Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 9. gün… Tutuklu Resul Emrah Şahan: “Tek yaptığımız kamu hakkını savunmaktı”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, kamu arazisi olan Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü’nün ranta açıldığını belirterek, “Türkiye’de bir üniversite arazisi, 6306 sayılı kanun ve parsel bazlı plan tadilatıyla 500 milyon dolarlık bir ranta çevriliyor. Balkonunda havuz olan daireler satılıyor. Havuzlarını emsal dışı bırakmak için yönetmelik değiştiriliyor. Ben başkan oluyorum ve diyorum ki: ‘Bir dakika kardeşim, yangın güvenliği eksikliğin var, bunu tamamla’ İnanılır gibi değil ama bu yüzden Türkiye’de tutuklu olan tek kişi benim” dedi. 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, kamu arazisi olan Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü’nün ranta açıldığını belirterek, “Türkiye’de bir üniversite arazisi, 6306 sayılı kanun ve parsel bazlı plan tadilatıyla 500 milyon dolarlık bir ranta çevriliyor. Balkonunda havuz olan daireler satılıyor. Havuzlarını emsal dışı bırakmak için yönetmelik değiştiriliyor. Ben başkan oluyorum ve diyorum ki: ‘Bir dakika kardeşim, yangın güvenliği eksikliğin var, bunu tamamla’ İnanılır gibi değil ama bu yüzden Türkiye’de tutuklu olan tek kişi benim” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması sürüyor.

Hakkındaki suçlamalara yanıt veren Şahan, “kişisel verileri başkasına verme, yayma ve ele geçirme” suçunun isnat edildiğini, bu konuda kimsenin ifadesine başvurmadığını söyledi.

Şahan, “Ben sürprizi, iddianame geldiğinde öğrendim. Hiçbir şüpheli ifadesinde, hiçbir tanık beyanında, hiçbir raporda, kolluk fezlekesinde, hatta şüpheli listesinde dahi adım yok! Ortada bir iddia var ama delil yok, tanık yok, ifade yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Tam da savunmanın başında dediğim gibi ‘Suçlusun!’, ‘Neyle?’, ‘Bilmiyorum, suçlusun, ispat et!’ Suçlamada İstanbul Planlama Ajansı Başkanı sıfatından hareket ediliyor. Sizlere İstanbul Planlama Ajansı’nın neler yaptığından bahsettim. Kaldı ki ben İPA Başkanlığı’ndan ayrılalı çok oldu. 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki bu görevimi, usule uygun olarak bağlamak için BİMTAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim vardı, o görevden de belediye başkanlığı için istifa etmişim. Ama İPA’daki çalışma arkadaşlarımız ve ben; 2023 Kasım sonu veya Aralık başında gerçekleştiği iddia edilen bir panel üzerinden suçlanıyoruz. Bu dönemde, istifa etmiş ve sahada kampanya yapan bir belediye başkan adayı olarak talimat verdiğim iddia ediliyor. İddianın temelsizliği zaten burada başlıyor; fiilen mümkün değil. Kuruma dair bir talimat vermem mümkün değil” şeklinde konuştu.

“Sırf adım geçsin diye kurgulanan suçlamaları, kendim için de arkadaşlarım için de kesinlikle reddediyorum”

“İBB Hanem” uygulamasını ilk defa burada duyduğunu söyleyen Şahan, “İBB içerisinde web sitesi ve yazılım yapan birimin daire başkanı bile ‘Bu uygulama hayata geçmedi’ diyor. Ben ve arkadaşlarım hayata geçmemiş bir uygulamadan dolayı sorgulanıyor ve tutukluyuz. Arkadaşlarım İPA’ya emek vermiş, özveriyle çalışmış yol arkadaşlarımdır; sırf benimle aynı dosyada adları geçsin diye tutuklandılar. Sırf adım geçsin diye kurgulanan bu eylemi ve isnat edilen suçlamaları, kendim için de arkadaşlarım için de kesinlikle reddediyorum” ifadelerini kullandı.

