Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gamze Taşcıer: Çocukları koruyamayan iktidar, fason üretimi koruyor

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Dilovası’nda çıkan yangında yedi kişinin hayatını kaybettiği fabrikanın sahiplerine yeşil pasaport verilmesine ilişkin soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın “Pasaport Kanunu ve Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde işlemlerin yürütüldüğü” yanıtını vermekle yetindiğini belirterek, “Bakan Bolat’ın mevzuat kalkanının arkasına gizlenerek üstünü örtmeye çalıştığı konu basit bir pasaport alıp verme meselesi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, AKP iktidarının kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur” dedi.

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer,

(ANKARA) – CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Dilovası’nda çıkan yangında yedi kişinin hayatını kaybettiği fabrikanın sahiplerine yeşil pasaport verilmesine ilişkin soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın “Pasaport Kanunu ve Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde işlemlerin yürütüldüğü” yanıtını vermekle yetindiğini belirterek, “Bakan Bolat’ın mevzuat kalkanının arkasına gizlenerek üstünü örtmeye çalıştığı konu basit bir pasaport alıp verme meselesi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, AKP iktidarının kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur” dedi.

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Kocaeli Dilovası’nda üçü çocuk, yedi işçinin yanarak can verdiği faciaya ilişkin iddianamede firma sahiplerinin üst aramasında yeşil pasaportların çıkmasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Daha önce konuyu Meclis gündemine taşıyarak Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdiğini belirten Taşcıer, Bakan Bolat’ın sorularına cevap niteliğinde olmadığını belirtti. Taşcıer’in “Çocukları korumayan iktidar, fason üretimi koruyor” başlıklı açıklaması şöyle:

“Kocaeli Dilovası’nda yaşanan ve çocuk yaşta, sigortasız, kayıt dışı çalıştırılan işçilerin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından kamuoyuna yansıyan hususi damgalı (yeşil) pasaport iddialarını bir soru önergesiyle TBMM gündemine taşımıştık. Soru önergemizde açık ve somut sorular yöneltmiş; hangi firmalar üzerinden işlem yapıldığı, hangi ihracat faaliyetlerinin gerekçe gösterildiği, hangi resmi kayıtlara dayanıldığı, hangi denetim süreçlerinin işletildiği, son üç yıldaki ihracat tutarlarının ne olduğu ve aykırı uygulama tespit edilip edilmediği hususlarını Bakan Ömer Bolat’a sormuştuk. Ancak Ticaret Bakanlığı’nın verdiği cevapta bu soruların hiçbirine yanıt verilmemiştir. Bakanlık yalnızca işlemlerin 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 2017/9962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmekle yetinmiştir. Bakanlığın verdiği cevap kamu vicdanını rahatlatmamıştır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır ve şeffaflık sağlanmamıştır.

“Ciddiyetten uzak ve kamu vicdanını yaralayıcı bir cevap”

Zira biz mevzuatın varlığını değil, uygulamanın nasıl gerçekleştirildiğini sormuştuk. İddianame kapsamındaki mali veriler incelendiğinde, söz konusu şirketlerin belirli yıllarda son derece sınırlı kârlılık rakamlarına sahip oldukları görülmektedir. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, bazı yıllarda kâr rakamlarının son derece düşük seviyelerde kaldığını göstermektedir. Bu tablo karşısında, hususi damgalı pasaport verilmesinin gerçek ve ölçülebilir ihracat performansıyla bağlantısının ne olduğu ciddi biçimde tartışmaya açıktır. Hal böyleyken Bakan Bolat imzalı cevap devlet ciddiyetin uzak olduğu gibi yaşamını yitiren aileler nezdinde kamu vicdanını da derinden yaralamıştır.

“Maliyet baskısı denetimsizlikle birleştiğinde sonuç ölüm olmaktadır”

Hususi damgalı pasaport, istisnai bir kamu imkânıdır. Bu imkânın kamu adına ölçülebilir katkı karşılığında verilmesi gerekir. Ticaret Bakanlığı çocuk işçi çalıştırıldığı alenen ortada olan, kayıt dışı istihdamın bulunduğu ve üretim güvenliğini sağlamayan bir işletme hakkında bu ölçütlerin nasıl uygulandığını açıklamak zorundadır. Yıllardır vurguladığımız üzere fason üretim zinciri, taşeronlaştırma ve muvazaalı işverenlik uygulamaları çocuk emeğinin ve kaçak işçiliğin temel mekanizmasını oluşturmaktadır. Maliyet baskısı denetimsizlikle birleştiğinde sonuç ölüm olmaktadır. Dilovası’nda yaşananlar, bu yapısal sorunun bir sonucudur. Üretimin gerçek organizasyon merkezleri ortaya çıkarılmadıkça ve denetim sorumluluğu zincirin üst halkalarına kadar genişletilmedikçe yalnızca görünürdeki işletmeyi sorumlu göstermek gerçeği ortaya koymaya yetmeyecektir.

