Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 9. gün… Tutuklu Resul Emrah Şahan: “‘Rüşvet verildi’ dedikleri tarihte ben zaten tutukluydum”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “25 günde tamamlanan bir iskan süreci için 4 milyon, 10 milyon dolar gibi rakamlar telaffuz ediliyor. ‘Rüşvet verildi, paramız yoktu, yönetim kurulu kararıyla kar dağıtımı yapıp ödedik’ dedikleri tarihte ben zaten tutukluydum. En somut iddia bile olgularla çelişiyor” dedi. 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “25 günde tamamlanan bir iskan süreci için 4 milyon, 10 milyon dolar gibi rakamlar telaffuz ediliyor. ‘Rüşvet verildi, paramız yoktu, yönetim kurulu kararıyla kar dağıtımı yapıp ödedik’ dedikleri tarihte ben zaten tutukluydum. En somut iddia bile olgularla çelişiyor” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması sürüyor. Şahan, savunmasının bir kısmını tamamladıktan sonra Mahkeme Heyeti, duruşmaya bir saat 15 dakika ara verdi.

Salondan “Kayyumlar gidecek, biz kalacağız” sesleri yükseldi

Tutuklu sanıklar aranın ardından solana getirildi. Resul Emrah Şahan salona girdiğinde izleyicilerin bulunduğu bölümden “Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri yükseldi.

Resul Emrah Şahan sanık kürsüsüne geçtiğinde ise “Kayyumlar gidecek, biz kalacağız” sloganı atıldı.

Savunmasına devam eden Şahan, “Şimdiye dek, bir belediye başkanı olarak kamusal sorumluluklarım ile müteahhitlerin mevzuata aykırı esneklik talepleri arasında kalmam nedeniyle haksız yere nasıl tutuklandığıma dair birkaç örnek verdim. Şimdi dosyadaki diğer konu olan Torunlar Center, yani kamuoyunda bilinen adıyla Eylem 40 meselesine değineceğim. Bu olayda da durum farklı değildir; konu tamamen mevzuata aykırı bir talep ve bizim bu talebe karşı sergilediğimiz yasal duruştur” diye konuştu.

“Ali Sami Yen Stadı’ydı, milyarlık bir rant projesine dönüştürüldü”

Süreci adım adım açıklayacağını söyleyen Şahan, firmanın, imar mevzuatına aykırı bir tadilat yapmak istiediğini, belediye ekiplerinin de bunu tespit ederek, yasal tarifeye uygun cezai işlem uyguladığını anlattı.

Bu aykırılık giderildiğinde ise cezanın otomatik olarak düştüğünü belirten Şahan, şunları kaydetti:

“Burası 2010–2011 yılına kadar Ali Sami Yen Stadı’ydı. 1999 depreminde toplanma alanı olarak kullanılan, çevresindeki yapılaşmanın en fazla 5–6 kat olduğu bir bölgeydi. Ancak 2012 yılında burası ‘Özel Proje Alanı’ ilan edildi ve parsel bazında yapılan plan tadilatıyla İstanbul’un göbeğinde milyarlık bir rant projesine dönüştürüldü. Fotoğraflara bakıldığında, yan taraftaki binaların değişmediği, hala depreme dayanıksız 5–6 katlı yapılar olduğu görülür. Torunlar Center projesi 2017 yılında büyük oranda tamamlandı.

Teknik detaylara girmeden şunu vurgulamalıyım: Şikâyete konu olan olayların tamamı, benden önceki dönemlerde, ya Bakanlık eliyle ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yönetimi tarafından yapılan parsel bazlı imar artışlarının bir sonucudur. Mecidiyeköy’ün göbeğindeki bu yapı, olası bir İstanbul depreminde en kritik noktalardan biridir. Önündeki duraktan günlük 750 bin kişi geçmektedir; bu, Şişli nüfusunun üç katıdır. Olası bir afette en küçük risk bile ‘afet içinde afet’ yaratabilir. Peki, firma bizden ne istiyor? Statik ve mekanik detaylara girmeden anlatayım: Firma, 17. ve 25. katlar arasındaki taşıyıcı unsurları birleştirerek mekan genişletmek istiyor. Bunu bir maket gibi düşünün; ortasındaki taşıyıcıları keserseniz, sarsıntı anındaki davranışı aynı kalır mı? Bu kadar basit ve hayati bir mesele. Firma, 11.916 metrekarelik devasa bir alanı kapsayan bu esaslı tadilatı hızlıca bitirmek istiyor. Biz ise ‘Bir dakika, bu yapılamaz’ diyoruz. Çünkü bu müdahale sadece binayı değil, kentin ve Şişli’nin deprem güvenliğini doğrudan ilgilendirir. ‘Bu sadece sizin meseleniz değil, İstanbul’un meselesidir’ diyoruz.

