Uğur İstanbullu
(ARTVİN) – Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Türkiye’de yaklaşık 85 bin maden ruhsatı bulunduğunu, bunların alanlarının toplamının yaklaşık 7,5 milyon hektar olduğunu bildirerek, “Eğer bunların tamamı hayata geçirilirse Türkiye’nin ormanlık alanlarının yarısı yok demektir. Meraları saymıyorum bile” dedi.
Doç. Dr. Kurdoğlu ile Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Artvin Belediye Meclisinin Mart ayı toplantısına katıldı. Kurdoğlu, burada iklim değişikliğinin etkileri ile Artvin’de madencilik ve HES çalışmalarına ilişkin belediye meclisini bilgilendirdi.
Kurdoğlu, Artvin’de madencilik, HES’ler, barajlar, Yeşil Yol, orman kesimi ve çöp sorunu bulunduğunu, bu sorunları belediyelerin tek başına çözemeyeceğini ifade etti.
Su kıtlığından en çok etkilenecek ülkelerin Hindistan, Meksika, Mısır ve Türkiye olduğunu bildiren Kurdoğnu, “Bizde gayrisafi millî hasılanın yarısından fazlası tarıma bağlıdır. Dolayısıyla yağışa ve suya bağlıdır” dedi.
“Tamamı hayata geçirilirse Türkiye’nin ormanlık alanlarının yarısı yok demektir”
Doç. Dr. Kurdoğlu, Türkiye’de yaklaşık 85 bin maden ruhsatı bulunduğunu, bunların alanlarının toplamının yaklaşık 7,5 milyon hektar olduğunu bildirerek, şunları söyledi:
“Eğer bunların tamamı hayata geçirilirse Türkiye’nin ormanlık alanlarının yarısı yok demektir. Meraları saymıyorum bile. Altın kullanımına baktığımızda külçe altında yüzde 37, kuyumculukta yüzde 47, elektronikte yüzde 6, bataryada ve parada ise yüzde 9’luk bir kullanım var. Yani dünyadaki mevcut altın, şu anki ihtiyaçların tamamına fazlasıyla yeter. Bakan Yardımcısı hâlihazırda 14 milyon hektarlık alanda 17 bin ruhsat üzerinde madencilik yürütüldüğünü söyledi. 33 ton üretimden sonra 42 ton üretim yapıldı. Hedef 60 ton. Ama bizim için 60 ton üretim büyük bir felaket demektir. Çünkü pek çok büyük ülke; Kanada, Rusya, Çin gibi ülkeler, bizim yüz ölçümümüzün 10, 15, hatta 20 katı büyüklüğündeki alanlarda madencilik yapıyor. Bu ülkeler için Türkiye büyüklüğündeki bir toprak parçasını gözden çıkarmak sorun olmayabilir. Ama bizim için sorun.
Biz ‘Madencilik yapılmasın’ demiyoruz. Böyle bir yaklaşımımız yok. Ama madencilik, bulunduğu yerdeki yaşamı ve toplumun geleceğini tamamen yok edecek ölçüde değişikliğe sebep oluyorsa, o madencilik ya da başka bir ekonomik faaliyet yapılmamalıdır. Üstelik bu madenciliğin gelirlerinin önemli bir kısmı, neredeyse yüzde 99’u bu ülkede kalmıyor. Çok uluslu şirketler başka ülkelerde de aynı şeyi yapıyorlar. Kendi ülkelerinde ise durum çok daha farklı.
Artvin’e bakın; küçücük bir yer. Ama neredeyse tamamı maden sahası. Artvin’i bir huni gibi düşünün ya da bu dağların Artvin’i saran, koruyan bir ana şefkati gibi düşünün. Buraya düşen her şey, damlayan her su Artvin’den geçmek zorunda. Bir şey daha var: Bu alanın tamamı heyelan sahası. Dolayısıyla madencilik en büyük problemlerden biridir.”
“Suya ulaşmak zorlaşıyor”
Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem de su kıtlığına değinirken, Burdur’daki durumu örnek gösterdi. Erdem, “Burdur bir tarım bölgesi, biliyorsunuz. Dört yıl önce Burdur bölgesinde 40–45 metreden su çıkarılıyormuş. Şimdi ise 275 metreden çıkarılıyor. Gelecek dört yılda muhtemelen 400–500 metre seviyelerine ineceğiz. Bu da çok maliyetli. Yüksek maliyetli olmasına rağmen suya ulaşmak da zorlaşıyor” dedi.