“Asıl sorun cezasızlık kültürünün kurumsallaşmış olmasıdır”

Çünkü sorun yalnızca eksik denetim değildir. Asıl sorun cezasızlık kültürünün kurumsallaşmış olmasıdır. Türkiye’de özellikle fason üretim zincirlerinde yaşanan ölümlü iş cinayetlerinde sorumluluk çoğu zaman alt halkalara yıkılmakta, üretim organizasyonunun gerçek karar ve denetim merkezleri fiilen korunmaktadır. Soruşturmanın daraltılması, iddianamenin biçimsel genişletmelerle sınırlı kalması ve kamu gücüyle sağlanan ayrıcalıklara ilişkin soruların yanıtsız bırakılması, kamuoyunda fiili bir koruma kalkanının varlığına dair güçlü bir algı yaratmaktadır. Eğer üretim zincirinin üst basamaklarında yer alan aktörler sistematik biçimde görünmez kılınıyorsa ve siyasal-bürokratik bağlantı iddiaları ciddiyetle araştırılmıyorsa bu durum yalnızca hukuki bir eksiklik değil, aynı zamanda siyasal bir tercihi göstermektedir.

“Sigortasız emeğin sömürüldüğü bir düzende kamu ayrıcalıklarının dağıtılması ciddi siyasal sorumluluk doğurmaktadır”

Bakan Bolat imzalı cevaptan da anlaşılacağı üzere, AKP iktidarının alışkanlık haline getirdiği bu cezasızlık sürdükçe benzer yapılar yeniden kurulacak, kanun karşısında kendini güçlü ve dokunulmaz görecek, kaçınılmaz olarak da benzer ölümler yeniden yaşanacaktır. Çocukların çalıştırıldığı, sigortasız emeğin sömürüldüğü ve üretim güvenliğinin sağlanmadığı bir düzende kamu ayrıcalıklarının dağıtılması ciddi bir siyasal sorumluluk doğurmaktadır. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame de iskansız bir binada, üretim güvenliği bulunmayan bir ortamda sigortasız çocuk, kadın ve göçmen işçilerin kaçak biçimde çalıştırıldığını açık biçimde ortaya koyarak üstü örtülmek istenen siyasal sorumluluğa da işaret etmektedir. Bu bakımdan mağdur ailelerinin avukatları muvazaalı işverenlik, alt-üst işveren ilişkisi, üretim zinciri sorumluluğu ve şirketler arası mali-organizasyonel bağlar yönünden soruşturmanın genişletilmesini talep etmişlerdir.

“İddianame gerçek sorumluluk zincirini ortaya çıkarma iradesi bakımından soru işaretleri barındırmaktadır”

Kamuoyunda ayrıca şirket sahiplerinin aile bağları üzerinden geçmiş dönemlerde güçlü siyasal ve bürokratik ilişkiler kurmuş olabileceklerine dair çeşitli iddialar gündeme gelmiştir. Bu iddialar arasında dönemin ekonomi yönetimi nezdinde etkili bağlantılar aracılığıyla işlemlerin kolaylaştırılmış olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de bulunmaktadır. Yine geçmiş yıllarda yaşanan bazı adli süreçlerin ardından belirli isimlerin kamusal konumlarının değiştiği ancak ticari ve bürokratik bağlantıların sürdüğü yönünde iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu hususlar kesinleşmiş yargılar değildir ancak bu iddiaların varlığı dahi sürecin şeffaf biçimde aydınlatılmasını zorunlu kılmaktadır. Ne var ki savcılık makamı tarafından hazırlanan yeni iddianame soruşturmanın gerçek sorumluluk zincirini ortaya çıkarma iradesi bakımından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.

“Bakan Bolat’ın üstünü örtmeye çalıştığı konu basit bir pasaport alıp verme meselesi değildir”

Sonuçta Bakan Bolat’ın mevzuat kalkanının arkasına gizlenerek üstünü örtmeye çalıştığı konu basit bir pasaport alıp verme meselesi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, AKP iktidarının kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur. Bu dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bakan sorularımıza gerçekçi ve net yanıtlar verene kadar aynı soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Gerçek sorumlular ortaya çıkarılana ve tüm iddialar şeffaf biçimde aydınlatılana kadar süreci izlemeyi sürdüreceğiz.”