Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“İBB Davası”nda 7’nci gün… Tutuklu Ali Sukas’tan gizli tanık Gürgen’e: “Şimdi bu mahlukat nasıl bir canlıysa, yazıcı melekleri gibi benim omzuma oturmuş, beni 24 saat izlemiş”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın 7’nci gününde, savunmasını yapan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, gizli tanık Gürgen’in beyanlarına tepki göstererek “Mesleğim ormancı olduğu için, aslında gürgen ağacını da çok severim ama burada durum biraz farklı oluyor. Şimdi bu mahlukat nasıl bir canlıysa, yazıcı melekleri gibi omzuma oturmuş, beni 24 saat izlemiş, şoförümü izlemiş, Ertan Yıldız’ı izlemiş, Ertan Yıldız’ın şoförünü izlemiş, Yönetici konumunda yaklaşık 50 kişi var, 50 kişiyi izlemiş. İş yapan firmaları izlemiş, İş yapan firmalarla iş yapanları da izlemiş. Türkiye ile yetinmemiş, Bunu düşündüm yani böyle bir canlı var mıdır diye. Yani evliya olabilir mi dedim, olmadı o. Yani in midir, cin midir derken şeytan da karar kıldım. Çünkü fitne ve dedikoduyu yayan şeytandır. Yani başka hiçbir yaratılmış böyle bir görevi üstlenmemiştir” dedi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın 7’nci gününde, savunmasını yapan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, gizli tanık Gürgen’in beyanlarına tepki göstererek “Mesleğim ormancı olduğu için, aslında gürgen ağacını da çok severim ama burada durum biraz farklı oluyor. Şimdi bu mahlukat nasıl bir canlıysa, yazıcı melekleri gibi omzuma oturmuş, beni 24 saat izlemiş, şoförümü izlemiş, Ertan Yıldız’ı izlemiş, Ertan Yıldız’ın şoförünü izlemiş, Yönetici konumunda yaklaşık 50 kişi var, 50 kişiyi izlemiş. İş yapan firmaları izlemiş, İş yapan firmalarla iş yapanları da izlemiş. Türkiye ile yetinmemiş, Bunu düşündüm yani böyle bir canlı var mıdır diye. Yani evliya olabilir mi dedim, olmadı o. Yani in midir, cin midir derken şeytan da karar kıldım. Çünkü fitne ve dedikoduyu yayan şeytandır. Yani başka hiçbir yaratılmış böyle bir görevi üstlenmemiştir” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda öğle arasından sonra devam ediyor.

Mahkeme Başkanı, Murat Or’un savunması, avukat sorgusu ve avukatının savunmasından sonra duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verdi. Aranın ardından Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın savunmasına geçildi.

“Hayatımın en büyük onuru, gençlik yıllarımda Alparslan Türkeş’in en yakınında yer almak ve onun tecrübesinden geçmektir”

Sukas, Rizeli olduğunu, 37 yıldır orman yüksek mühendisi olduğunu, kamuda ve özel sektörde farklı işler ve görevler yaptığını belirterek, 12 Eylül döneminde İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı görevinde bulunduğunu, gençlik yıllarında Alparslan Türkeş’in en yakınında yer aldığını belirterek, bunu “hayatının en büyük onuru olarak nitelendirdi.

Sukas, “Devletin varlığını sürdürebilmesinin tek sebebi, hukuktan aldığı meşruiyet ve bu meşruiyetin sağladığı güçtür. Devlet, gücünü, kadrolarını, imkanlarını ve yetkilerini kural dışı, hukuk dışı, mevzuat dışı, teamül dışı ve hiyerarşi dışı bir yapıyla paylaşamaz; böyle bir ihtimalden dahi söz edilemez. Devleti bu şekilde yönetmeye çalışan her yapı, er ya da geç bizzat devlet tarafından tasfiye edilir. Aksi halde ortada bir devletten söz edilemez ve bu devletin kalıcılığı da mümkün olmaz” diye konuştu.

