Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti Sözcüsü Kavuncu: “İmralı’daki yerleşke, Bahçeli ve Cumhurbaşkanı’nın arada bir gidip, hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor?”

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, İmralı Cezaevi’nde yeni bir yerleşke inşa edildiği iddialarıyla ilgili, “İmralı’daki o yerleşke, adeta sadece Öcalan için değil, Sayın Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanının da sanki arada bir gidip oturup, konuşup bu başlattıkları sürecin müzakereleri yapacakları ve hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor?” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, İmralı Cezaevi'nde yeni bir yerleşke

(ANKARA) – İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, İmralı Cezaevi’nde yeni bir yerleşke inşa edildiği iddialarıyla ilgili, “İmralı’daki o yerleşke, adeta sadece Öcalan için değil, Sayın Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanının da sanki arada bir gidip oturup, konuşup bu başlattıkları sürecin müzakereleri yapacakları ve hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor?” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı’da bir yerleşke yapıldığı yönündeki iddiaya değinen Kavuncu, “Terörsüz Türkiye” süreci başladığından bu yana, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın konforu ve hakları dışında hiçbir şeyin konuşulmadığını gördüklerini söyledi.

Kavuncu, “DEM Parti Eş Başkanı, bir villa yapıldığını duyurdu. İmralı adeta bir yerleşke haline getirildi ve bununla beraber de terör örgütü lideri meşrulaştırıldı. Sıvasız evlerden çıkan şehit çocuklarımız, mütevazı hayatlarını vatan ve millet aşkıyla onurlandıran öğretmenlerimizin katili için adeta yerleşke düzenleniyor” diye konuştu.

“DEM Parti’nin, terör örgütü elebaşı Öcalan için periyodik olarak taleplerde bulunduğunu, Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Öcalan’a ‘kurucu önder’ diyerek, meşrulaştırma yönünde daha somut adım attığını, AK Parti’nin ise taşeronları vasıtasıyla Öcalan’a saygısını tescil ettiğini” savunan Kavuncu, “Bu yapı, bu ittifak tarihe ‘Apo İttifakı’ olarak geçecektir. İmralı’daki o yerleşke, sadece Öcalan için değil, Sayın Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın da arada bir gidip, müzakere edecekleri ve hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor? Bizim gidişattan, bugüne kadar yapılanlardan anladığımız budur. Hatta buradan bir öneride bulunayım. Kendi sarayınızı yaparken kullandığınız mimar var ya onu da gönderin İmralı’ya” ifadelerini kullanndı.

“Utanmazlığa, arsızlığa bakar mısınız?”

Terör örgütünün sözde yöneticilerinden birinin, “Türkiye’de demokratik siyaset yapılması için yasaların çıkması gerekir. Bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler. Bu, sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız?” şeklinde bir ifade kullandığını söyleyen Buğra Kavuncu, “Bizler demokrasiyi 40 yıldır dağda olan, insanların canını alan, örgüt içi infazlarla binlerce insanı öldüren, küçük çocukları dağa kaldıran, istismar eden teröristlerden mi öğreneceğiz? Utanmazlığa, arsızlığa bakar mısınız? ‘Binlerce insanı öldürdük. Bu ülkeyi bölmeye çalıştık ve şimdi bunların hepsini yok sayacaksınız’ diyen bir söylemdir bu. Allah aşkına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti teröristleri bu şekilde konuşturur mu? Bunlara bu şekilde konuşma fırsatı veren; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi ittifakı ile maalesef sonradan buraya dahil olan komisyon ortaklarıdır” diye konuştu.

“Öcalan’ı kurucu önder kabul edenler, Atatürk’ü kurucu önder kabul edenlere karşı bir savaş açmış durumda”

Buğra Kavuncu, Diyarbakır’da kurulan bir platformun ise “resmi dil, resmi kimlik ve kendi kaderlerini tayin hakkı” gibi taleplerde bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Ardından da ulusal birliği sağlayacaklarmış. Bu söylemler, AK Parti ve MHP sayesinde olmaktadır. Bunun önünü açan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Bizzat iktidar eliyle, Türkiye’yi çok tehlikeli bir sürecin içerisine sokacak bir proje yürütülmektedir. Gencecik teğmenlerimiz sırf bir yemin ettiler diye, günlerce bu meselenin üstünde tepinenler, teröristlerin gelecek projeksiyonu için harıl harıl çalışıyor. Tek meseleleri ülkelerini, devletlerini, milletlerini çok sevmek olan bu gençlere zulmedilirken, teröristlerin konutları düşünülüyor. Öcalan’ı kurucu önder kabul edenler, Atatürk’ü sanki kurucu önder kabul edenlere karşı bir büyük savaş açmış durumda.”

