Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 11. gün… İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş: “Aile bağlarımız adeta örgütsel bağ gibi gösterilmiş”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, ailesinden 4 kişinin tutuklu olduğunu, aile bağlarının adeta örgütsel bağ gibi gösterildiğini savunarak, “Herhangi bir örgüt üyesi değilim ve suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda örgüt üyeliği isnadı yalnızca etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanlara dayandırılmıştır; bunun dışında tek bir somut delil bulunmamaktadır” dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasında savunma yapan tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, ailesinden 4 kişinin tutuklu olduğunu, aile bağlarının adeta örgütsel bağ gibi gösterildiğini savunarak, “Herhangi bir örgüt üyesi değilim ve suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda örgüt üyeliği isnadı yalnızca etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanlara dayandırılmıştır; bunun dışında tek bir somut delil bulunmamaktadır” dedi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş’in savunması alındı.

Keleş, savunmasında, 23 Mart 2025 tarihinde amcası Fatih Keleş’in, 20 Mayıs 2025 tarihinde babası Zafer Keleş’in, ardından 19-20 Haziran’da kuzeni Mustafa Keleş ve kendisinin tutuklandığını söyledi.

Aynı aileden 4 erkek tutuklu bulunduklarını belirten Murat Keleş, “Ailemizin kadınları olan eşim, kızım, annem, yengem ve yengemin kızı Zeynep’in yalnız ve yalnız bırakılmış olmalarının vicdanları yaraladığını düşünüyorum” diye konuştu.

Savcılık aşamasında soruların odağının özellikle amcası Fatih Keleş’e yönelik olduğunu söyleyen Keleş, “Bugüne kadar hiçbir mahkemeye çıkmadım, savcı veya hakim görmedim. Hatta emniyete bile gitmişliğim yok; dolayısıyla ortamlara biraz yabancıyım, heyecanımı mazur görün” ifadelerini kullandı.

İfadesi sırasında şahsıyla ilgili somut hiçbir suçlama yöneltilmediğini ifade eden Keleş, şunları söyledi:

“Sanki amcam aleyhine tanıklık yapmam için çağrılmış gibiydim. Savcı Bey, ifademin sonlarına doğru ‘Senin bir suçun yok, belli ki bir şeyden haberin yok’ dedi. Bu nedenle, gözaltına alınma ve tutuklanma sebebimin amcam hakkında bir şeyler söylememin beklendiği olduğunu düşündüm. Daha sonra savcılıktan tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edildik ve tutuklandık. Bizi tutuklayan hakimin kararında yazdığı ‘kaçma ve delil karartma şüphesi’ne oldukça şaşırdım. İtiraz da ettim, ancak yapabildiğim kadar. Amcam Fatih Keleş, babam Zafer Keleş ve kuzenim Mustafa Keleş’in yasa dışı bir eylem içinde bulunduğuna tanık olmadım. Kendilerini yakından tanıyan biri olarak iddia edildiği gibi suçların içinde olduklarını da düşünmüyorum.”

“Aile bağlarımız adeta örgütsel bağ gibi gösterilmiş”

Murat Keleş, İBB’de 2020’den bu yana tercüman olarak çalıştığını, kardeş şehirler ve belediye etkinliklerinde tercüme işleri yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

“Amcamın İBB Spor Kulübü Başkanı olması nedeniyle; uluslararası spor müsabakaları, olimpiyat organizasyonları, yabancı dilde yapılan temaslar ve yurt dışına gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında hazırlanan metinlerin tercümesi ve yabancı dilde yapılan yazışmaların hazırlanması süreçlerinde, kendi işimi aksatmayacak şekilde zaman zaman amcama yardımcı oldum. Neticede kendisi amcamdı; yeğeni olarak kendisine, belediyenin resmi işleri bağlamında destek sağladım. Savcılık ifademde de ‘Dönem dönem amcamın yanındaydım, asistanlık yaptım’ beyanımdaki kastım budur. Ancak ifademde detaylandırılmamış ve özet olarak yazılmıştır. Resmi başvuru ve mülakatlar sonrası işe alındığım İBB’deki resmi iş ve görüşmelerin yapılması gerektiği için iddianamede örgüt üyeliğinden cezalandırılmam isteniyor.