Sukas, Türk milliyetçisi ve Müslüman olduğunu, örf, din, millet ve vatan kavramlarının kutsal ve kıymetli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Devletimizin başına 15 Temmuz darbe girişimini örmeye çalışan paralel yapı ve benzerleriyle ömrü boyunca mücadele etmiş, bu uğurda bedeller ödemiş bizlerin; ‘sistem’ olarak adlandırılan hukuk dışı bir yapı içerisinde yer almamız, böyle bir yapının varlığını kabul etmemiz ya da buna hizmet etmemiz asla mümkün değildir.

Ömrü boyunca devlete kutsiyet atfeden, haram-helal gözeten, tarihin bizi nasıl anacağını düşünen ve ahirette hesap vereceğine inanan bir kişi olarak; tarafıma yöneltilen suçlamalarla yargılanmanın, şu ana kadar özgürlüğümün kısıtlanmasından daha ağır bir bedel olduğunu ifade etmek isterim.

“Kim bilir yüzlerce sanıktan kaçı bu davanın nihai kararını göremeden vefat edecek”

Elbette mahkemeniz beni ideolojiik kimliğimle değil somut delillerle yargılayacak. Ancak bazı hususları dile getirmek isterim. 12 bahar geçecek… Kim bilir kaç hâkim bu dosyanın sonucunu görmeden emekli olacak, kim bilir yüzlerce sanıktan kaçı bu davanın nihai kararını göremeden vefat edecek. İşte bu nedenle, fırsatım varken sabırları zorlamadan, kısa şekilde kayıtlara geçmek istedim. Aylardır ilk defa kendimi ifade edebilme imkânı bulmuşken; masum olduğumu, büyük bir iç huzur ve gönül rahatlığıyla beyan ederek kayıtlara geçirmek istiyorum.

Kişi, işlediği iddia edilen suç, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanıncaya ve hakkında verilen hüküm kesinleşinceye kadar masumdur. Masumiyet karinesi olarak adlandırılan bu evrensel ilke, Anayasamızın 38. maddesiyle güvence altına alınmıştır. Aynı ilke, İslam hukukunda da ‘beraat-ı zimmet asıldır’ şeklinde ifade edilmekte ve uygulanmaktadır.

Ömrüm boyunca farklı alanlarda çalıştım. Fırıncılık yaptım, Orman Bölge Şefliği’nde görev aldım, özel sektörde kendi işimi yürüttüm. Nihayetinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan Ağaç AŞ’de yönetici olarak İstanbul’a hizmet etme imkânı buldum.

“Bazı alımlarda doğrudan temin yöntemi bir tercih değil, işin niteliği gereği zorunluluktur”

2019 yılı son çeyreğinde göreve başladığım dönemde şirketin temel hedefleri; kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, mali disiplinin sağlanması, operasyonel etkinliğin artırılması ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması olmuştur. Yönetim anlayışımız bu dört temel ilke üzerine kurulmuştur.

Bu süreçte şirket; yalnızca uygulayıcı bir yapı olmaktan çıkmış, kurumsallaşma, operasyonel kapasite, bilgi üretimi ve sektörel gelişim alanlarında ilerleme kaydetmiştir. Şirket cirosu 2019 yılında yaklaşık 412 milyon TL seviyesindeyken, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 9,7 milyar TL seviyesine ulaşmıştır. Bu artış, faaliyet hacminin ciddi şekilde büyüdüğünü göstermektedir.

Öz kaynaklar da önemli ölçüde artmış, bu artış herhangi bir sermaye artırımı olmaksızın faaliyet kârlılığı ve mali disiplin sayesinde sağlanmıştır. İstanbul genelinde Tuzla’dan Silivri’ye kadar yaklaşık 70 milyon metrekare yeşil alanın bakımı yürütülmüş; 800 park, 506 yol ve refüj ile 48 koru ve mesire alanına hizmet verilmiştir. Bu faaliyetler doğrudan ve dolaylı olarak 5 binden fazla kişiye istihdam sağlamıştır.