“Burası, samimiyetle söylüyorum, bir kadın programına dönüyor, o bunu demiş, bu onu demiş…”

Savcılığın tüm isnatlarına, son iki-iki buçuk haftadır buraya gelip gidenlerin ifadelerine ve bu aktörlere ilişkin açıklamalarda bulunacağını söyleyen Şahan, “Yoksa gerçekten burası, samimiyetle söylüyorum, bir kadın programına dönüyor, ‘O bunu demiş, bu onu demiş…’ Herkes bir şey anlatıyor, herkesin arkada canı sıkılıyor, durum adeta gelin-kaynana programına döndü. Delil yok, bir şey yok; sadece ‘duydum’lar var. Biz de burada aksini ispatlamaya çalışıyoruz” dedi.

Hakkında ifade veren Adem Altıntaş ve Timur Soysal ile özel bir hukukumuz olduğu için tanışmadığını söyleyen Şahan, “Şişli Belediyesi’nden yılda iki yüze yakın ruhsat talep ediliyor. Her konunun ölçeğine göre işi takip eden birileri vardır. Müteahhit kendi takip eder; ölçek büyürse bir tasarımcı takip eder; ölçek daha da büyürse müşavir takip eder. Bazen biri gelir bilgi sorar, kim olduğunu bilemezsiniz. Böyle bir kakofoni vardır; ortada iki yüz tane iş var. Timur Soysal… Eski İBB AK Parti İmar Komisyonu üyesi. Hatırladığımız kadarıyla İBB’de AK Parti’nin etkili bir imar komisyonu üyesi olarak bilindi hep” dedi.

“Timur Soysal, Sayın Vali’nin danışmanıdır”

Resul Emrah Şahan, Soysal’ın, eski İBB AK Parti İmar Komisyonu üyesi olduğunu, şu an pek çok belediyede iş yaptığını belirterek, “Kendi ifadesi de var, danışmanlık yapıyor. Hatta Sayın Vali’nin danışmanıdır. Ben bizzat Sayın Vali ile Timur Soysal’ın katıldığı toplantıları biliyorum” dedi.

Soysal’ın, 2019-2020 döneminde İBB İmar Komisyonu’ndaydı olduğunu, AK Parti’nin çoğunlukta olduğu komisyonda yönetici konumunda bulunduğunu belirterek, “Arkadaşlarını ziyarete geldiğinde orada tanıştık, konuştuk, tanışıklığımız bundan ibarettir. Özel bir hukukumuz yoktur” diye konuştu.

Şahan, Adem Altıntaş’ın da 2019 öncesi hem İBB müdürlüklerine hem de projelere iş yapmış bir şirketin sahibi olarak kendisiyle tanışmak istediğini anlatarak, şunları söyledi:

“Şimdi Adem Altıntaş’ın ifadelerini okuyorum. İddianamede yazılan şeyleri mantıklı bir yere bağlamaya çalışıyorum. Savunma yapacağız ama neyi anlatacağız? Ortada bir illüzyon mu oynanıyor? Kültür Merkezi, sosyal tesis gibi bir şeylerden bahsediliyor. Ben dedim ki: ‘Evladım, böyle şey olur mu?’ Benim seçim dönemimde, 2024 yerel seçim politikaları ve projeleri kitapçık haline getirilmiş; her şey şeffaf. Parsel parsel; hangi ada, hangi parselde hangi iş yapılacak, kaç metrekare olacak, hepsi yazılı. Gizli saklı bir sınır yok. Ne olmuş peki? Bunu mu konuştuk? Bahçesindeki ayrıntıyı bile bilmiyor. Gelmiş, Belediye Başkan Yardımcılığı ile tanışmış; dışarıda bunları danışmanlık almak için anlaşmaya çalışmış, çabalamış. Şimdi ben bunun neresindeyim? Ne Adem Altıntaş ne Timur Soysal ne Ahmet, ne Mehmet… Bir de Süleyman Atik var. Adam kim? Ben teknik eleman zannediyordum, baktım hukukçuymuş. Hiçbiriyle ne kültür merkezi ne kreş ne de başka bir iş karşılığında para, pul vesaire gibi bir ilişkimiz olmadı. Ben ve bürokrat arkadaşlarım böyle bir şey istemedik, isteyemeyiz. Böyle bir şey olmadı, olamaz Sayın Başkanım! Olamaz; çünkü yaptığımız projeler zaten bizim aynamızdır.”