Süreç şöyle işliyor: 11 Haziran 2024’te firma, yapmak istediği işlemi ‘basit tadilat’ başvurusu olarak sunuyor. 27 Haziran’da biz diyoruz ki: ‘Bu iş böyle olmaz. Bu, binanın ana mimari ve statik projesini etkileyen esaslı bir tadilattır; dolayısıyla esaslı tadilat ruhsatı gerekir.’ Buna rağmen, 19 Temmuz’da aynı dilekçeyi tekrar veriyorlar. 8 Ağustos’ta yine reddediyoruz. Üçüncü kez başvuruyorlar; 11 Eylül’de yine aynı yanıtı veriyoruz: ‘Esaslı tadilat ruhsatı alınması gerekir.’ Dördüncü dilekçe 17 Eylül 2024’te geliyor. Bu sefer, ‘Tadilat talebimizden vazgeçtik, sadece basit onarım izni istiyoruz’ diyorlar. Biz de buna onay veriyoruz. İsnat edilen suç şudur: ‘Basit tadilat izni verildi, bu izin arkasına sığınılarak esaslı tadilat gizlice yapıldı.’ Ancak burada önemli olan şudur: Şişli’de, Torunlar Center gibi bir yapıda böyle bir usulsüzlüğe göz yumulması mümkün değildir. Belediye başkanı ‘yap’ dese bile, hiçbir memur bu evraka imza atmaz.”

“Dosyada herhangi bir para transferi, maddi menfaat veya somut bir rüşvet iddiası bulunmamaktadır”

Müdürlüğün, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca açıkça uyarı yaparak işlem tesis ettiğini, 17 Ekim 2024’te denetime giden ekiplerin ekiplerin daha önce üç kez reddedilen işlemin fiilen yapılmaya çalışıldığını tespit ettiğini belirten Şahan, bunun üzerine yapı tatil zaptı tutulduğunu kaydetti. Şahan, şunları söyledi:

“Müştekinin ‘bankaya yatırdık’ dediği 28 milyon TL, yapılan tadilatın tarifeye uygun harç bedelidir. Bu, belediye meclisi tarafından belirlenen idari bir bedeldir; hiçbir memur veya başkan bu rakamı keyfi belirleyemez. Bu süreçte cezanın uygulanması da düşmesi de benim takdirimde değildir; tamamen yasal ve idari süreçlerin sonucudur. Dosyada herhangi bir para transferi, maddi menfaat veya somut bir rüşvet iddiası bulunmamaktadır. Firma sahibi Mehmet Torun ile görüşmem doğrudur. Kendisine süreci tüm şeffaflığıyla anlattım. 28 milyon TL’nin idari harç, diğer kalemin ise hukuki ceza olduğunu ifade ettim. Kendisi de süreçte kendi yetkilisinin hatalı davrandığını belirtmiştir. Bu görüşmede menfaate dayalı herhangi bir konuşma olmamıştır. Özetle; Mecidiyeköy’ün merkezinde, eski bir spor alanından milyar dolarlık projeye dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Firma, 12 bin metrekarelik alanda taşıyıcı sistemi etkileyen bir müdahale yapmak istemiştir. Biz ise ‘Dur’ demişizdir. Usulüne aykırı başvurular reddedilmiş, aykırılık tespit edilince yasal ceza uygulanmıştır.”

