Haber: Seyfi ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – En düşük emekli aylığının bu aydan geçerli olmak üzere 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin kanun teklifinin bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor. Yozgatlılar ise bin liralık artışa eleştirilerini dile getirdi. Bir kent sakini, “İnsanların bu kadar açlığa, perişanlığa, neredeyse dilenciliğe mahkum edildiği bir dönemde, her şeyin bu kadar pahalı olduğu bir süreçte bin lira gibi komik bir şeyi gündeme getirmeleri bile insanlık adına çok ayıp, utanç verici bir şey” dedi. Bir başka Yozgatlı ise, “Emekli sahipsiz” ifadesini kullandı.
Yozgatlı Bahri Nemli, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, yaklaşık bin liralık artışa ilişkin düzenlemenin Meclis’ten geçeceğini belirterek, şunları söyledi:
“Hükümetimizin durumu çok iyi değil, yani devletimizin değil de hükümetimizin durumu iyi değil. Kendilerini yetiştiremedikleri için emekli zaten sahipsiz. Emeklilerin bir siyasi parti desteği de yok. Biraz Cumhuriyet Halk Partisi destek veriyor. Bin 20 lira geçer, MHP’nin ve AK Parti’nin oylarıyla kabul edilir. Muhalefet de hiçbir şey yapamaz, zaten yapamıyor azınlıkta olduğu için. Emekli ‘Allah bereket versin’ diyecek. Milletvekillerinden hiçbir talebimiz yok. O adamlar milletin vekili. Onları seçmiş göndermişiz. Ne talebimiz olacak? Onlar bilmiyor mu halkın, sokağın ne olduğunu? Biliyorlar. Herkesin teşkilatları var. İllerde, ilçelerde ‘Vatandaşın durumu bu, vatandaşın tepkisi bu’ diye söylemiyorlar mı? Söylüyorlar.”
“Bozdur, bozdur harca. Bavullara doldur”
Köy Hizmetleri’nden emekli Ahmet Çankaya da, “Vallahi ne diyeyim? Bozdur, bozdur harca. Bavullara doldur. Kaşıkla veriyorlar, kepçeyle alıyorlar. Allah bugünlerimizi aratacak da inşallah her şey çok güzel olacak. Bundan sonra her şey çok güzel olacak. Emekli gözünün önüne baksın. Aldığına, verdiğine dikkat etsin. Maşallah hep gönderdik, hep gittiler, zengin oldular” diye konuştu.
“İnsan utanır, o kadar paraya, azıcık bir para için toplanmaya”
Tülay Uslu da emekli aylıklarına yapılması planlanan artış için TBMM Genel Kurulu’nun toplanacağını anımsatarak, şunları söyledi:
“İnsan utanır, o kadar paraya, azıcık bir para için toplanmaya. Yazık değil mi? Emekliler acından ölecek. O 20 bin lira verdikleri para onlara yetecek mi acaba? Hiç düşünüyorlar mı onlar ne yiyecek ne içecek? 15 bin lira kira ödeyen bir emekli 5 bin lirayla geçinebilecek mi? Bugün doğal gaz faturaları 2 bin, 3 bin, 5 bin lira geliyor. Yazık bu adamlar soğukta mı kalacak kış günü? Soba, kalorifer yakmasın, kombiyi yakmasın, elektriği yakmasın. Ne yapsın? Acından mı ölsün? Bir emeklinin aldığı 20 bin lira maaşı alsın milletvekili ya da herhangi bir üst bürokrat çıksın dışarıya onunla bir ay geçinebilecek mi, geçinemeyecek mi? Bir düşünsün bakalım. Bir görsün 20 bin lira ona kaç gün yetiyor? Ondan sonra gitsin orada tamam biz ‘Bin lira bunlara ek zam yapalım’ desin.”
“Bin lirayı gündeme getirmeleri bile çok ayıp”
Orhan Dolangez de hayat pahalılığının sürekli arttığı, alım gücünün daraldığı bir dönemde bin lira artışın konuşulmasının utanç verici bir durum olduğuna vurgu yaptı ve şunları kaydetti:
“Aslında milletin aklıyla tamamen dalga geçer gibi bir durum söz konusu. İnsanların bu kadar açlığa, perişanlığa, neredeyse dilenciliğe mahkum edildiği bir dönemde, her şeyin bu kadar pahalı olduğu bir süreçte bin lira gibi komik bir şeyi dillerine dolamaları, bunu gündeme getirmeleri bile insanlık adına çok ayıp, utanç verici bir şey. Bu halkına vermiş olduğu kıymeti, değeri gösteren bir durum. Sen bin lirayı bile elin titreyerek veriyorsan şayet, burada ne hukuk var ne kural var ne ahlak var ne adalet var, hiçbir şey yoktur. Böyle bir şeyi dünyada görmek mümkün değil. Ondan sonra Avrupa’yla kendimizi kıyasladığımız zaman vay telefonu çıkartıyorlar, şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar. Bir ülkedeki en değerli varlık insandır. Senin insana verdiğin değer onun cebine koyduğun parayla ölçüldü maalesef. Sen insana bunu layık görüyorsan şayet, bunun sonucunu da herhalde sandıkta bu şekilde verecekler diye düşünüyorum. Vallahi milletvekilleri her seçim sürecinde geldikleri zaman vatan diyorlar, bayrak diyorlar, ülke elden gidiyor, şu gidiyor… Ülkenin elden gittiği durum yoktur. Eğer bir insanın karnı açsa, açıksa ülke o zaman elden gidiyor demektir. Ben eğer bu ülkenin bir vatandaşıysam, ben ülkeyi temsil eden bir kişiysem öncelikle benim değerli ve benim kıymetli olmam gerekiyor. Maalesef bizim kıymetli olmadığımız bir süreçte ülkenin elden gitmesi bir olay söz konusu olamaz. Öncelikle vatandaş elden gidiyor, insanlık elden gidiyor. Bu pencereden bakıyorum ben olaylara.”

