de İzmir’de ortada suç olarak sayılabilecek tek bir şey yok. Benim hayatımda gördüğüm teknik anlamda içi en boş yargılamalarla karşı karşıyayız. Savunma argümanı bulmakta bile zorlanıyoruz. Bu durum, belediye başkanlarımızı, il başkanlarımızı içeri çekiyor. Bir de milletvekillerimiz ya da diğer belediye başkanlarımızı tüketiyor. Bu noktada örgütün kademeye girmesi lazım. Sayın vekiller mahkemelerdeyken örgütün sahada olması lazım. ‘Milletvekilleri sahada değil’ deniliyor. Daha ne kadar sahada olacaklar. Bu koşullarda başka ne yapacaklar! Vekil olmadığında örgüt olacak.

“Üyeler mahkemeler ve cezaevleri yoluyla yıpratılmak isteniyor”

Kooperatif soruşturmasında 2 yıla yakın süre boyunca soruşturmayı yürüttüler ve bir şey bulamadılar. Olmayan bir şeyi bulamazsınız. 1 Temmuz günü 147 arkadaşımızı gözaltına aldılar ve 52’sini tutukladılar. Üç dava açtılar, iki tanesi asliye ceza mahkemesinde. Bu mahkemeler, sanıkları tahliye ettiler. Bu arkadaşları bir hafta sonra ağır cezaya gönderdiler. Bu bir sürgündür. Şenol Aslanoğlu ve Tunç Soyer’in dosyasına bakan heyet adli tatildeydi ve geçici heyet verildi. HSK 23’üncü Ağır Ceza’ya bir heyet daha atadı ve ikiye böldü. Biz ilk duruşmaya yeni bir mahkeme başkanıyla çıktık. Sonraki duruşmalarda mahkeme döke döke tahliye edecek anladık. 3. duruşmada mahkeme hakimlerinden tahliye yönünde oy kullandı. Bir sonraki duruşmada o hakim yoktu. Siyasi suçlamalarla CHP’liler önce kendi içinde sonra kamuoyuna karşı parçalanmaya çalışılıyor. Üyeler, mahkemeler ve cezaevleri yoluyla yıpratılmak isteniyor. Buna karşı duracak örgütlü gücümüz var. Bu örgütlü gücü harekete geçirebilme kabiliyeti hepimizde var.”

Gökçek: “Günü geldiğinde hepsinin hesabını soracağız”

Panel konuşmacılarından İstanbul Milletvekili Gökçek de “Sistemli olarak sevdiklerinden uzaklaştırılan insanlar var. Bir operasyon oluyor ‘28 kişi hakkında gözaltı kararı, 24’ü tutuklandı’ deniliyor. Bunların hepsi insanlar. Bu kişilerin aileleri var. Sabaha karşı polis evinize geliyor hemen elinizdeki telefonunuzu alıyor, yanınızda aileden birisi varsa onun da telefonunu alıyorlar. Bunların hepsinin birer hukuksuzluk olduğunu dile getirirken onlar farkında değil, biz söyleyince farkına varacaklar diye söylemiyoruz. Biz bunların hepsini not ediyoruz. Günü geldiğinde yazdığımız yerden hepsinin hesabını soracağız. Yaşadığımızın hukuki bir süreç olmadığını bilerek sokağa çıkmanızı istiyoruz. Bizim arkadaşlarımızın alnı ak” dedi.

“Sonunda biz başarıya ulaşacağız”

Davalardaki hakim ve savcı değişikliklerine işaret eden Gökçek, şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar tesadüfen olan şeyler değil. ‘Ahmak davası’nın hakiminin ‘Bana baskı yapsalar da ben hukukun gerekenini yaparım’ gibi bir şey söylediği iddiası gündeme geldi. Adamı zamanı gelmemesine ya da talebi olmamasına rağmen Samsun’a atadılar. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde ihaleye fesat karıştırma yargılaması vardı. Yaklaşık 4 yıl sürdü, 6 ayda bitecek davaydı. Savcılık mütalaa vermedi bir türlü. Hakim ‘Mütalaanı ver’ dedi diye Diyarbakır’a atadılar. Gelen hakim savcı mütalaayı vermeyince mütalaayı almadan beraat kararı verdiği için onu da Maraş’a gönderdiler. Akın Gürlek’e hakaret davası. Bir hakim ‘bence tüm suçlardan beraat etmeli’ dedi. 16 Temmuz’da ağır ceza mahkemesinden iş mahkemesine gönderildi. Bir bilirkişi vardı. Bir şekilde Ekrem İmamoğlu’nun dosyalarına atanan bilirkişi. Ekrem İmamoğlu bunu söyleyince Ekrem İmamoğlu’na dava açıldı. Bu bilirkişi de ‘Ben hukuku uygularım’ dedi ve asliye ceza hakimi olarak atandı. Diploma davasında hakim üniversiteye YÖK’e ve İstanbul Üniversitesi’ne yazı yazıp hangi gerekçeyle iptal edildiğini sordu. O hakimi gönderdiler. Sonraki duruşmaya nöbetçi baktı. Biz yürütmeyi durdurmayı istedik diploma iptaline karşı, o nöbetçi yürütmeyi durdurmanın iptal kararını verdi. Yeni atanan heyet, 31 yıllık diplomayı iptal etme kararı verdi. Davalarda iddianame yazan bütün savcılar bir şekilde başsavcı vekili oldular. Biri de bakan yardımcısı oldu. Bunlar olurken ‘Biz yargılamalar siyasi’ denince biri çıkıp ‘yargıya müdahale etmeyin’ diyecek bize. Yok öyle. Geldiğimiz noktada milletvekilleri olarak bizlerin cezaevlerine girmemiz dahi engellenmek isteniyor. 100 yıl önce burada insanlar sanatla ilgili yapı inşa ediyormuş bugün iktidar dünyanın en büyük duruşma salonunu yapmakla övünüyorlar. Silivri’de 2 bin 500 kişilik duruşma salonu yapıyorlar. Nasıl ki Silivri FETÖ’nün bir anıtı olarak kaldıysa o yapacakları duruşma salonu da bir utanç müzesi olarak orada kalacak. Bu yalanları çökertmek hepimize düşüyor. Belki bir yıl daha zor geçecek ama sonunda biz başarıya ulaşacağız. Bundan emin olun, sadece gün sayın.”

Panelist olarak katılması beklenen CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ise kayınpederinin vefatı nedeniyle panele katılamadı.

Etkinliğe CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün yanı sıra; CHP İzmir Milletvekili Deniz yücel, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir ve İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu da katıldı.

Panelin gerçekleştirildiği Elhambra Salonu girişine ise tutuklu belediye başkanlarının fotoğrafları yerleştirildi.