Burcu Özkaya Günaydın
(HATAY) – Hatay’da faaliyet gösteren emek ve meslek örgütleri “laikliğe yönelik saldırılara ve laiklik talebinin kriminalize edilme çabalarına” karşı Hatay Tabip Odası’nda ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Ekonomik krizin faturasının emekçiye kesildiği bu dönemde, toplumun inançlar üzerinden ayrıştırılmak isteniyor. Laikliğe yönelik saldırılar ‘böl-parçala-yönet’ politikalarının bir parçasıdır” dedi.
DİSK Hatay Genel-İş Şubesi, KESK Hatay Şubeler Platformu, TMMOB Hatay İl Koordinasyon Kurulu ve Hatay Tabip Odası’ndan “laikliğe karşı saldırılara ve laikliğin suç olarak gösterilmesi”ne karşı basın açıklaması düzenlendi.
Kurumların ortak imzası ile yapılan açıklamada, laikliğin sadece anayasal bir ilke değil, aynı zamanda işçi sınıfının ve tüm emekçilerin birliği için vazgeçilmez bir güvence olduğu vurgulandı.
Ortak açıklamayı okuyan Mehtap Aslanyüreği, şunları kaydetti:
“Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil, aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir. Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.”
Aslanyüreği, “sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılmasının işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasbına hizmet ettiğini” söyledi.
Laikliğin kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyüttüğünü vurgulayan Aslanyüreği, şöyle devam etti:
“Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri ‘kader’, ‘fıtrat’ denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını ‘inanç’ ile örtmeye kalkışamaz.
“Laikliğin kriminalize edilmesini reddediyoruz”
Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi cumhuriyetin niteliklerini ‘demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı; demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır. Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam.”

