Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR
(İSTANBUL) – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Ekmeğimiz İçin Buluşuyoruz” eyleminde, “Sarayın halısını değiştirmek, perdesini ütülemek için harcayacakları parayı emekliye verseler hepimiz insan gibi yaşayacağız. Meclis’te oluşan bütçe sizin alın terinizden, sizin emeğinizden, sizin ömrünüzden çaldıklarıyla oluşturdukları o bütçeden yüzde 1,5’ini çocuklarımız için ayırsalar Türkiye’deki bütün çocukların okulda karnı doyacak” dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de “Kürt meselesinin demokratik çözümünden kaçanlar aslında bunu sermayeye, kâra çevirdi. İşte bu ikisi arasındaki bağı görmeyenler bugün hâlâ ‘İmralı’ya gitmem’ diyorlar. İmralı’ya da gideceğiz, bu ülkeye barışı da getireceğiz” diye konuştu.
Çok sayıda siyasi partinin girişimiyle Sancaktepe’de “Ekmeğimiz İçin Buluşuyoruz” eylemi düzenlendi. Eyleme TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de katıldı.
Erkan Baş, yaptığı konuşmada, “Bütçe demek, paranın nasıl paylaşılacağını konuşmak demek. Ben bütün o bütçe yalanlarının arkasındaki gerçeği burada sizinle paylaşmak istiyorum” diyerek, şunları söyledi:
“Geçen yıl yapılan araştırmalar şunu gösteriyor. Türkiye’de yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 12 milyona çıktı. Yani dünyada en çok yoksul yaşayan ülke Türkiye oldu. Aynı gün başka bir gazete haberi bize diyor ki, ‘Küresel servet raporunda, yani dolar milyonerleri arasında en fazla zenginleşen insanların yaşadığı ülke de Türkiye oldu.’ İşte bizim bunu konuşmamız lazım. Siyasetçiler ağzını açıyor, yoksulluktan bahsediyor; ağzını açıyor, fakirlikten bahsediyor. Ben yoksulluğu, açlığı, sefaleti onu yaşayanlara anlatmayı gereksiz görüyorum ama şunu hep beraber düşünmek zorundayız. Bu memlekette niye hiç çalışmadan zengin olan insanlar var? Bu memlekette niye bizim alın terimizi gasp edenler var; emekçileri sömürüp servetine servet katanlar, yedi sülalesini zengin edecek kadar para kazananlar var ama sokakta aç ve sefil yaşayan bizler varız? Bu ülkede hak etmediği için çok zengin olanlar olduğu için biz yoksuluz. O dolar milyonerleri var ya, hepimizin boğazındaki ekmeği çalarak dolar milyonerleri oluyorlar. O yüzden onların sarayı var; bizim de sokaklarımız, birleşen yumruklarımız, mücadele azmimiz, kararlılığımız, inadımız var.
“Bizim payımıza açlık, sefalet, yoksulluk düşüyor”
Bütçe diyor ki, ‘Zengini daha zengin edeceğim.’ Sarayın halısını değiştirmek, perdesini ütülemek için harcayacakları parayı emekliye verseler hepimiz insan gibi yaşayacağız. Bunların kurduğu sistem budur. Diyorlar ki, ‘İtibardan tasarruf olmaz.’ Ben de buradan sesleniyorum; okulda çocuklarımız açken hangi büyük devletten bahsediyorsun sen? Sen bu ülkede çocukların karnını doyuramayan bir iktidarsın. Halkı açlığa, sefalete mahkûm eden bir iktidarsın. O yüzden senin zaten itibarın yok. Meclis’te oluşan bütçe sizin alın terinizden, sizin emeğinizden, sizin ömrünüzden çaldıklarıyla oluşturdukları o bütçeden yüzde 1,5’ini çocuklarımız için ayırsalar Türkiye’deki bütün çocukların okulda karnı doyacak. Bunlar ne yapıyorlar? Bunlar diyorlar ki, ‘İşçinin çocuğu, emekçinin çocuğu, yoksulun çocuğu o zaten açlığa alışsın. O ömrü boyunca hep aç kalacak zaten, küçükken de aç kalsın. Nasıl olsa onun anası, babası, dedesi açtı. Onun çocukları da aç olacak. Buna alışsın’ diyorlar. Bunun karşılığında zenginlerin, milyarderlerin vergilerini affediyorlar, vergilerine indirim yapıyorlar. Hiç içinizden bir kişinin vergisini affetti mi bu devlet bugüne kadar? O zenginlere her yıl yeni vergi indirimleri, her gün yeni vergi aflarını gerçekleştiriyorlar. Bunun karşılığında bizim payımıza düşen açlık, sefalet, yoksulluk oluyor.”
