Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ordu’da öğretmenler şiddete karşı sokağa çıktı

Ordu’da eğitim sendikaları, İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik ve görev başında şiddete maruz bırakılan eğitimciler için protesto yürüyüşü düzenledi. Eğitim emekçileri, “Okullarımızda can güvenliğimiz yoksa eğitimden söz edilemez” diyerek yetkilileri sorumluluk almaya ve kalıcı çözümler üretmeye çağırdı.

Ordu’da eğitim sendikaları, İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik ve

Gençağa Karafazlı

(ORDU) – Ordu’da eğitim sendikaları, İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik ve görev başında şiddete maruz bırakılan eğitimciler için protesto yürüyüşü düzenledi. Eğitim emekçileri, “Okullarımızda can güvenliğimiz yoksa eğitimden söz edilemez” diyerek yetkilileri sorumluluk almaya ve kalıcı çözümler üretmeye çağırdı.

Ordu’da Köprübaşı Ceren Özdemir Meydanı’nda İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik için yapılan protestoya Eğitim Sen, Eğitim İş, Anadolu Eğitim Sen, Eğitimcilerin Gücü, TEÇ-SEN üyesi eğitimcilerin yanı sıra çeşitli siyasi partilerin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Eğitim emekçileri, okullarda güvenli çalışma koşullarının sağlanması ve şiddete karşı somut önlemler alınması talebiyle bir araya geldi.

Ordu İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada konuşan Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Nursen Kaymaz, şunları ifade etti:

“Bu yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için de önemlidir. Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarılar dikkate alınmayıp kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirilmediği için, Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması, okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini artıran önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırı tüm yönleriyle derhal aydınlatılmalıdır. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.”