Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, Şişli Belediyesi’ne danışmanlık hizmeti verdiği belirtilen tutuklu sanık Altan Ertürk, hakkındaki iddiayı duyduğunda şok olduğunu belirterek, “Yaklaşık 4000 sayfalık, 143 eylemden oluşan bir iddianamede, çeyrek eylemden dolayı 6 aydır boşu boşuna çocuklarımdan uzak tutukluyum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.
Duruşma, Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatlarından Beyzanur Açar’ın savunmasıyla başladı. İddianamede yer alan ‘Özel Vasfa Haiz Üye’ kavramının ne kanunda ne de Yargıtay içtihatlarında yer aldığını belirten Açar, “Bu, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bir şekilde, alt sınırdan uzaklaşmak maksadıyla iddia makamı tarafından kurgulanmış bir kavramdan ibarettir. Ali Sukas’ın iddianamede ‘tam bir teslimiyet duygusu ile hareket ettiği’ söyleniliyor. İddianamede bu ifade ile geçen tek isim Ali Sukas” diye konuştu.
Ardından Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, duruşma savcısı değişikliğinin, bir önceki savcının rahatsızlanması nedeniyle olduğunu belirtti.
Altan Ertürk savunma yaptı
Daha sonra, Şişli Belediyesi’ne danışmanlık hizmeti verdiği belirtilen ve mahkeme tarafından hazırlanan savunma sırasına ilişkin listede 11’inci sırada bulunan tutuklu sanık Altan Ertürk’e söz verildi.
Ertürk, memur olmadığı halde “icbar suretiyle irtikap” iddiasıyla suçlandığını belirtti. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun olduğunu, ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Enstitüsü’nde eğitim aldığını, 1994-1997 yılları arasında Fransa’da yaşadığını anlattı.
Bu dönemde Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği sürecini öngörerek, Türk-Fransız Ticaret Konseyi’ni kurduğunu, çok sayıda ticari işbirliğinde aktif rol aldığını, 1997’de Türkiye’ye dönerek IDC International Trade Consultancy şirketini kurduğunu, 1998’de ambalaj sektöründe yeni bir teknoloji olan bobinden bobine etiket baskı sistemlerini Türkiye’ye getirerek ilk modern tesis ile sanayiye adım attığını dile getirdi.
“Üç boyutlu outdoor reklamcılık alanında Türkiye’de ilk kez uygulanan projeleri hayata geçirdim”
Yaklaşık 10 yıl boyunca 40’tan fazla ambalaj fabrikasının kurulumunda yer aldığını, ayrıca uluslararası büyük üreticilerin Türkiye temsilciliklerini üstlenerek önemli tedarik faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ertürk, üç boyutlu outdoor reklamcılık alanında Türkiye’de ilk kez uygulanan projeleri hayata geçirerek spor sahalarındaki reklam alanlarının geliştirilmesine öncülük ettiğini söyledi.
Altan Ertürk, 2001 ekonomik krizi sırasında KDV ödemelerinin yapıldığı gün, mükellefi olduğu Küçükyalı Vergi Dairesi’nden vergi ödemesi için teşekkür aldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Hayatımın hiçbir döneminde iş takipçiliği yapmadım, bu tür ilişkilere aracılık etmedim”
“Müdür beni aradı. Birçok firmanın ödeme yapmadığı bir ortamda, en yüksek vergi mükelleflerinden biri olarak KDV’yi gününde ödediğimiz için teşekkür etti. Bunu özellikle şu nedenle paylaşıyorum, bu sadece ticari büyüklüğün değil, aynı zamanda iş yapma ahlakının da bir göstergesidir. Kısacası, iş hayatım boyunca her zaman inovatif ve teknolojik projeler geliştirdim. Ve hayatımın hiçbir döneminde iş takipçiliği yapmadım, bu tür ilişkilere aracılık etmedim. Ancak benim için asıl gurur kaynağı yalnızca ticari faaliyetlerim değil, içinde yetiştiğim aile ve sivil toplum alanındaki çalışmalarımdır. Onursal başkanlığını merhum Erdal İnönü’nün yaptığı, 37 yıllık köklü bir düşünce kuruluşu olan Türkiye Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın başkanlığını yürütüyorum. Aynı zamanda politik bilinci yüksek, idealist bir aileden geliyorum. Babam, 1970’li yıllarda sendikal hareketin önemli liderlerinden, DİSK Maden-İş Genel Sekreteri Mehmet Ertürk’tür. 1976’da Taksim’de kutlanan ilk kitlesel 1 Mayıs’ın fikir babalarından ve mimarlarındandır. 1976, 1977 ve 1978 yıllarındaki kitlesel 1 Mayısların düzenlenmesinde önemli rol oynamış, sevilen bir işçi lideridir.”
