Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gülistan Kılıç Koçyiğit: Mürşitpınar sınır kapısı açılsın ve halkımızın topladığı yardımlar ilk elden Kobani’ye ulaşsın

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mürşitpınar sınır kapısının açılması çağrısında bulunarak, “Mürşitpınar sınır kapısı hemen Kobani’yle bitişik. Kapı açılırsa yardımlar ilk elden, acil bir şekilde, sadece yarım saat içerisinde Kobani’de olacak. Belki gönderilecek yardımlarla oradaki çocukların, oradaki insanların yaşam hakkı korunacak. Halkımız topladı yardımları. Belediyelerimiz yardımlarını topladı. Kent koruma platformu, kent konseyi yardımlarını topladı. Halihazırda tırlar bekliyor. Daha kaç gün bekleteceksiniz? Kapıyı açmak bu kadar zor olmamalı. Bir anlaşma var, bir süreç var. Bütün bunlar gözetilerek bir kez daha Türkiye’ye, burada en fazla Kürtlerin yaşadığı ülkedeki Türkiye hükümetine sesleniyoruz, AKP hükümetine sesleniyoruz. Gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür, gereğini yapma günüdür, kardeşliği pratikleştirme günüdür” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mürşitpınar sınır kapısının

(TBMM) – DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mürşitpınar sınır kapısının açılması çağrısında bulunarak, “Mürşitpınar sınır kapısı hemen Kobani’yle bitişik. Kapı açılırsa yardımlar ilk elden, acil bir şekilde, sadece yarım saat içerisinde Kobani’de olacak. Belki gönderilecek yardımlarla oradaki çocukların, oradaki insanların yaşam hakkı korunacak. Halkımız topladı yardımları. Belediyelerimiz yardımlarını topladı. Kent koruma platformu, kent konseyi yardımlarını topladı. Halihazırda tırlar bekliyor. Daha kaç gün bekleteceksiniz? Kapıyı açmak bu kadar zor olmamalı. Bir anlaşma var, bir süreç var. Bütün bunlar gözetilerek bir kez daha Türkiye’ye, burada en fazla Kürtlerin yaşadığı ülkedeki Türkiye hükümetine sesleniyoruz, AKP hükümetine sesleniyoruz. Gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür, gereğini yapma günüdür, kardeşliği pratikleştirme günüdür” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de yaptığı basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya ve Burdur’da yaşanan trafik kazalarında hayatını kaybedenler için baş sağlığı, yaralılara acil şifalar dileyen Koçyiğit, bu tür kazaların yaşanmaması için her türlü önlemin alınması gerektiğini belirtti.

“Rojava devriminin kazanımları hepimizin kazanımlarıdır”

1 Şubat Rojava Günü’ne değinen Koçyiğit, “1 Şubat aynı zamanda Rojava’da dayanışma günü olarak bütün dünyada ilan edildi. Özellikle Kürt halkının inkarına, statüsüzlüğüne, kimliksizliğine karşı yükselen bir irade günü olduğunu; dayanışma ve mücadele günü olduğunu ifade edelim. Bu anlamıyla hem Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında Rojava’yla dayanışmak için milyonlar kentlerde, meydanlarda alanlara çıktılar. Kürt halkı, kadınlar, gençler hep beraber haykırdı; Rojava devriminin yanındayız, dayanışmaya devam edeceğiz, Rojava’nın kazanımlarını savunacağız mesajını dünyanın dört bir yanında dünya kamuoyuna ilettiler. Buradan bir kez daha ifade edelim: Rojava devriminin kazanımları hepimizin kazanımlarıdır. Rojava devrimini yaşatmak ve Rojava’da ete kemiğe bürünen bütün değerleri savunmak insanlık açısından çok önemlidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden Rojava’yla dayanışma içinde olduğumuzu, Rojava halkının yanında olduğumuzu ifade ediyoruz” diye konuştu.

“Kobani’de bu durum insani bir krize dönüştü”

Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan gelişmelere ilişkin Koçyiğit, “SDG güçlerinin Rakka ve Deyrizor’dan çekilmesi sonrasında yapılan saldırılarla hem can kayıpları oldu hem de büyük bir savaşın eşiğine gelindi. Ancak Kuzeydoğu Suriye yönetiminin sağduyulu tutumu, halklar arası bir savaşın çıkmasını engelledi ve barışçıl, demokratik iradeyi açıkça ortaya koydu. Kentler kuşatıldı ve özellikle Kobani’de kuşatma yoğunlaştı. Kobani’de bu durum insani bir krize dönüştü” ifadelerini kullandı.

“İnsani koridor açılsın, saldırılar dursun, siviller korunsun talepleri suç muydu?”

