Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nın ikinci gününde savunmalar başladı… Aykut Erdoğdu: “Artık bu dava benim, Ekrem İmamoğlu’nun davası değil, artık 86 milyonun davası”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasın ikinci gününde savunma yapan eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Ben AK Parti’nin milletvekili, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olsaydım aynı koşullarda aynı şartlarla, aynı iddialarla tutuklanır mıydım? Bunu 86 milyona ve size soruyorum. Herkes ‘hayır’ diyor. Gerçek çok açık. Ancak açık olan bir şey daha var demek ki kanun önünde eşitlik yok. İddianame ‘siz bu Cumhurbaşkanı adayını seçemezsiniz’ diyor. Bir milletin iradesine ‘sen Ekrem İmamoğlu’nu seçemezsiniz’ diyorsunuz. Artık bu dava benim davam değil, Ekrem İmamoğlu’nun da davası değil, artık bu dava 86 milyonun davası” dedi. Duruşma, Erdoğdu ve avukatlarının savunmasıyla sona erdi. Duruşmaya yarın devam edilecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal Çiloğlan / Esra Tokat

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasın ikinci gününde savunma yapan eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Ben AK Parti’nin milletvekili, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olsaydım aynı koşullarda aynı şartlarla, aynı iddialarla tutuklanır mıydım? Bunu 86 milyona ve size soruyorum. Herkes ‘hayır’ diyor. Gerçek çok açık. Ancak açık olan bir şey daha var demek ki kanun önünde eşitlik yok. İddianame ‘siz bu Cumhurbaşkanı adayını seçemezsiniz’ diyor. Bir milletin iradesine ‘sen Ekrem İmamoğlu’nu seçemezsiniz’ diyorsunuz. Artık bu dava benim davam değil, Ekrem İmamoğlu’nun da davası değil, artık bu dava 86 milyonun davası” dedi. Duruşma, Erdoğdu ve avukatlarının savunmasıyla sona erdi. Duruşmaya yarın devam edilecek.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen davada Mahkeme başkanı, avukatların henüz UYAP’a yüklenmediği için dün tepki gösterdikleri kabul kararının, dosya içerisine konulduğunu söyledi. Bunun üzerine kabul kararı ve iddianamenin kısa özeti okundu. İddianamenin kısa özetinin okunması 33 dakika sürdü.

Mahkeme Başkanı, sanıkların kimlik tespitinin savunma sırası geldikçe alınacağını bildirdi. Talepte bulunan İmamoğlu’nun konuşmasından sonra verilen bir saatlik aranın ardından duruşma başladı.

“Silva gibi Ekrem İmamoğlu da cumhurbaşkanı olacaktır”

Duruşmada söz alan Serdal Taşkın’ın avukatı Ali Rıza Dizdar, tensip zaptının yapay zeka ile yazıldığını savundu. Mahkeme başkanı “ben yapay zeka kullanmayı bile bilmiyorum“ dedi Dizdar ayrıca “Eminim ki Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva gibi Ekrem İmamoğlu da cumhurbaşkanı olacaktır” şeklinde konuştu. Dizdar’ın sözlerin üzerine izleyiciler alkış tuttu.

Mahkeme Başkanı, duruşmalara Ramazan Bayramı arası vereceğini açıkladı. Buna göre 11,12, 16, 17, 18 Mart günü duruşmalar yapılacak, 19 Mart arefe gününden itibaren bayram arası verilecek. Mahkeme Başkanı, Nisan ayı sonunda savunması alınan sanıkların değerlendirmesini yaparak ara karar kuracağını da bildirdi.

Savunmalar başladı

Bilgilendirmenin ardından sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak eski CHP Milletvekilli Aykut Erdoğdu savunma yaptı.

“Rüşvete aracılık etmekle” yargılanan suçlanan Erdoğdu, “Savunma hakkımız kısıtlandı. Yaklaşık 10 aydır tek başıma bir hücredeyim. İddianame hücrenin yarısını kapladı. Bize bir DVD teslim edildi. Bir ay kala bana haftada bir saat bilgisayar kullanma izni verildi. Toplam 8 saat ediyor, ben neyi okuyayım. Bu benim suçum değil. Dört deliliniz var. Erkan Yıldız’ın ifadesi bunlardan biri, HTS kaydı var. Kısacası etkin pişmanlık ifadelerine, HTS ve baz kayıtlarıyla, bir banka dekontuyla suçlanıyorum” dedi.

