Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 11. gün… Avukatları, Mehmet Murat Çalık’ın dün 5 saatlik savunmasının ardından gece hastaneye kaldırıldığını açıkladı

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması devam ediyor. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, duruşmada haftaya, savunması alınmayan sanıkların müdafilerine tahliyeye ilişkin söz hakkı verileceğini, davadaki ilk ara kararın, 2 Nisan Perşembe günü kurulacağını bildirdi. Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukat Cihan Ünal, müvekkilinin dünkü 5 saatlik savunmasının ardından gece hastaneye kaldırıldığını ve 3 saat kurum içindeki hastanede bulunduğunu açıkladı.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması devam ediyor. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, duruşmada haftaya, savunması alınmayan sanıkların müdafilerine tahliyeye ilişkin söz hakkı verileceğini, davadaki ilk ara kararın, 2 Nisan Perşembe günü kurulacağını bildirdi. Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukat Cihan Ünal, müvekkilinin dünkü 5 saatlik savunmasının ardından gece hastaneye kaldırıldığını ve 3 saat kurum içindeki hastanede bulunduğunu açıkladı.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi. Duruşmayı, sanık yakınları ve ailelerinin yanı sıra CHP’li isimler de takip ediyor.

İlk ara karar 2 Nisan Perşembe günü kurulacak

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, sanık savunmalarının Nisan sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını ancak sürecin uzayabileceğini açıkladı. Başkan Aylan, “Sanık savunmalarını tamamlamayı planlıyorduk ancak biraz gecikme olacak gibi. Ara değerlendirmelerimizi yapacağız ve 30 günlük tutukluluk değerlendirmesi de mutlaka ele alınacak” dedi. Aylan, değerlendirmenin dosya üzerinden değil, sanık müdafilerine söz hakkı verilerek yapılacağını bildirdi.

Haftaya savunması alınmayan sanıkların müdafilerine tahliyeye ilişkin söz hakkı verilecek

Başkan Aylan, sürecin yoğunluğuna dikkati çekerek, “Dinlenmeyen sanık sayısı fazla olduğu için herkese söz hakkı tanıyacağız. Önümüzdeki salı, çarşamba ve perşembe günleri, sadece savunmasını alamadığımız sanıkların müdafilerine tahliyeye ilişkin söz hakkı verilecek. Ardından savunmalar kaldığı yerden devam edecek” ifadelerini kullandı.

Mahkeme, yaklaşık 90 tutuklu sanığın henüz dinlenmediğini belirterek, günlük 7,5 saat üzerinden üç gün sürecek bir planlama yaptıklarını açıkladı. Başkan, “Başka çaremiz yok; kanunun izin verdiği ölçüde bir çözüm buluyoruz” dedi.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık dün, 5 saat süren bir savunma yapmıştı. 11’inci duruşma günü, Çalık’ın çapraz sorgusu da tamamlandı, ardından avukatlarının savunmasına geçildi.

“Bu iddianame, kesinlikle iade edilmesi gereken bir iddianameydi”

Avukat Selami Mahmutoğlu, savunmasında, Ceza Muhakemesi Kanunu’na “iddianamenin iadesi” müessesesinin getirilmesine, en azından bulunduğum çevre itibarıyla, büyük bir memnuniyetle ve ittifakla “evet” dediklerini belirterek, şunları söyledi:

“Sebebi şuydu, insanların özgürlükleri, sıradan, gelişigüzel ve özensiz iddianamelerle tehdit altına alınmamalıydı. Bu nedenle iddianamenin iadesi müessesesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda altın harflerle yazılacak bir düzenlemeydi. Ancak bu ülkede kanunları en iyi şekilde yazmamızın hiçbir önemi yoktur. Çünkü kanunların söylediği değil, subjektif değerlendirmeler hayata geçtiği için, iddianamenin iadesi müessesesi Türk hukukunda ölmüştür. İki nedenden dolayı ölmüştür, birinci neden; iddianame vasfına sahip olmayan, çok sayıda ek ve kapsamlı içeriklerle dolu dosyaların, kanunda öngörülen 15 günlük süre içinde sağlıklı şekilde incelenmesinin fiilen mümkün olmamasıdır. İkinci neden ise Türkiye’de hâkimler ve savcıların günlük hayattaki yoğun birlikteliği ve mesai ilişkilerinin, kaçınılmaz olarak psikolojik etkiler doğurmuş olabileceğidir. Bu girişi şunun için yaptım, bu iddianame, kesinlikle iade edilmesi gereken bir iddianameydi.”

