Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TTB Başkanı Azap: Başka bir sağlık sistemi mümkündür

Türk Tabipleri Birliği’nin “İyi hekimlik yapmak istiyoruz” başlıklı 14 Mart Tıp Haftası “Beyaz Yürüyüşü” Diyarbakır’dan başladı. Yürüyüş öncesi konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Alpay Azap, “Bu ülkede tüm halkımızın eşit, ücretsiz, parasız, nitelikli, sağlık hizmetine ulaştığı, sağlık çalışanlarının ölme, öldürülme korkusu olmadan, geçim derdi olmadan, gelecek korkusu olmadan tüm insanlarımıza sağlık hizmeti verebildiği bir sağlık sistemi de bu ülkede kurulacak. Bizler bunun yapılabileceğini biliyoruz” dedi.

Türk Tabipleri Birliği’nin “İyi hekimlik yapmak istiyoruz” başlıklı 14 Mart

Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN

(DİYARBAKIR) – Türk Tabipleri Birliği’nin “İyi hekimlik yapmak istiyoruz” başlıklı 14 Mart Tıp Haftası “Beyaz Yürüyüşü” Diyarbakır’dan başladı. Yürüyüş öncesi konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Alpay Azap, “Bu ülkede tüm halkımızın eşit, ücretsiz, parasız, nitelikli, sağlık hizmetine ulaştığı, sağlık çalışanlarının ölme, öldürülme korkusu olmadan, geçim derdi olmadan, gelecek korkusu olmadan tüm insanlarımıza sağlık hizmeti verebildiği bir sağlık sistemi de bu ülkede kurulacak. Bizler bunun yapılabileceğini biliyoruz” dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) sağlık emekçilerinin artan iş yükü, düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekmek ve “İyi hekimlik yapmak istiyoruz” başlıklı 14 Mart Tıp Haftası kapsamında “Beyaz Yürüyüşü”, Diyarbakır’dan başladı.

Yürüyüş öncesi Diyarbakır Sağlık Platformu adına ortak basın açıklamasını yapan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, son yıllarda uygulanan sağlık politikalarının sağlık sistemini sürdürülemez bir noktaya getirdiğini söyledi.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin geri plana itildiğini anlatan Ülgen, “Aile hekimliği sistemi eziyet yönetmelikleriyle cendereye alınmış, hastaneler dolup taşmış ve randevu sistemleri kilitlenmiştir. Sağlık emekçileri ağır çalışma koşulları altında dinlenemeden, nefes bile almakta zorlanarak, performans baskısıyla adeta modern kölelik koşullarında çalışmaya zorlanmaktadır. Çalışma yaşamına ilişkin hakları liyakatsiz ve baskıcı yöneticilerin tehditleriyle ortadan kaldırılmakta, en temel hak ve özgürlüklerini talep etmeleri soruşturma ve cezalandırma nedeni haline getirilmektedir. Sağlık emekçilerinin çalışma koşulları iyileştirilmeden, sağlıkta şiddet etkin biçimde önlenmeden ve sağlık politikaları sahadaki gerçekler dikkate alınarak sağlık emek ve meslek örgütlerinin görüşleri doğrultusunda yeniden planlanmadan bu sorunların çözülmesi mümkün değildir” diye konuştu.

“Sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı ve etkin yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir”

Ülgen, sağlık emekçilerin taleplerini ise şöyle sıraladı:

“Sağlık kurumlarındaki personel eksikliği bilimsel planlama yapılarak kadrolu ve güvenceli istihdamla giderilmelidir. Sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı ve etkin yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Sağlık yöneticileri liyakat esasına göre ve demokratik yöntemlerle belirlenmelidir. Çalışma saatleri insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmelidir. Performans sistemi kaldırılmalı; yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde ve emekliliğe yansıyan ücretlendirme sistemi uygulanmalıdır. Meslek tanımları net yapılmalı, meslek itibarı ve özerklik talepleri baskı ve cezalandırma yöntemleriyle bastırılmamalıdır. İşçi sağlığı ve güvenliği mevzuatı uygulanmalı, sendika temsilcileri risk değerlendirme ve denetim süreçlerine dâhil edilmelidir. 7/24 açık ücretsiz anadilinde kreşler açılmalıdır. İnsan fizyolojisine aykırı 24 saatlik çalışma biçimleri sona erdirilmelidir. Asistan hekimlerin 36 saat çalıştırılması engellenmeli, emeklerinin karşılığı olan ücret gaspı durdurulmalı ve nitelikli eğitim hakları korunmalıdır. Sağlık politikaları belirlenirken meslek örgütlerinin ve sendikaların görüşleri dikkate alınmalıdır.”