Aykut Erdoğdu: “Bu delillerle bir milletvekili tutuklanabilir mi?”

Erdoğdu, savunmasında şunları kaydetti:

“Bir banka dekontuna göre bir şirketin çalışanı para çekmiş. Ben ne bileyim neden çekmiş ve benimle ne alakası var bu işin. Bir otelde baz kaydım var ve bu otel benim neredeyse 5 yıldır bir ofis olarak kullandığım bir yer. İkincisi ise İBB binası. Bu delillerle bir milletvekili tutuklanabilir mi? Ben para taşımadım, çanta almadım. Ben anladığım parayı nasıl teslim edeyim böyle bir olay yaşanmadı. Bana diyorsunuz ki siz 24 yaşında Afrikalı bir futbolcusunuz. Ben Afrikalı değilim 24 yaşında değilim Afrikalı da değilim. Ben bu iddialara nasıl yanıt verebilirim. Yandaş kanallarda her gün işlem çıkıyor ‘Aykut Erdoğdu’nun hesabına para transfer edildi diye’ bu hak mıdır. Benim 10 yaşında oğlum var; polisin yanında her gün beni gösterdiler bu yakışıyor mu? Elinizi vicdanınıza koyun olur mu bu? Her gün televizyonda ‘çantayla para taşındı’ diye yandaş yerlerde haberler çıktı. Bir tane delil gösterin, bir tane fotoğraf gösterin. Emniyette verdiğim ifadeden farklı hiçbir şey söylemedim. O günden bugüne tek fark benim onaydır tutuklanmış olmam ve şahsiyetimin, kişiliğimin lekelenmiş olması.”

“Çok daha somut deliller olan AK Partililerin davası kapatıldı ve biz tutuklanalım öyle mi?”

Ben AK Parti’nin milletvekili olsaydım, AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı olsaydım; aynı koşullarda, aynı şartlarla, aynı iddialarla tutuklanır mıydım? Bunu 86 milyona ve size soruyorum. Herkes ‘hayır’ diyor değil mi? Gerçek çok açık. Ancak açık olan bir şey daha var demek ki kanunun önünde eşitlik yok. Şu adam (Ekrem İmamoğlu) cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz burada olur muyduk? Adalet özünde eşitliktir. Somutlaşmış hali kanunun önünde eşitliktedir. Eşitlik yoksa adalet var mı, adalet yoksa hukuk devleti var mı? Çok daha somut deliller olan AK Partililerin davası kapatıldı, bizim hakkımızda bir tane insan kurtulmak isteyen birinin ifadeleri olsun ve biz tutuklanalım öyle mi?

“İddianame ‘siz bu Cumhurbaşkanı adayını seçemezsiniz’ diyor”

İddianame ‘siz bu Cumhurbaşkanı adayını seçemezsiniz’ diyor. Bir milletin iradesine ‘sen Ekrem İmamoğlu’nu seçemezsiniz’ diyorsunuz. Artık bu dava benim davam değil, artık bu dava Ekrem İmamoğlu’nun da davası değil artık. Bu dava 86 milyonun davası. 86 milyon eğer bunu kabul ediyorsa bizim elbet yatalım hiç önemli değil. Seçme hakkımızı elimizden alıyoruz. İradesi alınan insan köledir. Sen bunu seçemezsin dediğimiz anda Türk milletinin iradesi alındığında demokrasi nerede? Mülga bir anayasa hissediyorum.

