Haber: Berfin BAYSAN – Kamera: Kerim UĞUR / Özgür ŞENGÜL
(İZMİR) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okullardaki ara tatil uygulamasının kaldırılmasına ilişkin bu yıl bir değerlendirme yapılacağına yönelik açıklaması tartışılıyor. Eğitimciler, Avrupa ülkelerinde de çok sayıda ara tatilin olduğuna dikkat çekerek, bir pedagojik çalışma yapılmadan sırf “Veliler böyle istiyor” denilerek uygulamanın kaldırılmasının doğru olmayacağını dile getirdi. Bazı veliler, tatilin kaldırılmasına karşı çıkarken bazıları da destek verdi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2019’dan bu yana okullarda uygulanan ara tatillerin kaldırılmasına ilişkin bu yıl bir değerlendirme yapacaklarını duyurdu. Bakan Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu konuda velilerden çok talep geliyor, çalışan anne ve babalar sorun yaşıyor. Çocuklar tatil sonrasında okula geri dönmekte isteksiz oluyor. Öğretmenlerimiz de ara tatil sonrası öğrencilerin okula adaptasyonunun zor olduğunu söylüyor. Bu konuda iki yıldır analiz yapıyoruz, bu yıl da değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin’in açıklamaları, veliler ile eğitimciler arasında tartışma yarattı. Eğitimciler ara tatilin sürdürülmesi gerektiğini savunurken, bazı veliler ise uygulamanın kaldırılması gerektiğini ANKA Haber Ajansı’na dile getirdi.
“Hiçbir altyapı, proje çalışması yapılmadan uygulamalar yapılıyor”
Eğitim-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Yılmaz Dalgalı, uygulamanın bilimsel altyapısının olmadığını vurgulayarak, “Ara tatil uygulaması 2019 yılında dönemin bakanı Ziya Selçuk tarafından getirildi. Ama şimdiki bakanımız Yusuf Tekin sadece hiçbir bilimsel çalışma, altyapı çalışması olmadan söylediği şey; velilerden çok talep geliyor, çalışan anne ve babalar sorun yaşıyor, çocuklar ara tatil sonrası tekrar okula gitmek istemediklerini, öğretmenlerin de öğrencilerin de adaptasyon sorunu yaşadıklarını ifade ediyor. Yani gerçekten bir uygulama, sistem oturtulurken bunun bir altyapısı yapılır. Bir proje uygulaması yapılır, bunun geri dönütü hesaplanır, raporları ortaya konur, ondan sonra uygulanır. Ama maalesef bizim en önemli, biliyorsunuz ülkenin can damarı olan eğitim alanında yapılan uygulamaların hiçbirinde maalesef hiçbir altyapı, proje çalışması yapılmadan, raporlaştırılmadan bu şekilde uygulamalar yapılıyor” dedi.
“Maalesef çocuklarımız da öğretmenlerimiz de umutsuz”
13 haftalık yaz tatilinin öğrenciler için uzun olduğunu belirten Dalgalı, “13 Haftalık tatili 11 haftaya düşürürken en azından bilimsel bir dünyada araştırması yapılmış, diğer ülkelerle kıyaslanmış. Bu şekilde bir uygulama gelirken sadece velilerin sözleriyle bu şekilde bir uygulamanın ortadan kalkması hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bizler her zaman eğitimin laik, demokratik, bilimsel bir şekilde ve bir sisteme oturtulmasından yanayız. Diğer gelişmiş Avrupa ülkelerindeki sistemler bir incelensin, araştırılsın. Yani ona göre sistem oluşturulsun. Ama maalesef aynı şeyi biz biliyorsunuz eğitim sistemimizde yaşıyoruz; sürekli bir müfredat değişiyor. Yani bu şekildeki bir değişimin altyapısı, çalışma alanı, öğretmenlere danışılması — veya kime danışıldı bilmiyoruz — bu şekilde sürekli bir sistemin değişmesiyle maalesef biz güzel bir eğitimin olacağını düşünmüyoruz. Biz okulları geziyoruz, öğretmenlerimizle konuşuyoruz, çocukları görüyoruz okullarda. Maalesef çocuklarımız da öğretmenlerimiz de umutsuz. Umutsuz; geleceğe hiç güzel şeylerle bakmıyorlar.”
