Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İSİG Meclisi, DİSK ve ATO’dan Mke’deki Patlama ile İlgili Ortak Açıklama: “Meydana Gelen İhmaller ve İş Cinayetleri, Türkiye’deki Emek Rejiminden Despotik Karakterinden Bağımsız Değildir”

Ankara İșçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ile DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği ve Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu üyeleri; Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKE) Kayaş’taki kapsül fabrikasında meydana gelen patlama ilgili ortak açıklama yaptı. Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu Başkanı Dr. Buket Gülhan, “MKE’de yıllardır meydana gelen ihmaller ve iş cinayetleri, Türkiye’deki emek rejiminden despotik karakterinden bağımsız değildir… Emeğin sendikal hak ve özgürlüklerini yok sayan, sömürüyü her alanda yoğunlaştıran mevcut emek rejimi, işçilerin canını hiçe saymaktadır… Atılması gereken adımlar bellidir; Kamu ve özel fark etmeksizin tüm işyerlerinde denetimler eksiksiz yapılmalıdır” dedi.

Ankara İșçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ile DİSK İç

HABER: CEYLAN SAĞLAM- KAMERA: UMUT DOĞAN

Ankara İșçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ile DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği ve Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu üyeleri; Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKE) Kayaş’taki kapsül fabrikasında meydana gelen patlama ilgili ortak açıklama yaptı. Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu Başkanı Dr. Buket Gülhan, “MKE’de yıllardır meydana gelen ihmaller ve iş cinayetleri, Türkiye’deki emek rejiminden despotik karakterinden bağımsız değildir… Emeğin sendikal hak ve özgürlüklerini yok sayan, sömürüyü her alanda yoğunlaştıran mevcut emek rejimi, işçilerin canını hiçe saymaktadır… Atılması gereken adımlar bellidir; Kamu ve özel fark etmeksizin tüm işyerlerinde denetimler eksiksiz yapılmalıdır” dedi.

Ankara Tabip Odası (ATO) İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu, Ankara İșçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi ve Devrimci işçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İç Anadolu Bölge Temsilciliği üyeleri; 18 Temmuz’da Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKE) Kayaş’taki kapsül fabrikasında meydana gelen patlama ve yangınla ilgili Ankara Tabipler Odası’nda bugün basın toplantısı düzenledi.

Meydana gelen patlamada yaralanan 4 işçinin, hastanede tedavisinin devam ettiğini belirten Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu Başkanı Buket Gülhan, MKE bünyesindeki fabrikalarda mekanik, elektronik ve pnömatik cihaz, kumanda sistemleri ve ekipmanlarının eski ve yıpranmış olduğunu açıkladı.

Gülhan, şunları söyledi:

“4 İŞÇİNİN TEDAVİSİ İSE ANKARA GÜLHANE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE DEVAM EDİYOR”

“Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKE) Ankara Elmadağ’daki dinamit atölyesinde 5 işçinin öldüğü patlamanın üzerinden henüz 38 gün geçmişken 18 Temmuz 2023 tarihinde Kayaş’ta bulunan MKE Kapsül Fabrikası’nda bir patlama gerçekleşti. Bu sefer tek tesellimiz ölen işçi arkadaşımızın olmayışıdır; yaralananlara acil şifalar diyoruz. Patlama neticesinde vücudunun çeşitli bölgelerinde kimyasal yanıklar oluşan 4 işçinin tedavisi ise Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam ediyor. İşçi arkadaşlarımızın tedavi süreçlerini yakından takip ediyoruz.

