Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 9. gün… Tutuklu Resul Emrah Şahan: “72 katlı gökdelen yapmak istediler, karşı çıktık. Görmezden gelseydim bugün burada olmazdım”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Şişli’nin tam ortasında, 24 dönümlük bir araziye 72 katlı bir gökdelen yapılmak istendiğini, buna karşı çıktıklarını, suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “O gökdeleni yapmak isteyenlerin anlayışına karşı olduğum için tutukluyum. Ben tutuklandım Taşyapı 16 kat çıktı o projede, ben girdiğimde böyle değildi. Eğer müteahhitlerin istediğini yapsaydım, kentin hakkını savunmasaydım, görmezden gelseydim bugün burada olmazdım. Bu dosya da olmazdı. Bu tutuklama da olmazdı” dedi. 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Şişli’nin tam ortasında, 24 dönümlük bir araziye 72 katlı bir gökdelen yapılmak istendiğini, buna karşı çıktıklarını, suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “O gökdeleni yapmak isteyenlerin anlayışına karşı olduğum için tutukluyum. Ben tutuklandım Taşyapı 16 kat çıktı o projede, ben girdiğimde böyle değildi. Eğer müteahhitlerin istediğini yapsaydım, kentin hakkını savunmasaydım, görmezden gelseydim bugün burada olmazdım. Bu dosya da olmazdı. Bu tutuklama da olmazdı” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması alınmaya başlandı.

Hakkındaki suçlamaların meşru olmadığını söyleyen Şahan, “Bir yıldır ne yapılırsa yapılsın millet inanmadı. Millet nezdinde meşru olmayan bu davanın siyasi olduğuna dair yurt dışında çok güçlü bir kanaat var. Bunu duyuyorum. Yüzde 60’lar, yüzde 65’ler konuşuluyor” ifadelerini kullandı.

Şişli’de geçen hafta yapılan anket: “Şişli halkının yüzde 72’si bu davanın siyasi olduğunu söylüyor”

Şahan, daha geçen hafta yaptıkları bilimsel bir çalışmanın sonuçlarını Mahkeme heyetine sunarak, “Şişli halkı üzerinde yapılan bu çalışmada sonuçlar çok net. Şişli halkının yüzde 72’si bu davanın siyasi olduğunu söylüyor. Üstelik bunun içinde AK Partilisi var, MHP’lisi var, her kesimden yurttaş var. Yüzde 80’i, ‘Belediye başkanlarının suçlu olduğuna inanmıyorum’ diyor. Yüzde 85’i, ‘Tutuklu yargılanmaya karşıyım’ diyor. Ama en çarpıcı olan şu, serbest bir soruya verilen yanıt. ’19 Mart operasyonu sizde hangi duyguyu yarattı?’ diye soruluyor. Yüzde 92’si, ‘üzüntü, şaşkınlık, öfke ve korku’ diyor. Bu tablo çok acı. Çünkü millet zaten bir gelecek kaygısı içinde. Zaten başka sorunlarla mücadele ediyor. 19 Mart sonrasında Şişli’nin, hatta ülkenin içine sokulduğu ruh haline bakın. Bu veriler çok nettir Sayın Başkan” şeklinde konuştu.

Şişli’nin, tıpkı Türkiye gibi, bu operasyonun siyasi olduğu yönünde bir kanaat ortaya koyduğunu aktaran Şahan, yurt dışında da Türkiye’ye ilişkin olumlu kanaatlerin azaldığını, tutuklamalara karşı üzüntü ve tepkinin arttığını anlattı.

“Tarihsel bir sorumluluğun altındasınız”

Hukuk ile toplum arasındaki bağın tahrip edildiğini. bunu herkesin görmesi gerektiğini vurgulayan Resul Emrah Şahan, şunları söyledi:

“Bu noktada siz ve Sayın heyetiniz tarihsel bir sorumluluğun altındasınız. Bunu, bir belediye başkanı ve karşınızda yargılanan bir kişi olarak hatırlatmak isterim. Hukuk devleti yalnızca karar üretmekle yükümlü değildir; aynı zamanda o kararın meşruiyetini korumak ve sağlamakla da yükümlüdür. Adaletin özü budur. Tarih önünde, milletin vicdanında meşru olmayacak bir karar, hangi deftere yazılırsa yazılsın, hukuki de olamaz.

