Elazığlı çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday alımında randevu sistemiyle tek bir merkezden alım yapmasına tepki gösterdi. Üretici Cafer Sağlam, “50 kilometre mesafeye ben nasıl ürün götüreyim? Alım yerleri yoksa depoları dolmuşsa, ben köyde kendilerine bedava yer tahsis edip, kira almayacağım. Bütün köylülerin malını oradan alıp götürsünler, silolarını yapsınlar. Bu yardımı da yaparım kendilerine. Bedava yer tahsis ediyorum kendilerine. Başka ne istiyorlar bizden? Devletin bundan haberi yok, devlet çiftçisini mağdur etmez” dedi.
Elazığ merkez Karasaz köyündeki çiftçiler, TMO’nun köylerine 50 km uzaklıktaki Cip köyünde alım yapacağını duyurduğunu, alım için ise 15-20 gün sonrasına randevu verildiğini belirterek mağdur olduklarını dile getirdiler.
“ÜRÜNÜMÜZE KOTA KOYMUŞLAR, KOTA FAZLASI ÜRÜNÜMÜ NE YAPACAĞIM?”
Üretici Cafer Sağlam şunları söyledi:
“Burada buğday yığını var, orada arpa yığını var. Bugünden itibaren bize bir mesaj göndermiş Toprak Mahsulleri Ofisi demiş ki; 7 Temmuz tarihinden itibaren Elazığ merkez Cip köyünde alım yapacağız randevulu olarak. Yalnız randevulu olarak pazartesiden itibaren başlıyor. Ayın 10’undan itibaren başlıyor. Bu çiftçi ayın 10’una kadar her gün mahsulünü toprağa mı gönderecek? Biçerler tarlada bekleyebilir mi? Bu Toprak Mahsulleri Ofisi İl Müdürü çiftçi ile dalga geçiyor. Gelsin çiftçinin halini görsün, vaziyetini görsün. Ekinin tarlada kaldığını görsün. Mahsulünün toprağa, yere döküldüğünü görsün. Biz bunu nasıl izah edelim? Bir de şunu söyleyeyim; bir kota uygulaması koymuşlar. Diyelim ki kotanız 20 ton, malınız çıktı 30 ton. 30 tonu almıyor ya da aldığı zaman yarı fiyatına alıyor. Fiyatı aşağı çekiyor. Bir de şunu bulmuş, giden arabaların bilmem neyi eksik diye sudan bahaneler uydurup geri gönderiyor.
“TÜCCAR ÜRÜNÜMÜ 5 BİN 500 LİRAYA VADELİ OLARAK ALIYOR, BEN NASIL SATAYIM?”
Bunun yanında Tarım Kooperatifleri Birliği de bizden alım yapmıyor. Bizim hem Ziraat Bankası’na borcumuz var hem Tarım Kredi Kooperatiflerine borcumuz var. Biz bu borçlarımızı ne ile kapatacağız? Tüccar diyor ki, ‘ben sizin malınızı 5 bin 500 liradan alacağım. Buğdayı 7 bin liradan alıyorum, arpayı 5 bin 500 liradan alıyorum. Artı vadeli alıyorum. Peşin para da vermiyorum. Çiftçiye devlet buğdaya 9 bin 200 taban fiyat vermiş desteği ile birlikte, arpaya 7 bin 500 lira taban fiyat vermiş desteklemesi ile beraber. Ben nasıl 5 bin 500 liraya götürüp arpayı satayım? 7 bin liraya buğdayı satayım. Bunu hangi mantık kabul eder? Böyle toplar yere dökerim, götürüp de tüccara para kazandırmam. Bir de şunu söyleyeyim bizim Toprak Mahsulleri Elazığ Bölge Müdürü ya bu tüccarlarla ortak çalışıyor ya da dünyadan haberi yok. Amasız, fakatsız, lakinsiz Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçinin 1 gram malı kalmayana kadar alacak. İkincisi kalitesini düşürmeyecek. Kalite kontrolünü yaptığı zaman çiftçi temsilcileri orada bulunacak. Biz bunu istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz.
“50 KİLOMETRE MESAFEYE NASIL ÜRÜN GÖTÜREYİM?”
50 kilo mesafeye ben nasıl ürün götüreyim? Alım yerleri yoksa depoları dolmuşsa, ben köyde kendilerine bedava yer tahsis edip, kira almayacağım. Bütün köylülerin malını oradan alıp götürsünler, silolarını yapsınlar. Bu yardımı da yaparım kendilerine. Bedava yer tahsis ediyorum kendilerine. Başka ne istiyorlar bizden? Devletin bundan haberi yok, devlet çiftçisini mağdur etmez. Toprak Mahsulleri Ofisi ya bölge müdürü yapıyor ya da genel müdürlükler yapıyor. Tarım İl Müdürlüğü’ne söylüyorum, Tarım Kooperatiflerine söylüyorum diyor ki; ‘Genel müdürlüklerden bize yazı gelmiş almayacaksınız’. O zaman ben de ‘Borcumu ödemiyorum’ diyorum. Hangisini kabul edeceksiniz? Kotanın kaldırılmasını istiyoruz. Amasız, fakatsız, lakinsiz çiftçinin malının alınmasını istiyoruz. Her gün bize kota vermesinler. Randevu versinler. 2 günde bir randevu versin buna da razıyız ama 20 güne randevu veriyor. Çiftçinin yerde, yolda kalacak. Çiftçi nereye koyacak? Ben yerdeki malı nereye koyup teslim edeceğim? Benim burada helezonum yok. Kürekle mi dolduracağım? Bir an önce sayın devlet büyüklerimizin buna el atmasını istiyoruz, bakanımızın bundan haberinin olmasını istiyoruz. Başka şikayet edecek bir merci yok. Cimer’e de yazacağım bu konuyu. Yeter bunların yaptıkları. Atatürk demiş; ‘köylü milletin efendisidir’. Böyle mi oluyor, efendilik böyle midir?”
