Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gökhan Günaydın: “Bütün bunlar halk için çalışmamızı engelleyemiyor. Biz bunu gayretle başaracağız ve Türkiye mutlaka ayakta kalacak”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Öğleden sonra Çağlayan’a gideceğiz. Süt dağıtım töreninden sonra İBB davası için Silivri’de, öğleden sonra da Kuşadası davası için Çağlayan’da olacağız. Ama bütün bunlar halk için çalışmamızı engelleyemiyor. Biz bunu gayretle başaracağız ve Türkiye mutlaka ayakta kalacak. Mustafa Kemal Atatürk’e bir taraftan kurucularımıza, bir taraftan da burada gördüğümüz sevgili çocuklara görevimizi, ödevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Öğleden sonra Çağlayan'a gideceğiz. Süt

(İSTANBUL) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Öğleden sonra Çağlayan’a gideceğiz. Süt dağıtım töreninden sonra İBB davası için Silivri’de, öğleden sonra da Kuşadası davası için Çağlayan’da olacağız. Ama bütün bunlar halk için çalışmamızı engelleyemiyor. Biz bunu gayretle başaracağız ve Türkiye mutlaka ayakta kalacak. Mustafa Kemal Atatürk’e bir taraftan kurucularımıza, bir taraftan da burada gördüğümüz sevgili çocuklara görevimizi, ödevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Silivri Dayanışma Merkezi Çadırı’nda düzenlenen “50 Milyon Litre Halk Süt Dağıtımı Tanıtım Programı”nda şunları söyledi:

“2019’un Temmuz’unu, Ağustos’unu hatırlıyorum. Bu projeyi hayata geçirmek için yaptığımız çalışmaları, konuşmaları hatırlıyorum. Bugün 50 milyon litreye ulaşmış. 50 milyon litre demek ortalama 40 TL’lik bir süt fiyatıyla iki milyar TL demek. Bu İstanbul’un bütçesinin nerelere harcandığına ilişkin en temel örneklerden bir tanesi. Ancak mesele parayla bitmiyor. Bunun arkasında bir önemli sosyal proje var. Ayakları olan bir sosyal proje. Neydi bu? Kısaca hatırlayalım. Önce İstanbul’da süt toplayabileceğimiz yerler var mı diye araştırdık. İstanbul’u biz kazandığımızda bu belediyede Tarım Daire Başkanlığı yoktu. Muhtarlığın altında bir birim vardı. İstanbul’da süt toplayabileceğimiz köylüleri, üreticileri bulduk. Huzurlarınızda İstanbul Damızlık Sığır Yetişicileri Birliği Başkanı bize bu işte çok iş birliği gösteren, emek veren ancak şu anda ebediyete intikal etmiş olan Tamer Tuncay’ı rahmetle anayım.

Köylüleri, üreticileri bulduk. Ama onlar ekonomik koşullar altında ciddi sorunlar yaşıyorlardı. O halde bize süt sağlayabilmeleri için onlara yem vermeliydik. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin yem fabrikasında, atıl kapasite oluşturmadan Tekirdağ Büyükşehir’imizin yem fabrikasında doğru rasyoyla yem ürettik. Sonra o yemi üretici arkadaşlarımıza ücretsiz dağıttık. Sonra üretilen sütü kimyasal değerlerine de bakarak piyasa fiyatının üzerinde satın aldık.

“O evlere İBB’nin şefkatli eli girdi”

Projenin bir ayağı demek ki köylüye, üreticiye değmiş; projenin bir diğer ayağı ise kentlere ve çocuklara değmiş. Peki bu sütleri nasıl ulaştırdık? Bu sütler için araçlar kiralandı. Kamyonlar kiralandı. Onlara İBB emekçileri bir şoför ve yanına ya bir sosyolog ya bir sosyal hizmet görevlisi kadın arkadaşımız İstanbul’un en yoksul sokaklarına, mahallelerine girdiler ve o çocuklara o sütleri teslim ettiler. O evlere yalnızca süt gitmedi. O evlere İBB’nin şefkatli eli girdi. Sütten başka ihtiyacı var mı diye bakıldı. Ailenin yoksulluğu var mı, bir huzursuzluğu var mı bakıldı.

“Sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun vizyonuyla bu işler oldu”

Şurada, 700-800 metre ileride betonun altına gömülmeye çalışılan sevgili dostumuz sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun vizyonuyla bu işler oldu. Ekrem Başkan’a buradan selam olsun. O zaman sosyal hizmetlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcımız Şengül Altan Aslan’dı. Sadece süt dağıtmadık. Burs da verdik, yurt da açtık. Onlar burs verdikleri ve yurt açtıkları için yargılanıyorlar. Şu anda Türkiye Belediyeler Birliği’nde Genel Sekreter Yardımcısı ama hala bu davalarla uğraşıyor. Şengül Hanım gitti yerine Mahir Polat geldi. Mahir Polat, yaptığı başarılı hizmetler çerçevesinde aylarca içeride kaldı. Sonra uzunca bir süre ev hapsine muhatap oldu. Yavuz Saltık, Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Daire Başkanıydı. Sonra Muhtarlıklardan Sorumlu Daire Başkanı oldu. Efendiliğini, çalışkanlığını hepimiz biliriz. Yavuz Saltık da şu anda içeride çile dolduruyor. Sonra onun yerine gelen Oktay Özel’i sayalım. Sonra Genel Sekreter Yardımcımız oldu. Çok başarılı hizmetler yaptı. Elif Yavuz yine aynı şekilde çalışan arkadaşlarımızdan bir tanesiydi. Peki Esra Huri Bulduk’u unutmalı mıyız? Bütün bu çalışmalarda oraları organize eden arkadaşlarımızdı. Onların hepsinin yüreklerinden öpüyorum. Onlar çıkacak çalışmaya devam edecekler. Ne onları biz yalnız bırakacağız ne de biz memleketi yalnız bırakacağız.

Yalnızca bu iş yapılmadı. Onun dışında İstanbul’un buğdaylık tohum ihtiyacının tamamı üreticiye dağıtıldı. Dört Halk Ekmek Fabrikası’nda ekmek yapıldı. Bizim ekmek büfelerimizi engellemeye çalıştılar ama halka bunları dağıttık. Hatırlar mısınız? Erdoğan bas bas bağırıyordu. ‘Nerede bu süt kamyonları? Boş dolaşıyorlar’ diyordu. Biz de dedik ki ‘senin evinin önünden geçmezler. Onlar zengin mahallelerde dolaşmıyorlar. Onlar yoksul mahallelerde dolaşıyorlar’. O sütün ne olduğunu o çocuklar biliyorlar.

“Her türlü zorluğa göğüs geren ve bayrağı bir milim düşürmeyen sevgili Nuri Aslan ve ekibine çok teşekkür ederim”

Söyleyecek çok söz var aslında ama bir teşekkürle bitireceğim. Tabii burada fide dağıtmaktan mı bahsetmeli, Kovid’in en zor zamanında kadın üreticilerimizin Allah razı olsun diye dua etmesinden mi söz etmeli… Ama o süreci artık gerimizde bıraktık. Şimdi bir başka süreçte karşı karşıyayız. Bugün 16 Mart, neredeyse arkadaşlarımız gözaltına alınalı ve tutuklanalı bir yıl oluyor. O bayrağı düşürmemiz için her şeyi yaptılar. Ama bir tek şey hesap edemediler. Burada namusuyla, onuruyla çalışan insanlar var. Üstelik de bir milim eğilmeyen, bir adım geri atmayan arkadaşlarımız var. Ben bu çerçevede her türlü zorluğa göğüs geren ve bayrağı bir milim düşürmeyen sevgili Nuri Aslan ve ekibine çok teşekkür ederim. Onlar bu memlekette onur mücadelesi veriyorlar. Ve tabii onları bir an olsun yalnız bırakmayan örgütüyle beraber her mücadelede belediyesinin ve halkının yanında olan sevgili Özgür Çelik Başkanımıza da çok teşekkür ederim.

Biz öyle bir aileyiz ki şu anda bir tarih yazılıyor. Hepimiz bunun içindeyiz. Burada gözlerine baktığım ve ismini sayamadığım ama isminin sayılmasını elli kere hak eden çok arkadaşımız var. O tarihi hep beraber yazıyoruz. O tarihin adı ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden diriliş tarihi’dir. Bu ailenin bir parçası olmaktan her zaman onur duydum, her zaman gurur duydum. İyi ki varsınız. Bu aile Türkiye’ye iyi gelecek. Bu aile önüne çıkartılan her türlü engele rağmen, yargının araçsallaştırılmasına rağmen, hakimlerle, savcılarla yapmaya gayret ettikleri zavallı siyasete rağmen ayakta durmaya ve memleketi kurtarmaya yemin etmiş ve bunu başaracak. Bugün arkadaşlarımız söylediler. Ben de söyleyeyim. Biz kutsal bir ayın içerisindeyiz. Ekrem Başkan’ın diplomasını bu ay içerisinde geçen sene iptal ettiler. Bu ay içerisinde gözaltına aldılar. Bu ay içerisinde tutukladılar.

Şimdi biz buradan öğleden sonra Çağlayan’a gideceğiz. Süt dağıtım töreninden sonra İBB davası için Silivri’de, öğleden sonra da Kuşadası davası için Çağlayan’da olacağız. Ama bütün bunlar halk için çalışmamızı engelleyemiyor. Biz bunu gayretle başaracağız ve Türkiye mutlaka ayakta kalacak. Mustafa Kemal Atatürk’e bir taraftan kurucularımıza, bir taraftan da burada gördüğümüz sevgili çocuklara görevimizi, ödevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz.”