Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da; “Üç yılı geçti bu Büyükşehir Belediyesi ne yazık ki İstanbul’a bir çivi dahi çakamadı. Tabii buna asıl dersi İstanbul, 2024’te verecek ama şimdi 14 Mayıs’ta parlamento seçimlerinde bunlara dersi verecek. Bu hat devralındığında fiziki ilerleme oranı sadece yüzde beşti. Yani kazılmış yüz metrelik tünel ve dörtte biri ancak biten viyadük dışında ortada hiçbir şey yoktu. Gece gündüz demeden çalışarak 24 ay içinde metro hattını açılışa hazır hale getirdik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da; Kayaşehir Metrosu açılış töreninde konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:
“İSTANBUL’U BİRİLERİNİN İHTİRASLARINA KURBAN EDEMEYİZ: Biz İstanbul’a aşığız. Kalbimizin tüm hücreleri ile seviyoruz. İstanbul’u kimse kusura bakmasın birilerinin ihtiraslarına kurban edemeyiz. Fatih’in emaneti olan bu güzel şehrin gün gün karanlığa sürüklenmesine seyirci kalamayız. Evimiz, yuvamız, göz bebeğimiz olan İstanbul’a karşı sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmekten kimse bizi alıkoyamaz.
İSTANBULLU HEMŞERİLERİMİZE MAHCUP OLAMAYIZ: Havasını birlikte soluduğumuz, güzelliğini birlikte seyrettiğimiz, güneşinin sıcaklığına birlikte uyandığımız İstanbullu hemşerilerimize mahcup olamayız. Bu anlayışla nerede bir eksik, sıkıntı, acil ihtiyaç varsa müdahale ediyor, gereken neyse yapmaktan çekinmiyoruz. Ulaştırma Bakanlığımız, asıl sorumlusu becerip işi devam ettiremediği için bu metro hattını maalesef Büyükşehir Belediyesi yapmadığı için devraldı. Üç yılı geçti bu Büyükşehir Belediyesi ne yazık ki İstanbul’a bir çivi dahi çakamadı. Tabii buna asıl dersi İstanbul, 2024’te verecek ama şimdi 14 Mayıs’ta parlamento seçimlerinde bunlara dersi verecek. Bu hat devralındığında fiziki ilerleme oranı sadece yüzde beşti. Yani kazılmış yüz metrelik tünel ve dörtte biri ancak biten viyadük dışında ortada hiçbir şey yoktu. Gece gündüz demeden çalışarak 24 ay içinde metro hattını açılışa hazır hale getirdik. Hattımızın test ve devreye alma işlerini de başarıyla tamamladık. Bugün de sizlerin hizmetine vermenin gururunu yaşıyoruz. Biraz sonra beraber bineceğiz. Metro istasyonlarımızın tasarımını özgün bir anlayışla gerçekleştirdik. Sadece ulaşım altyapısı değil sembol mekanlar da kazandırmak istedik.
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi istasyonunda Çam ve Sakura ile tüm şehir hastanelerimiz tanıtan özel atriyum inşa ettik. Estetik özellikleri yanında metro hattımızda bölgenin önemli bir ihtiyacını da gideriyoruz. Kent merkezi ile Çam ve Sakura Şehir Hastanesi arasında artık ulaşım daha hızlı, ekonomik ve güvenli olacaktır. Çam ve Sakura Şehir Hastanesi açılacağı zaman oranın yolunu da asıl sorumlusu yapmadığı için yani büyükşehir yapmadığı için biz, inşa etmiştik. Bu metro hattımızı diğer toplu taşıma modlarıyla entegre ederek İstanbul Havalimanı dahil, birçok yere kolayca ulaşılabilmesini sağladık. Artık beklemek, trafikte vakit kaybetmek zorunda kalmayacaksınız. Başakşehir, size bu yakışır. Birileri inşaatı başlamış metro hatlarına beton döküyorlar. Bakanlığımız ise toplam 55,7 kilometre uzunluğundaki 5 metro hattında çalışmalarını sürdürüyor. İstanbul’un raylı sistem ağı şu an açılan proje ile 324,5 kilometreye ulaştı. Yapımı devam eden projelerimiz bittiğinde bu rakam 380 kilometrenin üzerine çıkacak. İstanbul raylı sistem ağının yüzde 50’den fazlasını ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız şehrimize kazandırmış olacak.
BİZ, LAF ÜSTÜNE LAF KOYANLARSAN DEĞİL, HEP TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYANLARDAN OLDUK: Kimileri sadece laf yapar. Kimileri de işte böyle iş yapar. Hizmet yapar. Biz, laf üstüne laf koyanlarsan değil, hep taş üstüne taş koyanlardan olduk. Bu şehrin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun hakkını vermeye çalıştık. Farklı hevesler peşinde koşmak yerine tüm enerjimizi ve mesaimizi İstanbul’a ve İstanbullulara hizmet etmek aldı. Biz, bu şehre aşığız. Biz, bu şehrin dertlisiyiz. İnşallah bundan sonra da eserlerimizle ve hizmetlerimizle koşmaya, konuşmaya devam edeceğiz. Başakşehir, Çam ve Sakura Hastanesi, Kayaşehir metromuzun İstanbullu kardeşlerime tekrar hayırlı olmasını diliyorum.
