Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dorukhan Büyükışık davasında “jop ve kelepçe” iddiası

İzmir’de 2018 yılında 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın Narlıdere’de bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin açılan iki davanın birleştirilmesinin ardından, şantiye çalışanları ile polislerin yargılanmasına devam edildi.

İzmir’de 2018 yılında 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın Narlıdere’de bir inşaat

HABER: Fatih ÖZKILINÇ

(İZMİR) – İzmir’de 2018 yılında 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın Narlıdere’de bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin açılan iki davanın birleştirilmesinin ardından, şantiye çalışanları ile polislerin yargılanmasına devam edildi.

İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar, maktulün babası Ethem Büyükışık, annesi Nihal Büyükışık ile taraf avukatları katıldı. Bazı sanık ve tanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlendi.

Mahkeme başkanı, dosya kapsamında ilgili kurumlardan istenen belgelerin ulaştığını bildirdi.

Olayın yaşandığı dönemde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde polis merkezi amiri olarak görev yapan sanık İ.K., bölgeye gittiğini belirterek, kamera kayıtlarının bulunduğu iki alan olduğunu ancak şifre nedeniyle kayıtlara erişemediklerini söyledi.

Olayı “şüpheli ölüm” olarak değerlendirdiklerini ifade eden İ.K., “İki bekçi vardı, düşme sesi ile bağırma duyduklarını anlattı” dedi.

Mahkeme başkanının, olay anında maktule ait cep telefonu ile araç anahtarının yerlerinin değiştirildiğine yönelik sorusu karşısında ise İ.K., “O eşyaların açısını bilmem, nasıl muhafaza edilmesi gerekiyorsa, öyle muhafaza ettim” yanıtını verdi.

Sanık İ.K., maktulün babası Ethem Büyükışık ile avukatlarının sorularına tepki gösterdi. Emekli polis memurları H.A. ile H.K. de suçlamaları kabul etmedi.

Dönemin İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. : Sürüncemede kaldık

Tanık olarak dinlenen, olay tarihinde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü olan İ.Y., olayı “şüpheli bir durum” olarak gördüklerini belirterek, “İnşaat sahibinin oğlu o gün beni arayarak ihbarda bulundu. Ben de 112 Acil Servis’i aramasını söyledim” dedi.

Maktulün arkadaşı B.S. ise olaydan 10 gün önce yaşanan bir tartışmaya değinerek, “Olaydan 10 gün önce tiyatrodayken hocasıyla arasında istediği rolü yapmadığı için sorun çıkmıştı. Dorukhan haksızlığa gelemeyecek birisiydi. O gün kendisine teselli mesajı göndermiştim” ifadelerini kullandı.

İnşaat demiri, jop ve kelepçe iddiası

Başka bir suçtan 5 yıldır cezaevinde bulunan tanık K.K., 2021 yılında tanıştığı G.A.’nın kendisine olaya ilişkin anlatımlarda bulunduğunu öne sürdü. K.K., şu ifadeleri kullandı:

“2021 yılında G. A. ile tanıştım, evini taşıdık. Evinde bir çekyatın altından bana bir bekçi ve polislerin kullandığı jop ile ortası zincirli kelepçe verdi. Daha sonra bunları istedi. Bir parkta buluşup alkol aldığımız sırada bana inşaat demiri, jop ve kelepçeyle bir çocuğu dövdüğünü sonra Narlıdere’de bir inşaattan attığını ve olayı intihar olarak lanse ettiğini anlattı. Çocuğun bir askerin çocuğu olduğunu söyledi. Ben Dorukhan Büyükışık olayını duymamıştım, cezaevinde bu olayı duyunca G.A.’nın anlattıklarıyla aynı olunca tanık olmak istedim.”

Şantiye çalışanı: Düşme olsa parçalanırdı

Tanık olarak dinlenen şantiyede kalıp ve duvar işleri yapan A.K., olay günü maktulün bulunduğu yere yaklaşık 300 metre uzaklıkta olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Olayı sabah 08.00 – 09.00 arası öğrendim. 10 dakika sonra olay yerine gittim. İstinat duvarı üzerinde bir kişi yatıyordu, kan yoktu. Tahminim düşme değil nasıl olduğunu Allah biliyor. Düşme olsa parçalanırdı. Benden sonra olay yerine polis geldi. T.T.’yi aradım, ‘haberim var’ dedi. Bir saat sonra geldi.”

Şirket yöneticileri tanık olarak dinlendi

Şantiyenin sahibi şirketin yönetim kurulu başkanı M.T., olaydan sabah saat 08.30–09.00 arasında haberdar olduğunu belirterek, şantiye sahasına gittiğini ve saat 14.00 sıralarında ayrıldığını söyledi.