“Amerika’nın kara harekâtı yapma olasılığı realiteden uzak görünüyor”

Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere değinen Kavuncu, “Eline masumların kanı bulaşmış olan Amerika’nın bir kara harekâtından bahsettiği bir ortamdayız -ki bu çok gerçekçi bir yaklaşım değil, zira 3-5 bin kişiyle bir kara harekatının düşünülmesi ya da netice verecek gibi bir algı ile hareket edilmesi anlaşılır gibi değil, dolayısıyla bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz. Yani Amerika’nın bir kara harekâtı yapma olasılığı gerçeklerden ve realiteden uzak görünüyor” dedi.

“Dış güçlerle en çok masaya oturan iktidar bu iktidar”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, BlackRock’un CEO’su Larry Fink’le yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Buğra Kavuncu, şunları söyledi:

“Acaba hangi dünyada gerçekten merak ediyoruz? Yaptığı bu görüşme bize, dış düşler ve faiz lobisi dünyasında olduğunu söylüyor. Özellikle buranın altını çizmek istiyorum. Türkiye’de dış güçler olarak adlandırılan, bununla kastedilen yapılarla ve faiz lobileri ile en çok oturup kalkan iktidar AK Parti iktidarıdır. Meydanlarda faiz lobisi-dış güçler diye salladığına hiç bakmayın. AK Parti’nin kuruluş sürecinden bu zamana, dış güçlerle en çok masaya oturan bu iktidar olmuştur. AK Parti’nin kuruluş yıllarında Amerika Büyükelçisi ve Washington arasında gidip geldiklerini gördük. AK Parti iktidarının ilk yıllarında George Soros’la aynı masaya oturduğunu gördük. Bugün de Gazze’deki soykırımın finansörü, destekçisi ve bütün dünyada siyonist lobinin başını çektiği bilinen BlackRock CEO’su Fink ile aynı masaya oturduklarına şahit olduk.

Bakın öyle herkesle aynı masaya oturamazlar. Milletle, çiftçiyle, emekleriyle, öğrenciyle, işçiyle esnafla aynı masaya oturamazlar. Garibanı sofrasına hiç oturamazlar. Kimin sofrasına otururlar? Para babalarının sofralarına otururlar. Faiz lobisinin ve dış güçlerin sofralarına otururlar. BlackRock CEO’su ile özellikle muhalefetten bir lider bırakın oturup konuşmayı aynı fotoğraf karesine girseydi ne olurdu? Başka biri tokalaşsaydı ne olurdu? Anadolu Ajansı’nın bir haberinde, ‘BlackRock, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım sürecine destek olduğu için New York’ta çok ağır şekilde protesto edildi’ diyor. Şimdi size soruyorum. Soykırımın finansörleri ile sizin ne işiniz var? Bunu millete açıklamak zorundasınız.”

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı neyi ima ediyor”

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerini hatırlatan Kavuncu, “Trump durup dururken sizi neden sürekli övüyor? Gazze’de mazlumlara kan kusturan, İsrail’le birlikte şu anda İran’ı bombalayan, Venezuela’da bir lideri haydut gibi kaçıran, Küba’da bir halkı elektriksiz bırakan Trump, sizden ‘harika biri’ diye bahsediyor. Siz ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken, sizin dünyanızda mazlumların, garibanların üzerlerine bomba yağdıranların olmadığını düşünmemiştik Sayın Cumhurbaşkanı. Trump, bütün bunlarla beraber ‘Bence Türkiye şahaneydi. Aslında harikaydı ve girmemelerini istediğimiz şeylerin dışında kaldılar’ diyor. Şimdi iktidara buradan soruyoruz. Neyin dışında kaldınız? Amerika Birleşik Devletleri Başkanı neyi ima ediyor? Bunu bu millete kamuoyuna açıklamak zorundasınız” şeklinde konuştu.

“Enerji Bakanı’nın bu görüşmede ne iş var?”

