(İZMİR) – İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, 19 Mart sürecine ilişkin İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına yaptığı açıklamada, “Bu, demokrasinin rafa kaldırılmasından başka bir şey değildir” dedi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak tutuklanmasının birinci yılı dolayısıyla basın açıklaması yaptı.
İzmir Barosunda yapılan açıklamaya İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin ve İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan katıldı.
Katılımcılar konuşmalarda süreçte yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekerek, iktidara “hukukun ilkelerine dönüş” çağrısı yaptı.
Yılmaz: “Tek adam rejimini uygulamaları 19 Mart’ta başlamadı”
İzmir Baro Başkanı Yılmaz, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına yaptığı açıklamada, 19 Mart sürecinin başlangıç değil, yıllardır süregelen sistemin sonucu olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Ülkemiz artık demokratik kuralların ve teamüllerin uygulandığı bir ülke olmaktan çıktı. Demokrasi raydan çıktı, hatta ray kalmadı. Bunun tuğlaları özellikle 2010 ve 2017 Anayasa değişilikleriyle oldu. 2017 Anayasa değişikliğiyle parlamenter sistemden çıktı. Artık karşımızda hesap veren, şeffaf ve demokrasiyi işleten bir anlayış yok. 19 Mart sürecinin başlangıcının temelinde demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, temel hak ve özgürlüklerden uzaklaşan bu anlayışın ülkeyi yönetme biçimi var. Demokrasiden uzaklaşma ve tek adam rejimini uygulamaları 19 Mart’ta başlamadı. 19 Mart’ta başlayan bu protestolarda yüzlerce insan gözaltına alındı. Bu kişilerin çoğu tutuklandı. İzmir’deki protestolarda gençler, sanatçılar, hukukçular hiçbir gerekçe gösterilmeden günlerce gözaltında tutuldular. Temel anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkıyla ilgili o kadar büyük ihlaller yaşandı ki… Bizim ülkemizde en temel haklar yok sayıldı. Bu hakların önüne gerek Valilik gerekse kaymakamlık kararlarıyla geçildi. Bu, demokrasinin rafa kaldırılmasından başka bir şey değildir.”
“Bunun adı demokrasi değil”
Hukuk ilkelerine dönüş çağrısı yapan Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti artık bir hukuk devleti değil. Anayasası olan ama anayasal olmayan bir ülke. Gerekirse Anayasa Mahkemesi’nin lağvedilmemesi konuşulur bizim ülkemizde. Eskiden ‘Hukuk devleti olalım, kanun devleti olmayalım’ anlayışı vardı. Şimdi kanun devleti bile değiliz. Kanunların ve hukukun sadece kendileri gibi düşünenler içi uygulandığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunun adı demokrasi değil” dedi.
Akdemir: “Yönetemiyorlar, yönetemedikçe saldırıyorlar”
TMMOB İKK Sekreteri Akdemir de “bu saldırıların yönetemeyenlerin iktidar hırsından kaynaklandığını” ifade ederek, şöyle konuştu:
“Yönetemiyorlar, yönetemedikçe saldırıyorlar, saldıracaklar. Bu saldırılardan vazgeçsinler. İsnat ettikleri suçların gerçek olmadığını bütün halk bilmesine rağmen hala suçlamaya devam edip kendilerini aklama gibi bir sorumlulukta bırakmaları doğru bir adli yöntem değildir. Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığı bir ülkede bu suçlamalarla kimseyi lekeleyemezsiniz. Bir kez daha sesleniyoruz. Gençlerin seslerini dikkate alsınlar. Onlar sokakta demokrasi ve hukuk talep ederken onlara saldıranlara da söylüyoruz. Bugün saldırıldıkları o gençler, yarının yöneticileri, bu ülkenin sahipleri. Talimatlı bir hukuk sisteminin bizim talimatlarımızı almasını talep ediyoruz. Biz de bundan sonra talimat veriyoruz. Adil olun, mesleğinizin gereğini yapın, hukukun evrensel ilkelerinden uzaklaşmayın. Bize düşen tek görev, konuşmak ve doğruyu söylemektir. Biz doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceğiz.”
Gümüştekin: “Muhalif olan herkes tutuklanıyor”
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Gümüştekin ise muhaliflere yönelik baskılara değinerek, “Bu ülkede muhalif olan herkes bir şekilde susturulmaya çalışılıyor. Muhalif olan herkes tutuklanıyor. İşçiler, işsizler, emekliler, açlıkla terbiye edilemeye çalışılıyor. Kadınlar istihdamdan el çektiriliyor, öldürülüyor. Gençlerin önü kapatılıyor. Bu ülkede muhalif olan herkes yargı sopasıyla susturulmama çalışılıyor. Bizim tek yapmamız gereken demokrasi ve hukuk için birleşmek. Siyasi iktidara karşı hukukun üstünlüğünü yeniden göstermeliyiz” diye konuştu.
Ayhan: “Sağlık hakkının da ihlal edildiği bir süreç oldu”
İzmir Tabip Odası Başkanı Ayhan da Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın tutukluluk sürecinde yaşadığı sağlık sorunlarını anımsattı. 19 Mart sürecinden itibaren yaşanan sağlık hakkı ihlallerine değinen Ayhan, şöyle konuştu:
“Bu süreç, sadece adil yargılanma hakkının ihlal edildiği süreç olmadı, sağlık hakkının da ihlal edildiği bir süreç oldu. Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan sanıklar, sağlık hakkına erişimde sıkıntı yaşadılar. Sağlıklı bir muayene ve takip süreci içinde oldukları söylenemez. Özellikle ilk gözaltı döneminde İl Sağlık Müdürlüğü’nün gözaltı merkezlerinde hekim görevlendirmesi gibi garip bir durum ortaya çıktı. Çünkü hukuki olarak gözaltı muayenelerinin bir sağlık kurulunda yapılması gerekiyor. Burada da ciddi bir sağlık hakkı ihlali vardı. Ülkemizin kolonlarına yönelik bir çalışma var. Kolonları çökertiliyor. Sadece hukuk, sağlık, laiklik değil; eğitim, ekonomi, sosyal eşitlik gibi ülkenin temel değerlerine yönelik bir tahribat var. Bu tahribatı, eziyeti çekenler olarak aşacağız.”