Kobani’deki gelişmeler karşısında dünyanın ve Türkiye’nin farklı noktalarında birçok kişinin Kobani’ye destek için alanlara çıktığını kaydeden Koçyiğit, şöyle devam etti:

“Hepsi sivil, demokratik ve barışçıl eylemlerdi. Dünyanın hiçbir yerinde bu eylemlere müdahale olmadı. Ancak Türkiye’de, sınırın hemen öte tarafındaki katliam tehdidine karşı sokağa çıkan halk büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. İnsani koridor açılsın, saldırılar dursun, siviller korunsun talepleri suç muydu? Halkı korkutmak, sindirmek ve Rojava’yla dayanışmayı koparmak isteyen bir anlayışın dışa vurumuydu. Kadınlar saçlarından sürüklendi, basın emekçileri gözaltına alındı, işkence vakaları sistematik hale geldi. 13 yaşındaki bir çocuk polis tarafından havaya kaldırılıp yere vuruldu, beyin kanaması geçirdi. Hayati tehlikesine rağmen cezaevine gönderildi, ardından yoğun bakıma alındı ve Ankara’ya sevk edildi. Sevk sırasında refakat etmesi gereken bir hemşire tarafından tehdit edildi. ‘Bunları sarı torbalarla teslim alıyorduk’ denildi. Fiziksel ve sözlü tehditlere maruz kaldı. Tekerlekli sandalyesi özellikle sallandırıldı, ağrıları artırıldı, ağrı kesici verilmedi. Şimdi soruyoruz: Saçını ördüğü için Kocaeli’de bir hemşire gözaltına alındı, hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı. Suçu neydi? Saçını örmek. Kürt halkını sarı torbalarla tehdit eden hemşire için ne yapıldı? Hiçbir şey. Adalet Bakanlığı’na soruyoruz: Adli soruşturma açacak mısınız? Bu faşist, ırkçı zihniyeti yargı önüne çıkaracak mısınız? Sağlık Bakanlığı’na soruyoruz: Görevden uzaklaştıracak mısınız?

“Diyar Koç’u darbeden polisler hakkında bir işlem başlatıldı mı?”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bütün savcılara çağrı yapıyoruz. Bu bir suç duyurusudur. Etlik Şehir Hastanesi’nden Sincan Cezaevi’ne götürülme sürecinde Diyar Koç’a refakat eden hemşire hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Gereğinin yapılmasını istiyoruz. Yapanın yanına kar kalan değil, yapandan hesap sorulan bir düzenin kurulması gerektiğini söylüyoruz. Diyar Koç’u darbeden polisler hakkında bir işlem başlatıldı mı? Hala yaşam mücadelesi veriyor. Polislere ne oldu? Herhalde ödül verilir kendilerine. Çünkü bu ülkede muhalife karşı, Kürt’e karşı, kadına karşı işlenen suçların cezası yoktur.

“17 yaşındaki bir çocuk saçını ördüğü için gözaltına alındı”

Saç örme eylemi… Bunu bir ırkçı saikle nitelendirenlerden tutalım da bunu bir örgüt faaliyeti olarak yaftalayanlara kadar ne ararsanız var. Biz bu akla ziyan değerlendirmelere cevap söylemekten utanıyoruz. Tek bir cümle duydunuz mu? Ama saçını örenlere, yapılanlara hepimiz görüyoruz. Her türlü uygulamayı reva görüyorlar. Belediye binalarına ‘Jin Jiyan Azadî’ pankartı asıldığı için Muş Belediye Eşbaşkanları gözaltına alındı. Niye, suç mu? Kadın, yaşam, özgürlük demek suç mu? 17 yaşındaki bir çocuk saçını ördüğü için gözaltına alındı. Bu ülkede nefret suçlarını engelleyecek bir yasa yok. Biz Meclis’e nefret suçlarını önlemeye yönelik yasa teklifi sunduk.

“Kobani’li çocuğun sizin için hiçbir önemi yok mu?”

Kobani kuşatma altında, en temel yaşam ihtiyaçları yok. En temel malzemelere ulaşamıyorlar. Un yok, ekmek sıkıntısı var. Hastanelerde ilaç sıkıntısı var. En başta kronik hastalığı olanlar, şeker ve tansiyon hastaları ilaca erişemiyorlar. Diyaliz hastaları büyük risk altında. Oksijen olmadığı için yeni doğan bebeklerin küvezlerinde ölümle yaşam arasında çok ciddi bir sorun var. Oksijensizlik nedeniyle yeni doğanları kaybetme riski var. Elektrik olmadığı için, ısınamadığı için insanlar hipotermi nedeniyle donuyor. Altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Buradan soruyorum: Filistin için sesini yükseltenler, Filistinli çocukların fotoğraflarını paylaşanlar; çocuklar Filistinli olunca mı çocuk sadece? Kobanili çocuğun sizin için hiçbir önemi yok mu? Kobanili çocuklar ölürken sesiniz çıkmayacak mı? Kobani halkı bugün açlıkla, yoksullukla, gıdasızlıkla, ilaçsızlıkla yaşam hakkına kastedilirken hiçbirinizden bir cümle duymayacak mıyız? Buradan vicdan sahibi herkese bir kez daha sesleniyoruz: Katliam riski nerede olursa olsun, hangi halk tehdit altında olursa olsun biz onun karşısındayız. Onun karşısında olmaya devam edeceğiz. Dün nasıl Filistin’e yapılanların karşısındaysak, o soykırımı lanetlediysek; bugün de halkımızın Kobani’nin, Rojava’nın kuşatma altında olmasının karşısında duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz.

“Gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür”

Buradan hükümete çağrı yapmak istiyoruz. Mürşitpınar Sınır Kapısı hemen Kobani’yle bitişik. Kapı açılırsa yardımlar ilk elden, acil bir şekilde, sadece yarım saat içerisinde Kobani’de olacak. Belki gönderilecek yardımlarla oradaki çocukların, oradaki insanların yaşam hakkı korunacak. Halkımız topladı yardımları. Belediyelerimiz yardımlarını topladı. Kent koruma platformu, kent konseyi yardımlarını topladı. Halihazırda tırlar bekliyor. Daha kaç gün bekleteceksiniz? Kapıyı açmak bu kadar zor olmamalı. Bir anlaşma var, bir süreç var. Bütün bunlar gözetilerek bir kez daha Türkiye’ye, burada en fazla Kürtlerin yaşadığı ülkedeki Türkiye hükümetine sesleniyoruz, AKP hükümetine sesleniyoruz; gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür, gereğini yapma günüdür, kardeşliği pratikleştirme günüdür. Sınır kapısını açabilirler. Bunu açmanın önünde hiçbir engel olmadığını hepimiz biliyoruz. Derhal şimdi o sınır kapısının açılması gerçek anlamda kardeşlik köprülerini artıracak ve insanların kırılan duygularını onarmak açısından da bir adım olacaktır. Buradan bir kez daha bu talebi yenilemek istiyoruz: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın ve halkımızın topladığı yardımlar ilk elden oraya ulaşsın.

“Anlaşmanın en önemli kısmının pratikte olduğunu ifade etmek istiyoruz”

29 Ocak’ta Şam geçici hükümetiyle Suriye Demokratik Yönetimi arasında bir anlaşma sağlandı. İmzalanan bu entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek istiyoruz. Bu anlaşmanın bir bitiş değil, aksine demokratik bir Suriye inşası için bir başlangıç adımı olduğuna inanıyoruz. Ve anlaşmanın en önemli kısmının pratikte olduğunu ifade etmek istiyoruz. Evet, anlaşma önemlidir fakat anlaşmanın metni kadar anlaşmanın pratikleşmesi de çok çok önemlidir. Ve demokratik kamuoyunun da bu anlaşmanın pratiğe dökülme sürecini çok yakından takip edeceğini biliyoruz. Biz de bunu takip edeceğiz. Suriye’de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Türkmenler ve diğer bütün kimliklerin güvenceye alındığı demokratik bir ülkenin kurulması için burası bir adım olabilir. Bu anlaşma bir başlangıç noktası olabilir ve buradan demokratik bir Suriye için gerçekten önemli adımlar atılabilir. O anlamıyla burada en önemli sorumluluklardan birinin Türkiye’ye düştüğünü ifade etmemiz gerekiyor. Türkiye yapıcı bir katkıyla, bütün tarafları gözeten eşit bir yaklaşımla bu sürece daha fazla katkı verebilir ve daha yapıcı bir rol oynayabilir.

“Yıkımı da günahlarını da hukuki sorumluluklarını da görünmez kılmaya çalışıyorlar”

6 Şubat haftasındayız. Depremin yıl dönümündeyiz. Üzerinden 3 yıl geçti ama inanın ki hiçbir şey değişmedi. Murat Kurum, ‘asrın felaketini asrın destanına dönüştürdük’ demişti Meclis’teki bütçe görüşmelerinde. Oysa ki övündükleri şey şu aslında o yıkımın üzerine binaları, sayısal bina rakamlarını koyarak yıkımı da günahlarını da hukuki sorumluluklarını da görünmez kılmaya çalışıyorlar. Hala insanlar konteynerde yaşıyor. Her şeye erişimde sorun yaşanıyor.”

“Belki bu hafta ya da gelecek hafta içinde görüşme olabilir”

Koçyiğit, DEM Parti İmralı Heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşme talebinde bulunup bulunmadığına yönelik soruya “Henüz heyetimiz bir randevu talebinde bulunmadı. Belki bu hafta ya da gelecek hafta içerisinde bir görüşme mümkün olabilir” yanıtını verdi.

“Hızlanmaya ihtiyaç olduğunun altını çizerek Meclis Başkanlığı’na çağrı yapıyoruz”

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım sürecinde gelinen noktaya ilişkin soru üzerine “Bu konuda çağırıcı olan Meclis Başkanı’nın kendisi. Böyle bir çağrı yapmadı. Bu hafta içerisinde bir çağrı bekliyoruz. Bu rapor yazım ekibinin bir an önce raporu tamamlaması, Genel Kurul’a sevk etmesi gerekiyor. Barış ve süreç yasalarının da çıkması gerekiyor. Süreci yavaşlatacak ve süreç yavaşladıkça da başka yönelimlere maruz kalabilecek bir yaklaşımdan herkesin imtina etmesi gerekiyor. Burada bir hızlanmaya ihtiyaç olduğunun altını çizerek Meclis Başkanlığı’na da çağrı yapıyoruz. Arayarak zaten kendisine de ifade edeceğiz” şeklinde konuştu.