Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası”nda 19. gün… İmamoğlu’ndan “Hüseyin Gün” çıkışı: “Hiçbirimizin tanımadığı bir kişi üzerinden örgüt kurgulamak, bu iftiranamenin çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun alt yazısıdır”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 19. günü sanık savunmalarıyla devam ediyor. Söz alan Ekrem İmamoğlu, “Hiçbirimizin tanımadığı bir kişi (Hüseyin Gün) üzerinden örgüt kurgulamak, bu iftiranamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da alt yazısıdır” dedi. İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek de “Adam (Hüseyin Gün) gelmiş bize bir şey anlatmış ve biz adamın dolandırıcı olduğunu anlayıp bütün ilişkiyi kesmişiz. İçeriye sokmamışız bile” diye konuştu. 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 19. günü sanık savunmalarıyla devam ediyor. Söz alan Ekrem İmamoğlu, “Hiçbirimizin tanımadığı bir kişi (Hüseyin Gün) üzerinden örgüt kurgulamak, bu iftiranamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da alt yazısıdır” dedi. İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek de “Adam (Hüseyin Gün) gelmiş bize bir şey anlatmış ve biz adamın dolandırıcı olduğunu anlayıp bütün ilişkiyi kesmişiz. İçeriye sokmamışız bile” diye konuştu.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 19. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam ediyor.

Duruşma, dün savunması alınan İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in çapraz sorgusu ve avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun savunmasıyla devam ediyor. Geçek, eylem 13 kapsamında “veri sızdırma” iddiasıyla tutuklu yargılanıyor.

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, Geçek’e sorular yöneltti. İmamoğlu ile Geçek arasındaki soru-cevap diyaloğu şu şekilde:

Ekrem İmamoğlu: “Sevgili Melih Geçek kardeşim, dünkü sunumunu dinledim. Tabii içinde benim sorularımın da karşılığı olan açıklamalarınız vardı. Hepsi de birbirinden kıymetliydi. Hakikati aramak bu iddianame içerisinde bir yanıyla çok kolay, bir yanıyla çok zor. Çünkü gerçekten iddianame içerisinde olan biteni sizlerin açıklamalarından sonra daha iyi idrak ediyoruz ve orada iddia makamının bir kurgu üzerinden bir senaryo yazıp, sonra o senaryoyu yerleştirmek için insanları köşe başlarına oturtmak gibi bir yol ve yöntemle arayış içerisinde olması, bugün hicap duyulacak bir duruşmayla, mahkemeyle, bir İBB davasıyla ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu.

Ben, ‘nasıl tanıştık’ vesaire kısmına girmeyeceğim. Son olarak kurumumuzda bir genel müdür makamında görev yaptınız. Benim bir baskımı ya da bir telkinimi gördünüz mü? Bu kadar yakın siyasi bir yoldaşlık geçmişimiz olmasına rağmen, bir telkinim, bir zorlamam, ‘Melih Geçek olacak’ diye bir şey duydunuz mu? Veya böyle bir şey hissettiniz mi?”

Melih Geçek: “Başkanım, asla duymadım. Hatta sizin bir sözünüz var, burada söylemekten de çekinmiyorum, 2019 başında, ‘Kimse bana ‘ben ne olacağım’ diye gelmesin” dediniz. Biz de o yüzden sizi bu konuda hiç rahatsız etmedik. Sizinle de bu süreçteki tek temasımız, göreve başlamadan bir gün önce fotoğraf çektirdik, ‘Hayırlı olsun’ dediğimiz beş dakikalık bir görüşmemizdi. O kadar.”

İmamoğlu: “Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok, 86 milyon insanın eşitliği var”

Ekrem İmamoğlu: “Bunun Melih Geçek özelinde olmadığını, daha önceki sorularımda da aslında sizin önünüze koymaya gayret ediyoruz. Bunlar kayıtlıdır, belgelidir. Ve bizim bütün bu oluşturduğumuz profesyonel kurullardaki arayışımız aslında milletin evlatlarıyla çalışma çabasıdır. Yani eşim, dostum, akrabam, damadım, kızım, eniştem gibi bir arayış değil, bilakis milletin evlatlarıyla çalışma arzusudur. Bu da İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumunun millete ait olduğunun bilinciyle hareket etmemizden kaynaklanmıştır. Zira şu ana kadar gördüğünüz üst düzey yöneticilerimizde AK Partilisi, MHP’lisi ya da o dönemlerde işe başlamış insanları gördünüz, yine göreceksiniz. Ve hiçbirisinin geçmişi değil, liyakati sorgulanmıştır.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; buraya not almıştım, ‘Özel vasıflı üye’ kavramının ne ifade ettiğini herhalde bir tek yazan iddia makamı biliyor. Biz bilmiyoruz. Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok. 86 milyon insanın eşitliği var. Bizim ruhumuzda 16 milyon insanın eşitliği var. 100 bin kişilik İBB kadrosunun eşitliği var. Hiç kimseyi birbirinden ayırmadığımızın işareti olması açısından ifade ediyorum. İçinde Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Çerkez’i, Boşnak’ı herkes var. Hiç kimse birbirinden ayrı değil. Milletin evlatları bakışı vardır. Onun altını çizeyim sizin huzurunuzda.

