Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 10. gün… Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık: “Attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır. Vicdanım rahat”

İBB Davası’nın duruşmasında savunması alınan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş ve bu 30 yılın 6 yılında belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat. 2014’ten bugüne attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır” dedi.

İBB Davası'nın duruşmasında savunması alınan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davanın duruşmasında savunması alınan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş ve bu 30 yılın 6 yılında belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat. 2014’ten bugüne attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası’nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor. Duruşmada, görevden uzaklaştırılan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın savunması alınıyor.

Murat Çalık, adaletin, yalnızca mahkeme salonlarında değil, bir kentin parklarında, sokaklarında, meydanlarında ve kamusal alanlarında yaşatılması gerektiğine inanan bir meslek grubundan geldiğini söyledi. Çalık, “Biz Beylikdüzü’ne rant üretmeye değil, emin olun kamusal alan üretmeye geldik” diye konuştu.

“2014’ten bugüne son veriyi söylüyorum, 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan ürettik”

Mahkeme heyetine evraklarla da sunduğunu, Belediye Meclisi’nde 2016’da aldıkları bir kararı anlatan Çalık, şunları kaydetti:

“Bu karar, kamu parsellerinin hisselendirilmiş alanlarının malikleri tarafından yazılı olarak hibe edilme taleplerini kabul etme hususunda belediye başkanına yetki verilmesine ilişkindir. 5393 sayılı Yasa’da bu husus zaten mevcut, ancak bizim bunu Meclis kararı ile alenileştirmemizin bir gerekçesi vardı. Beylikdüzü bölgesinde, özellikle belde belediyesi olduğu dönemlerde, maalesef kamunun eline geçmesi gereken alanlar bazı çıkar gruplarına tapu edilir ve kişisel zenginleşme unsuru olarak kullanılırdı. Biz 2014’ten bugüne son veriyi söylüyorum, 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan ürettik. 1 milyon 150 bin metrekare. Keşke bu alanların 50 bin metrekaresi Şişli’de olsaydı, yani ekonomik değeri açısından söylüyorum, Beylikdüzü Belediyesi’ne kazandırdığımız ekonomik değer 57,2 milyar TL’dir, Sayın Başkan. 57,2 milyar TL. Bu alanlar içinde 81 bin metrekare sağlık alanı, 44 bin metrekare eğitim alanı, dini tesis alanı ve sosyal-kültürel alanlar bulunuyor. Tek tek saymayacağım ama diğer kamu kurumlarının üzerindeki yükü de biz üstlendik. Ne kadarlık bir yük aldık? 7,3 milyar TL’lik bir yük.

“Bizden önce Beylikdüzü Belediyesi o kadar çok kamulaştırmasız el atma davasına maruz kaldı ki”

Çünkü bizden önce yapılan yanlış uygulamalardan dolayı Beylikdüzü Belediyesi, o kadar çok kamulaştırmasız el atma davasına maruz kaldı ki, milyonlarca lira ödedik. Vatandaş da haklıydı, çünkü belediye, vatandaşın yerini kamulaştırmadan veya herhangi bir uygulama yapmadan kullanmış, daha sonra vatandaş kamulaştırmasız el atma kararıyla bunu belediyeden talep etmişti. Benim bütün siyasi ve idari hayatımın özeti budur.Daha fazla kamu alanı, daha fazla park alanı, daha fazla sosyal donatı alanı ve daha yaşanabilir bir kent inşa etmek.

Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş ve bu 30 yılın 6 yılında belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat. 2014’ten bugüne attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır. Bir belediye başkanının en büyük hesabı yalnızca mahkemelere değil; halka ve kendi vicdanına verdiği hesaptır. Benim vicdanım çok rahattır. 2014 öncesi Beylikdüzü ile 2014 sonrası Beylikdüzü arasındaki fotoğraf, emin olun bunun net göstergesidir.

