Haber: Mehmet OFLAZ – Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) – “İBB soruşturması” kapsamında 11 aydır tutuklu bulunan iş insanı Fikri Murat Demir’in eşi Dilek Demir, “Nasıl gözaltı ve tutuklama hızlı bir şekilde yapıldıysa, sonucunun da hızlı olmasını bekliyoruz. Zaten hiçbirinin suçlu olduğuna inanmıyoruz. Bir an önce iddianameyi bekliyorum” dedi. İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in asistanı Arzu Can’ın annesi Elif Gölpınar ise “Çocuğum ‘Anne, bizi unuttular’ diyor. 11 ay oldu, ne iddianame var ne dosyada bir gelişme. Bize soranlara ‘Biz de bilmiyoruz’ diyoruz. Nedir suçumuz? Neden iddianame yok? Neden bu çocuklar serbest bırakılmıyor?'” diye sordu.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 20. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.
Ancak, aynı iddialara ilişkin tutuklanan bazı kişiler hakkındaki soruşturma uzun süredir tamamlanmadı. Bunlardan iş insanı Fikri Murat Demir’in eşi Dilek Demir ile İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in asistanı Arzu Can’ın annesi Elif Gölpınar, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.
“En kısa sürede adaletin tecelli etmesini istiyoruz”
Dilek Demir, eşinin geçen yıl 23 Mayıs’ta “örgüt” suçuna ilişkin tutuklandığını ancak hakkında hala iddianame düzenlenmediğini belirterek, “İçeride herkes savunmasını yaparken eşim, aynı örgüt kapsamında tutuklanmasına rağmen bu örgüt kapsamında savunma yapmasına izin verilmiyor. Sadece eşim için değil, içerideki 11 kişinin hepsi için konuşuyorum. Çok ciddi mağduriyetler yaşıyoruz. 11 ay çok zor geçti. Her gün bir umut bekliyoruz” dedi.
Demir, geçen yıl aralık ayında eşi için tahliye kararını verildiğini anlatarak, şunları söyledi:
“Gündüz haberini aldık, almaya gittik fakat gece tekrar içeri alındılar. Bu durum bizde ağır bir tahribat yarattı. Sonrasında kısa sürede sonuçlanır diye düşündük, biraz daha bekledik ama maalesef süreç uzadıkça uzuyor. İkinci bayram geliyor, Kurban Bayramı yaklaşıyor. Bir an önce adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Hiçbir ayrıcalık talep etmiyoruz. Sadece olması gerekenin yapılmasını istiyoruz. Nasıl gözaltı ve tutuklama hızlı bir şekilde yapıldıysa, sonucunun da hızlı olmasını bekliyoruz. Zaten hiçbirinin suçlu olduğuna inanmıyoruz. Bir an önce iddianameyi bekliyorum. İnşallah sesimizi duyarlar. Ciddi mağduriyetler yaşıyoruz. Dışarıda ailesi, içeride kendisi. En kısa sürede adaletin tecelli etmesini istiyoruz.”
“Nedir suçumuz? Neden iddianame yok? Neden bu çocuklar serbest bırakılmıyor?”
Tutuklu bulunan Arzu Can’ın annesi Elif Gölpınar da kızının 11 aydır tutuklu olduğunu aktararak, şöyle konuştu:
“Cezasının ne olduğunu bilmiyoruz. Bizi böyle bekletiyorlar. İddianame yok. Kızımın imza yetkisi yok, kadrolu değil; Taner Çetin’in asistanı olarak çalışıyordu. Ama cezasının ne olduğunu bilmiyoruz. Peki neden içeride tutuyorlar? Şimdiye kadar sabrettik. Artık sesimizi duyurmak istiyoruz. 11 ay oldu; ne iddianame var ne dosyada bir gelişme. Bize soranlara ‘Biz de bilmiyoruz’ diyoruz. Nedir suçumuz? Neden iddianame yok? Neden bu çocuklar serbest bırakılmıyor?’
Hatırlarsanız tahliye oldular, sonra tekrar içeri alındılar. O günleri hatırlamak bile istemiyorum ama yine de söyleyeyim. Siyah bir poşetle çocukları kapının önüne kadar çıkarıyorlar. Ben 65 yaşındayım, eşim 70 yaşında. 14 yaşındaki çocuk kapıda bekliyor. Anne ve baba içeride. İkisini de çıkarıyorlar, biz beklerken tekrar içeri alıyorlar. Hangi anne, baba buna tahammül edebilir? Bunları anlatmak bile istemiyorum.
Vicdanlı insanlara sesleniyorum: Sesimizi duyun. Suç nedir, söyleyin bize. Artık bu çocukları tahliye edin. Yazık, günahtır. İşlerinden, güçlerinden oldular. Damadım sağlık sektöründe çalışıyordu, 18 yıllık işinden oldu. Ne işi vardı cezaevinde? Çocuğum (Arzu Can) bana diyor ki: ‘Anne, bizi unuttular. Kendime bir şey mi yapayım ki hatırlatsınlar?’ Sakın diyorum. Biz her zaman yanındayız. Gidip geliyoruz ama içeride ne yaşadıklarını tam olarak bilemiyoruz. Mutlaka zor şeyler yaşıyorlar.
Yalvarıyorum, vicdanlı insanlara sesleniyorum. Bir anne, baba olarak sağlığımızı da kaybettik. Eşim 70 yaşında, kalp ameliyatı oldu, kalp krizi geçirdi. Neden yaşıyoruz? Çocuğumun suçu yok. Adam mı öldürdü? Biz Türk vatandaşıyız. 11 ay normal mi? Bunu bir cahile sorsanız bile ‘normal değil’ der. Ne diyeyim? Adalet istiyorum, adalet. Eğer suçumuz varsa, söyleyin. Ama suçumuzun olmadığını da çok iyi biliyoruz. Vicdanlı insanların sesimizi duyacağına inanmak istiyorum. İnşallah çocuklarımızı tahliye ederler.”