Bu proje 2020 yılında 536 konuttan 1060 konuta çıkarılıyor. Normalde ÇED raporu alınması gerekir”

Resul Emrah Şahan, “icbar suretiyle irtikap” iddiasına ilişkin de Rotana Projesi ile ilgili işlemleri anlattı. Burasının, 175 bin metrekarelik, üç bloktan oluşan bir gökdelen projesi olduğunu, 2007 yılında, dönemin İBB yönetimi tarafından bu parsele 3 emsal verildiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Çevredeki yapılaşma 5-6 katlıyken, savunmamın başında belirttiğim 7 metrelik dar yolun hemen karşısında, dönüşemeyen mahallelerin ve 3-4 katlı yapıların ortasında yükselen devasa bir kuleden bahsediyoruz. Bu proje 2020 yılında 536 konuttan 1060 konuta çıkarılıyor. Metrekare artmasa bile kapasite iki katına çıktığı için hane, nüfus ve araç sayısı artıyor; bu da altyapı ve trafiğe ciddi yük bindiriyor. Normal şartlarda bu kapasite artışı nedeniyle ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporu alınması gerekir. Eğer ÇED sürecine girilseydi; Kent Konseyi, belediye ve diğer paydaşlar ‘Burada bu yoğunluk olmaz’ diyecek ve süreç farklı bir noktaya evrilecekti. Ancak 5 Mart 2021 tarihinde Valilikten ‘ÇED gerekli değildir’ yazısı geliyor. Bunları şunun için anlatıyorum: ‘İcbar’ (zorlama) diyorsunuz ya; 536’dan 1060’a çıkarken o yazıyı aldırabilen bir siyasi güç var ortada. Süreç, Şişli Belediyesi ile doğrudan bir ilgisi olmadan devam ediyor ve sıra iskan (yapı kullanma izni) aşamasına geliyor. Tarih 13 Eylül 2023. O dönemde imar ve ruhsat birimleri bana bağlı değil; ben Planlama ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’ne bakıyorum. İlçe belediyelerinde bu müdürlük, kaba tabirle Bakanlığın sekretaryasını yapar; evrak takibi yürütür, aktif bir karar mekanizması yoktur. 5 Aralık 2024 tarihine gelelim; yani benim belediye başkanı olduktan 8 ay sonrasına. A Blok için iskan başvurusu yapılıyor. 27 Aralık’ta SGK’dan gerekli son evraklar geliyor. Yapı Kontrol Müdürlüğü yerinde inceleme yapıp son raporunu tutuyor ve sadece üç gün sonra, 30 Aralık 2024’te yapı kullanma izin belgesi veriliyor. Toplam süre yalnızca 25 gün. Arkadaşlarıma sordum: Devasa bir gökdelenin iskan süreci nasıl 25 günde tamamlanabilir? 2023 yılında Ankara Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, özellikle İstanbul’daki belediyelerde bu süreçlerin 90, 50, 40 gün gibi sürelerde tamamlandığı görülüyor. Ben ‘25 gün normal’ desem inandırıcı gelmeyebilir ama ortalama zaten 25-30 gündür. Ayrıca Bakanlık da ‘Eğer belediye olarak bu izni vermezsen, ben veririm’ diyerek süreci hızlandırmaktadır.”

“Tabiri caizse dosyada taraflar birbirini dolandırmış; konu bambaşka”

Şahan, DAP Yapı’nın, Torunlar’ın sahipleriyle, Medicana yetkilileriyle görüştüğünü, ancak isnatlara konu olan Süleyman Çetinsaya ile seçimden önce, Kurtuluş’ta bir markette ayaküstü karşılaştığını belirten Şahan, “Ne şirketlerini tanırım ne de kendilerini. Bir kez bile randevu talepleri olmadı. Firmadan kimseyle bir temasım yok. Kimse de çıkıp ‘Bir sorun var, belediye başkanıyla görüşelim’ demedi” şeklinde konuştu.

Resul Emrah Şahan, Feriköy pazar alanıyla ilgili projenin de çarpıtılarak dosyaya farklı şekilde yansıtıldığını aktardı.

Tutuklanma gerekçesi olarak, “Süleyman Atik parayı alıp Fatih Keleş’e götürdü” denildiğini söyleyen Şahan, “Oysa ben Süleyman Atik’i tanımam. Sadece belediyede bir kez ayaküstü karşılaşmış, ‘Ne oluyor?’ diye sormuşumdur. Onun dışında bir ilişkim yoktur” ifadelerini kullandı.

“Hastane olmayan bir yapının hastaneye dönüştürülmesi süreci tamamen bakanlıklar eliyle yürütülmüştür”

Rotana projesinde, 25 günde tamamlanan ve hiçbir aşamasında geciktirme yapmadıkları süreçlerin tamamen yasal akışında ilerlediğini aktaran Şahan, “Bunun dışında, ödeme için herhangi bir aracı göndermediğimiz, kimseyi zorlamadığımız bir durumda; tamamen hayal ürünü bir kurgu üzerinden bir belediye başkanının tutuklanması kabul edilebilir değildir” dedi.