M.T., şu ifadeleri kullandı:

“T.T.’ye olayı şantiyeden bir kişi haber vermiş, kim olduğunu bilmiyorum. 250 personel var, hepsini tanımam. Şantiyeye haftada bir, iki defa giderim. Ben şirketin yönetim kurulu başkanıyım. Oğlum T.T. şirketin hissedarı. Şantiyenin proje müdürü O.A.S., onun altında şantiye şefi var. Ben kameraların yerini bilmem. Proje müdürü ve şantiye şefinin görevi. Benim konuyla ilgili bir bilgim yok. Ethem Büyükışık’la bir tanışıklığım yok. İ.Y’yi İlçe Emniyet Müdürü olarak gıyaben tanırım. Olay gecesi evimdeydim. Ben akşam yemeğini yedikten sonra 30 yıldır telefonumu kapatırım. Şirket telefonlarını kimin kullandığını bilmem.”

Şirketin yönetim kurulu üyesi T.T. ise, olayı A.K.’den öğrendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ben gittiğimde polis yoktu, üç metre kadar yaklaştım. Ben maktule temas etmedim. Olay yerine gittiğimde ‘Siz hiç temas ettiniz mi’ dedim. ‘Hayır’ dediler. Hatırladığım kadarıyla sırt üstü yatıyordu. Ben, babam M.T. ve garip bir durum olduğu için İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’yi aradım. Ben gittiğimde ‘polis ve ambulansa haber verdiniz mi’ dedim. Ama zaten benden önce 112 aranmış. Ben gelmeden polise haber verilmiş, ben kimin haber verdiğini bilmiyorum. Olay gecesi evimdeydim, misafirlerim vardı. Kameraların arızalı olup olmadığını bilmiyorum. Maktulün kim tarafından bulunduğunu bilmiyorum. Kamera kayıtlarının olduğu hard diski kimin değiştirdiğini bilmiyorum. Neden sadece 5 ve 8 nolu kamera kayıtları verildi bilmiyorum. Ben ‘polis memurları ne istiyorsa yardımcı olun’ dedim. Ben maktulü tanımam”

Adli tıp uzmanı: Yüksekten düşme olmayabilir

Maktulün ölü muayenesini yapan adli tıp uzmanı G.B. ise “Maktülün elbisesini çıkardım, muayene ettim ve garip bir durum sezdim. Hatta sözlerim, olay yeri kamerasına yansımış. Polisler benden, o anki ilk izlenimlerimi sormuştu. Hatırladığım kadarıyla meslek hayatım boyunca hiç bu kadar yüksekten düşüp de bu kadar az yara alan vakaya rastlamamıştım. Yüksekten düşme olmayabilir dedim. Vücutta çok küçük iki sıyrık vardı” dedi.

Olay yeri fotoğraflarının gösterilmesi üzerine G.B., cesedin yatış pozisyonunun muayene ettiği andakinden farklı olduğunu söyledi. Söz alan baba Ethem Büyükışık, G.B. ile konuştuğunu ve kendisine olayın yüksekten düşme olmadığını söylediğini ileri sürdü.

Anne Büyükışık: Gerçekleri açıklayın

Savunmaların ve tanıkların dinlenmesinin ardından Büyükışık ailesi ve avukatları sanıkların tutuklu yargılanmasını istedi. Anne Nihal Büyükışık, “İnsanlık adına sanıklara sesleniyorum gerçekleri açıklayın” dedi. Cumhuriyet savcısı ise dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti.

Tutuklama talebi reddedildi

Sanıkların tutuklanması talebini reddeden mahkeme heyeti, mevcut hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

“Oğlumuzu öldürenlerin hak ettikleri cezayı almalarını bekliyoruz”

Duruşmanın ardından İzmir Adliyesi önünde açıklamalarda bulunan Ethem Büyükışık, şunları kaydetti:

“Bugün kasten öldürme davasının ikinci duruşmasını hep beraber izledik. Bu duruşmada kasten öldürme sanıklarının dışında olay günü, olay yerindeki delileri karartan ve katillerle işbirliği yapan sanıkların bir kısmının da sanık olarak ifadesi alındı. Kalan kısmı bir sonraki duruşmada alınacak. İnşaat Şirketi’nin sahipleri de bugün tanık olarak diğer işçileriyle beraber ifade verdiler ve olay yerinde bulunan delillerin nasıl karartıldığını kendilerinin de bilmediğini ifade ettiler. Biz oldukça kapsamlı olarak sorularımızı sorduk, yanıtlarımızı aldık. İnşaat Şirketi’nde olay günü çalışan tüm yöneticilerin ve inşaat işçilerinin yalan beyanda bulunduklarını mahkeme huzurunda delilleriyle ortaya koyduk. Gelinen aşamada duruşmanın 5 Haziran 2026 Cuma gününe gün verilmesine karar verildi ve sanıklar için de adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verildi. Bu arada başka bazı deliller toplanacak ve başka bazı bilirkişi raporları gelecek dosyaya. Bütün bunlar geldikten sonra iddialarımızın ne kadar doğru ve haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkacak. Bu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da gerek tanık sayısının gerekse sanıkların giderek artacağını göreceğiz. Hala bugün burada ifade vermeyen tanıklar da bir sonraki duruşmada ifadelerini vermiş olacaklar. Biz adaletin gecikmeden bir an önce tecelli etmesini diliyoruz. Oğlumuzu öldürenlerin ve delilleri karartanların bir an önce adalet karşısında hak ettikleri cezayı almalarını bekliyoruz.”