(ANKARA) – Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Barış Akademisyenleri davalarında yaşanan son gelişmelere ilişkin, “Danıştay’ın son hukuk dışı kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulunacağımızı ve yaşanan hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Demokratik, laik, bilimsel ve özerk bir üniversite idealiyle, ihraç edilen tüm akademisyenler kürsülerine dönene dek, örgütlü mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. AYM kararlarının ve evrensel hukuk ilkelerinin rehberliğinde, ihraç edilen tüm akademisyenler görevlerine dönene kadar hem hukuksal girişimlerimizi hem de örgütlü mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Barış Akademisyenleri davalarında yaşanan son gelişmelere ilişkin Genel Merkez’de basın açıklaması yaptı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak tarafından okunan açıklamada, Danıştay’ın son kararının hukuk ve adalet açısından ciddi sonuçlar doğuracağı belirtildi.
Açıklamada, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları gerekçesiyle yükseköğretim kurumlarından ihraç edilen akademisyenlerin 2021 yılından bu yana sürdürdüğü hukuk mücadelesinde yeni bir aşamaya gelindiği ifade edildi. İlk derece mahkemeleri ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin farklı daireleri arasında aynı duruma ilişkin farklı kararlar verildiği, temyiz mercii olan Danıştay aşamasında bu durumun kalıcı hale getirildiği belirtildi. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“Danıştay’ın, bildirinin imzalanmasını ve geri çekilmemesini, ‘irtibat ve iltisak’ gibi hukuk dışı kavramlar üzerinden yeterli delil olarak kabul etmesi skandaldır. Hukukun temel ilkelerini ayaklar altına alan bu tehlikeli yaklaşım, AYM Zübeyde Füsun Üstel ile Pelin Deniz Dinçer Akan kararlarındaki hukuki tespitleri tamamen yok saymaktadır. Danıştay’ın barış akademisyenleri ile ilgili olarak vermiş olduğu skandal hukuk kararının hukuk ve adalet adına tehlikeli sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Yasalar kişiye veya döneme göre değişen gerekçelerle değil, evrensel ilkeler ve üst mahkeme kararlarına dayanarak yürütülmelidir. Düşüncenin, ifade özgürlüğünün ve akademik özerkliğin cezalandırıldığı bu süreci kabul etmemiz ve hukuksuzluğu onaylamamız mümkün değildir. AYM’nin açık ihlal kararlarını dahi görmezden gelen, hukuku dönemsel siyasi iklimlere göre eğip büken bu anlayışı reddediyoruz.
Dolayısıyla Danıştay’ın bu son hukuk dışı kararına karşı AYM’ye bireysel başvuruda bulunacağımızı ve yaşanan hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Bilinmesini isteriz ki; Danıştay’ın kendi kararlarını ve AYM kararlarını hiçe sayarak verdiği bu son karar, sadece barış akademisyenlerini değil, Türkiye’deki tüm demokratik değerleri ve yargı bağımsızlığını hedef almaktadır. Yaşanan hukuksuzluk haklılığımıza olan inancımızı ve mücadele kararlılığımızı asla sarsamayacaktır. Hukuksuzluğun bir kural haline getirilmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Demokratik, laik, bilimsel ve özerk bir üniversite idealiyle, ihraç edilen tüm akademisyenler kürsülerine dönene dek, örgütlü mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. AYM kararlarının ve evrensel hukuk ilkelerinin rehberliğinde, ihraç edilen tüm akademisyenler görevlerine dönene kadar hem hukuksal girişimlerimizi hem de örgütlü mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
KESK Eş Genel Başkanı Koçak: “10 yıldır bu ülkede bir hukuksuzluk süreci yaşanıyor”
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da şunları söyledi:
“10 yıldır bu ülkede bir hukuksuzluk süreci yaşanıyor. Binlerce kamu emekçisi bu hukuksuzluğun hedefi haline getirildi. On yıldır yaşamı bir mücadeleye dönüştüren, direnen arkadaşlarımızı buradan öncelikle selamlamak istiyorum. KHK’larla ihraç edilmiş olan arkadaşlarımızın 10 yıldır verdikleri mücadele aslında sadece kendileriyle ilgili değil. Bu ülkede hukukun yeniden tesis edilebilmesi için verilen bir mücadele olarak görülmeli. Aynı zamanda bir barış mücadelesidir. Çünkü ihraçlarımızın, yani üyelerimizin büyük bir kısmının ihraç edilmesi, barış mücadelesi verirken yaptıkları eylem ve etkinliklere katılmaları üzerinden şekillenmişti.”

