(İSTANBUL) – İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Sercan Ahmet Uluç, 1 Kasım 2024’te yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği nedeniyle aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yaşadığı sorunlara dair açıklama yaptı. Uluç, 15 Şubat’ta eylem yapacaklarını belirterek, “Kendimizi dile getirmeye, bakanlığa duyurmaya çalışacağız” dedi.
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Sercan Ahmet Uluç, şöyle konuştu:
“1 Kasım 2024 tarihinde çıkarılan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği, yani bizim ‘eziyet yönetmeliği’ dediğimiz yönetmelik maalesef hâlâ yürürlükte ve bunun sonuçlarını biz aile hekimliği çalışanları çok ciddi oranda yaşamaya başladık. Son 3 aydır aile hekimliği çalışanları, son bir yılda kendisine başvurmayan hastadan dolayı kesintiye uğruyor. Bu da hekimlerde 10 bin TL bandında; hemşire hanımlar, ebe ve hemşire hanımlarda ise 5-6 bin TL bandında bir ücrete tekabül ediyor. Yani biz, hastalar bize başvurmadı diye maaş kaybı yaşıyoruz. Gerçekten komedi gibi bir uygulama. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan ve uygulanması dahi düşünülemeyecek bir uygulamayı biz ülkemizde şu an son 3 aydır hekimlere ve hemşirelere yansıtıyoruz. Nüfusa oranla OECD’ye göre en az hekim ve en az hemşire sayısıyla bu ülkedeki polikliniğin yüzde 40’ını yapıyoruz; aşı yapıyoruz, izlem yapıyoruz, hastalık izlemleri yapıyoruz. Yani insanüstü çalışıyoruz. Günde 70-80 poliklinik yapıyoruz. Ancak buna rağmen, bize daha çok hasta başvurmadı diye maddi zarara uğratılıyoruz. Bakanlık bunu hangi akla hizmet, hangi mantıkla ve hangi hukuk sistemine dayandırarak yapıyor? Gerçekten açıklama bekliyoruz.
Yine sistemdeki birçok saçmalık devam ediyor: memnuniyete göre ödeme, yazılan ilaca göre ödeme ve hastaların hastaneye başvuru sayısına göre ödeme. Bu saçmalıkların hepsini şu an yaşıyoruz ve bunların hepsi maaşımıza birebir etki ediyor. Aldığımız maaşın yüzde 65’i performansa dayalı bir ödeme. Yani bir aile hekimi ya da aile sağlığı çalışanı, bu ay aldığı maaşı bir sonraki ay yüzde 35’e düşmüş şekilde alabilir. Böyle bir ekonomik kaygıyla işe geliyoruz. Çünkü kişi hasta olabilir, kaza geçirebilir ve bir sonraki ay hiç çalışamayabilir; maaşı bir anda üçte birine düşüyor. Bir kadın hekim ya da kadın hemşire, aile sağlığı çalışanı düşünelim ve doğum yapacak olsun. Doğum yaptıktan sonra 4 ay çalışamayacak ve bu çalışamadığı dönemde maaşı yüzde 35’e düşüyor. Çocuğu olan bir anne düşünün; giderleri artıyor ve devletimiz, Sağlık Bakanlığı, bu kişinin maaşını yüzde 35’ine düşürüyor ve ‘Sen 4 ay bu maaşla çocuğuna bak’ diyor. Bunun neresi hak, bunun neresi adalet, bunun neresi hukuk, bunun neresi vicdandır?
Bu uygulamalar devam ettiği sürece biz de direnmeye devam edeceğiz. 15 Şubat’ta yine basın açıklamamız var. Kendimizi dile getirmeye, bakanlığa duyurmaya çalışacağız. Ancak maalesef bakanlık bizi duymama konusunda çok ısrarcı. Bu inatlaşmadan artık kurtulmaları gerekiyor. Bizi dinlemeleri artık zaruri hâle gelmiştir. Yoksa aile hekimliği sistemi ülkemizde yapılamaz hâle gelecektir. Yeni hekimler aile hekimliğini tercih etmiyor; mevcut hekimler ve hemşireler ise sistemden çıkma derdinde. Bunun farkına varılmalı ve bu eziyetten, bu uygulamalardan geri adım atılmalıdır. Sistem, bizlerle birlikte yeniden kurgulanmalıdır. Biz her zaman hazırız. Bakanlık bizden destek isterse, yeni mevzuat yazımı konusunda elimizden gelen tüm desteği vermek için buradayız.”