“İddianamede müvekkil hangi gerekçeyle sorumlu tutuldu, tarafımızca anlaşılmıyor”

Avukat Ali Mesut Seçkin de müvekkilinin Kale Kent Projesi kapsamında kolluk ve savcılıkta hiçbir ifadesinin alınmadığını belirterek, ruhsatların 2013 Temmuz-Eylül döneminde düzenlendiğini, yani müvekkil ve Ekrem İmamoğlu göreve başlamadan önce olduğunu vurguladı. Seçkin, “Bitirilmiş bir işin daha sonra rüşvete konu edildiği gibi bir anlatım söz konusu. Diğer sanıkların müvekkil aleyhine beyanı da yok. İddianamede müvekkil hangi gerekçeyle sorumlu tutuldu, tarafımızca anlaşılmıyor” dedi.

Demir La Vida Projesi hakkında da açıklama yapan Seçkin, müvekkilinin Hamit Demir ile olan tanışıklığını anlattığını ve Demir’in 22 Nisan 2025 ve 8 Ekim 2025 tarihlerinde verdiği ifadelerde herhangi bir rüşvet talebinin söz konusu olmadığını belirttiğini aktardı. Seçkin, projenin yaklaşık 75.000 metrekare olduğunu ve 28 Temmuz 2017’de ruhsatın bir aydan kısa sürede düzenlendiğini hatırlatarak, “Makul sürede verilmediği veya bunun baskı olarak kullanıldığı iddiasının itibar edilebilir olmadığı açıkça görülüyor” ifadelerini kullandı.

İddianamedeki eylem 10’a ilişkin, müvekkille ilgili doğrudan bir değerlendirme bulunmadığını, sadece dolaylı olarak rüşvet talep eden kişiler arasında gösterildiğini belirten Seçkin, bunun somut bir delile dayandırılmadığını ve kolluk ile savcılıkta müvekkilinin ifadesinin alınmadığını söyledi.

Avukat Ali Mesut Seçkin, iddianamede eylemlerle ilgili sebep-sonuç ilişkilerinin değerlendirilmediğini, mantık hataları bulunduğunu ifade ederek, “Normalde teknik sebeplerle açıklanması gereken olaylar, burada sonuca göre kurgulanmış ve faraziye üzerinden suç ve sevk maddeleri belirlenmiş. Dayanağı olmayan sonuçlara göre gerekçeler üretilmiş. Bu hem hukuk mantığı hem de iddianame tekniği açısından sakıncalı bir yöntemdir” değerlendirmesinde bulundu.

Avukat Ünal, Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin ayrıntıları anlattı

Avukat Cihan Ünal, Mehmet Murat Çalık’ın, sağlık durumunu anlattı. Ünal, “Belki bugün bana kızabilir ancak sağlık meselesi, hem müvekkilimiz hem de ailesi açısından, kendisinin anlattığından çok daha fazla acı ve yıpranmaya sebep olmuştur” dedi. Çalık’ın sağlık sürecinin detaylarını, tıbbi raporlarla birlikte sunum halinde heyete ileten Ünal, Çalık ile ilgili tüm raporların, sunumda ayrıntılı olarak yer aldığını bildirdi. Avukat Ünal, şunları kaydetti:

“Müvekkilimizin hastanede yatışı devam ederken, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 3 Temmuz 2025 tarihli bir sağlık kurulu raporu düzenledi. Bu raporu doğrudan okumak istiyorum, ‘Ciddi kilo kaybı öyküsü olan hastaya lenf bezi biyopsisi planlanmıştır. Biyopsinin patoloji sonucuna göre hastanın tekrar değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Hastanın kemik iliği biyopsisi patoloji raporunda oranı 4,5 sınırda olarak belirtilmiş olup, lösemi açısından nüks riski mevcuttur.’ Bizim kanaatimize göre, bu rapor, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulduğu anda müvekkilimizin tahliye edilmesi gerekiyordu.

