(ANKARA) – İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, “Epstein dosyası kapsamında mağdur olan Türk çocuklarının olup olmadığı, var ise akıbetleri, hayatta ve ulaşılabilir iseler rehabilitasyonları ve korunmaları ile ilgili acil bir meclis komisyonu kurulması, sürecin meclis çatısı altında yürütülmesini öneriyoruz. Bu tip konular her türlü siyasi hesabın üstünde bir insanlık meselesidir” dedi.
İYİ Parti Başkanlık Divanı toplantısı sonrasında Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, partisinin genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Kavuncu, halkın geçim sıkıntısının her geçen büyüdüğünü, emeklinin 20 bin liraya mahkum edildiğini, emeklilerin her geçen gün en düşük emekli maaşında eşitlendiğini söyledi.
Milletin açlık sınırında hayatta kalma mücadelesi verdiğini, iktidarın, halktan ve gerçeklerden tamamen koptuğunu belirten Kavuncu, “Bir AKP milletvekili maaşının yetmediğinden yakınırken bir diğer milletvekili ’20 bin lira emekli maaşı aldığı için tepinenler’ gibi, hepimizi öfkelendiren bir cümle kurma cesaretini, arsızlığını gösterebiliyor. Bunu yaparken de tüm bu ekonomik enkazın sebebi olan kişiye ‘başkomutan’ diyerek selam çakıyor. Hem de daha birkaç ay önce, en ağır eleştirdiği AK Parti Genel Başkanına selam çakarak tarafını değiştiriyor. İşte size AK Parti iktidarının fotoğrafı: halktan kopuk, nobran, kibirli ve acımasız tavrını hep beraber gördük” diye konuştu.
“İktidar dijital oyun mağazalarını da doğrudan hedef alıyor”
Buğra Kavuncu, dijital oyun platformlarıyla ilgili bir taslağın kamuoyuna sızdığını, iktidarın dijital dünyada unicorn çıkarma, yani ülkeye milyonlarca dolan kazandırma potansiyeli olan Türk gençlerini hedefine aldığını söyledi.
Dijital oyun ve oyun yayıncılığının bütün dünyada sektör haline geldiğini belirten Kavuncu, “Oyun sektörü cesaretlendirilip, Türk oyun sektörünün oluşturulması, desteklenmesi ve dünyaya açılması hedeflenmesi gerekirken karşımıza yeni engeller çıkarılıyor” dedi.
İktidarın, bu meseleleri kavramak bir yana, her şeyi yasakçı bir zihniyetle değerlendirme yoluna gittiğini ifade eden Kavuncu, “Çocuklarımızı koruyalım. Ama önce, devlet televizyonunda kadın cinayetini işleyen dizilerden koruyalım. Önce, devlet televizyonunda aleni şekilde yapılan illegal bahis sitesi reklamlarından koruyalım. Bir annenin evladı tarafından katledildiği sahneleri barındıran ve bunu milyonlara izleten yapımlardan koruyalım çocuklarımızı. Bugün en çok izlenen dizilerin yüzde 65’i şiddet temalı yapımlar. Buradan Bakanlığa çağrımız; elbetteki çocuklarımızı korumamız lazım ama bu işin muhataplarıyla detaylı bir şekilde konuşarak hazırlayın” değerlendirmesini yaptı.
“Söz konusu sapkın ağın kurbanı olan her çocuk için tarifsiz bir üzüntü duyuyoruz”
Buğra Kavuncu, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada kamuoyunu meşgul eden “Epstein belgeleri”nin, belli aralıklarla açıklandığını, belgeler arasında, korkunç iddiaların, çok ciddi suç unsurlarının söz konusu olduğu yazışmaların bulunduğunu aktardı.