“BEN BU KADAR ÜRÜNÜ NE YAPACAĞIM, HER ŞEY YERDE KALDI”
Çiftçi Cafer Koyuncu da mahsulünün elinde kaldığını, verilen kota yüzünden fazla mahsulünü de satamadığını belirterek yetkililerden soruna çözüm bulmalarını istedi. Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldığı tohumlarla ürettiği buğdayı protein ve glukoz oranı düşük bahanesi ile almadıklarını iddia eden Koyuncu, şunları söyledi:
“Bizim öncelikli şikayetlerimizden birisi mahsulümüzün elimizde kalması. Ben şöyle tarif edeyim, biz bunu TMO’ya götürdüğümüz zaman, iki gün önce bana dediler ki, senin tohumunun protein oranı, glikozu düşük. Ben de bunun benden kaynaklı olmadığını söyledim ama benim ürünümü almamakta direttiler. Ben bu kadar ürünü ne yapacağım? Her şey römorkta kaldı. Mallarımızın yarısını yere döktük, samanımızı yere döktük. Kalan malımız da römorklarda. Kendi malımızı satamıyoruz. Bu konuda bizi çok mağdur ettiler. Bunun bir an önce çözülmesini istiyoruz. Burada glukozun ya da proteinin düşük olmasının bizimle alakası yok. Bizim tohumumuz da her sene tarım krediden alınan sertifikalı tohum. Hiçbir sene böyle bir sıkıntımız yoktu. Neden böyle bir sıkıntıyla bu sene karşılaştık? Bunun çözülmesini istiyoruz. Samanımız dahil, her şeyimiz yerde.
“13 TON KOTA KOYMUŞLAR, 50 TON ÜRÜNÜM VAR”
Ziraat Odası bize mesaj atmış; ‘7. ayın 7’sinden sonra alımlara başlayacağız’ diye. Şöyle bir sıkıntımız var, Cip köyünde alım yapılıyor. Bizim köyümüz Elazığ’ın Karasaz köyü. Elazığ’ın Karasaz köyü ile Cip köyü arasında 50 kilometre gidiş, 50 kilometre geliş yolumuz var. Ben 15-16 ton yükü 100 kilometre nasıl götüreceğim? Ondan ziyade şimdi trafik beni yakaladığı zaman, ayrıca orada sıkıntı yaşayacağım. 100 kilometre yol gitmek sıkıntı. Şöyle de bir sıkıntı var. Damperli römork istiyorlar. Damperli aracımız da var, ama hepsi damperli değil. O kadar imkanımız da yok bizim, 100 kilometreye geçtikten sonra damperli römork nereden ayarlayacağım? Hepsi ayrı bir sıkıntı. Bir tek oradan alım yapmaları, bütün Elazığ’ı orada toplamaları sıkıntı. Bunların bir an önce çözülmesini istiyoruz. Şimdi kota konusunda da sıkıntımız var. Her sene mesela bizim ÇKS üzerine çiftçi kayıt sistemi üzerinden alım yaptıkları kotamızda, herkes kotasını iki katı kadar ürün yatırabiliyordu ama bu sene 13 ton kotamız varsa bunun üstünü kabul etmiyorlar. Desteği 13 tona göre alıyorsunuz. Benim bu sene 50 ton tanem olacak ama bana 13 ton kota vermişler. Ben bu taneyi ne yapacağım?
“ÇİFTÇİYE YAZIK GÜNAH DEĞİL Mİ?”
Tüccara gittiğim zaman tüccar bize dört buçukla, beş buçuk arasında fiyat veriyor. Biz 4,5 ile 5,5 lira arasında verdiğimiz zaman hepsi zarar. Bu çiftçiye de yazık günah değil mi? Bu kadar zararı kim karşılayacak? Bunların hepsi çiftçiye büyük sıkıntı yaratıyor buna bir an önce çare bulunmasını istiyoruz. Bize şimdi bir randevu sistemi verdiler. Randevu sisteminde, şimdi bir randevu alıyorum. 10-15 gün sonrasına randevu veriyorlar. 10-15 gün boyunca ürünümün burada kalması hem römork için sıkıntı hem ürünüm için sıkıntı. Römork zaten emanet. Geldiğimiz zaman kota sıkıntısı var. Ben oradan gidip tohum aldığım zaman sıkıntı yok. İstediğimiz kadar tohumu veriyorlar bize, ama biz satmaya geldiğimiz zaman almıyorlar. Öncelikli sıkıntımız bu kotanın kaldırılmasıdır.”
Elazığ
ANKA Haber Ajansı