1931 yılında kurulan Kapsül Fabrikası’nda, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatı ihtiyacına yönelik; yanıcı mühimmatlar, çeşitli kapsüller ve piroteknik mühimmatları, ses, ışık ve gaz mühimmatı üretimi yapılıyor. Patlama Kapsül Fabrikası’nda AR-GE faaliyetlerinin yapıldığı atölye bölgesinde, fosforun alevlenmesi ve diğer prototiplere sıçraması sonucu gerçekleşti. MKE Kapsül Fabrikası’na üretim ve denetimin modernizasyonuna yönelik teknik altyapı yatırımlarının yapılmadığı biliniyor. Basına yansıyan haberlere göre ‘iş güvenliği müdürü Mart ayında EYT’li olduğu için ayrıldı, üç ay boyunca yerine atama yapılmadı ve birim kapalı kaldı’. 10 Haziran’da Elmadağ’daki MKE tesisinde 5 işçinin yaşamını yitirdiği patlamadan iki gün sonra iş güvenliği birimi yeniden kuruldu.

“MKE BÜNYESİNDEKİ TESİSLERDE ÇOK AĞIR VE ÇOK TEHLİKELİ BİR İŞ YAPILMASINA RAĞMEN KURULDUĞUNDAN BU YANA NEREDEYSE HİÇBİR TEKNOLOJİK DEĞİŞİKLİK GÖRMEMİŞTİR”

Kamuya bağlı MKE’de 1986, 1988, 1997, 2008, 2012, 2013, 2018, 2022 yıllarında çeşitli patlamalarda onlarca işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi ve yaralandı. AKP iktidarı döneminde; 2008 yılında Kırıkkale Makine Kimya Endüstrisi Barut Fabrikası’ndaki patlamada 3 işçi, 2012 yılında Yahşihan’da Mühimmat Ana Depo Komutanlığı Ayırma ve Ayıklama Tesisindeki patlamada 4 işçi, 2013 yılında Elmadağ Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası’ndaki patlamada 2 işçi, 2018 yılında yine aynı fabrikada 1 işçi, bu yıl Haziran ayında Elmadağ’daki patlamada 5 işçi yaşamını yitirmişti. Çok sayıda işçi de yaralandı.

MKE bünyesindeki tesislerde çok ağır ve çok tehlikeli bir iş yapılmasına rağmen kurulduğundan bu yana neredeyse hiçbir teknolojik değişiklik görmemiştir. Daha önceki patlamalardan sonra hazırlanan raporlardan bilindiği üzere; mekanik, elektronik ve pnömatik cihaz, kumanda sistemleri ve ekipmanlarının çoğu ya yıpranmış ya eskimiştir. Modern hale getirilmeyen teknik ve eksik denetimlerle üretime devam etmek, fabrikalarda ve atölyelerde işin tehlike derecesine göre mekânsal organizasyonların ve işgücü planlamasının yapılmaması, yeterli ve prosedürlere uygun koruyucu ekipman tedarik edilmemesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarını ortadan kaldırmaktadır.

“İŞ KAZALARI VE İŞ CİNAYETLERİ, TÜRKİYE’DEKİ EMEK REJİMİNDEN DESPOTİK KARAKTERİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”

Yangın ve patlama gibi olaylar kimyasal maddelerin depolandığı, taşındığı ve üretildiği ortamlarda öne çıkan risklerdir. Tesisin statüsü nasıl oluşa olsun bir ‘Yangın Önleme Programı’nın olması gereklidir. İlgili mevzuat ve standartların gereklerini yerine getirmekle birlikte daha sıkı güvenlik önlemleri alınmalıdır.

MKE’de yıllardır meydana gelen ihmaller, patlamalar, iş kazaları ve iş cinayetleri, Türkiye’deki emek rejiminden despotik karakterinden bağımsız değildir. Ne yaşanırsa yaşansın ‘çarklar dönsün’ anlayışıyla devam eden, emeğin sendikal hak ve özgürlüklerini yok sayan, sömürüyü her alanda yoğunlaştıran mevcut emek rejimi, daha fazla üretim ve ciro baskısı için işçilerin canını hiçe saymaktadır. Bilhassa emek yoğun sektörler olmak üzere, çalışma sürelerinin uzamasından, çalışma koşulları ve işyükünün ağırlaşmasından, güvencesizlik ve esnek çalışma biçimleri artmasından kazançlı çıkan sadece iktidar ve patronlardır.