Belgeler ortaya saçıldıkça, büyük bir küresel sapkın ağın da deşifre olmaya devam ettiğini söyleyen Kavuncu, şöyle konuştu:
“Görünen o ki deşifreler, belgeleri elinde tutanların istediği zamanlarda, istediği kadar ve istediği kişilere dair ortaya saçılıyor. Son yayınlanan belgelerde ülkemize dair de bilgi ve belgelerin olduğunu gördük. Görmeye de devam edeceğimizi öngörmek zor değil. Türkiye’de sıklıkla ve özellikle depremlerden sonra çocuk kayıpları konusu gündeme gelir. Ama hızla değişen ülke gündemi arasında yine çabucak gündemden kaybolur. Söz konusu sapkın ağın kurbanı olan her çocuk için tarifsiz bir üzüntü duyuyoruz. Bununla birlikte sorumluluğumuzda olan Türk çocuklarının bu korkunç ağın mağduru olması ihtimali belirdiğinde susup beklememiz mümkün değildir.
İYİ Parti olarak iktidara çağrı yapıyoruz. Epstein dosyası kapsamında mağdur olan Türk çocuklarının olup olmadığı, var ise akıbetleri, hayatta ve ulaşılabilir iseler rehabilitasyonları ve korunmaları ile ilgili acil bir meclis komisyonu kurulması, sürecin meclis çatısı altında yürütülmesini öneriyoruz. Bu tip konular her türlü siyasi hesabın üstünde bir insanlık meselesidir. Ziraa bahsedilen dönem 2002 yani AK Parti iktidardan öncesine de dayanmaktadır. Dolayısıyla bu çağrımız belirli bir siyasi tarafı hedef alan bir öneri değil. Bu aşağılık ağın ülkemizde işbirlikçileri varsa en ağır cezaya çarptırtılmaları için her türlü açık desteği vermeye hazırız.”
“Suriye’nin huzuru, istikrarı, bütünlüğü bizim için önemli”
İYİ Parti olarak Suriye’de yaşananları çok yakından takip ettiklerini belirten Kavuncu, “Yanı başımızda terör örgütlerinin cirit attığı ve palazlandığı bir coğrafya istemiyoruz. Suriye’nin kuzeyinde bir türlü istenen meşru hükümet hakimiyetinin kurulamamasını, PKK’nın uzantılarının bölgedeki terör yapılanmalarını korumak için aldıkları pozisyon, bölgenin güvenliği için büyük bir risk oluşturuyor” dedi.
Suriye konusundaki tehlikelere hep dikkat çektiklerini, SDG silah bırakmadığı sürece PKK’nın silah bıraktığını iddia etmenin saflık olacağını söylediklerini belirten Kavuncu, şöyle devam etti:
“Bugün gördük ki Suriye’de SDG/YPG denilen yapı tamamen PKK’nın tahakkümündedir, PKK lider kadrosunun talimatlarıyla yönetilmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu süreçte bizim söylediklerimizin neredeyse aynılarını söylüyor olması, o nedenle de kendisine ayar verilmesi istendiğinde hiçbir şekilde savunulmaması manidardır.
Bizim için iki konu önemlidir. Bir; ülkemizin bütünlüğüne ve güvenliğine kast eden hiçbir yapının güçlenmesine tahammülümüz yoktur. Ama DAEŞ ama YPG ya da başka bir terör örgütü. Kim olursa olsun Türkiye’nin güvenliğine uzanan ele tahammülümüz yok.”
“Süleyman Şah Türbesi’ni asli yerine taşıyın”
Kavuncu, İYİ Parti olarak, Türkiye’nin tarihi, kültürel ve milli kırmızı çizgisi olan Suriye Türkmenlerinin durumunu da yakından takip ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
“İktidarın çok yakın ilişkide olduğunu, çok büyük kazanımların elde edildiğini sıklıkla ve coşkuyla duyurduğu yeni Suriye hükümeti döneminde Türkmenlerin hak ve hukukları korunmakta mıdır? Süreç içinde en yüksek temsilcisi ancak Bakan Yardımcısı olabilen, onun da iki hafta önce son yaşananlar nedeniyle istifa ettiği iddiası henüz taze olan Türkmenler gelişmelerden memnun mudur? Biliyoruz ki değiller. Madem bir dediğinizi iki etmeyen bir Suriye hükümeti olduğunu söyleyip duruyorsunuz, o zaman Suriye Türkmenlerinin temsilleri, eşit vatandaşlık hakları için de yeterince çaba sarf edin. Artık ne mutlu ki terörist unsurlardan temizlenen Süleyman Şah Türbesi’ni eski haline dönüştürün. Süleyman Şah’ın naaşının Türk toprağı statüsündeki asli yerine naklini gerçekleştirin. Biz de ecdadımızın aziz hatırasına hürmeten başımız dik bir şekilde orada oluruz.”