“Oturduğunuz koltuğa peygamper postu denir”

Bugün burada yargılanan bir belediye başkanı olarak; beni seçmiş yurttaşlarım adına, tüm Şişlililer adına, ülkem adına beklentim şudur, hakkımda adaletle verilmiş bir karar. Buna inancım tamdır. Çünkü Anadolu’da oturduğunuz koltuğa ‘peygamber postu’ denir, Sayın Başkan. Ve şimdi soruyorum, ben neden tutukluyum? Bunu da anlatmak isterim. Kent uzlaşısından tahliye kararı verilmişti. Ancak İBB dosyası üzerinden tutukluluğumun devam etmesi için bir önlem alındı. Bu nedenle ikinci kez tutuklandım.”

Görevde bulunduğu 11 ay boyunca, tutuklanmadan önce ne yaptığını, neden hedef olduğunu anlatmak istediğini söyleyen Resul Emrah Şahan, Şişli’de kimlikler üzerinden değil, hizmet üzerinden siyaset yaptıklarını, çoğulcu demokrasiyi esas aldıklarını, ortak bir hikaye kurmaya çalıştıklarını dile getirdi.

“Bugün bunların hiçbiri yapılmıyor. Hepsi durduruldu”

Şahan, “Kutuplaşmadan yorulmuş bir toplum vardı. İnsanların gerçek sorunları vardı. Biz bu sorunlara çözüm üretmeye çalıştık. 11 aylık belediye başkanlığım boyunca yaklaşık 150 proje hayata geçirdik. Çocuğun, kadının, yoksulun, emeklinin yanında olduk. Şişli’de 1500 öğrenciye, toplamda 100 bin öğün yemek verdik. Kırtasiye destekleri sağladık. 10 binin üzerinde yurttaşa kış aylarında fatura desteği verdik.
5 bin emekliye 5 bin TL pazar desteği sağladık. Kent market açtık, temel gıda ürünlerini zincir marketlerden daha ucuza sunduk. Okulların temizliği için özel ekipler kurduk. Diyabetli çocuklara ücretsiz sensör desteği sağladık. Gençlere ücretsiz ulaşım ve burs imkânı sunduk. 800 öğrenciye 15 bin TL burs verdik. Şişli’de çocukların oynayacak alanı yoktu. 75 sokağı hafta sonları trafiğe kapattık. Çocuklar oynasın, komşular birbirini tanısın istedik. Bu uygulamadan 60 bin çocuk faydalandı. Ama bugün bunların hiçbiri yapılmıyor. Hepsi durduruldu” diye konuştu.

“Şişli Belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden biriydi”

Tüm bunları yaparken mali açıdan zorlandıklarını, Şişli Belediyesi’nin, Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden biri olduğunu, kaynak yaratmak için yoğun şekilde çalıştıklarını aktaran Şahan, şöyle devam etti:

“11 ay boyunca, AK Partili ve CHP’li belediye başkanları arasında, en fazla bakanla görüşen belediye başkanlarından biri oldum. 2 kez Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ile 1 kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüştüm. Sadece nezaket ziyaretleri değil, uzun ve somut toplantılar yaptık. Bürokratlarla birlikte çalıştık. Amacımız kurumu güçlendirmekti. Çünkü güçlü kurum, hizmet üretir. Bu kapsamda çok önemli bir çalışma yaptık.

“11 ayda Şişli Belediyesi’ne 36 yeni mülk kazandırdık”

11 ayda Şişli Belediyesi’ne 36 yeni mülk kazandırdık. Toplam değeri yaklaşık 46 milyar TL, yani 1 milyar doların üzerinde. Bu, kamuya ait alanların tespiti ve tapulanmasıyla elde edilen bir kazanımdır. Hepsi yasal, hepsi resmidir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bu işlemleri yazılı olarak doğrulamıştır. Ancak ne oldu biliyor musunuz? Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanan bir durum gerçekleşti. Şişli Belediyesi’ne kazandırılan bu tapular, bir gecede elektronik sistem üzerinden iptal edildi. Bir gecede… Biz Bakanlığa yazı yazdık, ‘Bu işlem doğru mu? diye sorduk.
Bakanlık ‘Doğrudur’ diye cevap verdi. Teknik olarak da bu işlemin doğru olduğu teyit edildi. Ama buna rağmen iptal edildi. Daha da önemlisi; bu işlemin başka belediyeler tarafından yapılmasını engellemek için hemen yasal düzenleme getirildi. Yani bir kapı açıldı, sonra hızla kapatıldı.