“Uygulamalara karar verirken pedagojik olana bakarak karar vermek lazım”
Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık ise ara tatil uygulamasının pedagojik ve bilimsel temellere dayandırılması gerektiğini belirtti. Çalık, “Bu ara tatili uygulaması ülkemizde 2019 yılında başladı, kasım ayında. Avrupa Birliği’ne uyum programı çerçevesinde ve Avrupa Birliği ülkelerinin önemli bir bölümüne baktığınız zaman bizdeki gibi ve bizden daha fazla ara tatil uygulaması olan, işte Noel, Paskalya tatilleri, yaz tatili, uzun tatil, bahar tatilleri gibi ara tatillerin, örneğin Fransa’da beş tane ara tatil olduğu uygulamaları görüyoruz. Dolayısıyla bu uygulamalara karar verirken pedagojik olan, bilimsel olan nedir? Buna bakarak karar vermek lazım. ‘Bakan böyle istedi. İşte aileler böyle istiyor’ diyerek karar verilecek konular değil bunlar” dedi.
“Pedagoji biliminin gereklerine göre belli araştırmalar yapılarak karar verilmesi gerekir. Ve bu araştırmalar yapılmış; dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu uygulamalar sürdürülüyor. Ara tatil uygulamaları sürdürülüyor” diyen Çalık şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizde de ara tatille ilgili araştırmalar yapan bilim insanları, bilim çevrelerinden araştırmalar yapanlar olmuş. Aynı şekilde öğrencilerin, diğer yaş gruplarında, işte ailelerinin olmadığı koşullarda güvensizlik yaşamamaları için kamunun onlara işte spor yapabilecekleri, sanatla ilgilenebilecekleri, hatta gezip ülkesini tanıyabilecekleri imkânlar sunması gerekir. Şimdi böyle olmayınca, sırf ‘Çocukları okullarda dört duvar arasında tutalım, ailelere yük olmasın” mantığıyla tatilleri ortadan kaldırmak çok bilimsel bir uygulama değil. Bu konulara yaklaşırken ‘Tatil devam etsin mi, etmesin mi’ şeklindeki kararları verirken işte bilimsel verileri analiz etmek, çocuğun üstün yararını gözetmek ve ona göre uygulama kararı vermek gerekir.
“Çözüm: Çocuk dinlenecek, yeniden enerji depolayacak”
Burada bir tek gerekçe var: ‘İşte velilerimizden böyle istek geliyor deniyor. Veli niye böyle istiyor? Veli diyor ki ‘Ben işe gidiyorum. İş ortamından izin alıp çocuğuma bakamayacağıma göre bu sorunu ortadan kaldıralım, çocuğu okulda gözetiminiz altında olsun.’ Yani öğretmenler: ‘Çocuk isterse bitkinlik sendromu yaşasın, isterse ne olursa olsun o dört duvar arasında öğretmenin gözetiminde olsun.’ Şimdi formül çözüm bu olmaması gerekir. Çözüm: Çocuk dinlenecek, kendini yeniden enerji depolayacak, yeniden formatlayacak; ama bir taraftan da çocuğu güvenli bir ortamda, o tatili sürersince mutlu ve kişisel gelişimini devam ettiren bir atmosferi, bir imkânı kamunun, devletin sağlaması gerekir. Çocuğun ihtiyaçlarına, yeteneklerine göre. Bunu sağlamadan ‘Tatile kaldırdım’ demenin de ‘Devam ediyorum’ demenin de çok isabetli olmayacağını düşünüyoruz.”
Milli Eğitim Bakanı değiştikçe eğitimin programları ve uygulamaların değiştiğini Çalık, “Şimdi bu tür işler, eğitim, sağlık… Bunlar politik kararlar verilecek alanlar değildir. Ticari kararlar verilecek alanlar değildir. Buralar bilimsel verilerle kararlar verilecek alanlardır. Dolayısıyla her bakan ya da her yönetim kadrosu değiştiğinde kendi ideolojik bakış açısına göre buraları şekillendirmemesi gerekir. Bu, çocuklar açısından da ülkemiz açısından da ülkemizin geleceği açısından da sağlıklı olmuyor. Eğitimdeki güvensizlik pek çok olumsuz sebeple birleştiğinde, bu sık sık yapılan, daha çok ideolojik nedenlere dayalı değişiklikler hem çocukları bıktırıyor, eğitim atmosferine bağlılığını azaltıyor, hem de ülkemizin geleceği açısından kaygıyı artırıyor” dedi.
“Çocuklarımızın geleceği için lütfen Yusuf Tekin istifa”
Eğitim sisteminden hiç memnun olmadığını belirten veli Nurten Yılmaz, “Bir hafta ne öğretmenlere ne çocuklara hiçbir faydası yok da dağılıyor. Bir hafta sonra da daha da zor oluyor yani. Ondan sonra tekrar adapte olmaları… Gereksiz bir şeydi. Hiç memnun değiliz, yani berbat. Düzgün bir şey yapsınlar. Hiç memnun değilim eğitim sisteminden. Benim ikinci çocuğum… Yani ilk çocuğumda böyle bir şey yoktu. Oğlum büyük ama kızımın bu sisteme denk gelmesi… Çocuklarımız için olmadı. Benim çocuğumun ayağı şu anda kırık. Yarış atı gibi çocukları… Bir dershane, bir okul. Kırık ayağıyla… Öbür çocuklardan geri kalmasın, yetişsin diye geliyoruz gidiyoruz. Bu sistemi zaten kendisi getirdi, kendisi iptal ediyor. Çocuklarımız yapboz oldu. Bir zahmet kendisi istifa etsin. Çocuklarımızın geleceği için lütfen Yusuf Tekin istifa” dedi.
