(ANKARA) – Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskerder Bayhan, Türkiye’de yükseköğretim alanında artan hak ihlallerine ilişkin TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi. Bayhan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “ÜNİVDER raporunda yalnızca basına yansıyan en az 251 hak ihlali vakasının tespit edilmiş olması ve bu verilerin dahi üniversitelerde yaşanan ihlallerin yalnızca ‘buzdağının görünen kısmı’ olarak değerlendirilmesi karşısında; Bakanlığınız Türkiye’de yükseköğretim alanında akademik özgürlüklerin daraldığı yönündeki bu tabloyu kabul etmekte midir?” diye sordu.
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER) tarafından yayımlanan “Üniversitelerde Hak İhlalleri Raporu 2025″e işaret ederek, Türkiye’de yükseköğretim alanında artan hak ihlallerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.
Soru önergesinde, ÜNİVDER tarafından yayımlanan “Üniversitelerde Hak İhlalleri Raporu 2025″e atıfta bulunan Bayhan, “Türkiye’de yükseköğretim alanında akademik özerklik, ifade özgürlüğü, çalışma koşulları ve iş güvencesinin ciddi biçimde ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Rapora göre 2025 yılında üniversitelerde en az 251 hak ihlali basına yansımış; bunların yüzde 87,6’sı devlet, yüzde 12,4’ü vakıf üniversitelerinde gerçekleşmiştir. Gazete verilerine dayanan çalışmada, bu ihlallerin yalnızca ‘buzdağının görünen kısmı’ olduğu belirtilmektedir. Rapora göre en yaygın ihlal yüzde 23,1 ile akademik özgürlük ihlalleridir; bunu yüzde 14,7 ile liyakatsiz atamalar ve yüzde 13,1 ile yolsuzluk iddiaları izlemektedir. Öğrenci etkinliklerinin engellenmesi, akademisyenlerin ifade özgürlüğünün kısıtlanması, bilimsel faaliyetlerin yasaklanması ve disiplin soruşturmaları akademik özgürlük ihlallerinin başlıca biçimleri olarak öne çıkarken; liyakatsiz atamalar özellikle ‘adrese teslim’ kadro ilanları ve bilimsel ölçütlerin göz ardı edilmesiyle görünür hale gelmektedir” ifadelerini kullandı.
“Tespit edilen bu ihlallerin kaçında idari yaptırım uygulanmış, hangi tür yaptırımlar verilmiştir?”
Bayhan’ın Milli Eğitim Bakanı Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde yer alan sorular şöyle:
“ÜNİVDER raporunda yalnızca basına yansıyan en az 251 hak ihlali vakasının tespit edilmiş olması ve bu verilerin dahi üniversitelerde yaşanan ihlallerin yalnızca ‘buzdağının görünen kısmı’ olarak değerlendirilmesi karşısında; Bakanlığınız Türkiye’de yükseköğretim alanında akademik özgürlüklerin daraldığı yönündeki bu tabloyu kabul etmekte midir? Raporda en yaygın ihlalin yüzde 23,1 oranıyla akademik özgürlük ihlalleri, ikinci sırada liyakatsiz atamalar, üçüncü sırada ise yolsuzluk iddiaları olduğu ortaya konmaktadır. Bu tablo üniversitelerde akademik özgürlüklerin daralması ile kadrolaşma ve keyfi yönetim anlayışının paralel ilerlediğine işaret etmektedir. Son 10 yıl içinde Bakanlığınıza ve Yükseköğretim Kurulu’na akademik özgürlük ihlali, liyakatsiz atama ve üniversitelerde yolsuzluk iddialarına ilişkin toplam kaç şikayet başvurusu ulaşmıştır? Bu başvurularınkaçında inceleme veya soruşturma başlatılmıştır? Yapılan inceleme ve denetimler sonucunda kaç vakada ihlal tespit edilmiştir? Tespit edilen bu ihlallerin kaçında idari yaptırım uygulanmış, hangi tür yaptırımlar verilmiştir? Bakanlığınız ve YÖK tarafından yapılan denetimlerde raporda ortaya konulan türde ihlallere ilişkin benzer bulgulara ulaşılmış mıdır?