“Bu kaynakla Şişli’deki kentsel dönüşüm sorununu çözmek mümkündü”

Sayın Başkan, bu neyi ifade ediyordu biliyor musunuz? Bu kaynakla Şişli’deki kentsel dönüşüm sorununu çözmek mümkündü. Şişli’deki binaların yüzde 92’si depreme dayanıksız. Bu kaynakla tüm binalar yenilenebilirdi vatandaşın cebinden tek kuruş çıkmadan. İnsanlar aynı metrekarede yeni evlerine kavuşabilirdi. Bu, Şişli için tarihi bir fırsattı. Ama ‘olmaz, yapamazsın’ dediler. Biz de dava açtık. Tedbir kararı aldık.
Hakkımızı hukuk içinde arıyoruz. Ve inşallah alacağız. İnşallah görevime döneceğim ve Şişli’nin kaynaklarını Şişli için kullanacağım.”

“O gökdelen, bugün benim karşımda. İşte mesele tam da burada başlıyor”

Bir kere daha bu kentin hakkına girilmesin diye çalıştığını, bir kere daha çocuğun, gencin, yoksulun hakkı yenmesin diye mücadele ettiğini dile getiren Şahan, Şişli’de bu hikayelerden çok var. 7 metrelik bir yolun bir tarafında milyon dolarlık daireler vardır, hemen karşısında ise derin bir yoksulluk. O 7 metrelik yolun karşısındaki o gökdelen, bugün benim karşımda. İşte mesele tam da burada başlıyor, Sayın Başkan. Tam da burada. Ben, o tek göz odada yaşayan Şişlili yoksul ailenin bu kentten alması gereken hakkı savundum. Kul hakkını savundum. Kent hakkını savundum. Bu yüzden buradayım. Peki ben bu yola nasıl çıktım? Bütün bu isnatlara tek tek cevap vereceğim. Ama önce, bu yolun nereden başladığını görmeniz gerekir. Çünkü bu sadece bir dava değil. Bir hikâyedir. Ve o hikâyeyi anlamadan, bu dosyayı anlamak mümkün değildir” şeklinde konuştu.

“Gökdelen yapmak istediler, karşı çıktık”

6306 sayılı yasanın, 1999 depreminden sonra, kentleri depreme karşı daha dirençli hale getirmek için çıkarıldığını ama bu yasanın, parsel bazlı plan değişiklikleriyle, kentlerin merkezine yoğun yapılaşma getirmek için kullanılmaması gerektiğini ifade eden Şahan, şunları kaydetti:

“Şişli’nin tam ortasında, 24 dönümlük bir araziye 72 katlı bir gökdelen yapılmak istendi. Biz buna karşı çıktık. Bir basın toplantısı yaptık ve açıkça söyledik, ‘Şişli’nin buna ihtiyacı yok. Şişli’nin ihtiyacı gökdelen değil, yeşil alan, nefes alanı, deprem toplanma alanıdır’ dedik. Şişli’de kişi başına düşen yeşil alan 1,2 metrekare. Mezarlıkları da dahil ederseniz 0,7 metrekare. Biz bunu savunduk. ‘Olmaz, yapmayın’ dedik. Bu plan, o dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, bugünün Bakanı Sayın Murat Kurum’un imzasıyla çıktı. Ama biz yine de karşı çıktık. Çünkü Şişli’nin ihtiyacı belliydi. Sayın Başkan, yapılmak istenen proje neydi biliyor musunuz? Yaklaşık 1 milyon metrekarelik bir inşaat alanı. Etrafındaki tüm yapılar 4-5 katlı, depreme dayanıksız binalar… Ama tam ortasına devasa bir yapı.