Bir başka veli Şenol Yılmaz ise “Milli Eğitim Bakanlığı’nda hiçbir karara saygı duymuyorum. Ülkenin ve çocuklarımızın menfaati kararını verdiğine de inanmıyorum. Ülkemizin geleceği karartılıyor. Birileri zikrediyor, onlar da yapıyor” diye konuştu.
“Tam adapte olduklarında yeni bir sistem geliyor”
Ara tatilin kaldırılması yönündeki değerlendirmeleri doğru bulan Serap Düdükçü, “Çünkü çocuklar okula tam alışıyor. Okula alıştıktan sonra çok kısa bir sürede bir haftalık bir tatile giriyorlar. Motivasyonları tekrar düşüyor. Sonra tekrar o tatil bitiyor ve tekrar okula başlıyor. Bu sefer motive olmaları bir ay kadar bir süreyi buluyor. Dolayısıyla da eski sistemdeki gibi iki tatil olması bence daha mantıklı. Doğru bir karar diye düşünüyorum. O biraz çocukları zorluyor. Her şey motivasyonla alakalı. Tam adapte olduklarında yeni bir sistem geliyor. Belki yeni sistemin de artıları oluyor ama onların o artıyı almaya zamanları çok fazlaca yayılıyor. Dolayısıyla da tam ona alıştıklarında yine bu sefer başka bir yenilik geldiğinde biraz zorluyor. Her şeye sistem oturtulup okul kapanana kadar gitse, sanırım o kadar çok yorulmazlar ve zorlanmazlar. Eleştiriden ziyade aksaklıkları sanıyorum geri dönüşler olarak mutlaka görüyorlardır öğretmenlerden, velilerden, öğrencilerden. O geri dönüşler daha hızlı bir şekilde ele alıp sisteme hemen yüklenirse herkes için kolaylık olacağını düşünüyorum. Özellikle de bir veli olarak, bir anne olarak kolaylık olacağını düşünüyorum. Umarım çok seri bir şekilde yeni düzenleme geçer” dedi.
Çocukların okula uyum sorunu yaşadığını bu nedenle de ara tatilin kaldırılması gerektiğini ifade eden Uğur Eraslan, “Aslında Milli Eğitim Bakanlığı’nın her verdiği karar biraz hatalı, ama bu kararı da biraz destekliyorum. Tam çocukların uyum süreci oluyor okula. Ondan sonra bir hafta tatil olduktan sonra o uyum sürecini biz de yaşıyoruz. Öğrenciler de çok yaşıyor. Bence bu düşünülebilir. Hem yazın da tatilleri biraz uzar. Bu yıllarca en çok oynanan şeyler Millî Eğitim Bakanlığı’nda. Bunlar çok değişken olduğu için çocuklar ve veliler de çok adaptasyon sorunu yaşıyor. Bir program düşündüklerinde bunun altında mutlaka başka sebepler olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Ara tatil kaldırılmamalı”
İpek Çorak ise eğitim sistemindeki sürekli değişikliklerin öğrencilere zarar verdiğini belirterek şunları dile getirdi:
“Ara tatil kaldırılmamalı. Çocuklar için daha bir motivasyon oluyor. Nefes almış oluyorlar. Yani akrabalarım dahil olmak üzere arkadaşlarımdan da yurt dışında yaşayanlar var. Onlarda da var mesela. Tatil bunu bence kesinlikle törpülemez. Kötü yönde etkilemez, daha artı yönde olacağını düşünüyorum. Ondan ziyade daha temel bakılması gereken bazı önemli konularımız var. Bence onlar konuşulmalı, gündemde olmalı diye düşünüyorum. Sistemin değişmesiyle benim de hayatım çok farklı yönde ilerledi, değişti. Yani sınav sistemi… Yeteneğe göre olmalı. Şimdi sözeli olan veya yabancı dili olan bir insanın sayısal ilgisi var. Onun onunla kesinlikle bağdaşması imkansız. Bu şey gibi düşünün: jimnastikte yeteneği olan birinin futbola zorlanması gibi. Aynı. Dediğim gibi, hani temel olarak bizim sorunumuz tatil değil. Aksine motive oluyor. Çok güzel oluyor.”