KIBLESİ KÂBE OLMAYANIN, ARTIK SECCADESİ NEREYE BAKAR BİLEMEM: Bereketli bir Ramazan yaşıyoruz. Birileri seccadelerin üstüne ayakkabıyla basabilir. Ne yapalım? Bunları da iyi tanımak lazım. Kıblesi Kâbe olmayanın, artık seccadesi nereye bakar bilemem. Ramazan tüm Müslümanların vahdetinin sembolüdür. Ramazan oruçla, namazla, zikirle gönüllerimiz arınma mevsimidir. Ramazan sadece bereketiyle değil, aynı zamanda sevinciyle de gelir. Ancak bu sene deprem afeti sebebiyle Ramazan’ı biraz buruk yaşıyoruz. Hayatını kaybeden 50 binin üzerindeki vatandaşımızın acısı halen tazedir. Kalbimizin bir yarısı buradaysa diğer yarısı da deprem bölgesindedir. Vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Onlar, şehitler safında. Sevgililer sevgili peygamberimize komşu. Depremzedelerimize asla unutmuyor, asla ihmal etmiyoruz. Şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için devletimizin tüm imkanlarını seferber etmiş durumdayız. Bir taraftan enkazları kaldırırken diğer taraftan konutlarımızın yapımına hızla başladık. Şimdiden 78 bin konut ve köy evinin yapım süreci başladı. Bunlardan 42 bininin temelini attık. Bu sayılar her gün daha da yükseliyor. Deprem bölgesinde toplamda 650 bin konut ve köy evi yapacağız. İnşallah bir yıl içinde 319 bin konut ve köy evinin bitirip hak sahiplerine teslim edeceğiz. Şimdiye kadar yaşadığımız afetlerin tamamında bunu yaptık. Evi yanan, su altında kalan, deprem sebebiyle evleri, işyerleri yıkılan tüm kardeşlerimizi yeni yuvalarına kısa sürede kavuşturduk. Van’dan Malatya’ya, Elâzığ’dan İzmir’e kadar geçmişte afetle sarsılmış şehirlerimizde yaşayan insanlarımız bize dua ediyor.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN VURDUĞU 11 İLİMİZDEKİ 14 MİLYON VATANDAŞIMIZIN DA İNŞALLAH DUALARINI ALACAĞIZ: 6 Şubat depremlerinin vurduğu 11 ilimizdeki 14 milyon vatandaşımızın da inşallah dualarını alacağız. Buradan söylüyorum; Türkiye’de böylesine büyük bir afetin kalkabilecek bizim dışımızda hiçbir iktidar ve ittifak olmamıştır. Elini vicdanına koyan her bir vatandaşımız bu gerçeği kabul edecektir. Nasıl at binenin, kılıç kuşananınsa imar ve ihya da bizim işimizdir. Bu işi biz biliriz. Yıllarca bunu İspatladık. TOKİ vasıtasıyla yaptığımız 1 milyon 200 bin konut bunun ispatıdır. Ulaştırmada 6 bin 100 kilometreden alıp 28 bin kilometre ilaveye çıkardığımız bölünmüş yollar bunun ispatıdır. Sayısını 26’dan alıp 31 ilave ile 57’ye yükselttiğimiz havalimanları bunun ispatıdır. Sıfırdan ülkemize kazandırdığımız toplam 30 bin 197 yataklı 21 şehir hastanesi bunun ispatıdır. Çam, Sakura bunun ispatıdır. TOGG’un da teslimatlarını başlattık. Bay bay Kemal ne diyordu? Hani bunun fabrikası? Dalga geçiyordu. Fabrikanın adresini vereyim Gemlik’te. TOGG’u hamdolsun ülkemize kazandırdık.”