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, BlackRock CEO’su ile yapılan görüşmede yer alan diğer isimlere de işaret ederek, “Bu görüşmede, sadece Cumhurbaşkanı yok. Bu görüşmede Hazine ve Maliye Bakanı var. Bu görüşmede Enerji Bakanı var. Bu görüşmede yabancı yatırımcılar ofisinin yetkilileri var. Hadi yabancı yatırımcılar ofisi ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın görüşmede olmasını anlarım da Enerji Bakanı’nın bu görüşmede ne iş var? Böyle bir dönemde, İsrail’in baş destekçilerinden birisi olan bu firmanın en tepe yöneticisiyle böyle bir görüşmenin yapılmış olması son derece manidardır” açıklamasında bulundu.

“Yargılama usulleri, davaların siyasi olduğunu gösteriyor”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yargı sürecine dair Kavuncu, şöyle konuştu:

“Birçok sanıkla ilgili ortak gördüğümüz bir süreç var. O da peşinen tutuklamaları ve bu tutuklamaların peşinen yapılmasından sonra da akabinde bir gerekçe isnat edilmesi. Yargılama usulleri, davaların siyasi olduğunu bas bas bağırıyor. Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Herkes yargılanır. Herkes soruşturur. Bir şüphe varsa, bu şüpheyi giderecek her türlü soruşturmayı elbette ki yargı makamları yapacaktır; ama eşit şekilde yapacaktır ama bağımsız şekilde yapacaktır ama tarafsız bir şekilde yapmak zorundadır. Katalog suçları kapsamında olmasa da birçok tutuklunun tüm mal varlıklarına, banka hesaplarına el konulduğunu görüyoruz. Somut delil ve kaçma şüphesi olmamasına rağmen yine birçok tutuklunun tahliye talebine ret cevabı verildiğini görüyoruz.

Ali Sukas’ın, Buğra Gökçe’nin, Murat Çalık’ın, Kadriye Kasapoğlu’nun ve adını zikretmediğim birçok tutuklunun, tutuklama gerekçeleri inanın anlaşılır ve kabul edilebilir değil. Kaçma şüphesi olmayan ve henüz daha hiçbir somut delil yokken içeride tutulmaları anlaşılabilir ve kabul edilebilir değil. Birçok tutuklunun soruşturma dosyaları veya parçaları, savunma avukatlarından ve sanıkların avukatlarından önce nereye gitti biliyor musunuz? Medyaya ve sosyal medya trollerine gitti. Birçoğu kendileriyle ilgili soruşturma, evrak ve dosyalarıyla alakalı bilgileri buradan öğrendiler. Hani iç cepheyi güçlendirmekten bahsediliyordu ya. İç cepheyi işte böyle güçlendiriyorlar. Muhalifleri susturarak ve siyaseti de yargı eliyle baskı altına alarak. Tüm bunlar olurken Adalet Bakanı da AK Parti il başkanlıklarını ziyaret etmeye devam ediyor. Yargının tarafsız olması gerektiğini konuştuğumuz bir ortamda karşı karşıya kaldığımız durum bu.”

“Türkiye’de hukukun geldiği nokta işte bu”

Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez Cumhurbaşkanı adaylığına itiraz etmesinden sonra HSK tarafından meslekten çıkarılan Ahmet Çakmak’ın Danıştay’a başvurduğunu hatırlatan Kavuncu, “Danıştay 5. Dairesi içtihat değişikliğine giderek, meslekten çıkarılma cezasına gerekçe olan fiilleri de değerlendirip ‘meslekten çıkarma kararı iptal edilmiştir’ diyor. Bu iptale rağmen HSK, 30 günlük yasal süresi içinde iptal kararını uygulamayarak zımnen reddediyor. Yani Ahmet Çakmak’ın göreve dönmesinin önüne geçiyor. Türkiye’de hukukun geldiği nokta bu arkadaşlar. Bunu biz daha önce defalarca açıkladık. Çok önemli ve büyük bir soruşturmayı başlatan savcı, aynı zamanda mahkemeye bakacak, hakimlerin ve her türlü itiraz mekanizmasının başına getirildi. Sonuç ortada. Buradan adalete dair bir şeyin çıkması mümkün mü? AK Parti iktidarı hukuksuzluğu bir norm haline getirmiş, kuralsızlık, hukuksuzluk, yandaşların kaydırılması da Türkiye’nin yeni normali haline gelmiş durumda” diye konuştu.