“Bir milletin adaleti ölürse o millet yok olmuştur bitmiştir”

10 defa tutukluluk incelemesine çıktık. Ben o tarihte zaten milletvekiliydim. Benim zaten yatarım yok. Tutukluluk incelemesinde yurt dışına kaçma şüphem var deniliyor. Uluslarası bir denetçiyim ben. Pek çok soruşturma dosyasını, yolsuzluk dosyasını ben tespit ettim. Ben altına imza attım. Milletvekillerinin en çok korktuğu vekildim, kendi partimde dahi bir sorun oluyordu bu. Hayatımda rüşvet şüphesi olan bir işin yakınından bile geçmedim. Benim bir evim, bir de arabam var. Şu an adalete güven yüzde 20. Adalet ölürse millet ölecek. Bir milletin adaleti ölürse o millet yok olmuştur bitmiştir. Liyakat yok, artık bir devlet krizi yaratıldı. Mülga bir anayasa var ve kuvvetler ayrılığı yok. Şu an kanun sizsiniz. Millet adına karar vereceksiniz ya neye göre karar veriyorsunuz siz? Anayasa mülga oldu. Bana bir yargı kararı gösterin bir tanık beyanı ile tutuklanan birisi var mı? Yaşamı ve ölümü anlamlandıranlar için hapishanede zaman çok zor geçiyor. Gerçekten saatler aylar, yıllar gibi geçiyor. Bir saat geçmiyor hapishanede. Hadi kendimden geçtim şurada 21 yaşındaki çocuğa itirafçı olsun diye baskı yapıldı onları düşünün.”

Mahkeme Başkanı’ndan “Aranızda nasıl bir husumet var da bu kadar detaylı şeyler anlatmış bu kişi?” sorusu

Erdoğdu’nun savunmasının ardından Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının sorularına geçildi.

İtirafçı Erkan Yıldız’ın Erdoğdu hakkındaki ifadesini okuyan Mahkeme Başkanı, “Aranızda nasıl bir husumet var da bu kadar detaylı şeyler anlatmış bu kişi?” diye sordu. Erdoğdu ise “Hapisten çıkmak isteyen bir kişi 12 bölümlük dizi bile yazar” şeklinde yanıt verdi.

Serkan Aydın’ın ifadeleri sorulan Erdoğdu, “Hasta biri için bir şey diyemem, dördüncü evrede kanser hastası kendisi. En son canını kurtarmak için dediği yönünde bir şey diyemiyorum. Rüşvet suçlamasından irtikap suçlamasına düşmek istemiş. O gün 256 metre birbirimize yaklaşmışız ben nasıl para alayım bu uzaklıktan. Hakkımdaki beyanlarını kabul etmiyorum” dedi.

Duruşma savcısının “Parayı alan aldım, veren verdim diyor” sorusuna tepki

Duruşma Savcısının “Parayı alan aldım, veren verdim diyor. Para akışı ortada yani. Ne demek istersin bu konuda?” şeklindeki sorusunun üzerine Erdoğdu’nun avukatı Hüseyin Ersöz, “Bu soruda kanaat var. O yüzden sorunun sorulmaması yönünde karar kurulmasını talep ediyoruz” dedi. Mahkeme Başkanı söz konusu talebi kabul etti.

Erdoğdu’nun avukatı Ersöz: “Yargılamalardaki en büyük sorun etkin pişmanlık hususu”

Erdoğdu’nun avukatı Ersöz, bir aylık süreçler beklenmeden tutukluluk incelenmesi yapılmasını talep etti. Salonda basına ayrılan kısmın yetersiz olduğunu ifade ederek avukatlardan boş kalan masalara gazetecilerin yerleşmesini isteyen Ersöz taleplerinin ardından savunmasına geçti.

Müvekkilinin soruşturma aşamasında tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu savunan Ersöz, savunma sırasının neye göre yapıldığının avukatlara açıklanmasını istedi.

Ersöz, “Yargılamalardaki en büyük sorun etkin pişmanlık hususu. Kendi açısından menfaat elde etmek isteyen kişiler etkin pişmanlıktan faydalanmak istemişler. Bu kişilerce gerçek dışı, asılsız ya da tırnak içinde sansasyonel olarak nitelendireceğimiz iddialar atıldığına şahit olduk. Ertan Yıldız’ın suçlaması da bu yöndedir. Kendini mağdur olarak gösterebilecek bir olayı kurgulamak için üzerinden 6 yıl geçtikten sonra bu iddialarını ortaya atmıştır. Bu kişinin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik ve özgürlüğüne kavuşmak üzere asılsız beyan olarak görülmesini talep etmekteyiz. Savcılık makamı tarafından bu kişinin sözlerine itibar edilmiş ve şahıs özgürlüğüne kavuşmuştur” beyanında bulundu.

