Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İzmir Barosundan 8 Mart açıklaması… “Yaşam haklarımız pazarlık konusu değildir”

İzmir Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında basın açıklaması gerçekleştirdi. , Baro adına açıklamayı okuyan İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Elif Denizli, “Yaşam haklarımız pazarlık konusu değildir. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi geri döndürülemez” dedi.

İzmir Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında basın açıklaması

(İZMİR) – İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Elif Denizli 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Yaşam haklarımız pazarlık konusu değildir. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi geri döndürülemez” dedi.

İzmir Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla baro binası önünde basın açıklaması yaptı. İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Elif Denizli, kadını cinayetlerinde faillere uygulanan cezasızlık politikalarını eleştirdi. 8 Mart’ın tarihi itibarıyla kutlama değil mücadele günü olduğunu kaydeden Denizli, “8 Mart 1857’de ABD’de 40 bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları için yaptığı grevde, fabrikaya kilitlenip çıkan yangında 129 kadın işçinin yanarak can vermesi anısına doğmuştur. 8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdikleri tarihsel mücadelenin simgesidir” dedi.

Mevcut koşullarda kadınların yaşam hakkı için mücadele verdiğine dikkat çeken Denizli, şunları söyledi:

“Ancak bugün Türkiye’de kadınlar için 8 Mart’a giderken konuştuğumuz en temel mesele hâlâ yaşam hakkıdır. Kadınlar evlerinde, iş yerlerinde, boşanmak istedikleri için, kendi hayatlarına dair karar aldıkları için, yalnızca ‘hayır’ dedikleri için öldürülüyor. Sadece şubat ayında 23 kadın öldürüldü, 29 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Sadece son bir hafta içerisinde ise 6 kadın katledildi. Tanık olduğumuz bu tablo, münferit suçlardan ibaret değildir; bu tablo sistematik bir erkek şiddetinin ve giderek derinleşen bir cins kırımının göstergesidir. Kadın ve LGBTİ+ cinayetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen yapısal bir sorundur.”

“Ceza politikalarında caydırıcılık zayıflatıldı”

Cezasızlık politikalarının kadın cinayetlerini artırdığını vurgulayan Denizli, şöyle devam etti:

“Kendisinden olmayan herkesin yaşamı üzerinde söz sahibi olduğunu düşünen erkek egemen zihniyet, kamusal alanda, hukukta ve siyasette yeterince güçlü bir karşılık bulamadığında şiddet daha da görünür hale gelmektedir. Ceza politikalarında caydırıcılığın zayıflatılması, iyi hal ve haksız tahrik indirimlerinin rutinleşmesi, koruma mekanizmalarının etkin işletilmemesi kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir.

“Cezasızlık politikasına son vermek devletin temel yükümlülüğüdür”

Kadınların şiddetten korunmasına ilişkin en önemli uluslararası hukuk metni olan İstanbul Sözleşmesi, tam da bu nedenle hayati bir öneme sahiptir. Sözleşme, devletlere kadınları şiddetten koruma, şiddeti önleme, failleri cezalandırma ve bütüncül politikalar geliştirme yükümlülüğü getirmektedir. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, toplumsal cinsiyet normları nedeniyle yaşamları tehdit altında olan herkesin yaşam hakkını koruyan önemli bir uluslararası güvenceden vazgeçilmesi anlamına gelmiştir. Bu karar, yıllardır yürüttüğümüz eşitlik mücadelesine ve kazanılmış haklarımıza yönelik ciddi bir geriye gidiştir. Kadınların adalete erişimi önündeki engellerin kaldırılması, şiddet mağdurlarının etkin biçimde korunması ve faillerin cezasızlık politikalarından yararlanmaması için hukukun bütün araçlarının kullanılması zorunludur. 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması, koruma kararlarının gecikmeksizin verilmesi ve denetlenmesi, kolluk ve yargı mekanizmalarının toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle hareket etmesi yaşamsal önemdedir. Etkin politikalar üretmek, koruyucu mekanizmaları işletmek ve cezasızlık politikasına son vermek ile birlikte kadınların yaşam hakkını korumak devletin temel yükümlülüğüdür.”

“Yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz”

Kadınların yaşam hakkının vazgeçilemez olduğu vurgusu yapan Denizli, “Bizler İzmir Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz: Yaşam haklarımız pazarlık konusu değildir. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi geri döndürülemez. Toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadelede uluslararası standartlardan vazgeçilmemeli, İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konulmalı, 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalı ve kadınların adalete erişimi güçlendirilmelidir. Normatif erkek egemen zihniyetin karşısında yaşam hakkını savunmaya, eşit ve özgür bir yaşam için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.