(İZMİR) – Filistin’e Özgürlük Platformu, Gazze’de devam eden insani krize ve İsrail’in politikalarına dikkati çekmek amacıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaptı. Platform, “Türkiye Trump’ı asla normalleştirmemelidir. Trump’ın planlarının Gazze halkının, Filistinli tutsakların yararına olacağı propagandasını yapmamalıdır. Tersine Türkiye artık vanalardan akanın petrol değil kan olduğunun farkına varmalıdır” dedi.
Filistin’e Özgürlük Platformu, “Gazze’de Sömürgeci Planlara Hayır” başlığıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde bir basın açıklaması düzenledi. Platform adına açıklamayı okuyan Ezgi Yaşar, Gazze’de yaşanan insani durum, Filistinli tutukluların durumu, yardım kısıtlamaları ve Türkiye-İsrail arasındaki enerji ve ticaret ilişkilerine ilişkin eleştirilerde bulundu.
Yaşar, “İsrail, ateşkes günlerinde de Filistinlilere yönelik şiddetine aralıksız devam ediyor. Bugüne kadar son 26 ayda öldürdüğü Filistinli sayısını reddeden İsrail, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın savaş sırasında 71 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü yönündeki açıklamasını kabul etti. Artık soykırımcı olduklarını kendileri de kabul ediyorlar. İsrail, hiçbir suçlama yöneltmeden 3 bin 400 Filistinliyi ‘gizli dosya’ gerekçesiyle hapiste tutuyor. Hapiste tutulan çocuk sayısının en az 350 olduğu söyleniyor. Şu anda toplam en az 9 bin 400 Filistinli tutsak. İsrail sadece soykırımcı bir devlet değil, aynı zamanda bir cinsel şiddet uygulama mekanizması. BM ve insan hakları örgütlerinin 2024 ve 2025 raporları siyonist rejimin Filistin halkının ve Gazze ile dayanışanları aşağılamak için cinsel şiddeti bir savaş stratejisi olarak kullandığını kanıtlıyor” dedi.
“Filistinlilerin sığındığı 127 bin çadır fırtına nedeniyle barınmaya elverişsiz”
“Filistinli tutsakların İsrail zindanlarında yaşadığı işkenceyi ateşkes anlaşması gereği İsrail’in serbest bıraktığı Filistinli tutsakların bedenlerini halinden, güçten düşmüş durumlarından ve açlığın yarattığı etkilerden görmek mümkün” ifadelerini kullanan Yaşar, “Gazze’de hükümet bu ay yaptığı açıklamada yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı 135 bin çadırdan 127 bini fırtına ve yağışlar nedeniyle artık barınmaya elverişsiz hale geldiğini açıkladı. Soğuktan ölümler yaşanıyor. Battaniye, yatak ve ısıtıcı eksikliği yüzde 70 oranında. Buna rağmen günlük 600 tırın yardım malzemesi götürmesini öngören ateşkes anlaşmasını çiğneyen İsrail en fazla 200 tırın girmesine izin veriyor. Bununla da yetinmeyip bu aydan sonra yardım girişlerini daha da azaltmayı planlıyor. Gazze’de halk çadır kumaşlarını ve plastik çöpleri yakarak ısınmaya çalışıyor. Trump ise utanmadan Gazze planlarından söz ediyor. Türkiye dahil bölge ülkeleri ve dünya ülkeleri bu planı önemsemiş görünüyor. Trump denilen cani, başkanı olduğu ABD’de Nazi güçlerine benzeyen göçmen bekçileriyle ABD halklarına kan kusturuyor. Bu güçler, ABD vatandaşlarını vurarak öldürüyor. Ailesinin serveti milyarlarca dolar daha artan Trump gözü ABD’nin dev şirketlerinin ve Siyonist rejimin karları ve çıkarlarından başka bir şey görmeyen maço bir trilyonerdir ve hiçbir devlet, en başa Türkiye bu işgalci adamın Gazze planlarının bir parçası olmamalıdır” diye konuştu.
“Vanalardan akan petrol değil kan”
Gazze’nin Trump planına değil, Trump tarafından da desteklenen İsrail işgalinin sona ermesine ihtiyacı olduğunu ifade eden Yaşar, şunları dile getirdi:
“Türkiye Trump’ı asla normalleştirmemelidir. Trump’ın planlarının Gazze halkının, Filistinli tutsakların yararına olacağı propagandasını yapmamalıdır. Tersine Türkiye artık vanalardan akanın petrol değil kan olduğunun farkına varmalıdır. Petrol, İsrail ordusunun Filistin ve bölgedeki yerleşimci-sömürgeci genişlemeci işgal politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır. Soykırım süresince İsrail’in toplam petrol ithalatının en az yüzde 40’ı Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattından yapılmıştır. Bu petrol, soykırımcı işgal ordusunun hava kuvvetleri, askeri araçları ve tanklarının kullandığı yakıta dönüşmüştür. İktidarın bunu yapmaya hakkı yok. Hele imzaladığı Bogota Ortak Bildirisi’ne göre hiç hakkı yok. 25 temmuz 2025 tarihinde iktidar tarafından imzalanan ve Lahey Grubu’nun İsrail işgal ordusunun kullanması olasılığı olan anlaşmaya göre Türkiye’nin enerji ürünleri sevkiyatını durdurması bir zorunluluktur.
“Her yer Gazze, her yer direniş”
Gazze’de süren soykırım süresince ne yazık ki bu petrol akışı devam etti. Oysa Gazze’ye yakıt girişleri, Türkiye’nin arabulucu olduğu ateşkes anlaşmasında yer almasına rağmen hâlâ kısıtlama altında. Filistin Gençlik Hareketi (PYM), Filistin İçin Enerji Ambargosu (EEFP) ve İlerici Enternasyonal tarafından hazırlanan bir rapor Mayıs 2024’te Türkiye hükümetinin İsrail ile ticareti çift taraflı tamamen askıya aldığını duyurmasına rağmen, o günden bugüne, Ceyhan Limanı’ndan İsrail’in Aşkelon Limanı’na tankerlerin ham petrol taşıdığını belgeliyor. Bunu kabul etmiyoruz. Buna derhal bir son verilmesini talep ediyoruz. Soykırımcı işgal devletiyle hiçbir temas kabul edilemez. İran’a saldırmak için harekete geçen ABD’ye, Suriye’de Kürtlere yönelik saldırı politikası izleyen rejime, ABD’de halka kan kusturmaya çalışan göçmen bekçilerinin hamisi olan Trump’a tüm dünya halklarının eşit koşullarda kardeşliğinden, barıştan yana olanların küresel intifadasını inşa edeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz. Her yer Gazze, her yer direniş.”