“52 yıl boyunca Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü olarak bilinen bir kamu arazisiydi”

“Yapı ruhsat ve iskan süreçlerini menfaat karşılığı uzatma iddiası”yla da suçlandığını hatırlatan Şahan, “Bu konu teknik bir konu. Olayı sadece buradan anlatıldığı haliyle konuşursak, az önce bahsettiğim gibi gerçekten bir gündüz kuşağı programına döneriz” dedi.

Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü olarak bilinen bir kamu arazisinin fotoğraflarını heyete gösteren Şahan, şöyle devam etti:

“Alan Nişantaşı’nın göbeğinde. 2017’ye kadar, 52 yıl boyunca Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü olarak bilinen bir kamu arazisiydi. Kamuoyu için öyle değerli bir yer ki, 1999 depreminde mahallelinin sığındığı tek açık alan burasıydı. Etrafı 5–6 katlı, depreme dayanıklı olmayan yapılarla çevriliydi. Sadece o mahallede deprem olsa, binaların yıkılmasıyla kapanacak sokak sayısı 40’tır. Bu verileri niye veriyorum? Çünkü 40 tane sokak… Bina yıkıldığında sokağa giremiyorsunuz. e-Devlet’te burası uzun süre ‘deprem toplanma alanı’ olarak göründü.

“Önce TOKİ’ye devrettiler, sonra ticaret ve konut alanına açılıyor”

2018’de Bakanlık, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’u kullanarak parsel bazında plan tadilatıyla burayı önce TOKİ’ye devrediyor, sonra plan yapıp ‘Ticaret ve Konut’ alanına açıyor. Mavi alan da kamuya ayrılıyor. Aynı yıl Emlak Konut tarafından satışa çıkarılıyor; 435 milyon dolarlık bir hasılat paylaşımı modelinden bahsediyoruz. Çevredeki binalar hâlâ kentsel dönüşüme girmiş değil; mahalle hâlâ deprem bekliyor ve çözüm bekliyor. Deprem yasası kullanılarak 500 milyon dolara yakın bir kaynak sağlanıyor. Oysa bu parayla mahalledeki tüm binaları yıkıp yeniden yapabilirsiniz; insanlara evlerini teslim edersiniz, üstüne beş kuruş da almazsınız. Proje süreci Ankara’da devam ediyor ve 2020 yılında ilk kepçe vuruluyor.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 11. Maddesi, ‘Belediyeden ruhsatını alamazsan, iki ay içinde gel, ben sana veriyorum’ diyor. Hatta biz tutuklandığımızda Bakanlık yeni bir düzenleme daha çıkardı; ‘Ruhsatı geçtim, iskanı bile alamazsan gel, ben veririm’ noktasına getirdiler işi. Sonra projenin plan çalışmaları başlıyor. Projenin adı: ‘Nişantaşı Koru.’ PR çalışmalarında kullanılan görsel budur; basına servis edilen, ‘ballandıra ballandıra’ anlatılan meşhur görsel… Pandemi döneminde ‘koru komşu, sağlıklı ev’ temasıyla pazarlanıyor. Gördüğünüz üzere kamu arazisi de projenin içinde yer alıyor. Adeta küçük bir orman olan koru alanından gelen oksijen sayesinde, ‘şehir merkezinde ormanda yaşamın zindeliği’ gibi sloganlarla pazarlanıyor. Emlak Konut ve Dap Yapı ortaklığının ana satış stratejisi, pandemi döneminde bu yeşil alanın projeye dahil edilmesi üzerine kuruluyor. Adam balkonuna havuz yapmış.

“Adam balkonuna havuz yapmış, şu an orada bir daireyi 500–600 milyon liraya satıyorlar”

Apartmana giriyorsunuz, asansörle çıkıyorsunuz, şu an orada bir daireyi 500–600 milyon liraya satıyorlar. Pazarlama bu şekilde yapılıyor. Balkonlarda havuz var ama firma diyor ki: ‘Ben havuz yaptım ama bu havuzları emsal harici tutmalıyım.’ Yani ‘Havuzlar inşaat alanı hesabına katılmasın ki daha fazla daire yapabileyim’ diyor.