“Başka bir sağlık sistemi mümkündür”

Ülgen’in arından söz alan TTB Merkez Konseyi Başkanı Alpay Azap, buyıl Diyarbakır’dan başlattıkları “Beyaz Yürüyüşü” 14 Mart günü Ankara’da noktalayacaklarını belirtti ve taleplerini Ankara’da, yüksek sesle yetkililere ve kamuoyuna duyuracaklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Bu ülkede tüm halkımızın eşit, ücretsiz, parasız, nitelikli, sağlık hizmetine ulaştığı, sağlık çalışanlarının ölme, öldürülme korkusu olmadan, geçim derdi olmadan, gelecek korkusu olmadan tüm insanlarımıza sağlık hizmeti verebildiği bir sağlık sistemi de bu ülkede kurulacak. Bizler bunun yapılabileceğini biliyoruz. Mutlaka da yapılacak. Bu ülkenin hem insan kaynakları hem maddi kaynakları böyle bir sağlık sistemini hayata geçirmek için aslında yeterlidir. Biz bunu geçen sene İstanbul’dan başlattığımız beyaz yürüyüşten beri söylüyoruz. Başka bir sağlık sistemi mümkündür. Başka bir hekimlik ortamı mümkündür. Bu ülke bunu yapabilir. Bu insanların, bu ülkenin güzel insanlarının buna hakkı vardır. Mutlaka bunu başaracağımızı biliyoruz.”

Hekimlerin ve sağlık çalışanların da mutlu olduğu bir sağlık sistemi mümkün”

Konuşmasında Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na seslenen Azap, “Sayın Bakan, başka bir sağlık sistemi mümkün hekimlerin ölesiye çalışmadığı, öldürülme korkusuyla çalışmadığı, gelecek kaygısı duymadığı, hastalarına 5 dakika değil ne kadar zaman gerekiyorsa her bir hastasına o kadar zaman ayırdığı, halkın da mutlu olduğu, hekimlerin ve sağlık çalışanların da mutlu olduğu bir sağlık sistem mümkün. Bunu kurmaya bu ülkenin gücü yeter. Eksik olan tek şey siyasi iradedir. Siyasi iradeyi uyarıyoruz. Bu sistem daha fazla yürütülemez. Başka bir sağlık sistemi kurmak için daha fazla beklenemez” dedi.

“Ana dilinde sağlık hizmetlerine erişim için yürüyoruz”

TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Pınar Saip ise sağlığın ticarileşmesine karşı çıkmak için Ankara’ya yürüyeceklerin dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“Sağlık hizmetinin insan onuna uygun koşullarda verilmesi için iş güvencesi, can güvencesi, mesleki bağımsızlığımız için, emeğimizin karşılığını alabilmek için, akademide liyakat, bilimsel özerklik için, performans sisteminin sağlığa zararlı olduğunu haykırmak için, sağlık çalışanlarının güvenceli çalışma hakkı için, eşit ücretsiz, ana dilinde sağlık hizmetlerine erişim için, toplumsal barışa katkıda bulunmak için, çalıştığımız kurumlarda ‘emek bizim, söz bizim’ diyebilmek için, TTB’nin ülkemizin sağlık politikalarında belirleyici olabilmesi için, laik demokratik bir ülkede barış içinde iyi hekimlik yapabileceğimiz, insanca yaşayacağımız koşullar için, ‘başka bir sağlık sistemi, başka bir ülke’ diyebilmek için Amed’ten yola çıkarak Urfa, Antep, Osmaniye, Adana’dan Ankara’ya doğru yürüyoruz, herkesi mücadelemize ortak olmaya çağırıyoruz.”