Haber: Buse ÖZBEY – Kamera: Tunahan GÜLER
(ANKARA)- İliç maden faciasında hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi, siyasi partileri ziyaret etti. Baba Ali Ekber Yıldız, “14 Şubat’tan İstanbul’da yürüyüş var. Bize destek olsunlar. 17 Şubat’ta Erzincan’dan duruşmamız var. Yanımızda olsunlar” dedi. Anne Sevda Yıldız ise “İki gündür burada milletvekilleri olsun, genel başkanlar olsun, sivil toplum kuruluşları olsun çalmadığımız kapı kalmadı. Ben bir anne olarak mücadele veriyorum. Çırpınıyorum. Başka ne yapabilirim” diye konuştu.
Erzincan’ın İliç ilçesinde 9 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının ardından adalet arayışını sürdüren ölen işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi, 10-11 Şubat’ta Ankara’da siyasi partileri, sendikaları ziyaret etti. CHP, DEM Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi, EMEP, KESK, Eğitim Sen’i ziyaret eden aile, 14 Şubat’ta İstanbul’da “İliç İçin Adalet” yürüyüşüne ve maden faciasına davasının 17 Şubat’ta görülecek 6. duruşma için destek istedi.
Ziyaretlere ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan baba Ali Ekber Yıldız, şunları söyledi:
“Siyasi partilerinin görüşmelerimiz umduğumuzdan daha iyi geçti. Öncelikle Özgür Bey’e (Özel) çok teşekkür ediyorum. Özgür Bey’le grup toplantısına katıldık. Orada bizi çocuğumuzla andı. Orada güzel konuşmalar yaptı. Ondan sonra saat 16.00’da tekrar Özgür Bey özel olarak konuştuk kendisiyle. Biz Özgür Bey’den bunu istedik. 14 Şubat’tan İstanbul’da yürüyüş var. Bize destek olsunlar. 17 Şubat’ta Erzincan’da duruşmamız var. Yanımızda olsunlar. Sağ olsun Özgür Bey de hemen bizim yanımızda Deniz Yavuzyılmaz’ı aradı, dedi ki ‘Duruşmada milletvekiliyle bu aileye destek vermemiz lazım. Bu aile orada yalnız kalmış. Bu aile tek başına mücadele ediyor. Bu aileye destek olmamız lazım.’ İstanbul’daki yürüyüş için de İl Başkanı’nı aradı, Özgür Çelik’i, Kadıköy İlçe Başkanı’nı. ‘Aileye büyük destek vermemiz lazım. Destek vereceğiz’ dedi. Hatta İstanbul’a milletvekilleri de katılacaklar.
“Yürüyüşe büyük katılım bekliyorum”
DEM Parti’yi de ziyaret ettik. Onlar da bize büyük destek verecekler. Büyük samimiyetle bizi karşıladılar. Sağ olsunlar. Onlara da çok teşekkür ediyoruz. İYİ Parti’ye, Zafer Partisi’ne, KESK’e, Memur Sen’e, Eğitim-Sen’e gittik. Sağ olsunlar herkes bize destek verecek. Çok büyük katılım bekliyoruz. Sağ olsun dernekler, siyasi partiler, çevre örgütleri yani duyarlı insanlar çok yani çok karabağlık olacağını düşünüyorum.”
“Bizim Uğur’umuz öldü. Başka uğurlar ölmesin”
Faciaya ilişkin davanın 5. duruşmasından önce mahkeme başkanının TBMM’de AK Partili vekillerle çektirdiği fotoğrafın mahkemeye sunulduğunu belirten Yıldız, şöyle konuştu:
“Çektirdikleri fotoğrafı da paylaşıyorlar. Kime mesaj veriyorlar ki? Nerede yaşıyoruz? Biz kime inanacağız ki? Bu bizim ülkemiz, bizim hakimlerimiz, bizim savcılarımız, biz onlara güvenmeyip de kime güveneceğiz? Bu ülke hepimizin. Buna sahip çıkmamız lazım. Yarın bu ülke Suriye, Irak, İran olmasın. Bu ülke bizim, bu topraklar bizim. İnsanları zehirliyorlar. Bu bizim meselemiz değil. Bu ülkenin meselesi, bu Türkiye’nin meselesi. Bize lütfen destek olsunlar. Bizim yanımızda olsunlar. Bizi susturmaya çalıştılar ama biz susmayacağız. Biz bu mücadeleye devam edeceğiz, nereye gidersek gidelim, sonucu ne olursa olsun. Biz kararlıyız. Tüm siyasi partilerden, çevre örgütlerinden, halktan, insanlardan desteklerini bekliyoruz. Bizim Uğur’umuz öldü. Başka Uğurlar ölmesin. Biz o madenin açılmasını da istemiyoruz. Bizim Uğur’muz geri gelmez. Başka beklentimiz yok.”
Anne Sevda Yıldız ise kamuoyundan destek beklediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Neden Kanadalı ile Amerikalı ile iş birliği yapılarak bizim çocuklarımızın ölümüne sebep veriyorlar? Ben çocuğumu oraya işe gönderdim. Benim çocuğum oraya ekmeğinin peşine gitti. Ölüm için gitmedi. Şimdi biz artık kapı kapı dolaşıp da adalet peşinde koşuyoruz.
“Devletmiş, devlet neredeydi?”
İki gündür burada milletvekilleri olsun, genel başkanlar olsun, sivil toplum kuruluşları olsun çalmadığımız kapı kalmadı. Ben bir anne olarak mücadele veriyorum. Çırpınıyorum. Başka ne yapabilirim? Çocuğum için ne yapabilirim? Gelecek gençlerimiz artık bu topraklar için ne yapabilirim? Onların orada ölmemeleri için elimden ne geliyorsa yapacağım. Ocağın kapatılması için de elimden gelen ne varsa yapacağım. Kesinlikle açılmasını istemiyorum. Çünkü 4 gün boyunca hiçbir şey yapmadılar. Siyanür sızıntısını önlemek için bizim çocuklarımızı ölüme terk ettiler. Ben burada sizin aracılığınızla da oğlumun arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Allah ömürlerini uzun etsin. 52 gün boyunca gönüllü olarak o cehennem çukuruna indiler. Artık onlar için de korkuyordum. Bir şey olacak diye. Devletmiş, devlet neredeydi? Devlet yoktu orada. Benim çocuğumun arkadaşları çırpınarak ‘Biz arkadaşımızı buradan çıkaracağız’ dediler, çıkardılar da.”