Görselleri göstermek isterim: Nişantaşı’nın göbeğinde, balkonunda havuz olan 600 milyonluk daireler… 2021’de İmar Yönetmeliği’nde projeye özgü bir değişiklik yapılıyor. Bunu niye anlatıyorum? ‘İcbar’ (zorlama) diyorsunuz ya; ben mi birilerini zorluyorum? Asıl ‘icbarı’ onlar bana yaptı! 2021’de yönetmelikte yapılan değişiklikle ‘zemine basmayan havuzlar emsal haricidir’ deniliyor. Allah Allah! Zemine basmayan havuz havada mı duracak? Hemen plan tadilatına başvuruyorlar; havuz emsal dışı kalınca daha fazla metrekare inşaat hakkı kazanıyorlar. Gelelim benim tutuklanma sebebime… Ben bir ‘park yaptırma’ meselesiyle tutuklandım. Dediler ki: ‘İskanı geciktirmişsin, şunu yapmışsın, bunu yapmışsın.’

Sayın Başkan, ortada bir protokol var, bir taahhüt var. Bu taahhüt 2020 yılına dayanıyor. Firma, 2020 yılındaki taahhüdü anlatmıyor; 2024 yılında parkı bitiremediği için mecburen yenilemek zorunda kaldığı taahhüdü gerekçe göstererek suç unsuru oluşturmaya çalışıyor. 2021’de verilmiş bir söz var; 2024 yılında, benim dönemimde ‘parkı yetiştiremedim’ diyerek taahhüdü yenilemişler; çünkü o alanda yıkılması gereken bazı gecekonduların süreci beklenmiş. İddianamede 2020 yılındaki asıl taahhütten hiç bahsedilmiyor. Peki sonuç nedir? Proje sahibinin bir park sözü var; konut sahiplerine verdiği, projenin ana stratejisini üzerine kurduğu bir yaşam alanı sözü var. Biz de bu kamu yararının takipçisi olduk. Süreçleri kasten uzatmakla suçlanıyoruz ama gerçeği anlatayım.

“Biz, ‘Yangın güvenliği açısından eksikleri gidermeniz lazım’ dedik, süreci işlettiğim için ‘icbar’ ile suçlanıyorum”

Gerçek bir hikaye: 4 Nisan 2024 tarihinde, yani göreve geldikten hemen sonra süreç başladı. Firma başvuruyor, arkadaşlarım iskan belgelerini inceliyor. O dönemde kadroyu yeniliyorum, şefler değişiyor, ama işlemler aksamadan devam ediyor. 4 Eylül 2024’te firmaya deniliyor ki: ‘Kardeşim, burada yangın güvenliği açısından ciddi bir risk var, bu eksikleri gidermeniz lazım.’ 500–600 milyon liraya konut satıyorsunuz; böyle bir eksiklik kabul edilemez! Sayın Başkanım, belediyelerin bu noktadaki sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunu çok acı tecrübelerle gördük; Kocaeli’de anneler, çocuklar yandı. Hep birlikte yaşadık. Biz firmadan itfaiye görüşü almasını istiyoruz; ‘Yangın kompartımanı’ yapmamışsınız diyoruz. Kompartıman nedir? Bir binada, tavan ve taban döşemesi dahil, her yerin en az 60 dakika boyunca yangına, dumana ve ısıya dayanıklı yapı elemanlarıyla ayrıldığı kritik bölgedir. Afet anında hayat kurtarır. Diyoruz ki: ‘Kompartıman yapmamışsın, orayı standartlara uygun hale getir, itfaiye raporunu al, öyle gel iskanını verelim.’ 14 Ocak’ta eksiklikleri gideriyorlar, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden rapor alıyorlar. Arkadaşlarım yerinde kontrol ediyor ve 10 Mart’ta iskanlarını alıyorlar. Şimdi süreci anlattım; ben bu süreci işlettiğim için ‘icbar’ ile suçlanıyorum. Özetle durum şudur: Türkiye’de bir üniversite arazisi, 6306 sayılı kanun ve parsel bazlı plan tadilatıyla 500 milyon dolarlık bir ranta çevriliyor. Balkonunda havuz olan daireler satılıyor. Firma, satış stratejisini kamuya ait koru alanı üzerine kuruyor, taahhüt veriyor, ‘Kamuya açık alanı ben yapacağım’ diyor. Havuzlarını emsal dışı bırakmak için yönetmelik değiştiriliyor. Ben başkan oluyorum ve diyorum ki: ‘Bir dakika kardeşim, yangın güvenliği eksikliğin var, bunu tamamla.’ İnanılır gibi değil ama bu yüzden Türkiye’de tutuklu olan tek kişi benim!”

