Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

EMEP Genel Başkanı Aslan: “Bursa’daki operasyon son olmayacak; daha güçlü bir birleşik mücadeleye ihtiyaç var”

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bursa’daki operasyonun son olmayacağı görülmektedir. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün demokrasi güçlerine, emek örgütlerine buradan çağrı yapıyoruz. Saray rejiminin yıkılması ve Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik hak ve özgürlüklere kavuşması, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi, işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlüklerini sınırsızca kullanabilmesi, kadınların can güvenliği, işçilerin çalışırken ölmemesi için, adalet ve özgürlük için daha güçlü bir birleşik mücadeleye ihtiyaç var” dedi.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, "Bursa’daki operasyonun son

(İSTANBUL) – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bursa’daki operasyonun son olmayacağı görülmektedir. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün demokrasi güçlerine, emek örgütlerine buradan çağrı yapıyoruz. Saray rejiminin yıkılması ve Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik hak ve özgürlüklere kavuşması, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi, işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlüklerini sınırsızca kullanabilmesi, kadınların can güvenliği, işçilerin çalışırken ölmemesi için, adalet ve özgürlük için daha güçlü bir birleşik mücadeleye ihtiyaç var” dedi.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran’a yönelik saldırılara karşı İngiltere ve ABD’de düzenlenen eylemlere ilişkin sözlerine başlayan Aslan, “ABD ve İsrail’in İran’a dönük başlattığı savaş Orta Doğu’da halkların geleceğine yönelik yeni saldırının aracı olarak devam ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçıran ABD, Küba’yı abluka altına alarak saldırgan tutumunu sürdürüyor. Ukrayna’da paylaşım savaşı sürerken, Gazze’de barış gücü adı altında işgale yeni kılıf aranıyor” dedi.

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’nin iptal edilmesi gerektiğini belirten Aslan, şunları söyledi:

“NATO milyonlarca insanı yoksulluğa, açlığa sürükleyen, Yugoslavya’nın parçalanmasında oynadığı roldeki gibi mali sermayenin çıkarları doğrultusunda ülkelerin kaynaklarına el koyan uluslararası bir saldırı örgütüdür. NATO İspanya’da Bask bölgesinde bağımsızlık mücadelesi veren ETA üyelerinin katledilmesinde rol aldı. İngiltere’de Thatcher gericiliğinin önünü açtı. İtalya, Türkiye, İspanya, İngiltere gibi pek çok ülkede CIA eliyle muhalefet güçlerine yönelik faaliyetler örgütledi. Dünyanın dört bir yanındaki siyasi operasyonların, darbelerin arkasında da NATO-CIA ortaklığı vardı. NATO varken hiçbir ülke, hiçbir halk güvende değil. Buna ABD ve İsrail halkı da dahil.

“Türkiye’nin bölgesel bir savaşın parçası haline gelmesine izin vermeyelim”

Güvenlik iddiası ile NATO üslerine yeni Patriot bataryaları getirilmektedir. Bunlar da yetmezmiş gibi Türkiye’de NATO’ya bağlı yeni bir, çok uluslu kolordu kurulması planı ilgili bakanlık tarafından doğrulandı. Bu yeni ordu da yeni patriot bataryaları da Türkiye’yi ABD ve NATO’ya daha fazla bağımlı kılarken yaşadığımız toprakları yeni savaş ve çatışmaların merkezi haline getirecektir.

Savaşsız, sömürüsüz bir düzen talebinin bugün her zamankinden daha acil olduğunu vurgulayan Aslan, “Halklar için savaş, darbe, yıkım ve yoksulluk anlamına gelen NATO dağıtılmalıdır, Ankara’da yapılması planlanan zirve toplanmamalıdır. İşçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, üretici köylüleri, aydın, yazar ve akademisyenleri, ezilen ve sömürülen tüm hakları NATO zirvesine karşı mücadeleye çağırıyoruz. Türkiye’nin toprakları, hava sahası ve askeri altyapısı emperyalist-Siyonist ittifakın hizmetine sunulamaz. Türkiye’nin bölgesel bir savaşın parçası haline gelmesine izin vermeyelim.”

“Türkiye’de 15 NATO üs ve tesisi var”

Türkiye’de NATO’ya tahsis edilen 15 üs, karargâh ve tesis kurulduğunu belirten Aslan, denetlenemeyen üslerin aynı zamanda birer nükleer silah deposu olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin 2025’te silahlanmaya 2.15 trilyon lira ayırdığını ileri süren Aslan, “Depremzedelere ya da İstanbul’da riskli konutlarda yaşayan yurttaşlara 90 metrekarelik 1 milyon 315 bin 622 konut yapılabilir. 100 yataklı 2 bin 270 devlet hastanesi açılabilir. 17 milyon öğrenciye yaklaşık 9,5 yıl boyunca günlük 1 öğün ücretsiz sağlıklı yemek verilebilir. 600 bin kamu işçisinin ücretleri 300 bin liraya çıkarılabilir. 25 bin lira ve altında geliri olan 11 milyon emeklinin aylıkları 38 bin liranın üzerine çıkarılabilir” dedi.

Aslan, 4 Nisan’da “NATO’ya hayır” demek için başta İstanbul Dolmabahçe, Adana İncirlik, Malatya Kürecik üsleri, İzmir Buca NATO Komutanlığı olmak üzere Türkiye’nin her yerinde düzenlenecek eylemlere katılım çağrısı yaptı.

Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması gerektiğini sözlerine ekleyen Aslan, “Halktan yana gazeteciler gerçekleri yazmaya devam edecekler. Tutuklanan gazetecilerin yaptıkları tek şey gazeteciliktir. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

“İnsanların kollarını koparan, ücretlerini gasbeden patronlar tutuklanmalıdır”

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutukluluğuna da değinen Aslan, “Mehmet Türkmen, Antep’teki kapitalistlerin suçlarını teşhir ettiği, onların çarklarına çomak soktuğu için 20 güne yakın süredir tutuklu. Türkiye’nin dört bir yanından tepkiler yükseliyor. Saray düzeni işçi sınıfı ve emekçilerin yoksullaştırılmasına karşı verilen mücadeleleri engelleyemeyecek. Suçu Antep’teki patronlar işlemektedir. İnsanların kollarını koparan, ücretlerini gasbeden patronlar tutuklanmalıdır” diye konuştu.

Aslan, sabah saatlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne operasyon düzenlenmesine de tepki göstererek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Saray düzeni zorbalığını, şiddet politikalarını artırarak sürdürmeye devam edecektir. Bursa’daki operasyonun da son olmayacağı görülmektedir. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün demokrasi güçlerine, emek örgütlerine buradan çağrı yapıyoruz. Saray rejiminin yıkılması ve Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik hak ve özgürlüklere kavuşması, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi, işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlüklerini sınırsızca kullanabilmesi, kadınların can güvenliği, işçilerin çalışırken ölmemesi için, adalet ve özgürlük için daha güçlü bir birleşik mücadeleye ihtiyaç var. Bunun için bütün emek ve demokrasi güçlerini daha güçlü şekilde yan yana gelmesine ihtiyacımız var. Kurtuluş yoksa tek başına, o zaman bunun gereğini hep birlikte yapmalıyız.”