Tedarikçi yapısı genişletilmiş, rekabetçi satın alma sistemi güçlendirilmiş, üretici kooperatiflerle yapılan alımlarla yerel üreticiler desteklenmiştir. Canlı bitki sektöründe kabul edilen fire oranı yüzde 3-5 seviyesindeyken, şirketimizde bu oran çok daha düşük seviyelerde tutulmuş; bu durum etkin stok yönetimi ve bakım süreçlerinin bir göstergesi olmuştur. 2021, 2023 ve 2025 yıllarında yapılan Sayıştay denetimleri ile diğer kamu denetimlerinde şirket faaliyetlerine ilişkin herhangi bir yolsuzluk, kamu zararı veya ağır nitelikli bulgu tespit edilmemiştir. Tüm bu çalışmalar sonucunda şirket, 2020, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Fortune 500 Türkiye listesine girmeyi başarmıştır. Bu durum, kurumsal kapasitenin ve ekonomik büyüklüğün açık bir göstergesidir.

Ortaya çıkan tablo; görev yaptığım dönemde şirketin finansal büyüklük, kurumsal yapı ve sektörel konum açısından güçlü bir gelişim gösterdiğini açıkça ortaya koymaktadır. İddianamede, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3/G maddesi kapsamında yapılan alımlar suç olarak değerlendirilmiştir. Oysa bu yöntemler, mevzuatın açıkça izin verdiği ve birçok kamu idaresi tarafından kullanılan yöntemlerdir.

Bazı alımlarda doğrudan temin yöntemi bir tercih değil, işin niteliği gereği zorunluluktur. Peyzaj uygulamalarında kullanılan bitkiler canlı varlıklardır ve standart ölçülebilir kalemler değildir. Bu nedenle fiyatlandırma ve temin süreçleri teknik zorunluluklar çerçevesinde yürütülmektedir. Bu süreçlerde piyasa araştırması yapılmakta, farklı üreticilerden teklifler alınmakta ve fiyat-kalite dengesi gözetilmektedir.

Kaldı ki bu uygulamalar yeni değildir. 2003, 2004, 2005 ve 2018 yıllarında da aynı kapsamda istisna kararları alınmış olup, bizim dönemimizde yalnızca bu uygulamalar mevzuata uygun şekilde devam ettirilmiştir.

“Somut bir bulgu yok”

Herhalde bu kadar uzun süre çalışan ve bu kadar yolsuzluk yaptığı iddia edilen bir kişinin, bu kadar geniş bir dosya içerisinde mutlaka bir açık vermiş olması gerekirdi. Bin 200 dosyanın içerisinde mutlaka rüşvet ya da yolsuzluğa ilişkin somut bir tespit ortaya çıkardı.

Ancak dosyada böyle bir bulgu yoktur. İddianamede Ağaç AŞ ile ilgili yer alan 12 eyleme konu firmalar incelendiğinde, bu firmaların büyük bölümünün kurumla yeni çalışmaya başlayan firmalar olmadığı açıkça görülecektir. 12 firmadan 9 tanesi, 2019 yılından önce de Ağaç AŞ ile çalışan firmalardır. Bu firmalar veya sahipleri; Kadir Gümüş, Tamer Gümüş, Bünyamin Durukan, Alaattin Vardar, Adem Yavuz, Savaş Bayraklar, Ensar Güney, Fikret Paydemir ve Sarılar Grup’tur.

Yani bu firmalar benim dönemimde özellikle seçilmiş firmalar değildir. Kurumun daha önceden çalıştığı, sektörde bilinen ve faaliyet gösteren tedarikçilerdir.

“Sistematik bir rüşvet düzeni kurulduğu iddiası, somut verilerle çürütülmektedir”

2019 yılından sonra sisteme dahil olan yaklaşık 165 yeni tedarikçi firma bulunmaktadır. 2025 itibarıyla aktif tedarikçi sayımız 251’dir. Bu tedarikçilerin 86’sı 2019 öncesinde de Ağaç AŞ ile çalışan firmalardır.