“Tek yaptığımız kamu hakkını savunmaktı”

Resul Emrah Şahan, iddianamede, eylem 39’da yer alan iddiaların da “Profilo AVM” olarak bilindiğini, 2024 Mart seçimleri öncesi bir görüşmeden bahsedildiğini belirterek, şunları söyledi:

“Benim başkanlığım döneminden bahsediyorlar ama ortada somut bir durum yok; kimsenin para verdiği veya aldığı bir olay yok. Gerçek şu: Proje yapmak istedikleri parsel 2.600 metrekare ve yaklaşık 520 milyon TL değerinde kamu arazisidir. Artaş Grubu’nun burayı kamuya terk etmesi gerekiyordu. Parselin fonksiyonu ‘Katlı Otopark’tır. Ruhsat almak veya proje yapmak istiyorlarsa, bu parselin ayrılması ve kamuya terk edilmesi şarttır. Bu prosedür tapuya giderek onaylanır. Oysa proje şirketi diyor ki: ‘Hayır, burayı site bahçesi ve özel otopark olarak kullanacağım.’ Kendi belgelerinde bu görünüyor. Biz de ‘Olmaz’ dedik. Tek konu budur; bizim tek yaptığımız kamu hakkını savunmaktı. İşin trajikomik tarafı: Belediye başkanıyken bu işlemleri biz başlattık. Firmanın ‘süreç geciktiriliyor’ dediği şey, bizim plan kararını uygulama kararlılığımızdır. Ve sonuç ne oldu? 19 Ağustos 2025’te bu alan resmen Şişli Belediyesi’nin mülkiyetine geçti. Artık o 2.600 metrekarelik, 520 milyon liralık alan Şişli halkınındır. Kamuya ayrılmış alanı tekrar kamuya kazandırdık. Plan hükümlerini uyguladık ve yasanın öngördüğü zorunlulukları yerine getirdik.”

Şahan, idari olarak yapması gerekenleri yaptığı için yargılandığını belirterek, “İdari olarak yapmam gerekenleri ben ve arkadaşlarım yerine getirdiği için tutuklandım. Belediye ve firma arasında hiçbir maddi menfaat ilişkisi yoktur. İddianameyi okudukça şaşırıyorum; iddialar adeta birer şehir efsanesine dönüşmüş durumda” şeklinde konuştu.

“Resmi usulle yaptığımız aydınlatma işini bile suç gibi gösteriyorlar”

Yılbaşı aydınlatma konusunun da “dosyada efsane gibi yer aldığını” ifade eden Resuh Emrah Şahan, “Yirmi yıldır Şişli’de, Nişantaşı’nda uygulanan bir yöntemdir. Markalar gelir, kendi reklamlarını koyar, sokağı süsler. Bu sene Şişli Belediyesi olarak direkleri biz kendimiz yaptık ve ihale yoluyla gerçekleştirdik. Tablo net: Kentin merkezindeki bir parselde devasa bir iş yapılmaya çalışılıyor. Karşımızda Türkiye’nin en büyük müteahhitlerinden biri var. Biz Şişli Belediyesi olarak kamuya ait olanı kamuya kazandırmak istediğimiz için dik durduk, bu yüzden işin geciktirildiği iddia ediliyor. Müteahhitin her istediğini kabul etmediğimiz için, işin içine resmi emlakçıdan tutun şehir efsanelerine kadar her şey eklenmiş. İhaleyle, resmi usulle yaptığımız aydınlatma işini bile suç gibi gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

(SÜRECEK)