(İSTANBUL) – İBB Başkanvekili Nuri Aslan, iftarda iş insanlarıyla bir araya geldi. Konuşmasına, Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başlayan Nuri Aslan, “Hepimiz zor bir dönemden geçiyoruz. Biz, siyasi ve hukuksal olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Siz, ekonomik ve sosyal olarak zor dönemden geçiyorsunuz. İstanbul’da, belki de devlet kurumunun yöneticilerinden biri olarak sizi en iyi anlayan kişiyim. Biliyorum; çünkü ben sizi, siz de beni tanıyorsunuz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, İBB’nin Florya’daki sosyal tesislerinde iş insanları ile iftarda buluştu. Konuşmasına, Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başlayan Aslan, şunları söyledi:
“Değerli konuklar, ekonomimizin mimarları, iş dünyamızın kıymetli temsilcileri, hepinizi bu mübarek Ramazan akşamında en içten duygularımla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Her birinize aylardır hukuksuzca Silivri’de tutulan, dün duruşması başlayan ve bugün yanından geldiğim İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve partimizin cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum. Kıymetli dostlar, hepimiz zor bir dönemden geçiyoruz. Biz, siyasi ve hukuksal olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Siz, ekonomik ve sosyal olarak zor dönemden geçiyorsunuz. Biliyorum; çünkü, çoğunuzu uzun yıllardır birebir tanıyorum. Oturup sohbet ettiğimiz, abilik yaptınız bana, yoldaşlık yaptınız. Dolayısıyla ben, şu an İstanbul’da, belki de devlet kurumunun yöneticilerinden biri olarak sizi en iyi anlayan kişiyim. Biliyorum; çünkü ben sizi, siz de beni tanıyorsunuz.
33 yıl boyunca bir şirketin genel müdürlüğünü yaptım. Riskin ne demek olduğunu biliyorum. Belirsizliği ve geceleri hesap yaparak uyumamanın ne demek olduğuna bizzat şahitlik yaptım. Çünkü ben, hem 91 hem 94 hem 98, 2001, 2008 bir sürü kriz gördüm. Ve 2018’den beri maalesef hem ülkemizde hem dünyada büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ne yazık ki memleket olarak çok kriz görüyoruz ama bugün yaşadığımız tablo sadece bir ekonomik daralma da değil. Bugün yaşadığımız tablo, iş insanı için yatırım zorluğudur. Emekçi için geçim derdidir. Esnaf için de ayakta kalma mücadelesidir. Üstelik bölgemizde büyüyen savaş İran, İsrail ABD hattında yükselen gerilim; enerji maliyetlerinde, dış ticarette, lojistikten finansmana kadar her alanda yeni riskler üretmektedir. Yani, sadece içeride zorlanmıyoruz. Dışarıdaki fırtına da kapımıza dayanmış durumda. Birkaç gün içinde, -yani, toplam 10 gün oldu savaşta- iki kez kendi ülkemiz sınırları içinde havada imha edilen bombalardan bahsediliyor. İşte böyle zor zamanlarda en kıymetli şey önünü görebilmektir.”
Uzun yıllardır sanayici ve esnafın önünü görmekle ilgili çok ciddi sıkıntılar yaşadığını bilen ve gören birisi olduğunu vurgulayan Aslan, şöyle devam etti:
“Biz, kendimiz de şu an belediyeyi yönetirken önümüzü tam görebilmiş durumda değiliz. Öyle bir bütçe hazırladık ki aslında 6 ay çalıştık 2026 bütçesi için. 2025 bütçesinde 261 milyar gider, 275 milyar gelirle tam 14 milyar lira bütçe fazlalığı vererek yılı kapattık. Ancak, şimdi 2026 yılına geldik ve Mart’ın 10’undayız ve bu savaşla beraber petrol fiyatlarıyla beraber hızlıca tedbirler almak durumunda mıyız diye Genel Sekreterimiz başkanlığında; Plan Bütçe Komisyonu Başkanımız ve ekibi ayrı çalışıyor, Genel Sekreterimiz ayrı çalışıyor. Savaş uzun sürer mi? Bir risk var mı diye.