“Yan yana olduklarını çürütecek veri zaten baz verisinin bizzat kendisi”

Hüseyin Ersöz, itirafçı Ertan Yıldız’ın beyanlarının somut delil olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak, farklı dosyalarda yer alan etkin pişmanlıktan yararlanan sanıklar hakkındaki “itirafçı sanıkların beyanlarının tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceği” şeklindeki Yargıtay kararlarına değindi. Avukat Ersöz, HTS verilerine ilişkin de şunları kaydetti:

“Delil klasörleri arasında yer alan HTS/Baz kayıtları incelendiğinde saniyelik olarak hizmet alınan baz istasyonunun değiştiği görülmektedir. Örneğin 3 Haziran 2020 tarihinde saat ’11:25-11:38′ saatleri arasında müvekkilin Fatih, İstanbul adresindeki ‘ISTSIRFERIBOTIS’ bazından konum bilgisi alınmış; 19 saniye sonra Beyoğlu, İstanbul adresindeki ‘ISTKARAKNOVOTEL’ bazından konum bilgisi alınmış; 23 saniye sonra Üsküdar, İstanbul adresindeki ‘ISTHARMENDIREK’ bazından konum bilgisi alınmıştır. Belirtilen sürelerde fiziki olarak bulunabilmek imkansızdır. Bu husus HTS/Baz verilerinin güvenilir olmadığını, baz istasyonlarının geniş çekim gücüne sahip olduğunu ve bulunulan bölgedeki açıklık, bina yükseklikleri gibi değişkenlere de bağlı olduğunu göstermektedir. Öte yandan müvekkilimizin Serkan Aydın ile bazının kesiştiği gün aralarında 256 metre mesafe var. Yan yana olduklarını çürütecek veri zaten baz verisinin bizzat kendisi. 256 metre sizinle benim aramdaki mesafeden bile çok daha fazla. Öte yandan bu sinyal alınan bazlar saniyelik olarak da değişiyor. Bunlar da Aydın’ın etkin pişmanlıktan yararlanmak için verdiği ifadelere itibar edilmeyeceğinin kanıtıdır. Müvekkilimin öncelikle beraatini öte yandan da tutukluluğunun sona erdirilmesini istiyoruz.”

“Müvekkilimi şehir dışından getirten iddia makamı, cezaevinde bulunan Fatih Keleş’i çağırıp ‘Bu parayı gerçekten sen mi aldın?’ diye dahi sormamıştır”

Ersöz savunmasını tamamladıktan sonra Erdoğdu’nun bir diğer avukatı Ömer Süha Aldan savunma yaptı. Süha Aldan, beyanında şunları söyledi:

“Demin Sayın Savcım, Serkan Aydın’ın ifadesindeki bir beyandan bahsetti. Yani işin icbar suretiyle irtikap suçuna girdiğine dair bir beyan söz konusuydu. Ancak Serkan Aydın’ın 2 Ekim tarihli bir ifadesi daha bulunmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 02.10.2025 tarihinde bir talimat yazısı düzenlenmiştir. Bu talimat yazısında, Serkan Aydın’ın ağır derecede hasta olduğu, karakola ya da Cumhuriyet Başsavcılığına getirilmemesi gerektiği, mümkün olduğunca bulunduğu yerde ifadesinin alınması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Fakat ilginçtir ki ne yazık ki ülkemizdeki okumama alışkanlığı nedeniyle yazılan dilekçeler ve talimatlar çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Talimat yazısı doğrudan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emniyet’e havale edilmiştir. Buna rağmen, ağır hasta raporu bulunan Serkan Aydın karakola getirilmiş ve gözaltına alınmıştır. İşte bu gözaltı sırasında alınan ifadede Serkan Aydın açık bir şekilde, söz konusu devir işlemi ile Aykut Erdoğdu’ya verdiği iddia edilen para arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını beyan etmiştir. Özellikle bu hususa dikkat çekmenizi rica ediyorum. Daha sonra, avukat nezaretinde ikinci bir ifade alınmıştır. Kanser hastası bir kişinin rüşvet vermek suçlamasıyla ifadesinin alınması karşısında, savunma refleksiyle bazı beyanlarını değiştirme çabası göstermesi hayatın olağan akışına aykırı değildir. Ancak ilk beyan esas alındığında, Serkan Aydın açıkça bu devir ve proses değişikliği ile para ilişkisi arasında hiçbir bağ olmadığını ortaya koymuştur.

