(ANKARA) – Tüm Emeklilerin Sendikası, Sakarya Caddesi’nde emekli maaşlarını protesto etmek amacıyla kurduğu sembolik seçim sandığına kırmızı kart atarak iktidara tepki gösterdi. Tüm Emeklilerin Sendikası Dönem Sözcüsü Adem Çiftçi, “Bir ülkede emekli; ‘Çocuklarıma yük olmayayım’ diye ağlıyorsa, ‘Pazardan artık akşamüstü artıkları topluyorum’ diyorsa, ‘Et alamıyorum, süt alamıyorum’ diyorsa orada sorun emeklilerde değil. Orada sorun bu düzenin kendisindedir. Emeklilerin alın teriyle oynuyorsunuz” dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası, emekli maaşlarına tepki göstermek için Sakarya Caddesi’nde eylem yaptı. Eyleme katılan vatandaşlar, “İktidar zammını al başına çal”, “Sonuna kadar mücadele edeceğiz”, “Gün gelecek, devran dönecek. AKP halka hesap verecek”, “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiç birimiz” sloganları attı. Düzenlenen basın açıklamasında sendika adına konuşan Dönem Sözcüsü Adem Çiftçi, şunları söyledi:
“En düşük emekli aylığı 20 bin lira oldu dediler… Peki emekli bu parayla yaşayabilecek mi? TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkaran düzenleme kabul edildi. İktidar yine çıktı, yine ‘müjde’ diye anlattı. Ama biz biliyoruz: Bu bir müjde değil. Bu, yoksulluğu kalıcılaştıran yeni bir makyaj operasyonudur. Bugün emekliye reva görülen şey, insanca yaşam değil; hayatta kalma mücadelesidir. Bugün emekliye dayatılan şey, hak değil; sadaka düzenidir. 20 bin lira yaşam mı, oyalama mı? Bu ülkede kiralar uçmuş, gıda fiyatları kontrolden çıkmış, elektrik-su-doğalgaz faturaları emeklinin boğazına çökmüşken; 20 bin lira, emeklinin derdine çare değil, yaraya tuz basmaktır. Emekli pazarda fileyi dolduramıyor. Eczanede ilacını alamıyor. Torununa harçlık veremiyor. Kış gelince kombiyi yakamıyor. Bugün emekli, en temel ihtiyaçlarını bile kısmaya zorlanıyor. Bu düzende emekli, yaşlılık hakkını değil; yoksulluk cezasını yaşıyor.
“Bu artış, emekliyi açlıktan kurtarmıyor”
Komisyonda kabul edildi… Peki emeklinin sofrasında ne değişti? Komisyonda kabul edilen düzenleme, en düşük emekli aylığını 16 bin 881 liradan 20 bin liraya çıkarıyor. Kağıt üzerinde artış var gibi görünüyor. Ama biz soruyoruz: Bu artış hangi hayatı kurtarıyor? Hangi kirayı ödüyor? Hangi mutfak masrafını karşılıyor? Hangi sağlık giderine yetiyor? Bu artış, emekliyi refaha taşımıyor. Bu artış, emekliyi açlıktan kurtarmıyor. Bu artış sadece şunu yapıyor: Emekliyi bir süre daha susturmaya, oyalamaya çalışıyor. En dipte eşitleme politikası, ‘Herkes yoksul olsun, kimse ses çıkarmasın’. Bugün yapılan şey şudur: Emekliler yıllarca çalışmış, prim ödemiş, üretmiş, ülkeyi ayakta tutmuş. Şimdi ise milyonlarca emekli, en düşükte eşitleniyor. Bu, adalet değildir. Bu, sosyal devlet değildir. Bu, açıkça hak gasbıdır. Bir ülkede emekli; ‘Çocuklarıma yük olmayayım’ diye ağlıyorsa, ‘Pazardan artık akşamüstü artıkları topluyorum’ diyorsa, ‘Et alamıyorum, süt alamıyorum’ diyorsa orada sorun emeklilerde değil. Orada sorun bu düzenin kendisindedir. Emeklilerin alın teriyle oynuyorsunuz.