İddianamede yer verilen Medicana Hastanesi konusuna da değinen Şahan, şunları aktardı:

“Konunun özeti şudur: ‘İstanbul’un ortasında bir ofis binasının, yapı kayıt belgesi ve cins değişikliğiyle hastaneye dönüşme süreci.’ Bu, Şişli Belediyesi’nin dahil olmadığı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yürüyen bir süreçtir. Bina Esentepe’dedir ve dışarıdan bakıldığında modern bir yapıdır. 2011 yılında ofis olarak ruhsatlandırılmış, 2017’de yine ofis olarak tadilat ruhsatı almıştır. 2019’da ise yapı kayıt belgesi alınmıştır. Bu belgeyle birlikte, normalde 24 bin metrekare olması gereken yapı 32 bin 800 metrekareye çıkmıştır. Yaklaşık 8 bin 800 metrekarelik kaçak alan bu şekilde yasallaştırılmıştır. Bakanlık bu belgeyi verirken sorumluluğu yapı sahibine bırakmıştır. 2021 yılında bu bina Medicana Grubu tarafından hastane yapılmak üzere kiralanmıştır. İstanbul’da, yapı kayıt belgesiyle yasallaşıp sonrasında hastaneye dönüşen başka bir örnek olmadığını düşünüyorum. Bu dönüşüm süreci iki bakanlık arasında yaklaşık iki buçuk yıl sürmüştür. Sağlık Bakanlığı’nın 2021 yılında gönderdiği yazıda, ‘Yapı kayıt belgesi bulunan binalarda, sağlık kuruluşu açılırken iskan aranmayacaktır’ denilmektedir. Yani süreç tamamen bakanlıklar üzerinden yürütülmüştür. Bu aşamada belediyeye ait herhangi bir işlem veya belirleyici bir rol bulunmamaktadır. Bize gelen yazı üzerine yaptığımız tek şey şudur: ‘Yetkimiz doğrudan olmasa da teknik olarak inceleyelim.’ Çünkü sonuçta bir hastane söz konusudur. Statik bir sorun varsa bunu ilgili makamlara bildirmek zorundayız. Bu inceleme süreci benim göreve geldiğim 4 Nisan ile 24 Haziran arasındaki yaklaşık iki buçuk aylık dönemi kapsamaktadır. Ortada herhangi bir onay yoktur. Geciktirme’ iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Süreç zaten bakanlıklar üzerinden yürütülmektedir. Yapılan görüşmeler de tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Mehmet Fatih Bozkurt’un ziyareti de bu kapsamda kısa bir nezaket görüşmesidir ve kendisine de aynı şekilde ‘Bizlik bir durum yok, süreç bakanlıkta yürütülüyor’ denilmiştir.”

Gelelim ‘şehir efsanesi’ haline getirilen yılbaşı süslemesi ve aydınlatma konusuna. 25 günde tamamlanan bir iskan süreci için 4 milyon, 10 milyon dolar gibi rakamlar telaffuz ediliyor. Delil kısmına girmiyorum; ‘Rüşvet verildi, paramız yoktu, yönetim kurulu kararıyla kar dağıtımı yapıp ödedik’ dedikleri tarihte ben zaten tutukluydum. En somut iddia bile olgularla çelişiyor” diye konuştu.

Resul Emrah Şahan, iddialara konu bağış meselesinin de açık ve şeffaf olduğunu belirterek, “Biz kimseden bağış talep etmedik. Yapılan bağış açık, kayıtlı ve denetlenebilir bir işlemdir. Biz de bu kaynağı şeffaf şekilde kullandık. Süreç boyunca yaptığımız tek şey, teknik bir inceleme ve kamu güvenliği açısından gerekli değerlendirmeleri yapmaktır. Özetle; hastane olmayan bir yapının hastaneye dönüştürülmesi süreci tamamen bakanlıklar eliyle yürütülmüştür. Bizim dahil olduğumuz kısım, yalnızca iki buçuk aylık teknik incelemeden ibarettir. Bu süreçte herhangi bir ayrıcalık, yönlendirme veya menfaat söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

(SÜRECEK)