Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Emekliler, CHP Konak İlçe Başkanlığı’nın kurduğu yazılama standına dertlerini yazdı: “İki maaşımla bir kiramı ödeyemiyorum”

CHP Konak İlçe Başkanlığı’nın emekliler için kurduğu yazılama standına sorun ve taleplerini yazan emekli Nilgün Koç, “İki maaşımla bir kiramı ödeyemiyorum’ yazdım. Bu iktidarın utancı olmalı. Ben açım. Bir emekli olarak ben açım” dedi.

CHP Konak İlçe Başkanlığı’nın emekliler için kurduğu yazılama standına sorun

(İZMİR) – CHP Konak İlçe Başkanlığı’nın emekliler için kurduğu yazılama standına sorun ve taleplerini yazan emekli Nilgün Koç, “İki maaşımla bir kiramı ödeyemiyorum’ yazdım. Bu iktidarın utancı olmalı. Ben açım. Bir emekli olarak ben açım” dedi.

CHP Konak İlçe Başkanlığı, “Emekliler sefalete mahkum edilemez” sloganı altında emeklilerin hakkını savunmak için “yazılama standı” kurdu. Konak İskele önünde kurulan stantta emekliler, sorunlarını, taleplerini ve geçim dertlerini yazarak kurulan tahtaya astılar.

Standın kurulmasının ardından birçok emekli taleplerini tahtaya asarken ortak mesajları ise “geçinemiyorsak, erken seçim” oldu.

“Bulsam temizlik işine giderim”

Nilgün Koç isimli emekli vatandaş, aldığı maaşla çocuklarına bakamadığını belirterek şunları söyledi:

“Derdimiz parti değil, derdimiz vatan. Bizden artık geçti. Biz zaten ölüme mahkum edilmiş emeklileriz ama gelecekte çocuklarımızın kaygılarıyla yaşıyoruz. Ben eşimden maaş alıyorum. Kiram 20 bin lira. Haziran ayında artacak. Ben bin 500 lirayla kiraya girdim şimdi 20 bin lira oldu. Daha zamlı maaşı almadım, şu an aldığım maaş 16 bin 800. Doğal gaz faturam 2 bin 700 lira, 700 lira elektriğim ve 400 lira su faturam var. Benim evde iki tane öksüz çocuğum var. Benim mutfak filem dolmuyor. Pazara gidiyorum, bin liradan aşağı dönemiyorum ama bin lirayla filem de dolmuyor. Ben 15 günde bir pazara gitmek zorundayım. Bu 15 günde ne yapsam, makarna mı yapsam menemen mi yapsam diye düşünüyorum. Kırmızı etin, peynirin yok. En kötüsü bakliyatın yok. Bu kadar acı bir yaşam… Emekliyi ölüme mahkum etmek. Ben evdeki çocuklara nasıl yok derim. Bulsam temizlik işine giderim ama o da yok.

İktidarın vicdanına bırakıyorum eğer varsa. Bir ay kendisi benim maaşımla geçinsin, kirasını versin, çocuk okutsun. Okulunu bırakmayı düşünüp gelecek kaygısı yaşayan bir evlada sahibim ben. İktidarın vicdanına bırakıyorum. Ya sandığı getirsin, seçimini öyle alsın ya da bize hak ettiğimizi versin. ‘İki maaşımla bir kiramı ödeyemiyorum’ yazdım. Bu iktidarın utancı olmalı. Ben açım. Bir emekli olarak ben açım.”

“Birikim yok, beş kuruş param yok”

Emeklilik hayallerinin hiçbirini gerçekleştiremediğini kaydeden Saime Kaymaz ise şöyle konuştu:

“Ben İzmir’e 1966 yılında geldim. 10 yaşındaydım, okumadım, çalıştım. 25 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Belki rahat ederim dedim ama bize emekli değil de emekleyin dediler. Hakkımız bu değil. Ben çocuklarıma el açıyorum. Bizi mağdur ettiler. Avrupa’dan emekliler gelip istedikleri gibi tatil yapıyorlar ama biz yapamıyoruz. Ben emekli olacağım, her yeri gezeceğim diye hayal ediyordum. Ama ülkemi tanımıyorum. Alışveriş de yapamıyorum. Ben 16 bin 700 lira alıyordum şimdi 19 bin 900 lira oldu. Nasıl yemek yapıyorum? Bugün biraz fazla su koyuyorum, yarına kalıyorsa onun üstüne başka şeyler koyuyorum. Bir şeyler uyduruyorum. Çocuklarıma ‘Gidin bu memlekette kalmayın’ diyorum. Bize sürünmek verdilerse size de sürünmek verecekler. Birikim yok, beş kuruş param yok. Zor idare ediyorum. Bazen evden çıkmak istemiyorum. Çıkarken para harcayacağım.”