Bir başka noktaya daha değinmek istiyorum. Ertan Yıldız bu ifadeyi verdikten sonra, kent dışında olmasına rağmen Aykut Erdoğdu apar topar gözaltına alınmıştır. Sabaha karşı gözaltına alınmış, sorgulanmış ve sorgu sonucunda tutuklanmıştır. Burada ciddi bir garabet söz konusudur. Bir kişiyi şehir dışından aceleyle getiriyorsunuz ve rüşvete aracılık etmekle suçluyorsunuz. Peki Ertan Yıldız ifadesinde ne diyor? ‘Aykut Erdoğdu bu rüşvet parasını götürdü, getirdi ve Fatih Keleş’e verdi’ diyor. Peki o sırada Fatih Keleş nerede? Fatih Keleş zaten tutuklu bulunmaktadır. Ancak müvekkilimi şehir dışından getirten iddia makamı, cezaevinde bulunan Fatih Keleş’i çağırıp ‘Bu parayı gerçekten sen mi aldın?’ diye dahi sormamıştır. Daha da önemlisi; bu eylem kapsamında Fatih Keleş’in tek bir beyanı alınmamıştır. Hiç ifade alınmadan bir kişinin nasıl mahkum edileceği ciddi bir soru işaretidir. Ortada yalnızca aralarında ihtilaf bulunan bir kişinin tek taraflı beyanı vardır. Bunun dışında hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bu durumda Ekrem İmamoğlu’nun nasıl mahkûm edileceği de ayrı bir sorudur; zira onunla ilgili hiçbir bağlantı ortaya konulamamıştır. Rüşvet aldığı iddia edilen kişinin mahkûm edilemediği bir durumda, rüşvete aracılık ettiği iddia edilen kişinin mahkûm edilmesi hukuken ve mantıken mümkün müdür?”

“Hukuk farklı kişilere farklı mı uygulanacaktır?”

Avukat Ömer Süha Aldan, davada rüşvet veren sıfatıyla dört sanık, rüşvet aldığı iddia edilen üç sanık bulunduğunu, bunların hiçbirinin tutuklu olmadığını belirterek, “Ancak rüşvete aracılık ettiği iddia edilen müvekkilim yaklaşık on aydır tutukludur. Hukuk farklı kişilere farklı mı uygulanacaktır? Eğer ortada bir suç varsa, suça aracılık eden kişi suçun merkezindeki kişidir. Doğal olan; verenin de alanın da bulunmasıdır. Ancak daha doğal olan, müvekkilin de diğerleri gibi tutuksuz yargılanmasıdır. Çünkü ortada rüşvet suçunu gerektiren kesin bir durum yoktur; deliller belirsizdir ve delillerin oluşturulmuş olma ihtimali dahi mevcuttur” dedi.

Müvekkili gözaltına alındığında, ortada yalnızca Ertan Yıldız’ın beyanı ve baz kayıtlarının bulunduğunu söyleyen Avukat Aldan, baz kayıtlarının tek başına delil sayılamayacağının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında açıkça belirtildiğini vurguladı.