Melih Bey, size ‘Şunu genel müdür yardımcısı yap, şunu kadrona al, şunu şöyle çalıştır, şu kişiye özel bir vasıf belirle’ ya da şu firma ya da gayrimeşru, hukuka uygun olmayan, kişisel olarak direkt ya da dolaylı bir talebim ya da bir talimatım size geldi mi ya da böyle bir durum oluştu mu?”

Melih Geçek: “Asla olmadı Başkanım.”

İmamoğlu: “İnsanların burada bir saatini bile geçirmesinin kul hakkı yemek olduğunun da altını çizmek istiyorum”

Ekrem İmamoğlu: “Şimdi bunu da özel olarak ifade edeyim. Yine birçok arkadaşımızın başından beri sorguladığı bir metot var. Yani herkes aslında kuralına göre işini yapmaya çalıştı. Ben bazı örnekleri şöyle temkinli karşılıyorum, Sayın Başkan, Sayın Heyet. O da şu, bunun da altını çizerek söylemek istiyorum. Örneğin; 2003’ten beri böyle yapılmıştı, 2004’ten beri böyle yapılmıştı… Bir yanlış yapılmışsa, onu devam ettirmek bizim asla kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Ama bir doğru yapılmışsa ve bu da devamında aynı şekilde doğru şekilde tekerrür etmişse, bu gayet doğaldır. Yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumsalı içerisindeki akışın bir parçasıdır. Bizim dönemimizde kurumsallık arayışı, insan kaynaklarının bütün bilimselliğinin arayışının yanı sıra, bu şekilde hukuki çerçeveyi de kurallarına göre sistemli ve hesap verebilir… Onun için 1600’e yakın denetim, teftiş geçirmemize rağmen tertemiziz. Yani bu 1600, altı yıllık süreçtir. Sayın Başkan, Sayın Heyet, daha önce hiç olmadığı kadar sıfırdı çünkü iç denetim mekanizmalarını da hem iştirakler düzeyinde hem kurum içindeki düzeyde en maksimum seviyeye taşıdığımızın da bu soruyla altını çizmek isterim. Teknik bir insansınız.

Bir başka yanı; bu 13 eylemin… Savcılığın bir önceki deneyiminde şöyle bir şey duyduk, yani savcılığın ifadesini aktaran bir avukatın şahitliğini söylüyorum. Bu eylemin, bu dosya için en önemli eylem olduğunu, buna çok önem atfettiğini ifade ettiğini söyledi savcı, ifade alırken. Bu 13. eylemde hiçbir tarafında olmadığını ifade ediyorsun ama yine de bilimsel ve teknik olarak… Hem İBB hem şu… Ne kadar boş, ne kadar insanların burada değil bir gününü, bir ayını, bir saatini bile geçirmesinin kul hakkı yemek olduğunun da altını çizerek söylüyorum. Hicap duyarak dinledim.

Burada bir kez daha aydınlandım. Ben yüzde 10 bilgi sahibiydim, yüzde 90’a çıktı seviyem buradaki ifadelerden sonra. Bu utanç verici süreçle ilgili teknik süreçleri uzaktan, bazen yakından, o bahsettiğiniz bilim ve teknoloji kurulunda olmanızdan dolayı, yani teknik olarak, yüksek teknolojiye bakan birisi olarak, bunun bir önem atfetseydi, böyle bir sıkıntı, böyle bir risk olsaydı, benim kapımı çalar, ‘Böyle bir risk var Başkanım, bunu asla yapmayın’ diyecek bir karakterde, diyecek bir konumda olduğunu da biliyorum. Beni uyarma noktasında, yetkin olmasa da böyle bir şey hissettin mi? Çünkü içinde olmadın, sen de ifade ediyorsun ama… Böyle bir şey hissettin mi? Çekindin mi bana gelmekte? Ya da çekindiysen, niye çekindin? Onu sormak istiyorum.”

Melih Geçek: “Başkanım, asla çekinmedim. Bazı projelerde uyarmışlığım oldu. Ben böyle kötü bir durum olmasa da ‘buna gerek yok’ demişliğim olmuştur. Ama böyle bir şey hiç görmedik. Zaten firmadan da emindik. Emin olmamızın en önemli nedeni de Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi birçok devlet bankasıyla çalışıyor olmasıydı. Kendi sistemlerimizden emindik, süreçlerimizden emindik. Tabii insanın olduğu her yerde hata olur ama olduğunda da görüp tabii ki size bunu taşıyacağız. Sonuçta yaptığımız her iyi şey de her kötü şey de size yansıyor. Ama hukuki olarak da hepimiz burada cezasını çekeriz.