Eyleme konu edilen 12 firmanın; 9’u bu 86 firma içerisinde, yalnızca 3’ü ise 2019 sonrası sisteme dahil olan firmalar arasındadır. Yani iddia edildiği gibi benim dönemimde özel olarak oluşturulmuş bir firma havuzu ya da sistematik bir yapı söz konusu değildir.

Aksi iddia, hem rakamsal olarak hem mantıksal olarak çelişkilidir. Çünkü bu durumda, göreve gelmeden önce hazırlanmış bir yapıdan söz etmek gerekecektir ki bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla savcılığın ileri sürdüğü; belirli firmaların özellikle seçildiği ve bu firmalar üzerinden sistematik bir rüşvet düzeni kurulduğu iddiası, somut verilerle çürütülmektedir.

Gizli tanık Gürgen’e: “Şimdi bu mahlukat nasıl bir canlıysa, yazıcı melekleri gibi benim omuzuma oturmuş, beni 24 saat izlemiş”

Ağaç AŞ ile ilgili oluşturulan iddianamenin iki temel dayanağı olduğunu belirtmek isterim. Bunlardan biri gizli tanık Gürgen, diğeri ise etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen eski çalışma arkadaşımız Ümit Polat’tır.

İBB operasyonundan önce başlayan bir süreç vardı. Sosyal medyada trol hesaplar, anonim hesaplar, bazı basın yayın kuruluşlarında görev yapan kişiler, bazı televizyon kanallarında yorumcu kisvesi altında, akşam sabah siyasi motivasyonla, siyasi aidiyetlerle veya başka sebeplerle sürekli ailemize, çocuğumuza, şahsımıza, oğlumuza, her şeyimize küfreden, hakaret eden bir organizasyon vardı. Kaç kez tekzip gönderdik, yayınlamadılar. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk, netice alamadık. Şimdi Gürgen’den biraz bahsetmek istiyorum. Mesleğim ormancı olduğu için, aslında gürgen ağacını da çok severim ama burada durum biraz farklı oluyor. Şimdi bu mahlukat nasıl bir canlıysa, yazıcı melekleri gibi benim omzuma oturmuş, beni 24 saat izlemiş, benim şoförümü izlemiş, Ertan Yıldız’ı izlemiş, Ertan Yıldız’ın şoförünü izlemiş, Yönetici konumunda yaklaşık 50 kişi var, 50 kişiyi izlemiş. İş yapan firmaları izlemiş, İş yapan firmalarla iş yapanları da izlemiş. Türkiye ile yetinmemiş, Bunu düşündüm yani böyle bir canlı var mıdır diye. Yani evliya olabilir mi dedim, olmadı o. Yani in midir, cin midir derken şeytan da karar kıldım. Çünkü fitne ve dedikoduyu yayan şeytandır. Yani başka hiçbir yaratılmış böyle bir görevi üstlenmemiştir.”

Sukas’tan “Yeni Akit” tepkisi…

Sukas, Yeni Akit gazetesinde yayımlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Açık ihale usulünde dışarıdan müdahale etme imkânı yoktur. Kimlerin katılacağı, hangi tekliflerin verileceği, hangi belgelerin sunulacağı önceden bilinemez ve müdahale edilemez. Sistem bu süreci kendiliğinden yürütür ve denetler. Kaldı ki, ihale süreci mevzuata uygunsa Kamu İhale Kurumu tarafından geçerli kabul edilir. Bu durumda iddia edildiği gibi herhangi bir manipülasyon yapılması teknik olarak mümkün değildir. Ancak buna rağmen, bu haberlerde tarafıma yönelik sistematik bir karalama ve hedef gösterme dili kullanılmıştır” dedi.

“Basında yer alan bu haberler ile Gürgen’in beyanları karşılaştırıldığında, dikkat çekici bir benzerlik ortaya çıkmaktadır”

Sukas, şunları kaydetti:

“Basında yer alan bu haberler ile gizli tanık Gürgen’in dosyaya giren beyanları karşılaştırıldığında, dikkat çekici bir benzerlik ortaya çıkmaktadır. Söz konusu haberlerin, adeta gizli tanık beyanlarının parçalı ve farklı başlıklar altında kamuoyuna servis edilmiş hali olduğu görülmektedir. Örneğin 4 Şubat 2025 tarihli bir haberde; Tamer Gümüş ve kardeşleriyle ilgili kullanılan ifadeler ile Gürgen’in 16 Mayıs 2025 tarihli beyanları neredeyse birebir örtüşmektedir.