“Bütçenin yarısı ya savaşa ya sermayeye gidiyor”
Sezai Temelli de şunları kaydetti:
“Bu yoksulluğa mahkûm değiliz. Bize ait olanı çökmüş olanlar, bize ait olanı gasbetmiş olanlardan hakkımızı istiyoruz. O zenginliği bizler ürettik, bu ülkenin emekçileri üretti. O üretilene el koyanlardan hakkımızı geri istiyoruz. Bütçeye baktığınızda nasıl el koyduklarını görüyorsunuz. Sermayeye vergi indirimi, sermayeye faiz ödemesi ama bu bütçenin bir özelliği daha var. Sadece sermayeye değil, bir de savaşa giden bir bütçe. Bütçenin yarısı onlarca yıldır olduğu gibi ya savaşa gidiyor ya sermayeye gidiyor. Halka kalansa işte bu sefalettir, yoksulluktur; eğitim, sağlık hakkının yok sayılmasıdır. O yüzden de diyoruz ki hakkımızı istiyoruz. Ekmek istiyoruz, barış istiyoruz. Barış yoksa çok iyi biliyoruz ki ekmek de yok. İşte şimdi Türkiye’de belki de tarihin en önemli günlerinden geçiyoruz. Çünkü 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan bir manifesto yayınladı.”
Temelli, “Biji serok Apo” sloganına sahip çıktı
Bu sözlerin ardından eyleme gelenlerin “Biji serok Apo” sloganı atması üzerine polis, “Attığınız sloganlar kanunsuzdur. Kanunsuz sloganları derhal sonlandırın” uyarısını yaptı. “O sloganların kanunsuz olduğuna sen karar veremezsin. Bu halk kararı verir” karşılığını veren Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu halk barış mücadelesini onlarca yıl verdi ki 27 Şubat manifestosuna da o mücadelesiyle sahip çıkacaktır. O manifesto sadece barışın yolunu açmadı. Bu yoksulluğa karşı da bir mücadelenin yolunu açtı. Savaş varsa biliyoruz ki yoksulluk var. Çünkü bize ait olan İHA’lara, SİHA’lara, toplara, tüfeklere, mermilere gitti. Kürt meselesinin demokratik çözümünden kaçanlar aslında bunu sermayeye, kâra çevirdi. İşte bu ikisi arasındaki bağı görmeyenler bugün hâlâ ‘İmralı’ya gitmem’ diyorlar. İmralı’ya da gideceğiz, bu ülkeye barışı da getireceğiz. Bu hakkımız olan ekmeğimizi yeniden kazanacağız. Çünkü başka çaremiz yoktur. Bizim yegane yolumuz barıştır, adalettir. Adalet mücadelesi veriyoruz. En büyük adaletsizlik yoksulluktur. Bu adaletsizliğe son vermek için barış istiyoruz. En büyük şiddet savaşsa bu savaşa son vermek için işte burada yan yanayız, bir aradayız, bu mücadeleyi yükseltiyoruz. Şimdi kimse artık müzakereden, masadan kaçmasın. Bu mücadeleyi büyütmenin yolu barışın gereği olan yasaları hayata geçirmektir. Biz kimseden lütuf, af beklemiyoruz. Adalet istiyoruz. Ekmek için adalet, barış için adalet istiyoruz.”

