Haber: Uğur İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin’in Hopa ilçesinde çay ocağı işleten Alperen Köse, yükselen maliyetlerin esnafı zorladığını vurgulayarak, “Çay 15 lira. Bu fiyata bile tepki geliyor ama yapacak bir şey yok. Maliyetler arttığı için istemeden zam yapıyoruz. Ucu ucuna geçiniyoruz” dedi. Hopalı balıkçı ise vatandaşın alım gücünün düştüğünü, “Milletin durumu iyi değil. Vatandaş kredi kartıyla alışveriş yapıyor. Nakit çok zayıf, gerçekten zayıf. Millet bankalara rehin kalmış durumda. Durumumuz iyi değil. Kredi kartıyla alınca bankaya borçlanıyor ister istemez” sözleriyle aktardı.
Artvin’in Hopa ilçesinde esnaf, balıkçılar ve emekliler, artan fiyatlar ve düşen alım gücü nedeniyle geçim sıkıntısının her geçen gün ağırlaştığını belirtti. Vatandaşlar, günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlandıklarını ifade ederek ekonomik tabloyu anlattı.
Hopalı esnaf Alperen Köse, “İşler kötü. Arkadaşlar fiyatlardan dolayı laf ediyor ama yapacak bir şey yok, mecburuz. Satışlarda da bir günümüz iyi geçerken diğer günümüz kötü geçiyor; her gün bir olmuyor. Çay normalde 15 lira. Mesela 15 lirayken bile adam ‘Nasıl 15 lira?’ diye laf ediyor. Esnaf fiyatları beğenmiyor, çok yüksek buluyor; haklılar da. O yüzden biz de bir şey diyemiyoruz. İstemsizce indirim yapıyoruz. Ucu ucuna geçinip gidiyoruz bir şekilde” diye konuştu.
Hopalı bir emekli vatandaş, “Biz çok yüksek para alıyoruz, 16 bin 800 lira maaş alıyoruz. Tayyip’ten Allah razı olsun, Tayyip’i başımızdan eksik etmesin. Tayyip’in vereceği zam bellidir de, asgari ücreti TÜİK ayarlayacak. Üç lira beş lira…” dedi.
“Millet bankalara rehin kalmış durumda”
Hopalı balıkçı ise vatandaşın alım gücünün düştüğünü, “Milletin durumu iyi değil. Vatandaş kredi kartıyla alışveriş yapıyor. Nakit çok zayıf, gerçekten zayıf. Millet bankalara rehin kalmış durumda. Durumumuz iyi değil. Kredi kartıyla alınca bankaya borçlanıyor ister istemez” sözleriyle aktardı.
Emekli yurttaşlar ise şöyle konuştu:
“Emekliyiz. Zam oranı var ama hükümet en fazla iki buçuk milyon verir. Öyledir abi, daha fazlasını veremez zaten. Asgari ücretin yanından bile geçemiyoruz. Bir çay 15 lira. Kimse gidip arkadaşına bile çay ısmarlayamıyor. Bankta kenarda köşede oturuyoruz. Başka neyimiz var?”
“Adam kestane satıyor; kestane bile alamıyorsun. Ceviz var, kestane var hiçbirimiz bir şey alamıyoruz. Hepimiz emekliyiz burada.
Birimizin bir şey alma şansı yok. 250 lira kestane! 100 gram kestane. Böyle bir şey var mı? Nerede yaşıyoruz, ne yapıyoruz?
Sonumuz iyi değil. Bir emekli bir tane simit alamıyor. Simit olmuş 20 lira. Ekmekle aynı fiyat. Hatta ekmek daha değerli. Bir simit 20 lira. Allah sonumuzu hayır etsin, durum iyi değil.”