“Bugün de Cumhuriyetçi, laik, sosyal demokrat kesimler benzer bir baskı hissini yaşamakta”
1980 darbesi olduğunda 10 yaşına bile basmadığını, darbenin yalnızca siyasi yapıyı değil, hayatları da nasıl altüst ettiğini birebir yaşadığını dile getiren Ertürk, şöyle devam etti:
“Babamın arkadaşları öldürüldü, işkenceler gördü, sürgün edildi. Babam da Fransa’ya gitmek zorunda kaldı. Ben, annem ve iki yaşındaki kardeşimle birlikte her gece ev baskınlarıyla büyüdüm. 10 yaşımdan 19 yaşıma kadar pasaport alamadım ve 9 yıl boyunca babamı göremedim. 19 yaşında ilk kez yurt dışına çıktığımda, çocukken vedalaştığım babamı bu kez üniversite öğrencisi olarak gördüm. O yıllarda babamla yaptığım konuşmalarda hep şu sorunun cevabını aradım, ‘Türkiye’de siyaset neden insanların hayatlarını parçalayacak kadar sert?’ Bugün burada anlattığım şey yalnızca kişisel bir hayat hikayesi değildir. Bu, aynı zamanda Türkiye’nin bugününe gelişinin bir özetidir. Bu ülke başbakanlarını, bakanlarını, gençlerini idam sehpalarında kaybetti. Kardeş kardeşi vurdu, aydınlar yakıldı, farklı düşünenler hapsedildi. Dönem oldu Kürtler, dönem oldu Aleviler, dönem oldu gayrimüslimler, dönem oldu muhafazakârlar… Bugün de Cumhuriyetçi, laik, sosyal demokrat kesimler benzer bir baskı hissini yaşamaktadır.”
Sanık Altan Ertürk, iddianamede yer verilen 143 eylemden yalnızca birinde adının geçtiğini, süreçte dosyayı okuyan avukatların hepsinin ortak yorumda bulunduklarını ifade eden Ertürk, “Hepsi, ‘Sen bir eylemden değil, çeyrek eylemden tutuklusun’ diyorlar. Benim adım dosyada bir eylemde değil, fiilen çeyrek bir eylemde geçmektedir. Buna rağmen yaklaşık altı aydır tutukluyum” diye konuştu.
“İddiayı duyduğumda şok oldum”
Ertürk, oğlunun doğum gününde gözaltına alındığını, oğlunun kendi doğum gününü artık “uğursuz” olarak görmeye başladığını anlattı.
Gözaltına alındığı gün, polislerin “İBB dosyası” nedeniyle gözaltına alındığını söylediklerini aktaran Ertürk, “Şaşırdım, ‘Benim İBB ile hiçbir ilgim yok, herhalde bir yanlışlık var’ dedim. Savcı, eylem kapsamında adı geçen 10’dan fazla kişiyi sordu. Bu isimlerin neredeyse tamamını tanımadığımı, hayatımda hiç duymadığımı, hiçbir görüşmem ve iletişimim olmadığını açıkça ifade ettim. Sayın Savcı, belediyeye 3,5 milyon dolar verildiği iddiası olduğunu, benim de bu süreçte taraflar arasında yediemin olarak parayı teslim aldığımın iddia edildiğini söyledi. Bu iddiayı duyduğumda şok oldum” ifadelerini kullandı. Ertürk, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu söylediğini belirterek, “İsnat edilen bu suça ilişkin hiçbir somut delil gösterilmeden; yalnızca benim sözüm karşısında İlker Aydın’ın beyanı esas alınarak tutuklandım” dedi.
“Bu gerçek dışı kurguyu anlatacağım merci bulamadım”
İlker Aydın’ın, ifadesinin ilgili kısmında, “Ben bundan sonraki sürece gözümle şahitlik etmedim… Bildiğim kadarıyla… Bu konuda net bir bilgim yok… Ancak bu hususun doğruluğunu Cem Erdinç teyit edebilir” dediğini belirten Ertürk, şunları anlattı:
“Altı aydır bu gerçek dışı kurguyu anlatabileceğim bir merci bulamadım. Bugün, en azından sayın heyetiniz huzurunda bunu ifade edebilme imkanı bulduğum için ayrıca önemli görüyorum. Yaklaşık 4000 sayfalık, 143 eylemden oluşan bir iddianamede, çeyrek eylemden dolayı 6 aydır boşu boşuna çocuklarımdan uzak tutukluyum. Eskiden dervişler çilehaneye girer, çile çekerek olgunlaşırmış. Ben de buradan çok şey öğrenmiş ve biraz daha olgunlaşmış olarak çıkacağım. Ama bu, 6 ayı hiçbir suçum olmadığı halde burada geçirdiğim gerçeğini değiştirmiyor.
Ben içeride çok sayıda insan gördüm. O kadar uzun süre tutuklu kalan insanlar var ki, bir noktadan sonra ‘Savcı ne koyarsa imzalayayım’ noktasına geliyorlar. Çünkü tutukluluk tehdidi ve korkusu insanı oraya sürüklüyor. Bugün ise insanlar tutukluluk korkusuyla öyle bir noktaya geliyor ki, neredeyse annesini babasını getirseniz onların üzerine bile suç atacak hale geliyor. Bunun da ayrıca ahlaki olarak sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.”
Sanık Ertürk, tahliyisine ve beraatine karar verilmesini isteyerek, “Artık sizden beni çocuklarıma kavuşturmanızı talep ediyorum” diye konuştu.
Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Ertürk’ün avukatlarının savunması dinlenecek.

