Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İzmir’de CHP’li kadınlardan 25 Kasım yürüyüşü… “Kadının özgür olmadığı yerde erkekler de özgür değildir”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İzmir’de CHP İzmir İl Kadın Kolları tarafından yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında

(İZMİR) – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İzmir’de CHP İzmir İl Kadın Kolları tarafından yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi.

CHP’li kadınlar İzmir İl başkanlığı binası önünde toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yürüşe CHP İzmir İl Başkanvekili Murat Aydın, CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay ile çok sayıda kadın katıldı.

“Direnişimiz birbirimize mirastır” yazılı pankart açan grup yürüyüş boyunca, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Geceleri de sokakları da, alanları da terk etmiyoruz” sloganları attı. CHP’li kadınlar yürüyüşün ardından bir süre Cumhuriyet Meydanı’nda oturma eylemi yaptı.

İl Başkanvekili Aydın: Kadının özgürlük mücadelesi bütün toplumun mücadelesidir

Yaşamlarını yitiren kadınların da isimlerinin sayıldığı eylemde basın açıklaması öncesinde konuşan CHP İzmir İl Başkanvekili Murat Aydın, kadınların mücadelesinin erkeklerin de mücadelesi olduğunu ve kadının özgür olmadığı yerde erkeklerin de özgür olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Bugün 25 Kasım. Bugün kadına karşı şiddetle mücadele günü. Bir anma günü… Ama bir yas günü değil; bugün mücadeleyi yeniden ateşleme günü. Kadın cinayetleri politiktir. Çünkü kadını bir birey olarak değil; bir eş, bir kardeş, bir namus nesnesi olarak görenler kadın cinayetlerinin sebebidir. Kadın cinayetleri politiktir. Çünkü kadının ne giyeceğine, nerede dolaşacağına, kaç çocuk doğuracağına, nasıl doğuracağına, sokakta gülüp gülemeyeceğine ahkâm kesenler, karar verenler kadın cinayetlerinin sebebidir.

Kadına yönelik şiddet politiktir. Kadını eğitimsiz, işsiz; ancak bir eş, bir anne olarak değerli gören anlayış, kadına yönelik şiddetin sebebidir. Kadın cinayetleri politiktir. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak; İstanbul Sözleşmesi’nin korumasını kadınların üzerinden çekmek politiktir ve kadın cinayetlerinin sebebidir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadının özgürlük mücadelesi bütün toplumun mücadelesidir. Erkeklerin de mücadelesidir. Çünkü kadının özgür olmadığı yerde erkekler de özgür değildir. Toplumun yarısının mahkûm edildiği, evine kapatıldığı, değersizleştirildiği bir yerde diğer yarısı da özgür değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Atatürk’ün söylediği gibi: Toplumun yarısının ayaklarının zincirlendiği bir yerde toplumun havaya kalkması, ilerlemesi mümkün değil. Benim elime Gönül Yalçın’ın ismi kaldı. Hepimizin elinde bir kadının ismi var. Hepsi bir hayat, hepsi bir çocuk, hepsi birisinin sevdiği bir kadının yavrusu… Hepsi ve hepsi bir cins kırıma kurban gittiler. Bu bir cins kırımdır. Bu yüzden kadın cinayetleri politiktir ve kadın cinayetlerini durdurmak, kadın cinayetlerine karşı mücadele etmek hepimizin boynunun borcudur. Yaşasın kadın mücadelesi. Yolumuzu aydınlatmaya devam eden kadınların özgür mücadelesi… Kadın, yaşam, özgürlük.”

CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Kurun: Kadınlar sadece öldürülmüyor; yok sayılıyor, susturuluyor, yalnız bırakılıyor

CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, tarafından okunan basın açıklamasında ise “Bugün burada sadece bir günü değil, bir dünya düzenine karşı kadınların yüzyıllardır süren isyanını konuşuyoruz. 25 Kasım, Mirabel Kardeşlerden bugüne uzanan o dev kadın mücadelesinin adıdır. Ve biz biliyoruz ki: Bu ülkenin karanlığına rağmen, kadınların dayanışması hâlâ en büyük ışık, en büyük cesarettir. OECD verilerine göre, kadına şiddette yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında birinci olan ülkemizde kadınlar sadece öldürülmüyor; yok sayılıyor, susturuluyor, yalnız bırakılıyor. Tecavüzler örtbas ediliyor, cinayetlere intihar süsü veriliyor, failler korunuyor. Neden? Çünkü bu düzenin sahipleri kadınları hâlâ güçsüz, hâlâ itaatkâr, hâlâ kontrol edebilecekleri bir varlık sanıyor. Ama biz biliyoruz: Bu ülkede kadınları öldüren, bireysel bahaneler değil; erkek egemen zihniyetin bizzat kendisidir. Ekonomik krizmiş, kıskançlıkmış, psikolojik sorunmuş. Aynı sözleri her dosyada duyuyoruz. Peki bu ‘cinnet geçiren’ erkekler neden komutanlarını, patronlarını, babalarını öldürmüyor da kadınlara yöneliyor? Çünkü kadını kendilerinden güçsüz zannediyorlar. İşte vahşetin kaynağı tam olarak budur” dedi.

İktidar temsilcilerinin sözleri hatırlatıldı

Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:

“Ama şunu herkes duysun: Biz kadınlar o güçsüzlük masalını paramparça ettik. Sokakta, evde, işte, Meclis’te… Geri adım atmadık, atmayacağız. Bir kez daha söz veriyoruz: Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar durmayacağız! Çünkü bu ülkede kadın cinayetlerinin sebebi çok açık: İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesih ettiler. 6284’ü etkin uygulamıyorlar. Devlet mekanizmalarını her geçen gün daha da çürütüyorlar. Ve en önemlisi: Bu iktidarın dili kadın düşmanı. Hatırlayalım: ‘Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası ölsün. Kadın dediğin iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak. Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar. Bir kereden bir şey olmaz. Boş bırakılan… ya davulcuya ya zurnacıya.’ İktidar temsilcileri tarafından söylenen bu sözler sadece cehalet değil; bu ülkenin kadın katillerine verilen cesaret sözleridir!

“Şiddete mecbur değiliz”

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak Siyah Mektuplar çalışmamızda binlerce kadın yaşadıklarını anlattı. Bir kadının değil, bir halkın çığlığı var o mektuplarda. Siyah Mektuplar bu iktidarın yüzüne tutulmuş aynadır. Ya o aynaya bakıp gerçekleri görecekler, ya da kadınların dayanışmasının altında ezilecekler. Ve herkes şunu bilsin: Hiçbir kadın çığlığı artık bir erkeğin iki dudağı arasında kaybolmayacak! Biz duyuyoruz. Duymayanlara da duyuracağız. Onlar kaçacak, biz konuşacağız. Onlar saklayacak, biz ortaya çıkaracağız. Onlar susacak, biz bağıracağız! İktidarın sonu yaklaşıyor. Ve biz, kadınların özgür olduğu bir Türkiye için hazırız: Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de söz verdiği gibi İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girecek! 6284 etkin ve eksiksiz uygulanacak! Cezasızlık bitecek! Gerçek adalet gelecek! Kadınlar omuz omuza, örgütlü bir şekilde kazanacak. Ve bugün burada bir kez daha haykırıyoruz: Kadınlar susmuyor! Kadınlar direniyor! Kadınlar kazanacak! Katledilen tüm kadınların hesabı sorulana kadar da bu mücadele bitmeyecek! Son sözümüz şudur; biz kadınlar: Şiddete mecbur değiliz!”