Ekrem İmamoğlu: “Ne yazık ki Sayın Başkan, Sayın Heyet, bakınız, yüksek teknolojinin Türkiye’nin ihracattaki payı yüzde 3’ün altında. Çağ yüksek teknoloji çağı ve burada da yazılımcı, bilgisayar programcısı, analist, reklam işinde olan ama yine bu alanla ilgilenen insanlar var. Şu mahkemenin gündeminden sonra bu ülkede yüzde 3 değil, yüzde 0,3’ü bile bulması hayal olur. Bu davaya bu işleri sokan insanların ne kadar kötü niyetli ve ne kadar kötücül olduklarının altını çizmek isterim. Ki biz çok şeffaf bir ortamdayız. Bana herkes ulaşabilir. Ulaşmayıp bunu iddianameye taşıyan, daha doğrusu iddia makamının iddianamesine taşıyan itirafçı insanlara da buradan kınama duygumu ifade etmek istiyorum.”

Melih Geçek: “Bir şey daha eklemek istiyorum. Aslında size ulaşmamıza da gerek yok. Sizinle çalışmanın en güzel yanı bu. İşte Hüseyin Gün olayında olduğu gibi… Adam gelmiş bize bir şey anlatmış ve biz adamın dolandırıcı olduğunu anlayıp bütün ilişkiyi kesmişiz. İçeriye sokmamışız bile.”

Ekrem İmamoğlu: “Yine bir başka eylem, 16. eylem… Bir cep telefonu, Sayın Başkan. Bu özel durum benim cep telefonum çünkü. Yani bu soruyu sormak zorundayım, bu detay da bunu gerektiriyor. Şöyle ki, Sayın Başkan, Sayın Heyet; bu cep telefonu, tabii Melih Bey’in hatırlamaması normal ama bu cep telefonu benim 25 seneden fazla süredir kullandığım, geçmişte Trabzonspor taraftarlarının da binlerce mesaj attığı, ben o kulüpte yöneticilik, başkan yardımcılığı yaptım, iş hayatımdan gelen bir cep telefonudur. Yani bu cep telefonumu alıp, onun üzerinden insanları hapse atıp, sonra da hâlâ iddia makamı tarafından tek bir delilin sunulmamış olması… İncelendiyse bir sayfa yazılmaz mı, Sayın Başkan? Sizin dikkatinize sunuyorum. Melih Bey’e de şunu sormak istiyorum: Teknik bir arkadaşım olarak, bu kadar teknolojinin içinde bir cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın süre sürer mi? Hâlâ buradan tek bir kelime bile mahkeme heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlarsın?”

Melih Geçek: “Başkanım, ekleri inceledim. Açıkçası bu telefonla ilgili bir inceleme kaydı falan göremedim. Çok dosya var ama şunu gördüm: ‘Şifresi verilmediği için yedeği alınamamıştır’ deniyor. Ama yedek almanın dışında herhangi bir inceleme talebi ya da buna ilişkin bir yazı da görmedim. İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne gönderilmiş ama oradan da sadece ‘alındı/alınmadı’ şeklinde bir rapor gelmiş.

“Bir cep telefonum yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmıştır, yalan ifadeler kurgulanmıştır”

Ekrem İmamoğlu: “Bakınız bir cep telefonum yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmıştır, yalan ifadeler kurgulanmıştır. O ifade yüzünden o insanın şahsiyeti zarar görmüştür; geçmişi, geleceği zarar görmüştür. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum. Bu yanlış bir durumdur. Benim cep telefonumun hala bu şekilde gündemde tutulmasını sonlandırmanız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir sorumluluk atfetmek istiyorum.

‘İstanbul Senin’… Hatırlarsanız Melih Bey, bu ifade benim söylemimden doğdu. İstanbul’un İstanbullulara ait olduğu fikrinden çıkan bir slogandı. Seçimden sonra da yaygın şekilde kullandık. Sonra bir uygulama fikriyle markalaştı. ‘İstanbul Senin’ ile ilgili zihninde bir tereddüt oluştu mu? Böyle bir şey olsaydı bana gelip söyler miydin?

Melih Geçek: “Oluşsaydı kesinlikle söylerdim Başkanım. ‘İstanbul Senin’ zaten yerleşmiş bir slogandı. Birçok proje bu isimle geldi. Güvenlik önlemleri alınmıştı, testler yapılmıştı. Herhangi bir güvenlik sorunu görmedim.”

İmamaoğlu’ndan “Hüseyin Gün” tepkisi

Ekrem İmamoğlu: Son olarak Hüseyin Gün meselesi… Bu kişiyle benimle ilgili bir diyaloğun oldu mu? Herhangi bir konuşman, mesajlaşman, karşılaşman?”

Melih Geçek: “Hayır Başkanım, olmadı.”

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; 14 yıllık yol arkadaşım olan Melih Geçek gibi birinin, zorlu bir süreçten geçerek genel müdür olabildiği bir yapıyı ‘özel vasıflı üye’ gibi kavramlarla suç unsuru haline getirmek, kötü niyetli bir yaklaşımdır. Hiçbirimizin tanımadığı bir kişi üzerinden örgüt kurgulamak ise bu iddianamenin, iftiranamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da alt yazısıdır.”

Duruşma, Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun savunmasıyla devam ediyor.