“Söz verdiğimizden daha fazlasını hayata geçirdik”

2014 öncesinde Beylikdüzü; kopuk, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan ve ranta kurban edilmeye hazır bir kent iken, biz herkes için daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent inşası için yoğun çaba sarf ettik. ‘Ranta kurban edilmeye hazır’ cümlesini neden kurdum, Beylikdüzü bölgesini mutlaka bilirsiniz; Büyükçekmece’ye doğru giderken sağ taraf Esenyurt, sol taraf Beylikdüzü’dür. Esenyurt, ‘kent suçları açık hava müzesi’ gibidir; Beylikdüzü ise insanların huzurla yaşadığı bir şehre dönüşmüştür ve bu dönüşüm hâlen devam etmektedir. Sadece kentsel mekanları değil, aynı zamanda kentsel hayatı da dönüştürdük. Ne yaptıysak çocuklar, gençler ve kadınlar için yaptık. Ve emin olun, Sayın Başkan, bunu gururla söylüyorum: Söz verdiğimizden daha fazlasını hayata geçirdik.”

“En büyük projem…”

Çalık, en büyük proje dediği “beslenme saati” projesine bazıları için çok anlam ifade etmeyebileceğini belirterek, şunları söyledi:

“Ama biz beş yıldır ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına gıda paketleri gönderiyoruz. Kendi mutfağımızda yaptığımız unlu mamuller, mevsim sebzeleri, kuruyemiş, içecek, kahvaltılık ürünler ve yumurta… Her gün bu operasyon gerçekleştiriliyor. Bugün sayı yaklaşık 2.500 civarında; bu paketleri çocuklara, ailelerin evlerinde teslim ediyoruz. Okullarda değil, evlerde. Bugüne kadar beş yıl boyunca 800 bin paket ulaştırmışız. Ve bu 800 bin paketin hiçbir yerinde ‘Mehmet Murat Çalık’ yazmaz; hiçbir yerinde Beylikdüzü Belediyesi’nin “B”si de bulunmaz. Çünkü biz şu anlayışla hareket ediyoruz: Veren el, alan eli görmeyecek. Hele çocuk yoksulluğu konusunda… Çocuğun yaşayacağı yoksulluk üzerinden siyaset yaparsak, inanın o koltuklar bize nasip olmasın. Bir çocuğun asla yoksulluğu olamaz, aç kalamaz. Ailesi fakir olabilir, ama devletin sorumluluğu vardır; devletin sıcak eli her zaman o yoksul çocukların üzerinde olmalıdır. Ben ne yaptıysam, çocuklar için yaptım.”

“Beslenme Saati” projesindeki kuruyemişler için belediyenin tek kuruşunu harcamadığını, tümünü ayni olarak hayırseverlerden aldıklarını anlatan Çalık, “Bir hayırsever, ‘bunları almak istiyorum’ diyordu; bize kasa kasa elmalar, portakallar gönderiyordu. Dolayısıyla bu hassasiyetle değerlendirmenizi arzu ediyorum. Bu kamuya gelmesi gereken kaynak, kişisel zenginleşme aracı olarak mı kullanılıyor; yoksa kamunun menfaatine, tekrar o kente mi dönüyor? Kanunla kurulan, her türlü denetime açık ve devletimizin yereldeki eli kolu olan belediyelerimizin organizasyon yapısının ‘suç örgütü’ yapısıymış gibi gösterilmesini kabul edemem. Mecburen belediyemizin hizmetlerini anlatmak zorundayım” şeklinde konuştu.

Murat Çalık, pandemi döneminde, o zamanki İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Ekrem İmamoğlu ve dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başkanlığında bir pandemi toplantısı yaptıklarını anlattı. O dönemde filyasyonun çok zor bir süreç olduğunu, Bakan Koca’nın belediyelerden, yakıtıyla, şoförüyle 30 aracı ilçe sağlık müdürlüklerine teslim etmesini istediğin aktaran Çalık, “Sonra da birçok belediye başkanı arkadaşımın şahit olduğu şu cümleyi kullandı: ‘Ben size nasıl yapacağınızı anlatmayayım; bölgenizde müteahhitler vardır, iş insanları vardır; gidin durumu anlatın’ Biz de gittik ve durumu paylaştık. O dönemde 30 aracı kiralayıp ilçe sağlık müdürlüğüne teslim ettik ve 30 şoför arkadaşımızı da kaymakamlık bünyesinde görevlendirdik” dedi.

