Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Demirel: “Ramazanda sağlıklı beslenmenin temel kriterlerinden biri, sahur ve iftarın düzenli şekilde yapılmasıdır”

Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan ayında beslenme düzenine ilişkin, “Ramazanda sağlıklı beslenmenin temel kriterlerinden biri, sahur ve iftarın düzenli şekilde yapılması ve araya ara öğünlerin eklenmesidir. Dikkat edilmesi bir diğer nokta, temel besin gruplarının dengeli ve yeterli şekilde tüketilmesinin sağlanmasıdır. Oruç açıldıktan sonra öncelikle bir çorba tüketmek, kısa bir ara verdikten sonra ana yemeğe geçmek, daha sağlıklı bir beslenme yaklaşımıdır” açıklamasında bulundu. 

Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı

Haber: Hilal ACAR – Kamera: Gurbetelli YALÇIN

(ANKARA) – Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan ayında beslenme düzenine ilişkin, “Ramazanda sağlıklı beslenmenin temel kriterlerinden biri, sahur ve iftarın düzenli şekilde yapılması ve araya ara öğünlerin eklenmesidir. Dikkat edilmesi bir diğer nokta, temel besin gruplarının dengeli ve yeterli şekilde tüketilmesinin sağlanmasıdır. Oruç açıldıktan sonra öncelikle bir çorba tüketmek, kısa bir ara verdikten sonra ana yemeğe geçmek, daha sağlıklı bir beslenme yaklaşımıdır” açıklamasında bulundu.

Sabri Ülker Vakfı’nın Bilim Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, ramazan ayında sık yapılan beslenme hataları ve doğru bilinen yanlışlar konusunda açıklamalarda bulundu.

Demirel, bu yıl 12 saati aşan açlık süreleriyle oruç ibadetinin yerine getirileceğini belirtti. Açlık ve susuzluğun yanı sıra besin çeşitliliğinin de azaldığına dikkati çeken Demirel, “Dolayısıyla bu değişimler, eğer sağlıklı tercihler yapılmazsa yorgunluk ve halsizliğe neden olabiliyor, bazen mutsuzluk yaratabiliyor. Konsantrasyonu etkileyebiliyor, bağışıklığı düşürebiliyor. Bu durum orucun verimini de etkileyebiliyor. Bu nedenle ramazan ayında sağlıklı beslenmek, en az diğer aylardaki kadar önemlidir” dedi.
“Biraz süreyi uzatmak kritik öneme sahip”

Sağlıklı beslenmenin sürdürülmesini “çok kritik” öneme sahip olduğunu belirten Demirel, şöyle devam etti:

“Dikkat etmemiz gereken önceliklerden birisi de ramazan ayında bir öğün düzeninin oluşturulması. Yaklaşık 12 saatlik bir beslenme penceremiz olacak ve bir beslenme programı uygulayacağız. Bu süreçte iftar ve sahurun mutlaka yapılması, araya ara öğünler eklenmesi, öğünlerin belirli bir düzen içinde planlanması ve bu düzenin ramazan boyunca sürdürülmesi, sağlıklı beslenme açısından büyük önem taşır. Sahura kalkmakta zorlananlar olabiliyor; bazı kişiler iftarı tek bir öğünde tüketip sonrasında ara öğünleri yapmak istemeyebiliyor. Ancak Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerinden biri, sahur ve iftarın düzenli şekilde yapılması ve araya ara öğünlerin eklenmesidir. Sağlıklı beslenmenin temel ilkeleri süt ve süt ürünleridir. Yumurta, et, tavuk, balığın, kuru baklagillerin olduğu, proteinden zengin besinler diğer bir grubumuzdur. Tam tahılların yer aldığı, başka gruptur. Sebze ve meyveler de bir gruptur. Bu 4 temel besin grubundan besinlerin olduğu örüntünün hem sahurda hem de iftarda olması sağlıklı beslenme için çok önemli. Böyle söyleyince dört tane ayrı yemek mi gerekiyor gibi bir soru da beraberinde geliyor ama işte etli bir sebze yemeğinin yanında bir yoğurt biraz tam buğday ekmeği ile aslında o dört besin grubunun tamamını sağlamış oluyor. Çünkü Türk mutfağımız bu besin gruplarının bir arada tüketilmesi açısından çok güzel uygulamalara sahip. Dikkat edilmesi bir diğer nokta, temel besin gruplarının dengeli ve yeterli şekilde tüketilmesinin sağlanmasıdır. İftarda sık yapılan en büyük hatalardan biri, yemeğe çok hızlı bir şekilde geçmektir. Oruç açıldıktan sonra öncelikle bir çorba tüketmek, kısa bir ara verdikten sonra ana yemeğe geçmek, daha sağlıklı bir beslenme yaklaşımıdır.

“Sıvı tüketimi de burada oldukça önemlidir”

Bizi daha uzun süre tok tutacak besinleri düşündüğümüzde; bir yumurta, yanında salata ya da söğüş sebzeler, tam tahıllı ürünler ve bir iki ceviz içi ya da üç dört badem gibi yağlı tohumlar tercih edilebilir. Bu besinler hem daha uzun süre tok kalmamızı sağlar hem de enerji ve besin öğelerini yeterli düzeyde almamıza yardımcı olur. Sıvı tüketimi de burada oldukça önemlidir. Gün içerisinde mutlaka iki litre su tüketilmesi kritik öneme sahiptir. Tuzlu, aşırı yağlı ve baharatlı besinlerin tüketimi hem sahurda hem de iftarda rahatsızlık verebilir. Sahurda bu tür besinlerin tüketilmesi ciddi susuzluğa yol açabilir ve orucu olumsuz etkileyebilir. İftarda ise çok yağlı, tuzlu ve baharatlı besinler mide ve bağırsak şikâyetlerine neden olabilir, sindirim sistemini zorlayabilir. Bir de tatlılar var. Türk mutfağının güzel tatlıları ramazanda daha sık karşımıza çıkıyor. Tatlının mümkün olduğunca az tüketilmesini öneriyoruz. Ancak tatlısız bir ramazanı hayal etmek de zor olabiliyor. Bu nedenle tatlı tercihinin daha çok taze meyvelerden yana olması; eğer tatlı tüketilecekse bunun meyveli ya da sütlü bir tatlı olarak planlanması, daha sağlıklı bir ramazan geçirilmesi açısından önemlidir.”