Hepimiz biliyoruz. Üretim dediğiniz, üretmek dediğiniz istikrar ister ve yarını görebilmeyi ister. Büyümede, öngörülebilirlik ister. Büyümek için önünüzü görebilmeniz lazım ki yatırım yapın. Tam da bu nedenle belediyelerin görevi sadece rutin hizmet sunmak değildir. Belediyelerin görevi; şehrin çıkarlarını döndürmektir, ulaşımı aksatmamaktır, altyapıyı ayakta tutmaktır, lojistiği korumaktır, çalışma hayatını mümkün olduğunca öngörülebilir kılmaktır. Biz, İstanbul’da da tam bunu 7 yıldır yapmaya çalışıyoruz ve bu şekilde devam edeceğiz.
“Önümüzdeki dönemde İstanbul’u iş dünyası açısından dört başlıkta daha ileriye taşıyacağız”
Kıymetli dostlar, ülkemizin en büyük serveti; ne toprağı ne de toprağın altındadır. Ne kasamızdaki paralardır ne de rakamlardır. Ülkemizin en büyük serveti, insandır. Çünkü, bizim çok ciddi bir insan kaynağımız var. En büyük servetimiz; girişimcilerdir, sanayicilerdir, üreticilerdir, emekçilerdir. Yani, bu ülkenin gerçek hazinesi sizlersiniz, bizleriz aslında. Bu ülkeyi kalkındıracak, geleceğe taşıyacak, cumhuriyeti daha güçlü yapacak insanlar buralarda oturuyor.
Siyasetçiler, kendi aralarında tartışmaktan ve kavga etmekten, ülkeyi kalkındırmak ve yarına taşımak gibi bir zaman bulamıyorlar. Ama sanayici ve üretici, her zaman bu ülkenin gerçeğidir. Ancak, bu ülkenin hazinesi diye tanımladığımız sizleri, hiçbir zaman devletin çeşitli mekanizmaları veya sanayicilerini korumayı akıl etmiyorlar veya da politikacıları, bir sonraki dönem seçilme hırsına sanayiciyi, üreticiyi, esnafı es geçiyor. Güçlü olmak için elbette önümüzü görmek gerekiyor. Bunun için de ülke sanayicisinin güçlü olması gerekiyor. Önünü görmenin ilk şartı, aslında toplumsal barıştır. Sanayicinin devletiyle, devletin de sanayiciyle barışıdır. İkinci şartı da hukuktur. Üçüncü şartı da kurallı yönetimdir. Bu nedenle, bugün hepinize, hepimize düşen görev açıktır. Bölgemiz barışı savunacağız. Ülkemizde hukuku savunacağız. Şehirlerimizde ise aklı, planı ve adaleti savunacağız ve birlikte gerçekleştireceğiz.
Ben, dün grup başkan vekilleriyle toplantı yaptım İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki… Ve dedim ki bizim ekonomimiz, bu savaşı kaldırmaz. Gitsin, herkes kendi genel başkanıyla konuşsun. Ya kendileri karar veremiyorsa, sanayicilerle istişare etsinler, ne olursa olsun biz bu savaşa girmemeliyiz. İstanbul, Türkiye ekonomisinin kalbidir. Türkiye milli gelirinin yaklaşık üçte biri bu şehirde üretiliyor. Dış ticaretimizin yarısı bu şehirden geçiyor. Vergi gelirlerimizin neredeyse yarısı bu şehirden toplanıyor. Yani, buradaki emekçiler ve üreticilerin verdiği vergiler, ülke vergi gelirinin yarısı. Böyle bir şehir ayağa kalkarsa, Türkiye ayağa kalkar. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin ayağa kalkması tamamen İstanbul üreticisinin, sanayicisinin, emekçisinin elinde. Böyle bir şehir nefes alırsa da Türkiye nefes alır. Böyle bir şehir önünü görürse Türkiye önünü görür. Bizim görevimiz, işte bu devasa potansiyelin önünü açmaktır. İstanbul’u yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en güvenilir, en şeffaf, en öngörülebilir yatırım merkezlerinden biri haline getirmek bizim görevimizdir, sizin görevinizdir. Dolayısıyla, bu konuda birlikte çalışmaya açık olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Bunun yolu belli. Şeffaf yönetim anlayışı, liyakatlı kadrolar, hesap verebilir kurumlar, kurala bağlı belediyecilik. Biz, Ekrem Başkanımızla birlikte İstanbul’da tam da bunu inşa ettik ve hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Daha da güçleneceğiz. Önümüzdeki dönemde İstanbul’u iş dünyası açısından dört başlıkta daha ileriye taşıyacağız. Ulaşım ve lojistik altyapısını güçlendireceğiz. Nitelikli insan kaynağı yapısını büyüteceğiz. Yeşil dönüşüm ve enerji verimliliğiyle rekabet gücünü artıracağız. Dijital, hızlı, şeffaf ve veriye dayalı kent yönetimini daha da ileriye taşıyacağız.