Kamuyu özel sektör gibi gören, kurumların yapısını ve kadroları kâr-zarar hesaplarına göre dizayn eden politikalar sonucunda İSG denetimlerinin liyakatsiz firmalara yaptırılması, OSBG anlayışının yerleşmesi, yeni işe alınan tecrübesiz personele yeterli mesleki eğitim ve donanım verilmeden tehlikeli üretim süreçlerine dâhil edilmesi, yeni patlamalara, iş kazalarına ve iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır.

“KAMU VE ÖZEL FARK ETMEKSİZİN TÜM İŞYERLERİNDE DENETİMLER EKSİKSİZ YAPILMALIDIR”

Atılması gereken adımlar bellidir; Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak her işçinin hakkıdır. İSG faaliyetlerinin sağlanması öncelikle devletin ve işverenin görev ve sorumlulukları arasındadır. Kamu ve özel fark etmeksizin tüm işyerlerinde denetimler eksiksiz yapılmalıdır. İşçilerin sağlığı ve canı açısından tehlike arz eden durumlar karşısında idari para cezaları uygulanmalıdır. İş kazaları sonucu yargılamalar taksir-bilinçli taksir çerçevesinde değerlendirmeden çıkarılmalı, cezaların caydırıcılığı artırılmalı, patronları ve failleri koruyan cezasızlık kültürünün önüne geçilmelidir.

Çalışma yaşamının düzenlenme aşamalarında, ÇSGB dışında, Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin ilgili birimleri, sendikalar, TTB ve TMMOB’nin yer aldığı bağımsız, kamu yararına çalışan heyetler ve bilimsel kurullar oluşturulmalıdır. Sendikalar, örgütlü olduğu ya da olmadığı işkolundaki tüm işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda denetim yapabilmeli, önerileri ve talepleri yetkili mercilerce dikkate alınmalıdır. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan, İSİG’i işveren yükümlülüğü olarak görmeyen, örgütlülük önüne engeller koyan tüm yasal düzenlemeler iptal edilmelidir.”

ALİ İHSAN ÖKTEN: “ÖNLEMİN ALINMASI GEREKTİĞİ HALDE ALINMAYAN NEDENLERLE ÖLÜMLER OLUYORSA BU AYNI ZAMANDA CİNAYETTİR”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten ise meydana gelen olaya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“İşçi ölümlerinde Avrupa’da birinciyiz, dünyada üçüncüyüz. Bu demek ki özellikle çalışma alanlarında hiçbir önlemimizin bilimsel normlara göre alınmadığını da aynı zamanda bir göstergesi. Tarih ezeli bir tekerrürdür derler, doğru. Eğer tarihten biz bir ders çıkarmazsak hep devam edecektir. Bunu buradaki açıklamada da görüyoruz. 1986’dan 2003 yılına kadar on taneden fazla aynı yerde patlama olmuş. Demek ki ders çıkartıp, onlara karşı bir önlem almamışız ne yazık ki… Bu önlemler alınmazsa bundan sonra yine ne yazık ki patlamalar olacaktır. Vatandaşlarımız yaralanacaktır ve ne yazık ki onların bir kısmını kaybedeceğiz. Bu cinayettir aynı zamanda. Önlemin alınması gerektiği halde alınmayan nedenlerle ölümler oluyorsa bu aynı zamanda cinayettir. Umarım bundan bir ders çıkartılır. En kısa zamanda önlemler alınır ancak burada da görüyoruz, iş güvenliği müdürü EYT’li. Emekli oluyor ama yerine üç ay geçmesine rağmen herhangi bir şekilde yerine herhangi bir kişi konmuyor. Bunla ilgili olarak da bir sürü iş güvenliği açısından da açıklar ortaya çıkıyor. Bunun getirmiş olduğu bir sürü aksaklıklar da vardır. Bunların getirmiş olduğu bir sorumsuzluk silsilesidir bunlar. Umarım en kısa zamanda önlem alınır.”

Ankara

ANKA Haber Ajansı