(İZMİR) – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla açıklama yapan İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, ”Barış bir lütuf değil, en temel insan hakkıdır” dedi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube binasında bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz okudu.
Barış, demokrasi ve halkların birlikte yaşama hakkına dikkat çekilen açıklamada Avukat Yılmaz, şunları kaydetti:
”1 Eylül, bugün tüm dünyada barışın ve ortak yaşamın günü olarak anılmaktadır. Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen savaşların, işgallerin ve çatışmaların sürmesi, barışa duyulan ihtiyacın yalnızca geçmişe ait değil, günümüzün en yakıcı gerçeği olduğunu bir kez daha göstermiştir. Dünyada ve içinde bulunduğumuz coğrafyada halklar, savaş politikalarının yarattığı ağır bedelleri ödemektedir. Oysa biz biliyoruz ki barış bir lütuf değil, evrensel hukuk düzeninde tanınmış en temel insan hakkıdır. Eşitlik, özgürlük ve adaletin hayat bulabilmesi, bu hakkın hayata geçirilebilmesiyle mümkündür. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak halkların kardeşliğini, yaşamın onurunu ve barışı savunmak için tüm İzmirlileri 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde düzenleyeceğimiz mitinge ve ardından gerçekleşecek Bajar konserine davet ediyoruz. Bajar, bu özel günde barış şarkılarını farklı dillerde söyleyerek halkların kardeşliğini ve ortak yaşam iradesini sahneden tüm dostlarımıza, arkadaşlarımıza taşıyacak.
”1 Eylül bir anma günüdür”
İhtiyacımız olan en önemli şey barış, gerçekten barış. Ama barış sadece savaşmamak ya da savaşın son bulması anlamında değil. Barış, içinde kadının, çocuğun, doğanın, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün olduğu; her şeyin tartışıldığı bir alandır. O yüzden barıştan bahsederken, bu alanlarda özellikle demokratik yapının son süreçte ne yazık ki deforme edildiği, yok sayıldığı; anayasası olan ancak anayasal bir devlet olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu günleri nasıl yaşadığını ve gelecekte nasıl bir barışın tesis edileceğini de görmek ve bunun için mücadele etmek gerekiyor.
Yani bizler, Emek ve Demokrasi Güçleri olarak barışı ta 1931’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünde ifade ettiği gibi; dünyanın neresinde olursa olsun ezilenlerin, yoksulların, çocukların, kadınların bu savaşta en çok mağdur olan özellikle kadınların özgürleşmesi ve onların demokratik yaşama, hayata katılması için bir mücadele alanı olarak görüyoruz. Bunu bir kutlama olarak görmüyoruz. Biz bugün ki basın açıklamamızda da ifade ettik, 1 Eylül günü meydanda da bunu söyleyeceğiz: 1 Eylül bir anma günüdür. Kurtuluş günü olması gereken bir anma günüdür.”