Buna rağmen beş yıl öncesine ait kayıtların dosyaya eklendiğini, tek bir beyanla müvekkili hakkında tutuklama kararı verildiğini savunan Aldan, şöyle konuştu:

“O aşamada başka hiçbir somut delil bulunmamıştır. Süreç boyunca tutukluluk hali kalıplaşmış gerekçelerle devam ettirilmiştir. Tutukluluğun devamına ilişkin kararlar üç gerekçeye dayandırılmıştır: Kaçma şüphesinin somutlaşması, ölçülülük ilkesine uygunluk, dosyada değişen bir durum bulunmaması… Buna ek olarak CMK’nın 100. maddesi kapsamında iki husus daha değerlendirilmelidir: Delilleri karartma ihtimali, katalog suç kapsamında olup olmama. Öncelikle rüşvet suçu, CMK 100 kapsamında sayılan katalog suçlardan değildir. Delil karartma ihtimali de yoktur; çünkü ortada yalnızca bir itirafçı beyanı ve baz kayıtları bulunmaktadır. İtirafçı zaten kamuoyuna sürekli aynı beyanları vermektedir; etkilenmesi mümkün değildir. Soruşturma önemli bir aşamaya gelmiştir. Müvekkilin sorgusu yapılmıştır. Bu başlı başına yeni bir durumdur. Kaçma şüphesi ve ölçülülük ilkesi bakımından ise ölçüsüzlük açıktır. Rüşvet suçunun cezası 4 yıldan 12 yıla kadardır. Eylem tektir ve ağırlaştırıcı bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle cezanın alt sınırdan verilmesi ihtimali oldukça yüksektir. Önümüz bayram, verdiğiniz ara kararda tahliyeler olması gerektiğini düşünüyoruz. Müvekkilimizin tahliyesini talep ederiz.”

Tuba Torun’dan Yassıada yargılamaları hatırlatması: “Kara leke olarak geçti tarihimize”

Savunmasını tamamlayan Aldan’ın ardından Erdoğdu’nun avukatı Tuba Torun savunma yaptı. Müvekkili Aykut Erdoğdu’nun aynı zamanda eşi de olduğunu vurgulayan Torun, “Benim için zor bir savunma olacak. Gün aşırı cezaevindeydim 10 aydır. Oldukça zor geçen bir süreçti” dedi.

Torun savunmasında şunlara yer verdi:

“Anayasal savunma yapacağım ama benim için önemli bir kısmını ifade etmek istiyorum hukukçu meslektaşınız olarak. Biz bu ülkede adaletin var olduğuna ve adalet sağlayıcılarının da tarafsız ve bağımsız olduğuna yürekten inanmak istiyoruz. Bu süreçte Yassıada yargılamalarını çokça okudum. O dönemde Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar ve Başbakan olan Adnan Menderes yargılandı ve kara leke olarak geçti tarihimize. Son zamanlarda, özellikle de son 10 ayda yaşadıklarımız hukukun temel ilkesi olan tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesini hatırlatmak zorunda kalıyor. Bu yargılamada cevap vereceğiniz karar sanıyorum hayatınızın en önemli kararı olacak çünkü ülkenin geleceğiyle ve bu ülkenin anayasasının korunması ile ilgili yani rejimle ilgili yargılama bu. Müvekkilimin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı temel olarak ihlal edilmiş durumda. Çünkü Anayasaya göre kişinin güvenliği keyfi olarak sınırlandırılmamalıdır. Müvekkilimin üstüne atılı suçla tutukluluk süresi arasında bir orantı yok. Tüm açıkladığımız hususlarçerçevesinde artık bizim bayramdan önce aileler olarak da burada haksız şekilde tutulan bir nevi bizim de tutuklu olarak yer aldığımız bu hukuksuz durumun hakikaten sonlandırılması gerekiyor. Biz bayramda mümkünse en çok sayıda sevdiğimiz kişilere kavuşmalıyız. Dinlenen kişilerce tutukluluk incelemesinin geciktirilmeden yapılmasını istiyoruz. Müvekkilim için de beraat ve tahliye talebimiz var.”

“Ekrem Başkan buradayız”

Torun’un ardından duruşmaya yarın saat 10.00’a kadar ara verildi. Duruşmaya yarın tutuklu sanıkların savunmalarıyla devam edilecek.

İzleyiciler sanıkları salondan ayrılırken alkışladı. İzleyiciler, İmamoğlu’na yönelik ‘Ekrem Başkan buradayız’ diye seslendi.