(ANKARA)- Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Soma maden faciasına ilişkin istinaf mahkemesinin verdiği zamanaşımı kararına tepki göstererek, “İşçi sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eden, işçilerin yaşamını tehlikeye atan, kuralsız ve ağır çalışma koşullarını denetlemeyen sorumlular için caydırıcı cezalar uygulanmalıdır” dedi.
İstinaf mahkemesi, Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada “görevi kötüye kullanma” suçlamasında zaman aşımı kararı verdi. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:
“Kamu görevlilerinin yargılandığı Soma maden faciası davasında verilen istinaf kararı, Türkiye’de iş cinayetleri davalarının nasıl sonuçlandığını bir kez daha ortaya koydu. Yerel mahkemenin verdiği beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, istinaf mahkemesi tarafından kaldırılarak dava zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Sonuçta, istinaf zamanaşımı kararıyla kamu görevlilerinin cezalandırılmasının önünü kapattı. Bu karar iş cinayetlerindeki cezasızlık pratiğinin son örneği.
Daha önce Çalışma Bakanlığı, CİMER ve belediyeye yapılan şikayetlere rağmen gerekli denetimler yapılmadığı için 7 işçinin yanarak hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik davasında kamu görevlilerinin failler arasında yer almaması da cezasızlık pratiğinin sürdürüleceğinin göstergesidir. Soma, Amasra, Ermenek… Neredeyse tüm iş cinayeti davalarında sorumlulara caydırıcı cezalar verilmedi. Bu nedenle failler hakkında açıklanan kararlar sık sık ‘ödül gibi ceza’ olarak değerlendirildi. Yıllarca sürüncemede bırakılan pek çok dosyada da yine zamanaşımı kararları ile faillerin cezalandırılması engellendi. Bu cezasızlık pratiği yeni toplu işçi ölümlerinin önünü açıyor. Patronlara teşvik, faile cezasızlık, işçiye ölüm…
“Üretim baskısı, denetimsizlik ve cezasızlık iş cinayetlerinin münferit değil, sistemsel bir sorun”
2003–2023 yılları arasında taş kömürü ve linyit madenlerinde yaklaşık 180 bin iş kazası meydana geldi ve binin üzerinde işçi hayatını kaybetti. Madenlerde ‘Soma düzeni’ olarak ifade edilen yoğun üretim baskısı sürüyor. Bu düzen değişmediği sürece yeni iş cinayetlerinin yaşanması riski ortadan kalkmayacak. Patronlara teşvik, kamu görevlilerine cezasızlık zırhı, işçilere ölüm… Üretim baskısı, denetimsizlik ve cezasızlık iş cinayetlerinin münferit değil, sistemsel bir sorun olduğunu gösteriyor.
İş cinayetlerinin arka planında engellenen sendikal hak ve özgürlükler olduğu da bir gerçek. İşçilerin yaklaşık yüzde 86’sı sendikasız, yüzde 93’ü toplu iş sözleşmesi kapsamında değil. Bu tablo işçilerin iş güvenliği konusunda söz söyleme gücünü de sınırlıyor. Sendikalaşmak isteyen işçilerin işten atma tehditleriyle karşı karşıya kalması riskli çalışma koşullarının ‘olağanlaşmasına’ yol açıyor.
İşçi sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eden, işçilerin yaşamını tehlikeye atan, kuralsız ve ağır çalışma koşullarını denetlemeyen sorumlular için caydırıcı cezalar uygulanmalıdır. İşçilerin örgütlenme ve sendikalaşma hakkının önündeki engeller kaldırılmalı, işçi sağlığı ve güvenliği denetimleri güçlü ve etkili bir kamusal sorumluluk haline getirilmelidir. Tüm işçi ve emekçileri, emek örgütlerini işçi sağlığı ve yaşamını koruyan bir çalışma düzeni için mücadeleye çağırıyoruz.”