“Suç duyurusunda bulunduk. Yine devam ettiler”

Bulunduğu mahalledeki tüm binaların toplamı yaklaşık 950 bin metrekare. Yani bir mahalleden daha büyük bir yapı inşa edilmek istendi. Biz buna da ‘olmaz’ dedik. Çünkü bu kentlerin artık kaldıracak hali kalmadı. Şişli’nin deprem toplanma alanına ihtiyacı var. Şişli’nin gerçek bir planlama anlayışına ihtiyacı var. Göreve geldikten sonra, 26 Nisan’da bu alanda denetim yaptık. Ruhsata aykırılıklar tespit ettik. Bakanlığa yazı yazdık. Bakanlık da bu aykırılığı kabul etti. İnşaat durduruldu. Ama ne oldu? İnşaat devam etti. Mühürledik. Yine devam ettiler. Suç duyurusunda bulunduk. Yine devam ettiler. Ve daha da acısı, mühürlü bir inşaatta çalışan beton mikseri, 70 yaşındaki bir kadına çarparak ölümüne sebep oldu. Hiçbir şey olmadı. Hiçbir işlem yapılmadı. Demek ki bu ülkede bir insanın canı, bir metrekare inşaattan daha değersiz görülüyor.

“Görevimizi yaptık diye üzerimize yoğun bir baskı kuruldu”

Biz görevimizi yaptık diye üzerimize yoğun bir baskı kuruldu. Sayıştay denetimleri, müfettişler, bilirkişiler… Sürekli denetim, sürekli baskı. Ama biz geri adım atmadık. Çünkü kamu adına doğru olanı yaptık. Şimdi açıkça söylüyorum, benden beklenen, bu gökdelen anlayışıyla uzlaşmamdı. Görmezden gelmemdi. En kolayı buydu. O gökdeleni yapmak isteyenlerin anlayışına karşı olduğum için tutukluyum. Ben tutuklandım Taşyapı 16 kat çıktı o projede, ben girdiğimde böyle değildi. Eğer müteahhitlerin istediğini yapsaydım, kentin hakkını savunmasaydım, görmezden gelseydim bugün burada olmazdım. Bu dosya da olmazdı. Bu tutuklama da olmazdı. Ben müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için buradayım. Ama bu bir ‘müteahhit karşıtlığı’ değildir.

“Benim tarafım bellidir, halkın yanındayım. Sokağın yanındayım. Kamu yararının yanındayım”

Benim tarafım bellidir, halkın yanındayım. Sokağın yanındayım. Kamu yararının yanındayım. Devletin gerçek anlamının yanındayım. Ve bugün durduğum yerden gurur duyuyorum. Çünkü ben bu yola nasıl çıktıysam, aynı yerde duruyorum. Bu, bir şehir plancısı olarak sorumluluğumdur. Bir kamu yöneticisi olarak görevimdir. Bir belediye başkanı olarak da şerefimdir. Nasıl ki Kent Uzlaşısı sürecinde siyasi sorumluluklarımı yerine getirdiğim için tutuklandıysam; bugün de idari görevimi yerine getirdiğim için, bu ikinci tutukluluğu yaşıyorum.”

“Ankara’da iki odalı bir devlet lojmanında büyüdüm”

Resul Emrah Şahan, Ankara’da iki odalı bir devlet lojmanında, bakanların ve siyasilerin gelip gittiği bir evde büyüdüğünü, ailesinin SHP geneleneğinden geldiğini söyledi. Şahan, “Şehir plancısı olma nedenim Murat Karayalçın’dır. Siyasette ve devlette hizmet edeceksen; servetten, şöhretten ve şehvetten uzak duracaksın. Ben böyle büyüdüm. Böyle öğrendim. Üniversite eğitimimi Mimar Sinan Üniversitesi’nde tamamladım. Okudum, çalıştım, mezun oldum. İstanbul’da kalmaya karar verdim. Şişli’de yaşarken Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldum. Ama benim için siyaset sadece bir parti faaliyeti değildi. Meslek örgütlerinde, kentsel dönüşüm alanlarında, mahallelerde aktif olarak yer aldım. İnsanların yerinden edilmemesi için sahada mücadele ettim” diye konuştu.

Belediyecilik hayatına 2005 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İstanbul Metropoliten Planlama bünyesinde başladığını, rahmetli Kadir Topbaş döneminde, Süleymaniye projesinde görev aldığını, bir yandan da Sulukule başta olmak üzere birçok dönüşüm sürecinde, insanların yerinden edilmemesi için mücadele ettiğini anlattı.