Bırakalım suç örgütünü, hayatımda hiçbir siyasi partiye veya derneğe üyeliğim bulunmamaktadır. Bir futbol takımı bile tutmuyorum. Ayrıca, iddianamede örgüt üyesi olduğu iddia edilen kısmın yazılırken, sanki suçmuş gibi amcamın Fatih Keleş, babamın Zafer Keleş olduğu belirtilmiş; aile bağlarımız adeta örgütsel bağ gibi gösterilmiştir. Hatta benimle ilgili kısmı yazarken ‘Fatih’in yeğeni, Zafer’in oğlu’ ifadesiyle başlanmıştır. Babam ve amcamla telefonla konuşmuş olmam, örgütsel faaliyet kapsamında haberleşiyormuşuz gibi algı yaratmaya çalışılmıştır. Babamın babam olması, amcamın amcam olması suç unsuru olarak gösterilemez. Ben Fatih Keleş’in yeğeni, Zafer Keleş’in oğlu olduğum için tutuklanmışım gibi bir durum kabul edilemez.”

“Az insanla görüştüğüm için ‘örgüt gizliliğine önem veriyor’ denmiş”

Murat Keleş, iddianamede, amcası ve babasıyla beraber bazı kişilerle telefon irtibatı olduğunun belirtildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Listede sayılan isimlerin bir kısmını hatırlamam mümkün değil; fiziken görsem dahi tanımazdım. Listede belediye başkanı özel kalem çalışanları ve belediye personeli de var. İddia edilen telefon irtibatlarının HTS mi, baz mı olduğu, yakınlığım veya görüşmelerin sayısı ve süresi dahi belirtilmemiştir. Bu kişilerle yaptığım görüşmelerin mesai saatleri içinde, 1-2 dakikalık görüşmeler olduğuna eminim. Savcılıktaki beyanımda çoğu ismi hatırlamadım. Bu isimlerin içinde babam Zafer Keleş ve amcam Fatih Keleş de bulunmaktadır. Bir insanın ailevi görüşmeleri, kendi babasını veya amcasını araması, örgütsel olarak gösterilemez.

Görüşmelerimin az insanla olmasına ilişkin başka bir bahane de belirtilmiş, ‘Az kişiyle görüşüyor çünkü örgüt gizliliğine önem veriyor’ deniyormuş. Burada örgüt yoktur ve ben bir örgüt üyesi değilim. Olmayan bir örgütün gizlilik kaygısı da bulunmamaktadır. Ben, motosikletiyle işe gidip gelen, saklayacak hiçbir şeyi olmayan, sadece çalışan biriyim. Bu sadelikte yaşadığım için de hiçbir şey bulunamamıştır. Bulunamayınca da iddianamede ‘Çok gizli çalışıyor’ denmiş; böyle bir mantıkla 10 aydır tutukluyum.

“Herhangi bir örgüt üyesi değilim ve suçlamaları kabul etmiyorum”

Ayrıca iddianamede benimle ilgili ‘Kendini Fatih Keleş’in danışmanı olarak tanıtan’ ifadesi yer almaktadır; bu doğru değildir. Ben, işine motosikletiyle gidip gelen ve kendi aracını bile kendisi yıkayan sıradan bir çalışanım. Asla ‘danışmanım’ gibi bir ifade kullanmadım ve kullansam bile buna kim inanır? Ben sıradan bir çalışanım; bunu tanıyan herkes teyit edebilir. Örgüt üyeliğini ispatlamak için belediyenin binalarına girmem de delil olarak gösterilmiştir. Ben belediyede çalıştığım için bu alanlara gitmem gerekiyordu ve yalnızca iş akdim kapsamında yükümlülüklerimi yerine getirdim. Akrabalık ilişkilerim ve sigortalı olarak çalışmam dışında hiçbir hareketim yoktur. Herhangi bir örgüt üyesi değilim ve suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda örgüt üyeliği isnadı yalnızca etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanlara dayandırılmıştır; bunun dışında tek bir somut delil bulunmamaktadır. Üstelik bu isnadın temelinde somut bir fiil değil, soyadım ve akrabalık bağı vardır. Zafer Keleş’in oğlu, Fatih Keleş’in yeğeni olmam, otomatik olarak suçun parçası olmam anlamına gelmez.”