“Emekli olunca bunları rahatça yapacağımızı sanıyorduk”

Emeklilerin geçinemediklerini söyleten Aygül Günaydın da şu ifadeleri kullandı:

“Emekliyiz, dilenci değiliz. Hakkımızı istiyoruz. Aç yaşıyoruz. Tam talebim hakkımızı almak. Çünkü verdikleri maaşla geçinemiyoruz. Mağduruz. İnsanca yaşamak için bize günlük en azından bin lira verilmesi lazım. Onun altında kimse geçinemez. En son iki sene önce kıyafet aldım. Şimdi almamız mümkün değil. Aldığımız maaşla geçinemiyoruz. Mutfakta idare ediyoruz desek yaşamımız yok. Doğal gazı yakamıyoruz. Günde en fazla 1-2 saat. Mutfakta da zorlanıyoruz. Özgürlüğümüz yok. Hiçbir yere gidemiyoruz. Bir yere oturup çay kahve içemiyoruz. Emekli olunca bunları rahatça yapacağımızı sanıyorduk. Hiçbirini yapamıyoruz. Sürünüyoruz.”

“Okullarındaki masrafları bile karşılayamama durumuna geldik”

Çocuklarına bakmakta zorlandığını kaydeden emekli vatandaş Derya Bildik, “Yıllarca çalıştım, emekli oldum fakat şu an 3 çocuğuma bakamıyorum. Çocuklarımı kursa götüremiyorum. Bir yere gitmek masraf. Okullarındaki masrafları bile karşılayamama durumuna geldik. Kıyma alıyorsun ortalama bin lira. Haftada bir kilo yeseniz ayda 4 bin lira yapar. Eşim asgari ücretle çalışıyor. Üniversiteye giden kızım sürekli çalışmak zorunda kalıyor, harçlığını çıkarmak için. Bir yandan kredi ödüyoruz. Kazandığımızın yarısından fazlası krediler ve faizlere gidiyor. Ben hiçbir yere gitmiyorum. Altın gününe de gitmiyorum. Ücretsiz nerede etkinlik var onu tercih ediyorum” diye konuştu.

“Hakkımızı vermiyorlarsa seçim diyoruz”

Emekli Mehmet Ali Topaçlar da şunları söyledi:

“Eski TEKEL emeklisiyim. Bugün emeklinin hali, içler acısı. Bir de bu emeklinin halinden anlamayan bir iktidar var. ‘Kuru ekmeği buluyorsa şükretsin’ diyen bir iktidar var. Biz en kısa zamanda erken seçim diyoruz. Biz, halkız. Bizi yönetenlerin bize hakkımızı vermesini istiyoruz. Eğer vermiyorlarsa en kısa zamanda seçim diyoruz. Eskiden iyi kötü etimizi alıyorduk, iyi kötü sosyal yaşantımız vardı. İzmir’in fuarı var. Fuarda tiyatroya, gazinoya gideibliyorduk. Bugün tiyatro, gazino hak getire. Biz ay sonunu getiremiyoruz. Bugün sosyal yaşantı diye bir şey yok. Bugün iktidar etrafındaki bürokratlara, yandaşlara 3-5 maaş veriyor. Emekliden de elinden geldiğince kısmaya çalışıyor.”

“Silahlı çatışmalara bizi soktuğunuz gibi emekli olduktan sonra arkamızda durun”

TSK’dan emekli uzman çavuş Orhan Fikrikaya ise çalışırken verdikleri emeklerin karşılığını istediklerini belirterek, şunları söyledi:

“Benimle beraber binlerce emekli uzman çavuşumuz sefalet içinde. Ben emekli bir uzman çavuş olarak ikinci bir işte çalışmak zorunda kalıyorum. Kızıl Elma’ya bizi gönderenlerin emekli olduğumuzda da arkamızda durmasını istiyorum. Emekli uzman çavuşlar perişan durumda. Evim olduğu halde ben bile çalışmak zorunda kalıyorum. Terörle mücadele birliklerinde girmediğimiz operasyon, silahlı çatışma kalmadı. Ama en düşük derecelerle emekli edildik. Oradaki silahlı çatışmalara bizi soktuğunuz gibi emekli olduktan sonra da arkamızda durun.”