“Raporda durumun ne kadar hayati olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen maalesef yeniden cezaevine gönderildi”

Blast nedir? Olgunlaşmamış kan hücresi nedir? Bu süreçte birlikte öğrenmek durumunda kaldık. Sayın Başkan, lösemi nüksü ile ilgili araştırmalarımız sonucunda farklı tıp çevrelerinden nüksle alakalı birçok tıbbi makale de temin ettik. Soruşturma dosyasında bunlar mevcuttur, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na hem Türkçe hem İngilizce olarak arz etmiştik. Bu süreçteki insani meseleyi ciddiyetle ve hassasiyetle takip ettik. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ikinci bir yazışmasına dahi gerek olmaması için, İzmir’deki meslektaşlarımız aracılığıyla kurul raporlarını çıkar çıkmaz temin ettik ve ertesi gün, yani 8 Temmuz 2025 tarihinde, bu insani meseleyi derhal İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdik. Bahsettiğim raporda durumun ne kadar hayati olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, rapor tarihine kadar günlerce hastanede yatmış, defalarca vücudunu yoran tıbbi işlemlere ve biyopsilere maruz kalmış olan müvekkilimiz, sağlık kurulu neticesinde maalesef yeniden cezaevine gönderilmiştir. Aynı akşam fenalaşarak yeniden hastaneye kaldırılmış, yoğun bakıma alınmış ve 10 Temmuz 2025 tarihinde anjiyo işlemi uygulanmıştır.

“Bu denli açık sağlık sorunları olan bir kişinin tahliyesi için Adli Tıp Kurumu’nu beklemek zorunlu değildir”

Yargı makamları, sağlık durumu bu kadar tartışmalı birini Adli Tıp Kurumu kararı olmadan tahliye edebilir mi? Cevap nettir, elbette edebilir. Müvekkilimiz tutukludur, hükümlü değildir. Adli kontrol hükümleri, konutu terk etmeme ve yurt dışı yasağı tam da bunu sağlamak için vardır. Bu denli açık sağlık sorunları olan bir kişinin tahliyesi için Adli Tıp Kurumu’nu beklemek zorunlu değildir. Alternatif birçok tedbir mevcuttur. Yine anlamadığım bir konu da şudur: Adli Tıp Kurumu, Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi raporlarıyla açıkça çelişen İzmir Şehir Hastanesi’nin rapor ve sonuçlarını neden sorgulamamış, rapora doğrudan esas almıştır? Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi’nin raporu nasıl göz ardı edilebilir? Katip Çelebi hem eğitim ve araştırma hastanesi, hem üniversite hastanesi, hem de bölgenin hakem hastanesidir. Adli Tıp Kurumu raporları değiştirilemez ve sorgulanamaz raporlar mıdır?

“Bu denli riskli bir sağlık sürecinin, cezaevi koşullarında güvenli şekilde takip edilmesi tıbben mümkün değil”

Sayın Başkan, bu dosyada hastane raporlarının yarıştırılmasını doğru bulmuyoruz. Burada tartışılan, bir raporun diğerine üstünlüğü değil, bir insanın hayatıdır. Bu aşamada verilecek karar yalnızca tutuklama tedbirinin devam edip etmemesi değil, aynı zamanda insani bir meseledir. Henüz mahkumiyet kararı bulunmayan, ağır sağlık sorunları yaşayan ve yaşam hakkı ciddi risk altında olan bir müvekkilin tutukluluk halinin devamı hukuken ve vicdanen kabul edilemez. Bu denli ağır ve riskli bir sağlık sürecinin cezaevi koşullarında güvenli şekilde takip edilmesi tıbben mümkün değildir. Bu durum, yalnızca müvekkilin sağlık hakkını değil, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan yaşam hakkını da doğrudan ilgilendirmektedir. Mevcut tutukluluk hali, ölçülülük ilkesine, insan onuruna ve kötü muamele yasağına açıkça aykırıdır. Müvekkilimiz ayrıntılı savunmalar yaptı; arada görüşme fırsatımız oldu. Ben savunmayı tamamlaması konusunda yoğun telkinde bulundum çünkü sağlık sorunlarını biliyorum. Gece de hastaneye kaldırıldı ve yaklaşık 3 saat kurum içindeki hastanede bulundu.”

Avukatlar, Mehmet Murat Çalık’ın tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Duruşma, Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş’in savunması ile devam ediyor.