Haber: Oben ULU
(İZMİR) – Gazeteciliğe 1975 yılında başlayan ve fotoğrafları ile dünyanın sayılı savaş ve fotomuhabirleri arasına giren gazeteci Ramazan Öztürk’ün “Savaş Yılları Günlüğü” kitabı raflarda yerini aldı.
Dünyanın pek çok ülkesinde yıllarca savaş muhabiri olarak görev yapan gazeteci Ramazan Öztürk, İran, Irak, Türkiye ve Suriye’deki tanıklıklarını ve deneyimlerini “Savaş Yılları Günlüğü” adlı kitapta topladı. Dünya çapında birçok ödüle sahip olan ve yaklaşık 20 savaşa tanıklık eden Öztürk, çektiği fotoğraflarla Halepçe Katliamı’nı ünyaya duyurmasıyla da biliniyor.
Belge Yayınları tarafından okurla buluşturulan kitap, İran-Irak Savaşı, Halepçe Katliamı, Birinci ve İkinci Körfez Savaşları gibi kritik tarihsel dönemeçleri ele alıyor. Ölümle iç içe geçen yılların izlerini de taşıyan kitabını, “Bir muhabirin not defterinden, on yıllara yayılan tanıklıkların hikâyesi” sözleriyle tanımlayan Ramazan Öztürk şöyle dedi:
“Savaşların gölgesinde insan kalabilmenin çabasını anlattım. Her fotoğrafın ardında bir nefes, her satırın altında bir yara vardı. Unutulmasın istedim… Yıllar boyunca tuttuğum notları, gördüğüm acıları ve direnci bu kitapta topladım. ‘Savaş Yılları Günlüğü’, tanıklığın ve haberciliğin izinde yazılmış bir kitaptır, geride bırakmadığım seslerin hatırasıdır.”
“Savaşın gerçek kazananı yoktur”
Orta Doğu’daki savaş dönemlerinde bizzat tanıklık ettiği olayları kaleme alan Öztürk, hiçbir ayrım gözetmeden Arap, Acem, Türk, Türkmen, Kürt ve farklı inanç ve kimliklere sahip insanların acılarını aktardığını vurgulayarak, “Cephelerde yaşananları, cephe gerisinde sivil yaşamın sürdüğü şehir ve köylerde insanların yaşadığı korkuyu, acıyı ve bunların ruhlarda bıraktığı derin izleri anlatmak istedim. Ayrıca savaşın hiçbir gerçek kazananının olmadığını hatırlatmak istedim” dedi.
Öztürk kitabında ayrıca Türkiye’deki ana akım medyanın tutumunu da eleştirerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Medyanın gazeteciliğin evrensel ilkeleri doğrultusunda hareket etmek yerine resmi politikaların etkisi altında kalmasını eleştirdim. Bölgenin kaderini belirleyen dört ülkenin ortasında yıllardır çözülemeyen Kürt sorununu merkeze alarak İran-Irak Savaşı, Halepçe Katliamı, Birinci ve İkinci Körfez Savaşları gibi tarihsel olayların etkilerini detaylandırmaya çalıştım. Kürtlerin Irak, İran, Türkiye ve Suriye’deki yaşamlarını ve bu rejimlerle çatışmalarını anlattım. Kürtlerin kendi aralarındaki çatışmalara da değinerek özeleştiriden kaçınmadım. Bu nedenle yaptıklarıyla tarihin kara sayfalarında yer alanlar rahatsız oldu ve kitabın yayımlanmasını engellemeye çalıştılar.”
Köksal’ın iddiasına sert tepki
Öztürk, kitabının yayımlandığı dönemde eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’ın bir röportajda, “Halepçe katliamı fotoğraflarını Irak dışına çıkarmak için şahsi inisiyatif aldım” sözlerini, tarihi çarpıtma girişimi olarak nitelendirdi. Köksal, anılarını topladığı kitabında ve bir röportajda, “Ramazan Öztürk’ün Halepçe fotoğraflarını Irak dışına ben çıkardım” ifadelerini kullanmıştı. Öztürk ise bu sözlerin “hayal ürünü” olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Bu olayın merkezinde ben vardım. Tarihi çarpıtma girişimine sessiz kalamam. Bunca yıllık gazetecilik hayatımda bu kadar açık bir yalanla ilk kez karşılaşıyorum. Eğer söyledikleri doğru olsaydı, Halepçe Katliamı’ndan sonra Halepçe’de bulunmuş olması gerekirdi. Oysa öyle bir durum yoktur. Fotoğrafları ona vermem için orada olması gerekirdi. Halepçe’ye İran üzerinden, bir grup gazeteciyle helikopterle gittim ve aynı yolla geri döndüm. Fotoğrafları Irak dışına çıkaran kişi bizzat kendim oldum. Dolayısıyla anlattıkları mantık örgüsü içinde bile mümkün değildir.”