Yakuplu’daki 50 bin metrekarelik kent ormanı ile ilgili tahsis işlemlerini de anlatan Murat Çalık, şunları söyledi:

“Kent ormanımız Orman Bakanlığı’na bağlı. 2014 yılında tahsis istedik, ancak yapılmadı. Sonrasında ihale edileceğini öğrendik ve Beylikdüzü Belediye şirketiyle katılmak istedik; ancak ihale bir gün kala iptal edildi. Sonra o alan Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edildi. O dönem Sayın İmamoğlu ilçe belediye başkanıydı. Büyükşehir’in vekilleri ve daire başkanlıklarıyla görüştük, alanın düzenlenmesini arzu ettik; fakat maalesef yapılamadı. 2019 seçimlerinden sonra, Sayın İmamoğlu seçilince, oranın kent ormanı olarak yapılması sağlandı.”

“Milletin iradesine de vurulmuş bir pranga…”

Mehmet Murat Çalık, kendisi dahil, hiçbir arkadaşının hukukun üstünde olmadığını, “yargılanmayayım” demediğini ifade ederek, “Ancak halkın oyuyla göreve gelmiş bir belediye başkanının, çok güçlü ve somut gerekçeler olmaksızın tutuklu yargılanmasının yalnızca şahsıma değil, milletin iradesine de vurulmuş bir pranga olduğunu düşünüyorum. Tutukluluk asla cezaya dönüştürülmemelidir. Bugün bu duruşma salonuna gelmek için yaklaşık yirmi gün önce Silivri’ye getirildim; 600 kilometre uzaktan geliyorum, Sayın Başkan. Bu sadece beni değil, hem ailemi hem de savunma hakkımı cezalandırmaktadır. Ben ayrıcalık asla talep etmedim, etmiyorum; hiçbir dönem talep etmedim. Yalnızca hukukun temel ilkelerine uyulmasını arzu ediyorum. Tutuksuz yargılanarak görevime devam etmek ve Beylikdüzü halkına vermiş olduğumuz sözleri yerine getirmek istiyorum. Hukukun üstünlüğünü korumak hepimizin elindedir” diye konuştu.

“Görev yaptığım hiçbir dönemde kamu gücünü kişisel çıkar için kullanmadım”

İddianamedeki 143 eylemin 7’sinden sorumlu tutulduğunu, ancak soruşturma aşamasında bunlardan sadece 2’siyle ilgili tarafına soru sorulduğunu aktaran Çalık, şöyle devam etti:

“Şahsıma yöneltilen ‘suç örgütü’ ve ‘rüşvet’ isnatları, hayatım boyunca savunduğum meslek etiğimle, devlete olan bağlılığımla ve kamu yararını önceleyen yönetim anlayışımla bağdaşmamaktadır. Görev yaptığım hiçbir dönemde kamu gücünü kişisel çıkar için kullanmadım. Beylikdüzü halkının menfaati aleyhine hiçbir kararın parçası olmadım. Hukuka aykırı bir talimat vermediğim gibi, hukuka aykırı bir talimat da almadım. Kamu görevini yerine getirirken siyasi saikleri veya herhangi bir talebi kamu yararının önüne geçirmedim. Ay yıldızlı şanlı bayrağımızın temsil ettiği müşterek değerleri korumak ve bu güzel vatanın topraklarına hizmet etmek benim için bir tercih değil, anayasal ve vicdani bir yükümlülüktür.”

“Suçlamalara tek tek cevap vereceğim”

Hakkındaki suçlamaları tek tek yanıtlayacağını söyleyen Çalık, kendisi hakkında ifade veren Uğur Güngör’ün, 10 Ağustos 2020 tarihinde suç ihbarıyla başlayan yargısal sürecin, iddia makamı tarafından göz ardı edildiğini, daha önce kendisi hakkında şikayette bulunan Güngör’ün bu başvurusunun Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlikle sonuçlandığını aktardı.

Bu karara yapılan itirazın da Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi’nce reddedilerek, takipsizlik kararının kesinleştiğini anlatan Çalık, Uğur Güngör’ün beyanlarının ne kadar gerçeğe aykırı olduğunun görüleceğini söyledi.

İddia makamının, 2015-2016 yıllarına ilişkin olaydan yaklaşık 9-10 yıl geçtikten sonra ifadesini değiştiren ve kendisini “rüşvet veren” olarak konumlandıran ihbarcı Uğur Güngör’ün iddialarına dayandığını ifade eden Çalık, Güngör’ün ifadelerindeki çelişkileri anlattı.

