Haber: Serra TAYLAN
(ELAZIĞ) – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran’a yönelik sözlerini eleştirerek, “Kalkıp İran’a, ‘siz akıllı davranıp, taviz verip ABD’nin istediğini yapsaydınız başınıza bunlar gelmezdi’ diyorsanız, şu soruyu hak ediyorsunuz demektir; ne verdiniz Amerika’ya da başınıza neyin gelmeyeceğini hesap ediyorsunuz? Bu soruyu hak ediyorsunuz” dedi.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi EMEP Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, “Orta Doğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler Programı” kapsamında Elazığ’da partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi. 18 Şubat’ta hazırlanan komisyon raporunun Cumhur İttifakı bileşenlerinin iktidarlarını sürdürme ve kabul ettirmeye yönelik şekilde yazıldığını belirtti. Son günlerde çokça bahsedilen “iç cephe” kavramının da yine saray rejiminin kendi gücünü sağlamlaştırmasına yönelik olarak geliştirildiğini kaydeden Bayhan, şunları söyledi:
“Bu raporda Kürt sorunu diye bir kavram kullanılmadı. Barış ve Kürt sorunun demokratik çözümü gibi kavramlar da kullanılmıyor. Komisyonun işlevi bütün itirazlara rağmen ismine ilişkin tartışmalardan başlayarak vurgulansa da hala çeşitli biçimlerde esas olarak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefini içeren bir rapor. Onun için terörsüz Türkiye’de iç cephenin sağlamlaşması isteniyor. Aslında iç cephe saray rejiminin değişmez mutlak tek devlet ve iktidar olarak kutsanması, onun dışındaki bütün güçlerin de ki buna muhalefet partileri de dahil, iç cephe siyaseti etrafında saray iktidarının ve saray rejiminin kalıcılığını mutlaklığına ve güçlendirilmesine bağlı olarak ele alınmış. İç cephe kavramını ilk kez yerel seçimlerden sonra Türkiye’de yerel seçim yenilgisiyle Erdoğan iktidarının, saray iktidarının, tek adam yönetiminin Birleşmiş Milletler’in kongresinde ve 79 toplantısında ve sonrasında Cumhurbaşkanı Amerika’ya gittiğinde heyetlerle yaptığı görüşme ve Trump’la görüşmesinden sonra ilk kez kullandığı bir kavramdır. Herkes bunun etrafında birleşmeli görüşü hâkim. Bunun temelinde de terörsüz Türkiye olduğu söyleniyor. Bu yaklaşım terörsüz bölge siyaseti ile de birleştiriliyor. Türkiye’de biz önümüzdeki dönem çok büyük güçlü Türkiye Cumhuriyeti’ni 2. yüzyılına taşıyacak olan programın ancak ve ancak saray rejimi ve iktidarın güçlenmesine, saray rejiminin oturması ile sağlayabiliriz gerçeğine dayandırılıyor.”
“İncirlik ve Kürecik üslerini bir saldırı alanı olarak kullanıyorlar”
Söyleşi sonrasında ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Bayhan, Orta Doğu’da yaşanan süreçlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki üslerin ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki paylaşım savaşlarında bir saldırı alanı ve lojistik üs olarak kullanıldığını ve saray rejiminin buna çanak tuttuğunu belirten Bayhan şunları söyledi:
“Orta Doğu’daki önemli hususlardan biri Kürt güçlerinin bu saldırganlık karşısındaki tutumu. Çünkü ABD ve İsrail gibi emperyalist güçlerin son İran operasyonunda gördüğünüz gibi sürekli bu coğrafyadaki Kürtleri bu savaşlarda istedikleri gibi kullanabilecekleri bir halkmış gibi davranıyorlar. Ama ben inanıyorum ve Suriye’deki gelişmelerde gördük ki Kürt Halkı onları iyi tanıyor onların oyunlarına gelmeyecek. Kürt halkı emperyalizme geçit vermeden Orta Doğu’daki bütün inanç ve milliyetlerden oluşan diğer halklarla birlikte emperyalizme karşı barış içerisinde, eşit koşullarda, kardeşçe yaşamayı tercih edecektir.
“Türkiye kesinlikle üsleri ABD ve Siyonist ittifaka kapatılmalıdır”
Şunu da söyleyeyim. Bu yıl NATO zirvesi Türkiye’de başlayacak. 5 Nisan’da NATO’nun kuruluş yıl dönümü vesilesi ile NATO’ya karşı bir kampanya düzenleyeceğiz. Çünkü Epsteinci Trump, haydutları ve İsrail siyonistleri sürekli Türkiye’yi Orta Doğu’daki paylaşım savaşının ön cephesinde yer alan bir NATO üssü olarak kullanmak istiyorlar. Bugün de İncirlik ve Kürecik üslerini bir saldırı alanı ve lojistik merkez olarak kullanıyorlar. Onu daha ileri düzeyde kullanmak üzere de sürekli provokatif ortamlar yaratıyorlar. Saray rejimi de buna sürekli çanak tutuyor. Buradan saray iktidarına sesleniyorum; Türkiye kesinlikle bu üsleri ABD ve Siyonist ittifaka kapatılmalıdır. NATO Türkiye ve Orta Doğu halkları açısından bir savunma ve barış örgütü değil bir savaş ve saldırı örgütüdür.”
“Halkbank davası bir koz olarak iktidarın tepesinde bir sopa olarak kullanılıyor”
Geçtiğimiz günlerde ABD’de görülen Halkbank Davası ile ilgili olarak da konuşan Bayhan, şunları söyledi:
“Tüm Türkiye kamuoyu biliyor ki Halkbank operasyonu, bölgedeki yasa dışı altın operasyonları da dahil birçok konuda Türkiye bu bölgede ipleri ABD’nin elinde olan bir saray iktidarı, saray rejimi ile yönetiliyor. Onun bir uzantısı olarak da Halkbank davası bir koz olarak iktidarın tepesinde bir sopa olarak kullanılıyor. Son Birleşmiş Milletler’in 83. Kongresi’nde gördük ki Türkiye’de saray rejimi hem Orta Doğu hem dünya siyasetinde esas olarak ABD emperyalizminin bir numaralı işbirlikçisi. Erdoğan, ağzından düşmeyen ‘dostum Trump’ sözleri ile bunu dile getiriyor. Bunun bir yansıması da sürekli İsrail’e, Netenyahu’ya sürekli lafta, sözde her türlü şeyi söylerken, ABD emperyalizmine tek bir söz söylememesi gerçeği ile ortada.
“Ne verdiniz Amerika’ya da başınıza neyin gelmeyeceğini hesap ediyorsunuz?”
Onun için altını özellikle çiziyorum. Türkiye’de saray oligarşisi ABD emperyalizminin bölgedeki işbirlikçisi ve onun siyasetini sürdüren bir dış politika çiziyor. Bundan derhal vazgeçmelidir. Hakan Fidan’ın İran konusundaki açıklamaları da bu açıdan çarpıcıdır. Böylesi tutumlarla ipleri ABD’ye nasıl teslim ettiklerini de itiraf etmiş oluyorlar. Kalkıp İran’a, ‘siz akıllı davranıp, taviz verip ABD’nin istediğini yapsaydınız başınıza bunlar gelmezdi’ diyorsanız, şu soruyu hak ediyorsunuz demektir; ne verdiniz Amerika’ya da başınıza neyin gelmeyeceğini hesap ediyorsunuz? Bu soruyu hakediyorsunuz.”