“285 bin yurttaşımızın işe yerleşmesinde katkı sunduk”
Değerli dostlar, sizlerle ilişkimizi çok önemsiyoruz. Bu nedenle, İstanbul Bölgesel İstihdam Ofisimizle, iş gücü ile iş dünyası arasında güç bir köprü kurduk. Özel sektöre 2019’dan sonra istihdam ofislerimizle tam 285 bin insan kaynağını, onların ihtiyaçları doğrultusunda karşılamasında destek olduk. Biliyorsunuz, bizim Bölgesel İstihdam Ofislerimizden aldığınız her personel, aslında İŞKUR’dan aldığınız her personelle eşit koşullara sahip. Dolayısıyla, İŞKUR’a gittiğinizdeki alacağınız hizmetin aynısı ve devlet teşviklerini Bölgesel İstihdam Ofislerimizde de aynı şekilde alacaksınız. Yani, biz, 285 bin yurttaşımızın işe yerleşmesinde katkı sunduğumuzda, bu 1 milyon nüfusa denk gelen bir ailenin ya da toplumun ekmek ve iş-aş bulması demek. Enstitü İstanbul İSMEK’te 150’den fazla 150’den farklı programımız ile ve bunların birçoğunu artık meslek edindirme kursları haline getirdik. Pastacılık okulundan tekstil okuluna kadar onlarca eğitimimiz var. 2019’dan bu yana 4 milyondan fazla İstanbulluya ücretsiz eğitim verdik. Meslek edindirme kurslarımızı daha da artıracak, hatta revizyon ederek sizlerle birlikte İstanbul’daki ve Türkiye’deki meslek lisesi açığını bu şekilde kapatmaya çalışacağız. Çünkü, şu an üniversiteden mezun olan çocuklarımızın elinde bir diploma var; sanayici, üretici başka bir şey arıyor; onların elinde başka bir diploma var. Dolayısıyla, biz sanayiciyle evde oturan genç kızımızı ve genç erkeğimizi yeni farklı mesleklerle donatacağız. Biz, milyonlarca üniversiteli gencin evde oturmasını, üniversite bitirmiş gencin evde oturmasını kabul etmiyoruz. Elbette, evlatlarımızın illâ bir başka meslek sahibi daha olması için mücadele edeceğiz. En temel arzumuz budur. Gelin bunu hep birlikte yapalım. Siz, bize destek olun. Biz, size destek olalım. Hem insanımıza yatırım hem de İstanbul’umuzun geleceğine yatırım yapalım. Biz, İstanbul’un geleceğini günü birlik kararlarla kuramayız. Rantla kuramayız. Pervasızlıkla kuramayız. Bu nedenle, ‘İstanbul 2050 Çevre Düzeni Planı’ yaklaşımımızı da çok önemsiyoruz. Bu planlamayı, yatırımın düşmanı olarak görmüyoruz. Biz, Çevre Şehircilik Bakanlığımızla da görüştük. Bugün de genel müdürümüz aradı ve bizimle beraber; yani, biz Bakanlıkla da beraber bu süreci yürüteceğiz. Valilikle de beraber yürüteceğiz. Dolayısıyla, herhangi bir iş adamımız, bizimle İstanbul’un planlaması için masaya oturduğunda bir korku yaşamasına gerek yok. Çünkü, Bakanlığımız da bizimle birlikte hareket edeceğini teyit etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi; İstanbulluların, sanayicilerin, üreticilerin; gelin İstanbul ile ilgili alınacak her kararda her OSB, her dernek, her iş adamı, Ticaret Odası, Sanayi Odası birlikte karar verelim. Birlikte karar alalım. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum.”