Haberlerde yer alan; firma isimleri, tarihler, kişiler ve iddialar, daha sonra gizli tanık ifadesinde tekrar edilmiştir. Benzer şekilde; manolya ağaçlarıyla ilgili fiyat iddiaları da hem basın haberlerinde hem de gizli tanık beyanlarında aynı kurgu içerisinde yer almaktadır.

Bu durum, gizli tanık anlatımının bağımsız bir gözlemden ziyade, daha önce kamuoyuna servis edilmiş içeriklerin tekrarı niteliğinde olduğunu göstermektedir. Aynı paralellik, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen Ümit Polat’ın beyanlarında ve bazı diğer ifadelerde de görülmektedir.

“Gürgen’in tek bir kişi olması hayatın olağan akışına aykırıdır”

Gizli tanık Gürgen’in tek bir kişi olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Çünkü bu anlatımda; şirket içindeki tüm birimlere, üst ve orta düzey yöneticilere, tedarikçi firmalara, bu firmaların ilişkilerine, hatta yurt dışı bağlantılarına kadar uzanan bir bilgi ağı söz konusudur.

Bu kadar geniş ve detaylı bilginin tek bir kişi tarafından toplanması ve doğru şekilde aktarılması mümkün değildir. Gizli tanık, bazı firma isimlerini, personel bilgilerini ve görev dağılımlarını kısmen doğru ifade etmiştir. Ancak bu doğru bilgiler, anlatıya bir gerçeklik izlenimi kazandırmak amacıyla kullanılmıştır. Bunun dışında tarafıma yöneltilen tüm suçlamalar soyut, dayanaksız ve gerçek dışıdır.

Ayrıca gizli tanık beyanları kendi içinde de çelişkilidir. Bir yandan bazı firmalarla aramda gizli ortaklık ilişkisi olduğu iddia edilirken, diğer yandan aynı firmalardan rüşvet talep ettiğim ileri sürülmektedir. Bu iki iddianın aynı anda doğru olması mümkün değildir. Gürgen’in beyanları; somut delillerle desteklenmeyen, kendi içinde çelişkiler barındıran, basın kaynaklı içeriklerle örtüşen bir anlatımdan ibarettir. Bu nedenle söz konusu beyanların hükme esas alınması hukuken mümkün değildir.”

“Ümit Polat’a herhangi bir talimatım olmadı”

Sukas, rüşvete aracılık ettiği suçlamasına ilişkin olarak, “Benim Ümit Polat’a herhangi bir talimatım olmadı. ‘Git Tamer Gümüş’e, şu kadar para verecek, şurada teslim edecek’ gibi bir talebim, bir talimatım olmadı. Yani ben kimseden para istemedim. Daha sonraki bazı iddialarda veya bunun içerisinde de var; Tamer ile ben zaten ortakmışım. Yani ortak olduğum bir insana müdürümü gönderiyorum, rüşvet alıyorum ayrıca… Bu kadar ahlaksız birisiyim… Yani onların ikisinin arasında bir para alışverişi olduysa da ben bunu bilmiyorum. Şahit olmadım, duymadım, görmedim de” ifadesini kullandı.

Sukas, şunları kaydetti:

“Tamer Gümüş ile sadece Ağaç AŞ döneminde değil, ondan önce de bir ticari alışverişimiz olmadı”

“Boyner ve A101 market kartları temini ve bunların talep edilmesi. Yine bu taleplerin karşılanmadığı takdirde yine Ağaç AŞ çerçevesinde çalışamaz hale getireceğiz, para alamayacak vesaire gibi bir iddia. Burada da her ne kadar şahsıma yönelik bir iddia olmasa da Sayın Heyet; hepiniz, hepimiz Türkiye’de yaşıyoruz. Ramazan aylarında kurumlar, şirketler hayır için yardım yaparlar. Belediye ilişkilerinde bizden öncekilere bunu sordum; yani bu ilk bize bu tür market kartları Ramazan’da birtakım firmalar tarafından geldiğinde bunu arkadaşlarımıza da sordum. ‘Ya bu bundan önce de var mıydı? Böyle şey oluyor mu?’ Bunlar kart getirdiler, market kartları filan.