2016 sonrası uygulanan rektör atama sistemiyle birlikte üniversite senatolarının ve fakülte yönetimlerinin etkisizleştiği, karar süreçlerinin rektörlüklerde merkezileştiği yönündeki yaygın eleştiriler dikkate alındığında; üniversitelerde artan hak ihlalleri ileatanmış rektörlük sistemi arasında bir ilişki olduğu yönündeki değerlendirmeler hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir? Raporda üniversite bileşenlerine yönelik yaptırımların yüzde 33,8’inin fiziksel müdahale, yüzde 32,5’inin disiplin soruşturmaları yoluyla gerçekleştiği; bu müdahalelerde rektörlükler, üniversite yönetimleri, üniversite güvenliği ve kolluk güçlerinin başlıca aktörler olduğu belirtilmektedir.
Akademik özgürlüklerin daraldığına ilişkin bu kadar çok bulgu ortaya konmasına rağmen Bakanlığınızınetkin bir denetim veya müdahale gerçekleştirmemesi, söz konusu baskıcı uygulamaların fiilen teşvik edildiği anlamına mı gelmektedir? Raporda özellikle 19 Mart sürecinde öğrenci etkinliklerinin engellenmesi, çok sayıda öğrenci hakkında disiplin soruşturması açılması ve kolluk müdahalelerinin artması gibi gelişmelerin üniversitelerde özgürlük alanının daraldığını gösterdiği ifade edilmektedir. Demokratik haklarını kullanan öğrencilerin soruşturma ve gözaltılarla karşı karşıya kalması Bakanlığınız tarafından üniversite ortamının olağan bir parçası olarak mı görülmektedir? Rapor, vakıf üniversitelerinde akademisyenlerin iş güvencesinin mütevelli heyetlerinin keyfi tasarrufuna bırakıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Basında çıkan haberlere göre 2025 yılında 246 öğretim elemanı işten atılmıştır.
Vakıf üniversiteleri, öğretim elemanlarını çoğu zaman tazminat hakkından dahi yoksun bırakarak işten çıkarmaktadır. Devlet üniversitelerinde de işten çıkarmalar yaygınlaşmakta ve akademisyenlik güvencesiz bir mesleğe dönüşmektedir. 2025 yılında vakıf ve devlet üniversitelerinde gerçekte toplam kaç akademisyen işten çıkarılmıştır? Vakıf üniversitesi yönetimleri hakkında Bakanlığınız gerçek bir denetim ve yaptırım mekanizması işletmeyi düşünüyor mu, yoksa bu hukuksuzlukların sürmesini fiilen kabullenmekte midir? Raporda yer alan yolsuzluk bulguları, ihale süreçleri ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin örnekler; üniversitelerin giderek şirketlerin ve sermaye gruplarının faaliyet alanına dönüştüğünü, kamusal kaynakların ise bu ilişkiler üzerinden dağıtıldığını göstermektedir. Üniversitelerin kamusal ve bilimsel kurumlar olmaktan uzaklaşıp rant ve kâr alanlarına dönüşmesi, Bakanlığınızın yükseköğretim politikalarının bilinçli bir sonucu mudur? Üniversitelerin sermaye ilişkileriyle bu ölçüde iç içe geçmesinin, raporda ortaya konulan liyakatsiz atamalar, yolsuzluk iddiaları ve hak ihlalleri ile bağlantılı olduğu yönündeki eleştiriler hakkında Bakanlığınız ne düşünmektedir?
ÜNİVDER raporu, söz konusu ihlallerin tekil olaylar değil, yükseköğretim alanında giderek yaygınlaşan yapısal bir sorunun parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo karşısında Bakanlığınız Türkiye’de üniversitelerin özerk, demokratik ve bilimsel kurumlar olarak yeniden yapılandırılması için herhangi bir politika değişikliği planlamakta mıdır?Eğer üniversitelerdeki hak ihlallerini önleme konusunda Bakanlığınız etkili bir politika geliştiremiyorsa, akademisyenlerin, üniversite emekçilerinin, sendikaların ve üniversite bileşenlerinin temsilcileriyle bir araya gelerek, bu alanda somut veriler ortaya koyan raporları dikkate alan ortak ve demokratik politika mekanizmaları oluşturmayı düşünüyor musunuz?”