“Biz bu ülkenin ‘yükü’ değiliz; biz bu ülkenin emeğiyiz”
İktidar yıllardır aynı oyunu oynuyor: Enflasyonu patlatıyor, hayatı pahalılaştırıyor, sonra ‘artış yaptık’ diye propaganda yapıyor. Ama gerçek şudur: Emeklinin maaşı artmıyor, eriyor. Emeklinin geliri yükselmiyor, çalınıyor. Emeklinin cebinden her gün biraz daha alınıyor. Bu bir ekonomik kriz değil sadece… Bu, emekliye karşı yürütülen bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır. Tüm Emeklilerin Sendikası’nın sözü nettir: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Biz bu ülkenin ‘yükü’ değiliz; biz bu ülkenin emeğiyiz, geçmişiyiz, onuruyuz.”
“Emekli maaşları gerçek enflasyona göre güncellensin”
Tüm Emeklilerin Sendikasının taleplerini sıralayan Çiftçi, şöyle devam etti:
“En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur maaşına eşitlensin. Emekliler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilemez. Bu nedenle en düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur maaşı düzeyine yükseltilmeli ve bu seviye yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Tüm emeklilere 20 bin lira seyyanen artış yapılsın. Sadece en düşük aylığı değil, tüm emekli aylıklarını kapsayacak şekilde 20 bin TL seyyanen zam derhal uygulanmalıdır. Emekliler ‘en dipte eşitlenmeye’ değil, insanca yaşamaya layıktır. Aylık bağlama oranları ve katsayılar adil biçimde yeniden düzenlensin. Emekli aylıklarını eriten sistem değiştirilmelidir. 5510 sayılı Yasa emeklileri yoksullaştıran yönleriyle yeniden ele alınmalı; aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları emeklinin aleyhine değil, lehine düzenlenmelidir. Emekli maaşları gerçek enflasyona göre güncellensin. Emekli aylıkları, gerçek hayat pahalılığı karşısında korunmalıdır. Maaş artışları kağıt üzerinde değil, pazarda ve mutfakta hissedilmelidir. Sağlık hizmetleri ücretsiz ve erişilebilir olsun. Katkı payları, muayene ücretleri, ilaç farkları emekliyi tüketiyor. Sağlık haktır, parayla ölçülemez. Emeklinin tedavisi lütuf değil, kamusal görevdir. Barınma krizi emeklileri yıkıma sürüklüyor: Kira ve faturalar denetlensin. Emekliler kira ödeyemiyor, faturaları karşılayamıyor. Barınma ve temel yaşam giderleri için emeklilere doğrudan destek sağlanmalıdır. Emeklilerin sendikal hakları tanınsın, kapatma tehditleri kaldırılsın. Emeklilerin örgütlenmesi anayasal haktır. Sendikamız üzerindeki baskılar, kapatma girişimleri ve fiili engeller kaldırılmalıdır. Emekliler sendikasız bırakılamaz. Sadaka düzeni değil, sosyal devlet istiyoruz. Emeklilere yapılan her düzenleme ‘bütçe disiplini’ bahanesiyle değil; sosyal devletin, anayasal güvencenin ve emeğin kazanımlarının gereği olarak yapılmalıdır.
“Emekli açlığa mahkûm ediliyorsa, sokak bizimdir”
Bu haklar siyasi tercihlere feda edilemez. Bu düzen değişecek. Biz susmayacağız. Biz geri çekilmeyeceğiz. Biz evlerimize kapanmayacağız. Emekli açlığa mahkûm ediliyorsa, sokak bizimdir. Emekli yok sayılıyorsa, meydan bizimdir. Emekli küçümseniyorsa, mücadele bizimdir. Bugün komisyondan geçen bu düzenleme, emeklinin öfkesini dindirmeye yetmez. Çünkü bu ülkede emekliler artık şunu biliyor: Hak verilmez, alınır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
Basın açıklamasından sonra emekliler sembolik bir seçim sandığına kırmızı kart ile oy atarak iktidara tepki gösterdi.