“Liyakatimle bu süreçlerin içinde yer aldım”

Sonrasında farklı belediyelerde, farklı projelerde çalıştığını 2014 yılında Ekrem İmamoğlu ile tanıştığını aktaran Resul Emrah Şahan, “Şehir plancılarının, mimarların, meslek odalarının katıldığı bir toplantıya davet edilmiştik. Seçilmiş bir belediye başkanı olarak projelerini ve vizyonunu anlatıyordu. Açık söyleyeyim, o toplantıda beni etkileyen şey, bir belediye başkanının kenti planlamayı, ortak aklı ve tasarımı bu kadar iyi bilmesiydi. Bir derdim vardı çünkü. Bu kent için bir derdim vardı. O vizyon beni etkiledi. Sonrasında birlikte çalışmaya başladık. O dönemde Türkiye’nin en prestijli uluslararası proje yarışmalarını gerçekleştirdik. Yaşam Vadisi projesi gibi, 1 milyon metrekarelik alanı kapsayan uluslararası yarışmalar yaptık. Danimarka’dan, Tokyo’dan, dünyanın dört bir yanından tasarımcılar projeler gönderdi. O dosyaları gördüğümüzde şunu diyorduk, ‘Doğru yerdeyiz, doğru iş yapıyoruz.’ Ben bu süreçlerde raportör olarak görev aldım. Önce şirket çalışanı, sonra sözleşmeli memur olarak çalıştım. Liyakatimle bu süreçlerin içinde yer aldım. Türkiye’nin ilk cemevi proje yarışması da o dönemde yapıldı. Bu benim için ayrıca çok kıymetlidir. Bir Alevi yurttaş olarak bunun altını özellikle çizmek isterim. Vizyon 2030 Beylikdüzü projesi hazırlandı. Türkiye’de ilk kez bir ilçe belediyesi uzun vadeli bir vizyon planı ortaya koydu. Bu süreçlerde yoğun bir şekilde çalıştım. Mesaim arttı, sorumluluğum arttı.

“Ekrem İmamoğlu beni; kimliğimle, inancımla, kökenimle değil, mesleğimle ve emeğimle değerlendirdi”

Ekrem İmamoğlu beni; kimliğimle, inancımla, kökenimle değil, mesleğimle ve emeğimle değerlendirdi. Benim Alevi olduğumu bile üç buçuk yıl sonra öğrendi. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü alışık olmadığımız bir durumdur bu. Memleketlerimiz farklıydı ama derdimiz ortaktı: Bu kent için, bu ülke için adil ve demokratik bir yaşam kurmak. Sayın Başkan, 2019 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden, 22 yıldır yaşadığım Şişli’den belediye meclis üyesi seçildim. Şişli Belediyesi’nde iki müdürlük yaptım. Planlama ve Kentsel Dönüşüm. Bugün bana yöneltilen ‘eş başkanlık’ iddiaları ise gerçek dışıdır. Somut veriyle konuşalım, 114 meclis oturumunun sadece 23’üne katılmışım. Bu, yüzde 18’e tekabül ediyor. Eğer eş başkanlık gibi bir durum olsaydı, bu mümkün olabilir miydi?

“Daha önce imtiyazlı kullanımda olan alanları kamusal alanlara dönüştürdük”

Benim esas yoğun çalıştığım yer İstanbul Planlama Ajansı’dır. İstanbul Planlama Ajansı, bu hikâyenin en kıymetli sayfasıdır. 2020 yılında kuruldu. Amaç şuydu, bu kentin geleceği, tek bir kişinin iki dudağı arasında olmasın. Bilimsel yöntemlerle, ortak akılla planlansın. Biz bunu kurduk. Bu bir niyetti, bir iradeydi. Orada yapılan çalışmaların büyüklüğünü anlatmak isterim, 16 uluslararası yarışma, 250 yayın, 200 bülten, binlerce çalıştay ve toplantı, 2500 kurum temsilcisiyle yürütülen süreçler… Bu kentin geleceği için bilimsel, katılımcı bir planlama anlayışı oluşturduk. Daha önce imtiyazlı kullanımda olan alanları kamusal alanlara dönüştürdük. Örneğin, bir zamanlar özel kullanıma ayrılmış bir orman alanı bugün kültür merkezine dönüştürülmüş durumda. Akademisyenler, araştırmacılar, şehir plancıları orada bu kentin geleceği için çalışıyor. Bütün bunları şunun için anlatıyorum: Benim hayatımın her aşaması çalışmakla, üretmekle, kamu yararı için mücadele etmekle geçti. Bu dosyada anlatılan kişi ben değilim.”

(SÜRECEK)