“Ciddiye almadım ve korkacak bir durum olmadığı için işime gidip gelmeye devam ettim”

Sanık Murat Keleş, örgüt üyeliği suçlaması dışında, sadece Ahmet Sarı’nın “Rüşvet paralarını bazen Fatih’in yeğeni olarak bildiğim Murat adlı kişiye teslim ederdim” beyanı nedeniyle suçlandığını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu ifade gerçeğe aykırıdır. Dosyada bu iddiayı destekleyen hiçbir somut delil, maddi bulgu, teknik takip kaydı, para transfer tespiti, tanık beyanı veya fiziki takip tutanağı bulunmamaktadır. Başka bir deyişle isnat yalnızca tek bir soyut beyana dayandırılmıştır; somut ve objektif delille desteklenmemiştir. Bu iddialar gerçek olmadığı için, ortaya atıldıkları andan itibaren hiç tedirginlik yaşamadım. Savcılık tarafından ifadeye çağrılmadan 17 gün önce, Ahmet Sarı’nın ifadesi çoktan sosyal medyaya düşmüştü. İfadesinde öyle yalan iddialar ortaya atıldığını gördüğümde şaşırdım. Hatta avukatıma dahi sordum; karakola gidip ‘Fatih’in yeğeni Murat benim, buyurun’ demek istedim. Ancak tek kelimesinin gerçek olmadığını bildiğim için ciddiye almadım ve korkacak bir durum olmadığı için işime gidip gelmeye devam ettim.

“Tek temasım tokalaşmak”

Ben oturduğum sitede aidat ödeyeceğim zaman bile, 1.500 liralık aidatı yönetici yoksa yerine yönlendirdiği kişiye verirken mutlaka makbuzunu soruyorum. Oysa Ahmet Sarı gibi, toplamda 169.000.000 lira gibi devasa bir parayı hangi tarihte, ne miktarda verdiğini söyleyen bir kişi, kime ve nerede verdiğini belirtmiyor; bu kısımları savcılık kendi tahminleriyle dolduruyor. Bu kişi ifadesinde, ‘Hatırladığım kadarıyla iletilmek üzere para verdim’ dediği için, benim rüşvete aracılık ettiğim ileri sürülüyor. Hem ‘hatırladığım kadarıyla’ diyor, hem de ‘şuna ya da buna teslim ederdim’ diyor. Maalesef karşı tarafın hatırlayamadığı bu detaylar yüzünden aylardır tutukluyum. Buradan, Ahmet Sarı’ya mahkeme huzurunda şunu sormak isterim, kendisinden bırakın parayı, herhangi bir hediye, bir çikolata, bir kalem, bir iğne dahi almışlığım var mıdır? Bunu Ahmet Sarı’ya sormak istiyorum çünkü ben buna net bir şekilde cevap verebilirim. Kendisinden hiçbir şey almadım. Belki tek temasım tokalaşmak olmuştur.”

Cezaevi koşullarını anlatan Keleş, “Ufacık odada üç ranza ve toplam altı yatak kapasitesi mevcut; ancak biz altı kişi kalmıyoruz, dokuz kişi kalıyoruz. Diğer üç kişi ranzanın altında, gövdesi yukarı bakacak şekilde, hava alabildiği kadar yatıyor. Bu kadar dar bir alanda, kalabalık nedeniyle hava almak oldukça güç” dedi.

Çocukluğundan beri birçok hastalıkla mücadele ettiğini, hayatının büyük bir kısmı hastanelerde geçirdiğini aktaran Keleş, cezaevi koşullarında sağlık durumunun kötüleştiğini belirtti.

“Benim kızım burayı inşaat zannediyor”

Murat Keleş, “Sırrı Küçük’ün kızı burayı polis okulu sanıyordu. Benim kızım da burayı inşaat zannediyor. ‘Baba inşaat bitti mi, geliyor musun artık?’ diye soruyor.“Kızım ziyaretime geldiğinde ‘babasız çocuk olur mu, beni artık sevmiyor musun?’ diye soruyor” şeklinde konuştu.

Keleş, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi. Keleş’in savunmasının ardından avukatları savunma yapıyor.