Uğur Güngör her ifadesinde bir önceki beyanını değiştirdiğini belirten Çalık, “Aynı zaman diliminde gerçekleştiği iddia edilen bir vakayı farklı kişiler anlatsa anlayabilirim, ama aynı kişi tarafından bu kadar farklı şekilde anlatılması ve iddia makamının bu çelişkileri dikkate almaması, heyetinizin takdirine sunulmuştur. Farklı zaman dilimlerinde farklı tutarlar söylenmiş; resmi evraklar incelendiğinde anlattıklarımın doğruluğu ortaya çıkacaktır” savunmasını yaptı.

“Güngör’ün UYAP kaydına bakın, iki yüzden az kaydı varsa bütün iddiaları kabul edeceğim”

Mehmet Murat Çalık, “Uğur Güngör’ün UYAP kaydına bakılması halinde iki yüzden az kaydı varsa, ben huzurunuzda bütün iddiaları kabul edeceğim. Bu kadar iddialı söylüyorum” dedi.

Dosya kapsamında Zafer Gül ve Uğur Güngör’ün tüm beyanları değerlendirildiğinde, şahısların ciddi bir ticari uyuşmazlık içerisinde olduklarının görüleceğini ifade eden Çalık, “Ceza hukuku zeminine taşınan kendi hesaplaşmalarını dosya kapsamında yaptıkları açıkça görülmektedir. Beyanlar sürekli değişmekte, bir beyan diğerini çürütmekte, taraflar birbirine iftira atmaktadır. İddia makamı, önceki takipsizlik kararını, fazla inşaat alanı oluşmadığını ve ruhsat tarihlerindeki kronolojik çelişkiyi görmezden gelmiştir. Dosya yalnızca sanık ve tanık beyanlarıyla kendi içinde çelişkiler barındırmaktadır” diye konuştu.

“Davut Akay’ın iddiasındaki işlem tarihine göre araştırılması gereken kişi, o dönemin belediye başkanı Velittin Küçük”

Davut Akay’ın ifadelerinin de “Duymuştum, vakıf değildim” şeklinde olduğunu aktaran Çalık, şunları söyledi:

“İddia makamı bu anlatımların doğruluğunu hiç araştırma ihtiyacı hissetmemiş. Ben iddia makamı adına bunları araştırdım. Bilirkişilere bir ücret ödenir mi, ödenmez mi bilmiyorum ama ben bir bilirkişi edasıyla her şeyi inceledim ve iddia makamının önüne koydum. Davut Akay; her blokta 9 kat olması gerekirken 5 kat fazla yapıldığı yönünde bir iddiada bulunuyor. Eğer ruhsat ve projeler incelenmiş olsaydı, imar planına ve imar durumuna bakılsaydı; tanığın yanıltıcı beyan verdiği iddia makamı tarafından açıkça görülecekti.

Oysa söz konusu projeye ilişkin en son idari işlem, Perla Vista’nın ruhsatlarını da ek klasöre koydum, 27 Mart 2008 tarihinde düzenlenmiştir. Sayın Başkan, bu tarih itibarıyla belediye başkanı kimdir? Velittin Küçük! Şayet iddia makamı, ‘Bakın burada da bir usulsüzlük yapılmış, bu isimler bu işi ilk kez yapmamışlar, daha önce de dükkâna dönüştürme işi yapmışlar’ diyerek bu beyanı delil olarak dosyaya koyuyorsa; iddia edilen işlem tarihi dikkate alındığında araştırılması gereken kişi, o dönemin belediye başkanı Velittin Küçük olmalıdır.”

“Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum”

İddialara konu menfaat iddiasının tutarı, türü, zamanı ve taraflarının somut şekilde ortaya konulamadığını, resmi belgeler ile beyanlar arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, bu nedenle dosyada, her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığını söyleyen Çalık, “Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, Eylem 1 yönünden üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı, Murat Çalık’a, “Uğur Güngör’ün Uyap kaydına bakın. En az 200 suç kaydı yoksa ben üzerimdeki bütün suçlamaları kabul edeceğim” şeklindeki sözleri nedeniyle “Uğur Güngör konusunda emin misiniz? Sizi bağlamasın sonra” dedi.

Çalık da “Ne bağlayacak! Beni bağlamaz Sayın Başkanım, ben kendimden eminim. İnanın, UYAP kaydına baksanız benim hiçbir şey söylememe gerek kalmaz” yanıtını verdı.

Duruşmaya ara verildi.

(SÜRECEK)