Haber: ÇAĞATAN AKYOL
(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nı takip etmek için Silivri’ye gelen İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın önce duruşma salonlarının bulunduğu kampüse girişi engellendi. Buradan geçişine izin verilen Aslan, daha sonra ise duruşmanın yapıldığı salona alınmadı. Aslan, “İstanbul bana emanet ama ben kendi emanetimin olduğu şehre giremiyorum. Şehrin sınırları içindeyim ama bir kamu binasına giremiyorum” tepkisini gösterdi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında olduğu 107’si tutuklu 407 sanıklı İBB Davası, ikinci haftada 6’ncı gününde devam ediyor. Aynı zamanda avukat olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu ve İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer’in mahkeme başkanı tarafından avukatların olduğu sıradan izleyici kısmına geçirilmesi ile bugüne ertelenen duruşmada güvenlik önlemleri oldukça artırıldı. Basın kartı olmayanların duruşma salonuna girişine izin verilmedi, kurum kartı olan gazeteciler ise duruşmayı basın odasındaki televizyondan takip ediyor.
Tutuklu yakınları ile milletvekillerine de sayı kısıtlaması getirildi. Jandarmanın yoğun güvenlik önlemi alarak çok az sayıda kişiyi salon kampüsüne aldığı görüldü. Duruşma salonunda günlerdir bazı kişilerin ayakta takip ettiği izleyici kısmındaki boş koltuklar da dikkat çekti. İBB Başkanvekili Nuri Aslan da bu engele takıldı. Sabah ilk geldiğinde duruşma salonunun olduğu kampüse alınmayan Aslan’ın daha sonra içeriye girmesine izin verildi.
“Kamu binasına giremiyorum”
Aslan kampüse alınsa da davayı izlemek istediği sırada bu sefer de duruşma salonuna alınmadı. Yaşadıklarını adliye koridorunda gazetecilere anlatan Aslan, şunları söyledi:
“Belediyenin aracıyla beraber Marmara Cezaevi’nin girişine geldik. Aracımızı durdurdular ve dediler ki ‘İçeriye giremezsiniz. Sizin adınız yok’. Biz de dedik ki biz milletvekili ya da siyasi parti olarak gelmedik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak alana geldik. Neyse izin verdiler. Bu yargılamanın yapılacağı binanın önüne geldik. Oradan almadılar bizi, ‘Sizin isminiz yok’ diye. Ben de dedim ki, ben bir kamu görevi yapıyorum. Dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şu an Ekrem İmamoğlu adına, seçilmiş belediye başkanı adına emanetini taşıyan, vekilliğini yapan kişiyim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili eğer bir yargılamanın yapıldığı binaya giremiyorsa nereye girecek? İstanbul bana emanet ama ben kendi emanetimin olduğu şehre giremiyorum. Şehrin sınırları içindeyim ama bir kamu binasına giremiyorum. Bunu doğru bulmuyorum ama devletimiz buna bir çözüm yolu bulacaktır. Devlet mutlaka kendi tanımladığı belediye başkanlarına, onayladığı, seçimle gelmiş insanların özgürce bu ülkede çalışmasını ve hizmet etmesini, gerekli katkısını sağlayacaktır.”

