Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekrem İmamoğlu: “Bugün bana yapılanın yarın başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir?”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum. Ancak şunu da vurgulamak isterim: Bugün İmamoğlu’na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. ‘İmamoğlu olmadı başkası olsun’ demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB)

(ANKARA) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum. Ancak şunu da vurgulamak isterim: Bugün İmamoğlu’na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. ‘İmamoğlu olmadı başkası olsun’ demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 9 Mart’ta görülmeye başlanacak İBB davası öncesi BBC Türkçe’ye konuştu. Avukatları aracılığıyla soruları yanıtlayan İmamoğlu, duruşma için büyük bir hazırlık yaptığını belirterek, “Sadece 19 Mart’ta başlayan kumpas sürecini değil, Türkiye’ye yıllardır yaşatılanları milletin vicdan mahkemesine çıkartacağımız bir duruşmaya hazırlanıyorum. Aynı zamanda ülkemizin adaletten devlet yönetimine, dış politikadan ekonomiye, tarımdan eğitime yaşadığı durumu ve çıkış yolumuzu milletimizle paylaşmak adına önemli bir siyasi çalışmayı gerçekleştirdiğim bir süreçteyim” dedi.

Tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Adalet Bakanlığı’na atanmasına ilişkin şunları kaydetti:

“O değil miydi hakimken bakan yardımcısı, sonra da sırf bizi tutuklatmak, görevimizi yapmamızı engellemek için İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yapılan? Türlü iftiralarla, yalancı tanık beyanlarıyla dolu bir iddianame hazırlayarak siyasetin yargı üzerindeki vesayetine alet olan? Siyaset için gayet kullanışlı. Ama gün gelecek, birileri için bu kullanışlılık bitecek ve yollar ayrılacak. O zaman tarih, şahsi çıkarları uğruna aldığı eğitime, mesleğine, adalete ve milletin vicdanına ihanet edenleri yazacak. 2017 Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’de kimin bakan olduğunun çok da bir önemi yok. Akın Gürlek olmuş, Yılmaz Tunç olmuş, fark etmiyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi denilen bu ucube rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil, tek bir şahsın bakanı. Akın Gürlek de öyle. Kaçma şüphem mi var? Ne kaçması, ben Çankaya Köşkü’ne yürüdüğümüz günü bekliyorum! Delilleri karartma şüphem mi var? Geçen 11 ayda iftiralarına bir tane delil bulabildiler mi? Delil mi var ki karartacağım?”

“Türkiye’de demokrasi kimin adaylığıyla korunacaksa o adaya destek olurum”

İmamoğlu, “Cumhurbaşkanlığı adaylığında ısrarın muhalefete zarar vereceği yönündeki” yorumlara dair soru üzerine, adaylığının kendisiyle ilgili bir mesele olmadığını belirterek şu yanıtı verdi:

“Daha büyük bir meselenin parçası. Daha büyük mesele de şu: Türkiye bir demokrasi olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Türkiye, iktidarların seçim yoluyla değiştiği bir ülke olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Kendi adıma şunu belirtmekte bir an bile tereddüt etmem: Türkiye’de demokrasi hangi yolla, kimin adaylığıyla korunacaksa, o yola destek olurum, o adaya destek olurum. Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Mesele Türkiye meselesi, mesele demokrasimizin akıbeti meselesidir. Dolayısıyla, ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum.

Ancak şunu da vurgulamak isterim: İktidar yargı kumpasıyla rakibini oyun dışına ittiğinde, ‘Tamam o zaman başka adayla yarışalım’ dersek bugün İmamoğlu’na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. ‘İmamoğlu olmadı başkası olsun’ demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur. Bugün bana yapılanın yarın başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir? Dolayısıyla, yapmamız gereken öncelikle iktidara ‘milletin iradesinin karşısında duramazsın’ demek. ‘Türkiye’yi iktidarların seçimle değiştiği bir ülke olmaktan çıkaramazsın’ mesajını en güçlü şekilde vermektir. Bugün beni engelleyen yarın da başkasını engeller. Bu yüzden, önümüzdeki seçimler için başta partim CHP olmak üzere bütün muhalefet partilerinin, onlar da yetmez, demokrasiden yana bütün kurumların, bütün demokratik örgütlerin, bütün çevre ve inisiyatiflerin, demokrasiden yana herkesin bir araya gelip birlikte bir yol inşa ettiği bir seçenek geliştirmemiz gerekiyor.”

“CHP’nin 5 milyon üyesi olduğunda kimse muhaliflere karşı böyle pervasızca hareket edemez”

CHP’nin üye sayısının artırılmasının önemine de dikkat çeken İmamoğlu, “Genel Başkanımızın da çağrısını yaptığı iki milyon üyemizle yapacağımız kampanya bu anlamda oldukça önemlidir. Ayrıca üye sayımızı da 2025’teki ivmeyi kaybetmeden artırmaya devam etmeliyiz. CHP’nin beş milyon üyesi olduğunda yargıda, bürokraside kimse muhaliflere karşı böyle pervasızca hareket edemez. Siyasetin de denklemleri değişir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dönem dönem yaptığı adil yargılama çağrılarını değerlendiren İmamoğlu, “Sayın Bahçeli, sağolsun Türkiye için olduğu gibi bizim için de zaman zaman ‘aslında hak olan’ şeylerin gerçekleştirilmesi için çağrılarda bulunuyor. Fakat haberi olsun, iktidar ortağının ya kulakları duymuyor ya da duysa bile umrunda olmuyor. Bize bulduğu her fırsatta masumiyet karinesini hiçe sayarcasına ‘hırsız, yolsuz’ diyen Sayın Bahçeli’nin bir karar vermesi gerekiyor. Adil yargılama mı talep ediyor, yoksa zikzak söylemlerle milletin kafasını mı bulandırıyor. Bizim için önemli olan yegâne şey bu iktidarın her fiiline ortak olanların değil milletin çağrısıdır. Biz bu çağrıya uyacağız. Bu çağrıyı duyamayanlara kulaklarını iyi açmalarını tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.