ERDOĞAN: “BİZİ YILLARCA YOK SAYDILAR, DIŞLADILAR. KENDİLERİNE HAK GÖRDÜKLERİ ÇOĞU ŞEYİ BİZE HAK GÖRMEDİLER”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Roman kardeşlerimizle beraber büyüdük, bu yollarda beraber yürüdük. Kimimiz inancından dolayı ötekileştirildi, kimi kılık kıyafetinden dolayı aşağılandı… Bizi yıllarca yok saydılar, dışladılar. Kendilerine hak gördükleri çoğu şeyi bize hak görmediler. Bunlara asla itimat etmedik, aba altından sopa gösteren kibir kulelerine asla boyun eğmedik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da Başakşehirli Romanlar Geleneksel İftar Buluşması’nda Roman yurttaşlar ile bir araya geldi. Erdoğan burada şunları söyledi:
“Dünyanın birçok yerinde kökeni, dili, ten renkleri farklı insanlara yönelik ötekileştirme günden güne artıyor. Zenginle fakir, beyaz ile siyah arasındaki uçurumlar giderek büyüyor. Göçmenler, hedef alan nefret suçlarının Batılı ülkelerde ürkütücü boyutlara geldiğini görüyoruz. Toplumumuzda böyle hastalıklı akımlar asla zemin bulmasa da roman kardeşlerimizin zaman zaman sıkıntılarla karşılaştığını biliyorum. Sosyal medya mecralarının körüklediği ırkçı düşüncelerin, kardeşliğimizi zedelemişini de asla fırsat vermeyeceğiz. Ön yargıları kırmak, alışkanlıkları değiştirmek elbette atomu parçalamaktan daha zordur, daha çetindir. Tüm zorluklara rağmen son 20 yılda ön kabulleri değiştirme noktasında ciddi mesafe aldık. Roman vatandaşlarımıza geçmişte yapılan ayrımcı yaklaşımların tamamını elimizin tersiyle ittik. Roman kardeşlerimize yönelik haksız, adaletsiz, çarpık bakış açısının kırılması yönünde aşama da kaydettik. Diğer toplum kesimlerinde olduğu gibi Romanlarla ilgili bir sıkıntı varsa hepsinin üzerine kararlılıkla gittik. Öncelikle mevzuatımızda bulunan ayrımcı ifadeleri kaldırarak başladık. Kökeninden, renginden, dilinden, inancından dolayı ayrımcılığa uğrayan herkese hak arama yolu açtık. Roman nüfusunun yoğunlaştığı şehirlerimizde kurduğumuz mekanizmalar vasıtası ile eğitimden sağlığa istihdamdan sosyal yardımlara kadar her alanda roman kardeşlerimiz destekledik.
“RANTSAL DÖNÜŞÜM GİBİ İFTİRALARLA PROJELERİMİZE TAKOZ KOYMAYA KALKTILAR”
İçişleri Bakanlığı bünyesinde, bir Roman Koordinasyon Merkezi açtık. Romanların yaşadığı 25 ilimizin valiliklerinde sizin sesiniz olacak bir koordinatör belirliyoruz. Roman kültürünü yaşatmak ve yeni nesillere aktarmak üzere kuracağımız müzelerin çalışmalarını devam ediyor. 8 Nisan’ı Romanlar günü olarak ilan ederek ülke genelinde kutlama programlarını düzenlemesini sağladık. Bu vesile ile sizlerin nezdinde Dünya Romanlar gününü tebrik ediyorum. KOSGEB ve İŞKUR aracılığıyla Roman kardeşlerimizi, mesleki olarak destekliyoruz. Roman kadınlarımızın kurduğu kooperatiflere hibelerde öncelik veriyor, okul öncesinden üniversiteye kadar roman çocuklarımıza sahip çıkıyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’mız ihtiyaç duyduğunuz her konuda sizlerin yanındadır. Sosyal konut projesinde huzurlu, modern, nezih evlerine kavuşturuyoruz. Bugüne kadar çeşitli şehirlerimizde 5 bin 133 konutu, Roman kardeşlerimize teslim ettik. Ayrıca 6 bin 700 Roman kardeşimizin evini onararak ya da yeni baştan yaparak kendilerine takdim ettik. Her yaptığımız hayırlı işte olduğu gibi bu çabalarımızda da maalesef muhalefetin eleştirilerine hedef olduk. Aslı astarı olmayan iddialar ile bizi engellemeye çalıştılar, rantsal dönüşüm gibi iftiralarla projelerimize takoz koymaya kalktılar.
“BİZİ YILLARCA YOK SAYDILAR, DIŞLADILAR. KENDİLERİNE HAK GÖRDÜKLERİ ÇOĞU ŞEYİ BİZE HAK GÖRMEDİLER”
‘Her Roman’a Bir Yuva’ hedefiyle çalışmalarımız sürdüreceğiz. Roman vatandaşlarımızın bütün haklarının, bütün sorunlarının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Biz çocukluk çağlarımızdan beri biriz, beraberiz, kader arkadaşıyız. Roman kardeşlerimizle beraber büyüdük, bu yollarda beraber yürüdük. Kimimiz inancından dolayı ötekileştirildi, kimi kılık kıyafetinden dolayı aşağılandı. Kimimiz dış görünüşünden dolayı hor hakir göründü. Kimimiz dayatılan kalıplara uymadığı için baskıyla karşılaştı. Bizi yıllarca yok saydılar, dışladılar. Kendilerine hak gördükleri çoğu şeyi bize hak görmediler. Bunlara asla itimat etmedik, aba altından sopa gösteren kibir kulelerine asla boyun eğmedik. Hamdolsun 40 yılı aşan zorlu yolculuğun sonunda hayal edilemeyen yerlere ulaştık. Bugün, geriye doğru baktığımızda, eksiklerimiz olsa da inşa ettiğimiz Türkiye her türlü ayrımcılığın dışlandığı, kuşatıcı bir Türkiye’dir.”
Kaynak: ANKA Haber Ajansı