O arada Ertan Yıldız, iştiraklerden sorumlu başkan danışmanımız, grup başkanı üzerinden Ramazan’da bu tür market kartlarıyla ilgili duyuru yapılmasını firmalardan gönüllü olarak bu duyuruya cevap verecek olanların getirdikleri kartların toplanıp Ziya Gökmen Togay üzerinden yani o da bizim grup başkanımız kendisine ulaştırılması noktasında duyuru yapmıştı. O duyuru kapsamında bir iki Ramazan bu işlem yürüdü. Zaten biri deprem dönemiydi, o çok farklı bir dönemdi. O dönem olmadı. Deprem döneminde İstanbul, Hatay ile eşleşmişti. Deprem döneminde çok ciddi şekilde yardım topladık. Bu topladığımız yardımların bir kısmını İBB’nin Yenikapı’daki toplama merkezine, bir kısmını Ağaç A.Ş olarak depremin olduğu günün ertesi günü ekiplerimiz, Ağaç AŞ ekipleriyle Hatay’a ulaştırmıştık, ilk teknik ekipleri. Arkasından ilgili personele araç gereçle arama kurtarma faaliyetlerine katkılarımız oldu. O kapsamda depremle alakalı ayni yardım topladık. Kadınlar için tırnak makasına varıncaya kadar aynadır, taraktır, kıyafettir, gıdadır… Japonya’dan beton kesme makinesi dahi bir tedarikçimiz sağ olsun buldu, getirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı üzerinden, yanlış hatırlamıyorsam Hatay’a gönderdik.

Gürgen’in Tamer Gümüş’e ilişkin iddialarına değineceğim. Gürgen diyor ki; ‘Tamer Gümüş ve ona ait firmaların batık durumundayken ben göreve geldikten sonra zenginleştiğini’ biraz önce gazete haberinde de okumuştum. 2023- 2024 yıllarında yaklaşık bir milyar TL civarında ihale aldığını iddia ediyor. Tamer Gümüş’ü ben 2020’den sonra tanıdım. Tanıdığım dönemde Büyük Çamlıca fidanlığı var, Kadir Gümüş; onunla akrabalar zaten. Onların ikinci bir firması, aile firması; sanırım bitki… Onun ortağıydı. Ve yurt dışına sanırım Almanya veya Hollanda’daki bir fuara katılmıştık, orada Tamer’i tanıdım. Ondan sonra yavaş yavaş irtibatımız devam etti. Fakat aile hemşehrim, Çayeli’liyim. Aile yerleşik bir aile, bu sektörde de çok eski, şu an üçüncü, dördüncü kuşağın olduğu bir aile. Ve aynı mahallede oturuyoruz.

Daha önce ben göreve gelmeden önce benim Ümraniye’de ofisim vardı. Onların da Ümraniye’nin girişinde fidanlıkları var. Yani birbirimizi tanırız. Ben orman mühendisiyim, dışarıda peyzaj işleri yaptım. Onlar da sektörde, sektörden tanışırız. Dolayısıyla çok özel hukukumuz olmamasına rağmen aynı sektörde olmak, hemşehri olmak vesilesiyle ben o aileyi tanırım. Bunu ilk emniyetteki ifademde de aynı şeyi söyledim zaten. Ama yani bu kadar eski tanışıyor olmamıza rağmen bizim herhangi bir ticari faaliyetimiz, ticari ilişkimiz olmadı. Yani sadece Ağaç AŞ döneminde değil, ondan önce de bir ticari alışverişimiz olmadı.”

(SÜRECEK)