“İYİ Parti olarak biz teğmenlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz”
Buğra Kavuncu, yemin töreninin ardından kılıç çatma soruşturması kapsamında ihraç edilen teğmenlerin bir kısmının göreve iade davalarını kazandıklarını, fakat Milli Savunma Bakanlığı’nın, bu teğmenleri ihraç etmek için ısrarla uğraştığını söyledi.
Göreve iade edilen bir teğmen hakkında, iade davasının reddine dair Milli Savunma Bakanlığı’nın ek bir belge sunduğunu, son olarak yine Milli Savunma Bakanlığı’nın, ihraç edilen teğmenlerden İzzet Talip Akarsu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatan Kavuncu, şöyle devam etti:
“Gerekçe de şu; İzzet Talip Akarsu’ya yaptığı bir paylaşım nedeniyle ‘Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ suçlaması yöneltiliyor. Gerekirse Türkiye Cumhuriyeti devleti için ölmeyi göze almış, hayatını Türk Silahlı Kuvvetlerine adamak isteyen bir teğmene yöneltilebilecek en ağır suçlama. Aynı Milli Savunma Bakanlığı, ekranlarda ve sosyal medyada bu teğmenlere hakaretler, küfürler yağdırılırken ağzını açıp tek kelime edemedi. Şimdi bir eleştiriden dolayı yine bu teğmenlerin üzerine gidiliyor. Koskoca Bakanlık işi gücü bıraktı, hukuksuz bir şekilde ihraç ettiği gencecik 5 teğmenle uğraşmaya devam ediyor. Terörist başı için umut hakkı konuşulurken, Türkiye Cumhuriyeti’ne kurşun sıkmış teröristler için af ve iş imkânları konuşulurken, tek suçu ülkelerini sevmek olan gencecik 5 teğmen adeta bir linç kampanyasına maruz bırakılıyor. Bu hıncın, bu intikam arzusunun sebebi nedir inanın anlamak mümkün değil. Zaten ihraç ettiniz, hayattaki belki en büyük isteklerini ve hedeflerini ellerinden aldınız. Şimdi de geri dönmelerini engellemek için böyle ucuz yollara başvurmak size yakışıyor olabilir ama kurumsal olarak Milli Savunma Bakanlığı’na yakışmıyor. İYİ Parti olarak biz teğmenlerimizin yanında durmaya, onların haklarını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz.”
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Buğra Kavuncu, MHP Rize İl Başkanının emeklilere yönelik açıklamalarının sorulması üzerine, “İl başkanı kendi partisine uyarı yapmış. Sonuçta ittifak ortağı demek hükümetin ortağı demek. Hükümetin yaptığı icraatları bir şekilde savunuyor olmak ve onun arkasında yanında yer alyor anlamına gelir. Rize İl Başkanının yaptığı açıklama da aslında kendi kendilerine yapmış oldukları bir özeleştiridir. Buradaki samimiyeti şuradan anlarsınız; biz TBMM’de emeklilerle ilgili oylamada bu konuda bir çağrı yaptık. MHP’nin hem genel başkanlık düzeyinde hem milletvekilleri düzeyinde ve şimdi de il başkanları düzeyinde yaptıkları açıklamaların samimiyetini gösterebilecek bir tavır takınabilirlerdi. Neydi o tavır; bütün bu söyledikleriyle ilgili samimi olduklarını göstermek için emeklilere 20 bin lirayı reva gören iktidarın getirdiği o kanun teklifine ellerini kaldırıp hayır deselerdi bugün de il başkanının yapmış olduğu bu açıklama bir anlam kazanmış olacaktı” dedi.

